{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1103 Esas  - 2024/1328 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1103 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1328<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...  ...<br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/213 Esas 2022/94 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 20/03/2017<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  06/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kefil olduğu dava dışı .... Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi gereğince borçlulara ticari kredi kullandırıldığını, kredi kullanımından kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi sebebi ile borçlu ile kefillere Ankara 38. Noterliğinden 01/09/2016 tarih ve 27958 yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede toplam borcun ödenmesi için verilen sürenin bitim tarihi itibariyle borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve müşterek borçlu ve kefillere Ankara 14. İcra Müdürlüğü 2016/23757 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını , takip dosyasındaki ödeme emrinin borçlu davalıya 19/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde borcu ödemeyen davalının 21/12/2016 tarihli dilekçe ile borca ve tüm ferilerine itiraz etmesi ile takibin durduğunu,  kullandırılan ticari krediye ilişkin asıl borçlu ve diğer kefilin itiraz etmediğini,  bu sebeple onlara ilişkin takibin kesinleştiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesi talep edilmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 09/10/2006 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin davalı tarafından eşinin o tarihte şirkette hissedar olmasından kaynaklı yönetim iradesinin oluşumuna tesir edebileceğinde dair güvenle dava dışı şirket lehine müşterek ve müteselsilen imzaladığını, eşinin 13/11/2008 tarihinde yapılan hisse devri ile dava dışı şirkete ilişkin hissedarlığının son bulduğunu, davacı bankanın ... Şubesine sunulan 06/02/2009 tarihli dilekçe ile davalının ve eşinin kredi sözleşmesi ile ilgili kefaletlerinin son bulduğunu, adı geçen kişilerin onayları alınmaksızın kredi ilişkisinden yenilenmesinden sorumlu olmayacakları hususunu davacı bankaya bildirdiklerini, davacı bankanın Ankara 38. Noterliği'nin 31/08/2016 tarih ve 27799 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve 01/09/2016 tarih ve 27958 yevmiye numaralı ihtarnamelerinin keşide ettiğini, söz konusu ihtarnamelere cevaben davalı tarafından Ankara 41. Noterliğinden 06/09/2016 tarih ve 27836 yevmiye numarası ile ihtar keşide edildiğini, ilgili ihtarnamede davalının eşinin hissedarlığının son bulduğu tarihte şirketle arasında herhangi bir bağ kalmadığını, bankaya yapılan bildirim neticesinde kefaletinin sona erdiğini, dava dışı şirket ile banka arasında akdedilmiş olan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle veya kredi cari hesabı şeklinde işleyen kredi işlemlerine ilişkin olarak kefil sıfatıyla ve/veya başkaca herhangi bir nam altında hiçbir sorumluluğunun kalmadığının/bulunmadığının cevaben ihtar olduğunu, dava dilekçesinde ek olarak sunulan 18/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi bilgilendirme formu isimli belgelerin bir kısım sayfa fotokopilerinde müvekkilin kefil ve/veya başkaca herhangi bir nam altında hiçbir imzasının olmadığını, bu sebeple müvekkilin kefil olarak imzasının bulunmadığı bir sözleşmeye dayanarak kullandırılan krediye ilişkin sorumlu tutulmasının abesle iştigal olduğunu, Türk Borçlar Kanununun 598. maddesi uyarınca bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet ve buna ilişkin sözleşmenin üzerinden 10 yıl geçmekle sona erdiğini, bu sebeple davacının davalıya karşı kefil sıfatı ile icra takibine geçmesinin haksız ve hukuki aykırı olduğunu davalının 09/10/2016 tarihi itibari ile kefaletinin sona erdiğini bildirerek davanın reddine ve davacının en az %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkumiyetine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davaya konu borcun 18/01/2016 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, davalının bu sözleşmede imzasının olmadığı, bu nedenle takibe konu boçtan sorumlu olmasının mümkün olmadığı, TBK 598 maddesi uyarınca kefalet tarihinden bu yana 10 yıllık sürenin  de dolmuş olduğu, depo talep edilen çeklerin basım tarihinin 2008 yılı olduğu, takip tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmuş olması nedeniyle çeklerin geçerliliğinin bulunmadığı gibi esasen sözleşmede depo edilmesi konusunda kefil yönünden açık hüküm de bulunmadığı gözetilerek; davacı bankanın  ödenerek kapanmış olan eski sözleşme ile davalının imzası bulunmayan  yeni sözleşme ve davalı kefilin depo yönünden sorumlu olmadığı zamanaşımı dolmuş  çekler için yaptığı takipten davalının  sorumlu olmadığından davacının davasının reddine, davacı bankanın sözleşmeleri gereği gibi değerlendirmesi gerekirken davalının itirazlarına rağmen takip yapıp dava açtığı gözetilerek taktiren kötü niyet tazminatına da hükmedilmesine, 13.261,58 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’un kefil olduğu ... Turizm Sanayi İth. İhr.tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen 2006 tarihli genel kredi sözleşme gereğince borçlulara ticari krediler kullandırıldığını, kredilerin kullanımından kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi nedeni ile borçlu ve kefillerine  ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ve kefil hakkında icra takibi başlatıldığını, davacı banka ile ... Turizm Sanayi İth. İhr.tic. Ltd. Şti arasında imzalanan 09/10/2006 tarihli 1.000.000,00 TL limitli ve süresiz genel kredi sözleşmesine baktığımız davalının müşterek borçlu ve müteselsilen kefil olduğu ve şahsı kefaletinin devam ettiğinin görüleceğini, nakdi kredilere ilişkin olarak, icra takibine konu olan 324-6299075 nolu kredili mevduat hesabı açılış tarihinin 05/01/2008 olduğunu, davalının kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcundan sorumlu olduğuna ilişkin rapor tanzim rapor edildiğini, ayrıca davalı borçlunun 09/10/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde kefelete ilişkin imzası mevcut olduğunu,  bu nedenle mahkemenin iş bu kararı yerinde  olmadığını, davalı ...’un kefil olduğu ... Turizm Sanayi İth. İhr.tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşme gereğince borçlulara 324- 7848602 ticari kredi kullandırıldığını ve tahsis edildiğini,  ancak iş bu ticari kredinin ödenmediğini, gayri nakdi alacak/2.220,00 TL çek depo talebine ilişkin olarak; davaya konu icra takibin takip tarihi 14/12/2016 olup icra takibinde talep edilen 3 adet çek yaprağından kaynaklanan 2.220,00TL güncel çek taahhüt tutarı dava tarihinden sonra zamanaşımına uğraması nedeni ile 3 adet çek yaprağından kaynaklanan bir sorumluluğunun kalmadığını, bu hali ile icra takibinde talep edilen 3 adet çek yaprağından kaynaklanan sorumluluğun konusuz kaldığını, bu nedenle bu alacak kalem konusuz kalması nedeni ile konusuz kalan alacak kalem hakkında karar verilmesine yer olmadığı karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekilinin istinaf talebine cevap ve katılma yoluyla istinaf talep dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı lehine hükmolunan yasal vekalet ücreti yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  ticari krediden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik olarak 2004 sayılı İİK'nın 67.maddesine göre açılmış itirazın iptali istemlidir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Turizm Ltd. Şti. arasında,  09/10/2006 tarih, 1.000.000 YTL limit tahsis edilerek \"Genel Kredi Sözleşmesi\"nin tanzim edildiği, söz konusu sözleşmenin davalı  ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, kefaletin, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nun 484 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu   anlaşılmıştır. <br>\tAnkara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23757 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı banka, borçlularının dosyamız davalısı ..., dava dışı ... Turizm Ltd. Şti ve ... olduğu, borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 66.307,90 TL alacağın tahsili  amacıyla başlatılan takibe konu  borca ve fer'ilerine,  davalı ...'un 26/12/2016 tarihinde yasal süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin  durduğu görülmüştür. <br>\tDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Turizm Ltd. Şti. Arasında tanzim olunan 18/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile davalı banka arasında 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, iş bu sözleşmeyi dava dışı ...'un 125.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dosyamız davalısının iş bu genel kredi sözleşmesinde imzasının yer almadığı görülmüştür.<br>\tDosya kapsamında bilirkişiden alınan 23/12/2021 tarihli raporda özetle;   davaya konu uyuşmazlığın ödenmediği iddia edilen dava dışı asıl borçlu firmaya kullandırılan 324-7848602 n.lu taksitli ticari kredi ve 324-6299075 n.lu  kredili ticari mevduat hesabı ile 3 adet çekin yasal karşılıksız çek bedelinin depo talebinden  kaynaklanan alacak bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebinden kaynaklandığı, dava dışı asıl borçlu firma ile 09/10/2006 tarihli 0293998 sözleşme  numarası ile  1.000.000,00 TL tutarındaki genel kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye  dava dışı ... ile davalı ...'un   müteselsil kefaletlerinin  alındığı, dava dışı asıl borçlu firma  ile 18/01/2016 tarihli T00107392 sözleşme numarası  ile 100.000,00 TL tutarındaki Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye  dava dışı ...'un 125.000,00 TL lik   müteselsil kefaletlerinin  alındığı,  davalı ...'un 18/01/2016 tarihli bu sözleşmede müteselsil kefil olduğuna ilişkin kayda rastlanılmadığı , kredi alan birden fazla genel kredi sözleşmesi imzalamış ancak kefil bunlardan sadece bir genel kredi sözleşmesi'ne kefil olmuş ise, sadece kefil olduğu genel kredi ve teminat sözleşmesi ile sorumlu tutulabileceği,  iş bu davaya konu uyuşmazlıkda da  ; yukarıda da yer verildiği üzere  dava dışı asıl borçlu firma ile  09/10/2006 tarihli ve 18/01/2016 tarihli olmak üzere iki ayrı genel kredi sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, bunlardan 18/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu firma ile Banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi tahtında müşteri tarafından talep edilen (1 n.lu belgeden 20.000,00 TL limitli Kredili mevduat/KMH, 2 n.lu belgeden de 50.000,00 TL limitli 24 ay vadeli taksitli kredi talep edildiği )  krediye ilişkin kullandırım koşullarının  yer aldığının belirtildiği, takibe konu 324-7848602 n.lu taksitli ticari kredinin ve 324-6299075 n.lu kredili ticari mevduat limitinin 18/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ile tahsis edildiği ve iş bu sözleşmede de davalı ...'un müteselsil kefaletinin bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.<br>\tTüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; alacaklı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu ... Turizm Ltd. Şti ve  dosyamız davalısı  kefil ... aleyhine, ticari nitelikte genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23757 E. sayılı dosyası ile   14/12/2016 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, dosyamız davalısı ...'un 21/12/2016 tarihinde borca ve tüm ferilerine itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, durdurma kararının vekile tebliğ edilmediği, bu bağlamda İİK'nun 67.maddesi uyarınca davanın yasal süresinde açıldığı, davalı tarafça kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun olmadığının savunulduğu, mahkemece yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere, takibe konu borcun davalının kefaleti ile teminat altına alınan sözleşmeden kaynaklanmadığından davacının davasının reddine karar verildiği hususlarında dosyamız kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki halli gereken uyuşmazlığın, davacı alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında tanzim olunan  09/10/2006 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı kefilin sorumluluğunun devam edip etmediği,  davada uygulanması gereken hak düşürücü sürenin ne olması gerektiği,  818 sayılı BK'nın yürürlük tarihinde iken gerçekleştirilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacakla ilgili olarak kefilin sorumluluğunun hangi süreye tabi olacağı, sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren TBK'nun 598. maddesinde yer alan 10 yıllık kefalet süresinin uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanabilecek ise takip tarihi itibarıyla bu sürenin dolup dolmadığı, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2 maddesinde düzenlenen 1 yıllık sürenin somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda düzenlenen sürenin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği hususlarında toplandığı görülmüştür.<br>\t6098 sayılı TBK'nun   598. maddesi;   \"Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.  Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin  kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.\" düzenlemesini içermektedir.<br>\t6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde geçmişe etkili olmama kuralı düzenlenmiş, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı sürelerini ise 5. maddede düzenlemiştir. 5. maddede \"(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.<br>\t(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.\" düzenlemesine;  6.maddesinde ise \"(1) Bu Kanunun 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.\" düzenlemesine yer verilmiştir.\t<br>\tBu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda kefalet süresine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, kefalet sözleşme tarihinden sonra, takip tarihinden önce, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'nun 598/3. maddesinde  kefalet süresinin azami 10 yıl olacağının  hükme bağlandığı,  Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesi ise \"Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zaman aşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 1 yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.\" hükmünü içerdiği,  buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 09/10/2006  tarihinde akdedildiği, davalı aleyhine takibin ise 14/12/2016 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça daha önce aynı borca ilişkin dosyamız davalısı kefil yönünden takip yapıldığının iddia ve ispat edilemediği,  buna göre müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık sürenin 09/10/2016 tarihi itibariyle dolduğu,  buna göre icra takip tarihi olan 14/12/2016 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, dolayısıyla müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, gerçek kişi müteselsil kefile başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık sürenin de hakdüşürücü süre olduğu, bu sürenin hak düşürücü  süre olması nedeniyle kesilme ve durmasının söz konusu olmadığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarih,  2021/2396 E.,  2022/6884 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, bu sürenin resen nazara alınarak bu bağlamda eldeki davanın hak düşürücü süre nedeniyle dinlenme olanağının bulunmadığı, Mahkemece davanın hak düşürücü süre de açılmadığından usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla kamu düzeni gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının hak düşürücü süre yönünden usulden reddine, her ne kadar tarafların haklılık durumu incelenmeden usulden red kararı verilmiş olduğu gözetilerek, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekiyor ise de kötü niyet tazminatına ilişkin istinaf talebi bulunmadığından kötü niyet tazminatına yönelik ilk derece mahkemesi kararıyla bağlı kalınmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tYine her ne kadar davalı vekilince takibe konu borcun 09/10/2006 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve davalının kefaletinin ve sorumluluğunun kullandırılan krediler için devam ettiği iddia edilmiş ise de, davalı  kefilin  sorumluluğunun 10 yıllık hak düşürücü süre ile bittiği anlaşılmakla bu hususun ayrıca irdelenmesine gerek görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebi değerlendirildiğinde; davalı vekilince mahkemece lehlerine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ve mahkemece de  kabule  göre, davacının davasının esastan reddine karar verildiğinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ise  de, yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere kamu düzeni gözetilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği ve Dairemizce kurulan yeni hükümde davacının davasının hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilip ve usulden redde ilişkin verilen kararlarda maktu vekalet ücretine hükmedildiğinden itirazının sonuca etkisi olmayacağı değerlendirilmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzeni gözetilerek kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, TBK'nun 598/3. fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davacının davasının usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KABULÜNE,<br>\tAnkara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih ve 2017/213 Esas 2022/94 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t2-Davacının davasının  TBK'nun 598. maddesinde düzenleme yeri bulan 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği dikkate alınarak,  HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE YÖNÜNDEN USULDEN REDDİNE, <br>\t4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 1.132,38 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 704,78‬ TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafça yapılan  yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil ile davalıya verilmesine,  <br>\t7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tB)1-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 32,50 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 253,20 TL istinaf giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>\t4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 06/12/2024<br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...              ...                ...    ... <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fb44fe246ae4852","SID":"5848469f739a0cfe"}}