{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1337 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1821<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/206 Esas - 2023/130 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ....<br>DAVALILAR\t\t: 1-... ....<br>\t\t  2-... ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVA TÜRÜ\t\t: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 11/12/2017<br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 12/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 07/01/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Beşiktaş 11. Noterliği'nin 10/01/2012 tarih, ... sayı ile 03/01/2012 tarihinde kurulan FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 19/01/2012 tarihli ve 7987 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacının ortağı olduğu FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sermayesinin ise 30/06/2016 tarih ve 846 sayılı Ticaret Sicili gazetesinde ilan olunduğu gibi 1.000.000,00 TL iken 3.000.000,00 TL olarak arttırıldığını, bu artış kararına itiraz edilerek İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret mahkemesinde dava açtıklarını ve haklılıklarının bu davada bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, şirketin kuruluşundan itibaren yönetim kurulu başkanı olan ve şirketi münferit imzası ile tek başına temsil yetkisi bulunan davalı ... ve şirketin mali işlerini takip eden yönetim kurulu üyesi ...'ın pay sahibi olan müvekkiline bilgi ve belge vermedikleri gibi şirketin kötü yönetiminden de sorumlu olduklarını, şirketin zarara uğratılmasından davacının kendisine gönderilen Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. tarafından keşide edilen Beyoğlu 31. Noterliğinin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ve Türkiye İş Bankası tarafından keşide edilen Kartal 10. Noterliğinin 31/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile haberdar olduğunu, bu ihtarnamelerde belirtilen toplam mer'i gayri nakdi borç tutarı 3.607.317,78-TL.+95.850,90 USD toplam nakdi borç tutarı 10.306.269,20 TL ve 1.118.383,73 USD bu borçlardan davacının haberi olmadığını, davalının şirketi keyfi yönetimi ile zarar uğrattığını ve şirketin tek mal varlığı olan fabrika binasını kanunun emredici hükmüne aykırı olarak bila bedel TKKB'ye devir ettiğini, bu konuda alınması gereken bir genel kurul kararını almadığı gibi bu durumu müvekkilinden sakladığından bahisle, öncelikle şirketin aktifini azaltıcı ve pasifini artırıcı  işlemlerin önlenebilmesi için, şirket yönetiminin dava sonuna kadar Kayyum'a devredilmesine, şirketin zarara uğratılmasından dolayı uğramış olduğu doğrudan zararlardan belirlenecek olan zararlarına karşılık 5.000,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte zarara sebep olan davalılardan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği tüm maddi vakalarda dava dışı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunu, kararların alınmasında bizzat olumlu oy kullandığını, davacının davalılar aleyhinde sorumluluk davası açma hakkı bulunmadığını, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, ayrıca dava dilekçesinde Dilovası'nda yer alan gayrimenkulün bedelsiz olarak TFKB'ye devir ve tescil edildiğinin yasal olmadığı iddiasının doğru olmadığını, davacının İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret mahkemesinde görülmekte olan davaya ilişkin olarak bilirkişi raporunda haklılıklarının tespit edildiğini beyan etmiş ise de, o davanın sermaye artışına ilişkin olarak dava dışı şirkete açıldığını, bu dava ile bir ilgisinin bulunmadığından bahisle, davanın öncelikle derdestlik ve zamanaşımı sebebiyle usulden reddine ve haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kanıtlanmaması sebebiyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme rapora yapmış oldukları itirazları değerlendirmeden hüküm kurduğunu, rapora yapmış oldukları itirazlar da ifade ettikleri üzere iş bu rapor yeterince inceleme yapılmadan düzenlenmiş olması yanında somut verilere dayalı olmadan düzenlenmiş bir rapor olduğunu, 10 sayfa olarak düzenlenen bilirkişi raporunda bol bol Rusya Krizi anlatılmış, ancak BAM bozma kararına uygun tek bir inceleme dahi yapılmadığını, Bilirkişi raporunun düzenleniş şekli, içeriğindeki açıklamalar Bilirkişilik Kanunu ve Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Genelgesine aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yan dosyadaki çok sayıda bilirkişi raporunun hiçbirinden tatmin olmamış, haksızlığını delillendiren her bilirkişi raporu için gerçekleri bağlamından koparak itiraz sunduğunu, açıktır ki davacı yan yalnızca kendi lehine olan bilirkişi raporlarının değerlendirmeye alınmasını talep etmekte, objektif şekilde hazırlanan bilirkişi raporlarının ise hükme esas alınmamasını talep ettiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2023 Tarih - 2022/206 Esas - 2023/130 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; 6102 sayılı TTK'nın 553-(1) maddesi gereğince açılan, yöneticilerin kusurlu eylemleriyle şirketi uğrattıkları zararın tazmini istemidir. <br> İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının da  ortağı olduğu, Beşiktaş 11. Noterliği'nin 10/01/2012 tarih, ... sayı ile 03/01/2012 tarihinde kurulan FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 19/01/2012 tarihli ve 7987 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiği, FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sermayesinin 30/06/2016 tarih ve 846 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunduğu gibi 1.000.000,00 TL iken 3.000.000,00 TL olarak arttırıldığı, bu artış kararına davacının itiraz ettiği ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret mahkemesinde dava açıldığı, şirketin kuruluşundan itibaren yönetim kurulu başkanı olan ve şirketi münferit imzası ile tek başına temsil yetkisi bulunan davalı ... ve şirketin mali işlerini takip eden yönetim kurulu üyesi ...'ın şirketin kötü yönetiminden sorumlu oldukları, şirketin zarara uğratılmasından davacının kendisine gönderilen Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. tarafından keşide edilen Beyoğlu 31.Noterliğinin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ve Türkiye İş Bankası tarafından keşide edilen Kartal 10.Noterliğinin 31/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile haberdar olduğu, davalıların birlikte hareket ederek şirketi zarara uğrttıklarını belirterek öncelikle şirketin aktifini azaltıcı ve pasifini artırıcı  işlemlerin önlenebilmesi için, şirket yönetiminin dava sonuna kadar Kayyum'a devredilmesi, şirketin zarara uğratılmasından dolayı uğramış olduğu doğrudan zararlardan belirlenecek olan zararlarına karşılık 5.000,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte zarara sebep olan davalılardan tazminine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine Dairemizin 25/01/2022 tarih 2021/658 Esas 2022/165 Karar sayılı ilamı ile \" ... Davacı tarafından, yargılamanın devamı sırasında ve mahkemece verilen kararın istinaf edilmesi safhasında ısrarla, dava dışı şirketin Rusya ülkesinde almış olduğu iş ve bu işin tamamlanmamış olsa dahi şirket tarafından bir miktar hak edişin alındığını belirtmesi ve alınan bu hak edişin İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1323 esas sayılı dosyasında bulunan raporda da belirtildiği, ancak ne var ki yapılan yargılamada bu hususun ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığı, davacının belirttiği bu husus yeteri derecede incelenmeden eksik inceleme ve dolayısıyla yanılgılı kanaatle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkemece davacının beyan ettiği şekilde FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin  Rusya ülkesinde yaptığı iş ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin eksiksiz dosya arasına kazandırılması ve davacının bildirdiği İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1323 esas sayılı  dosyasının  dosya arasına getirtilerek incelenmesi ve sonucuna göre oluşacak kanaate göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi  gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. ...\" şeklindeki gerekçelerle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafın ortağı olduğu davalı şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, iddianın ileri sürülüş biçimine göre şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555. (6762 sayılı TTK'nm 309.) maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekir. Eldeki davada davacının talebi de bu yöndedir.<br>Şirket yöneticinin sorumluluğu  6102 sayılı TTK'nın 553. Maddesinde; \"(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.<br>(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.<br>(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.\" şeklinde düzenlemiştir. <br> 553. maddenin 1'inci fıkrasının ilk halinde, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurları bulunmadığını ispatlamadıkça  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde düzenlenme yapılmış ve kusur bir karîne olarak kabul edilerek, ispat yükü yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanlara yüklenmişti.<br> Söz konusu maddenin 26.06.2012 tarih ve 6335 Sayılı Kanun'un 28. ve 41. maddeleri ile düzenlenmiş son hali ise, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları düzenlenmiştir (Yargıtay 23. HD'nin 2016/2905 Esas, 2019/301 Karar sayılı kararı).<br>6102 sayılı TTK'da, 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında var olan üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sisteminden farklı olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557. maddesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde “farklılaştırılmış teselsül ilkesi” benimsenmiştir.  <br>Bu yeni düzenleme uyarınca, hiç bir yönetim kurulu üyesi kendisinin sebep olmadığı zararlardan sorumlu değildir. Sorumluluk dış ilişkide kişisel kusurun varlığına bağlıdır. Aynı zarardan birden fazla yönetim kurulu üyesi kusurlu ise zararın tamamından müteselsil sorumlulukları devam eder. Ancak zararın ortaya çıkmasında tek bir üyenin kusuru varsa kural olarak diğer üyeler dış ilişkide sorumluluktan kurtulur (H. Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.B. S 671 vd.).<br>Eldeki uyuşmazlık, bu hüküm ve ilkeler kapsamında değerlendirilmelidir. Başka bir söyleyişle davacının şirketin bir zarara uğradığını ve zarara davalıların kusurlu eylemleri ile neden olduklarını ispat etmesi gerekmektedir.<br>Mahkemece, dairemizce verilen 25/01/2022 tarih 2021/658 Esas 2022/165 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında dosya arasına aldırılan 21/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; bilanço, mizan ve muavin defter kayıtlarının incelendiği, FSD firmasının 2014 senesinde 509.891,00.-TL ve 2015 senesinde 2.492.015,00.-TL yurt dışı satışı gerçekleştirmiş olduğu, gider kayıtlarının tutulmuş olduğu “180 Gelecek Aylara Ait Gideler Hesabı” bakiyesinin de sene sonunda kar zarar hesaplarına virman ile kapatılmış olduğunun görüldüğü, neticede, 2014 senesinde 407.694,00.-TL, 2015 senesinde 265.547,00.-TL ve 2016 senesinde 294.232,00.-TL brüt satış karı elde edildiği,  Rusya Federasyonu kapsamında yapılan ihracat işlerinin, şirketin mali tablolarına yansıdığı ve kar/zarar hesaplarına dahil edildiği, 24 Kasım 2015 tarihi sonrasında Rusya'da, Türkiye kaynaklı ürün ve hizmetlere ekonomik ambargo uygulamasının yürürlüğe girdiği, bazı meyve, sebze, kuş ve diğer gruplara, Rusya'da belirli alanlarda faaliyetlerini yürüten Türk şirketlerine, Türk vatandaşlarına belli başlı yasaklar getirildiği, vizesiz girişlerin kaldırılması, charter uçuşların yasaklanması, turizm yasakları, taşımacılığa ilişkin muhtelif yasaklar, müşterek faaliyetlerin geçici olarak durdurulmasının bu kapsamda yapıldığı, FSD firmasının, Rusya'da yürütmüş olduğu işin başlangıç tarihinin 01.08.2014 ve fesih tarihinin 01.05.2016 olduğu, Rusya ile krizin başlangıç tarihinin 28.11.2015 olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlük tarihinin, krize denk geldiği, zaten FSD firmasının 2014- 2015 senelerinde yurt dışı satış faaliyeti olmasına rağmen, 2016 senesinde yurt dışı satış faaliyeti olmadığı şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.<br><br>Eldeki uyuşmazlıkta, davanın ileri sürülüş biçimine göre şirketin doğrudan, davacının dolayı zararının tazmini için 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesine göre eldeki davanın açıldığı, tarafların dava dışı FSD Yapısal Çelik İmalatları ve İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ortakları olduğu, davacının, yönetim kurulu üyesi ve davalıların ise yönetim kurulu başkan ve başkan vekili oldukları anlaşılmaktadır.<br>Eldeki davada, davacının, davaya konu ettiği asıl uyuşmazlık; davalı şirkete ait iken davalıların kararıyla şirket al varlığından çıkan Kocaeli İli, Dilovası İlçesi, Çerkeşli Mah. 393 ada 25 nolu parselde kayıtlı 4153,67 m2 miktarlı taşınmazın devrinin şirket ve davacı aleyhine zarar doğurup doğurmadığı ile zarar doğduysa davalılar tarafından bu zararın karşılanıp karşılanmayacağı noktasındadır.<br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamından; davacının da katıldığı ve olumlu oy kullandığı 04/03/2014 tarih 2014/2 sayılı yönetim kurulu toplantısında yukarıda açık bilgilerine yer verilen taşınmazın, İMES OSB'den satın alınmasına karar verildiği görülmüştür. Verilen karar doğrultusunda taşınmaz satış bedeli olan 2.480.000,00.TL'nin 2.400.000,00.-TL'lik kısmının Denizbank A.Ş.'den rotatif kredi kullanılması suretiyle karşılandığı, daha sonra bu kredinin finansal kiralamaya çevrildiği, bu işlem yapılırken sat ve kirala yöntemi ile gayrimenkulün Deniz Finansal Kiralama A.Ş.'ye devredildiği, ödeme güçlüğünden dolayı Deniz Finansal Kiralama A.Ş.'nin borcunun Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. tarafından kapatılarak gayrimenkulün tekrar şirkete dönüşünün sağlandığı, Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. tarafından borcun kapatılmasından sonra bu defa Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.'ye sat ve kirala yöntemi ile  taşınmazın devredildiği, bu işlemin gerçek anlamda satış işlemi olmadığı ve bir kredi temin yöntemi olarak kullanıldığı, dosya arasına alınan mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre; gayrimenkulün sat ve kirala yöntemi ile devredildiği 2018 senesinde şirketin rasyoları, finansal oranları ve satış-karlılık tutarları, yıllara yaygın inşaat gelir ve maliyet rakamlarına göre bu işlemin yapılmasının zorunlu olduğu, gayrimenkulün ilk defa satın alındığında 2.480.000,00.-TL olan bedelinin, 80.000,00.-TL'sinin dava dışı şirket tarafından karşılandığı, kalan ödemelerin banka kredisi ve finansal kiralama karşılandığı  anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada; davacı da dava konusu dönemde şirketin yönetim kurulu üyesidir ve şirket tarafından yapılan taşınmaz devri  aşamasında yetki ve görevleri bulunmaktadır. Başka bir söyleyişle davacının da davada asıl uyuşmazlık konusu edilen taşınmazın devredildiği dönemde bundan haberdar olması, bu konuda gerekli denetimleri yapması, gerekirse davalı yöneticilerden bu konuda bilgi alması gerekmektedir. Davacı, kendisinin ilgili dönemde şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını ileri sürdüğü görülmekte ise de bunu kanıtlayacak delil sunamadığı gibi, böyle bir durumda dahi bilgi alma hakkını kullanmak için mahkemeden karar alması da mümkündür. Davacı bu yetkilerini kullandığını ispat edememiştir. Böylelikle davacının, davalıların şirketi kusurlu eylemleri nedeniyle zarara uğrattıklarını ispat edemediği anlaşılmıştır. <br>Sonuç olarak;  davacının, davalıların kusurlu eylemi nedeniyle şirketin bir zarara uğradığını ispat edemediği ve  dosya arasına aldırılan 21/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda da davaya konu edilen taşınmaz devri olmak üzere davalıların eylemleri nedeniyle dava dışı şirketi zarara uğrattıkları ve davacının da dolayısıyla zarara uğradığı yönünde bir görüş belirtilmemiş olması karşısında,  mahkemece davanın reddine şeklinde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/12/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ace4224f06e09943","SID":"c75193dd6098bddc"}}