{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1340 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1822<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/571 Esas - 2023/132 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... ...<br>DAVALI\t\t: ... ...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 04/10/2022<br><br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 12/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 03/01/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Kocaeli İcra Dairesi 2021/95524 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibine başlanıldığını, ilgili takibin ödeme emrinin davacıya 28/06/2021tarihinde İİK'nın 21. madde gereği tebliğ olduğunu, icra takibine dayanak belgenin 04/04/2013 tanzim tarihli, 01/10/2018 vade tarihli, 30.000,00 TL miktarlı senet olduğunu, davacının takibe konu senedi 2013 yılında ...'a Olan 30.000,00 TL (otuz bin türk lirası) borç için vermiş  olup icra takibi konusu senet düzenleme tarihli ve borç miktarı yazılı olarak davacı tarafından imzalanarak alacaklı ...'a teslim edildiğini, davalı alacaklı ...'nin bu borca sadece sözel olarak kefil olmuş olup senet üzerinde hiç bir imzasının olmadığını, asıl alacaklı ... olmasına rağmen davalı alacaklı ...'nin sadece aracılık edip sonrasında kötü niyetli olarak isimsiz imzalanan senetlerde kendini alacaklı olarak gösterdiğini, senet düzenlenmesi akabinde düzenlenen senedin kaybolduğu söylenerek aynı tarih ve miktarlı ikinci bir senet düzenlenerek davacı tarafından iyi niyete dayalı olarak imzalandığını, davacının o tarihlerde yaşadığı ekonomik zorluk neticesinde icra takibi konusu  borcu ödeyemediğini ve davalı alacaklı ... tarafından Körfez İcra Dairesi  12/05/2015 tarihli 2015/918 Esas sayılı takibi başlatıldığını ve söz konusu borcu 2016 yılında icra dairesi hesaplarına yatırılarak kapatıldığını, ödeme yapılmış ve borç kapanmış olmasına  rağmen davalı alacaklı ...'nin kötü niyetli olarak kaybolduğunu iddia ederek davacıya imzalatmış olduğu  senedi herhangi bir alacağı kalmamış olmasına rağmen  tekrar işleme koyduğunu, dava konusu Kocaeli İcra Dairesi 2022/95524 Esas sayılı icra takibinde örnek 10 ödeme emrinin davacıya 28/06/2021 tarihinde İİK'nın 21 madde gereği muhtara teslim edildiğini, açılan icra takibinden 14/09/2022 tarihinde haberdar olduğundan itiraz süresini geçirmiş olup yasal itiraz hakkını kullanamadığını belirterek icra takibine konan senet nedeniyle davalı alacaklıya  borçlu olmadığının tespitine ve senetin iptaline, teminat karşılığında ya da teminatsız dava neticesinde müvekkilinin mağdur olmaması açısından, icra dosyasına yatıracağı paraların alacaklı davalılar tarafından çekilmemesi, dosyanın üçüncü şahıslara temlik edilmemesi ve de dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız ve kötüniyetli aleyhlerine takip yapıldığından %40’tan aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'e karşı bana olan borcu nedeniyle Kocaeli İcra Dairesi 2021/95524 Esas numaralı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davacının bu borçtan ve icra takibinden haberi olduğunu, davacının oturduğu binanın aile apartmanı olduğunu, kayınpederi, kayınçosu ile birlikte oturduğunu, tebligattan haberinin olmadığını söylemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, icra ödeme emri kendisine tebliğ olduktan bir süre sonra borcu ödemesi için kendisiyle iletişime geçildiğini, davalı ise \"ödemiyorum borcumu elinizden geleni yapın\" dediğini, daha sonra kendisine miras kaldığı ve bu mirasa haciz koydukları için icra takibinden yaklaşık 1,5 sene sonra huzurdaki davayı açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı ... Derince Limanından iş arkadaşı olduğunu, kendisinin daha öncelerde de birçok borcu bulunduğunu, kendisiyle olan dostluklarından kaynaklı her zaman yanında olduğunu, birçok borcunu ödemesine yardımcı olduğunu, birçok borcuna kefil olduğunu, davacının yüzünden tarafına yüklenen borçları ödeyebilmek için 2015 yılında erkenden emekli olduğunu, davaya konu olan senedi de kendisinden aldığı borca karşılık olarak verdiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve kötü niyeti aşikar olan davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davacının açmış olduğu davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından USULDEN REDDİNE<br>2-Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair dosya içerisinde bilgi ve belge olmadığından REDDİNE<br>3-Konulan ihtiyati tedbirin karar kesinleştiğinde kaldırılmasına ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; netice itibariyle davacının Kocaeli İcra Dairesi 2021/95524 Esas Sayılı dosyasında takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmekte olup usul ve yasaya aykırı bu kararı istinaf etme zarureti hasıl olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının kötü niyeti olduğunu, davacının yalan beyanlarda bulunarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 Tarih - 2022/571 Esas - 2023/132 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; menfi tespit istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından usulden reddine  karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı aleyhine Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/95524 esas sayılı dosyası ile bonoya istinaden ilamsız icra takibi ile takip başlatılmasına üzerine, davacı tarafından eldeki davanın açıldığı ve açılan davada takip nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın  hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlık; 01.10.2018 vade tarihli 30.000,00 TL bedelli senet nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır.<br> 6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre; \"Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.<br>Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir\". <br>Bilindiği üzere, \"hile\"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.<br>Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.<br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinden davanın konusunun irade bozukluğu haline dayandığı, davacının, daha önceden imzalayıp davalıya vermiş olduğu bononun kaybolduğunun söylenmesi üzerine aynı borç için dava konusu bononun  davalıya verildiğini iddia etmiştir. Yanılma ve aldatma halinde yanılma ve aldatmayı öğrendikten veya korkutma halinde ise korkutmanın etkisi ortadan kalktıktan sonra bir yıl içinde davanın açılması gerekmektedir (6098 sayılı TBK. M.39/1). Anılan hükümde düzenlenen  bir yıllık süre  hak düşürücü süredir. <br>Eldeki uyuşmazlıkta, davaya konu Kocaeli İcra Dairesinin 2021/95524 Esas sayılı ilamsız icra takibinin 18/06/2021 tarihinde açıldığı, ödeme emrinin davacıya TK'nın 21-(1) maddesi uyarınca 20/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 04/10/2022 tarihinde açıldığı görülmektedir. Bu belirlemelere göre, davacının ileri sürdüğü aldatmayı (kaybolduğu söylenen bononun kaybolmadığını ve takibe konu edildiğini iddiasını) en geç ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 20/06/2021 tarihinde öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davacının aldatma iddiasına dayılı davayı en geç 20/06/2022 tarihinde açması gerekirken bu tarihten sonra açtığı anlaşılmaktadır.  Bu belirlemelere göre davacı tarafından eldeki dava bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığından ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine şeklinde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br><br>2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,  <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/12/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c82f7420b379c65","SID":"e06472ee29b41048"}}