{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1238 <br>KARAR NO: 2025/39<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/12/2021<br>NUMARASI: 2018/490 Esas - 2021/1053 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 15/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  04/11/2017 tarihinde davalılardan ... sevk ve idaresinde bulan ve diğer davalı ... adina kayıtlı ... plakalı aracın davacı ... sevk ve idaresindeki ...'a ait olanı ... plakalı araca çarptığı, müvekkilin söz konusu kaza neticesinde ciddi şekilde yaralandığı ve uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığı, davacının idaresinde bulunan ... plakalı aracın ... adına kayıtlı olup müvekkil tarafından kiralanmış ticari bir taksi olduğunu, bu kazadan dolayı kiraladığı taksiyi kullanamadığı , geçimini sağladığı mesleğini icra edemez hale geldiği ve hem kendisi hem de ailesinin  ciddi maddi zararlara uğradığını, ... plakalı aracın kaza tarihi olan 04.11.2017 tarihinden 17.11.2017 tarihine kadar 13 günlük süreç içerisinde serviste kaldığı ve bu süre içerisinde kullanılamamış olduğu, davacı müvekkil ...'ın kaza sebebiyle vuku bulan zararlarının tedavi giderleri ve yol masrafları, çalışma gücünün kaybedilmesi veya azalmasından doğan zarar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, ...  plakalı aracın kullanılamadığı süreye tekabül edan kira bedeli (taksi plakası kira sözleşmesi), ... plakalı aracın serviste kaldığı süre boyunca müvekkilin mahrum kaldığı kar olduğunu belirterek  fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla 100 TL tedavi giderleri, 100 TL çalışma gücünün kaybedilmesi veya azalmasından doğan zarar, 100 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, 500 TL aracı kullanamadığından ötürü kira bedeli, 200 TL aracı kullanamadığı ve serviste kaldığı süre boyunca kar kaybı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi (davalılardan müşterek ve müteselsilen karşılanmasına) 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 21.000,00 TL tazminatın  kaza tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak kaza tarihi dikkate alındığında kesin ve tam rapor alınabilmesi için tedavi sürecinin bitmesi ve en azından kaza tarihi üzerinden 1 yıl geçmesi gerektiğini, somut olayda ise raporun alındığı tarih itibariyle kazanın üzerinden henüz 1 yıl geçmediği, başvuru şartı yerine getirilmeksizin açılan  davanın  usulden reddi gerektiğini,  müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, hesaplamaların TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8% teknik faiz ile yapılması gerektiğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak müvekkilinin aracının diğer davalı ... Sigorta A.Ş 'ne ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu,  kazanın oluşumunda davacı yanın da müterafik kusuru olduğunu, Mahkemece Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının kalıcı iş gücü kaybının tesbiti için tıbbi tedavinin sona ermesi ve tıbbi tedaviden sonra bir yıl sürenin geçmesi gerektiğini, davacının yaralanmasının üzerinden henüz bir yıl geçmemiş olduğunu, davacının Beykoz Sosyal Güvenlik Merkezi'nden 1.807.13 TL geçici iş görmezlik ödeneği aldığını, bu ödemenin hesaplanacak tazminattan mahsubu gerektiğini, tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme sonucunu doğuracak şekilde yüksek olmaması gerektiğini, ticari faiz değil ancak yasal faiz talep edebilir olduğunu talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.624,77 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatının davalı ... Sigorta yönünden 30/05/2018 tarihinden itibaren,  (..., ...) diğer davalılar yönünden kaza tarihi 04/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın  kaza tarihi 04/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (..., ...)  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin söz konusu kaza neticesinde ciddi şekilde yaralandığı ve uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını, müvekkile ait 04.11.2017 olay tarihinde alınmış muayene raporlarını dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduklarını, müvekkilinin rahatsızlığının basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikle olduğunun belirtildiğini, kaza sonrasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırılmış ve burada tedavi altına alındığını, tetkikler neticesinde müvekkilinin kolunda kırık ve sağ elindeki parmaklarda hassasiyet tespit edildiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, günlük yaşantısını idame ettirirken büyük sıkıntılar çektiğini, bu yaşananlara karşın verilen gerekçeli karardaki aleyhe olan yönlerin usul ve yasalara aykırı olduğunu, kazaya uğrayan aracın aynı zamanda müvekkilinin geçimini sağladığı yegane yer olduğunu, müvekkilinin yaşadığı maddi manevi buhran göz ardı edilerek verilen tazminat bedelinin çok az olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda 04/11/2017 günü davalı sürücü ..  sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile  davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı  aracın çarpışması ile  meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında mahkemece 11/12/2029 tarihli celse ara kararına göre davacı vekili tarafından sunulan 17/12/2019 tarihli netice-i talep sonucu açıklama dilekçesinde dava dilekçesiyle ile talep edilen alacak kalemleri miktar olarak somutlaştırılarak  \"...  işbu dava ile fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik; 100,00 TL tedavi giderleri ve yol masrafları, 100,00 TL çalışma gücünün kaybedilmesi veya azalmasından doğan zarar,100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, 500,00 TL ... plakalı aracın kullanılamadığı süreye tekabül eden kira bedeli,  200,00 TL ...plakalı aracın serviste kaldığı süre boyunca müvekkilin mahrum kaldığı kara ilişkin zararın, kaza tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilinin\" talep edildiği açıklanarak dava konusu edilen tazminat kalemleri belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de  sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları, dayandıkları vakıalar, sundukları ve toplanan  deliller, bilirkişi raporları ve tüm  dosya kapsamı değerlendirilerek davacının dava dilekçesi ve  17/12/2019 tarihli talebini somutlaştırdığı dilekçesinde belirttiği   bedensel zararına dayalı tazminat talepleri ile hasara uğrayan aracı nedeniyle oluşan   tazminat taleplerinin her biri bakımından  somut hiç bir gerekçe yazılmadan soyut ve yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Daire kararının kapsamına göre diğer istinaf sebepleri bu aşamada inceleme konusu yapılmamıştır.  Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ba711372af895f2","SID":"8038ea981dc003dc"}}