{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2023/2334<br>KARAR NO:2024/1662<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:30/5/2023<br>NUMARASI:2015/730  (E) - 2023/461 (K)<br>DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ:25/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı sürücü ...'ün yönetimindeki ... plakalı aracın 6/8/2014 günü seyir halinde iken, yolun karşısına geçmeye çalışan davacı ...'e çarparak ağır biçimde yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde tedavi ve bakım gideri vs. dahil her türlü maddi zararı için 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 100.000 TL, adı geçen davacının annesi olan davacı ... ve babası davacı ... için ayrı ayrı 50.000 TL, davacı ...'in kardeşleri olan davacılar ... ve  ... için ayrı ayrı 20.000 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26/9/2022 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep edilen iş gücü kaybı ve tedavi bakım giderlerine yönelik talepleri ölümünden sonra davacılar ... ve ... için destekten yoksun kalma tazminatına çevirdiklerini, 10.000 TL olarak bildirdikleri maddi tazminat taleplerinin 62.996,81 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacı ...'in maddi tazminat davasının kabulüne, 6.519,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.271,23 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 14.790,97 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ölen davacı mirasçıları ... ve ...'e verilmesine; yöntemine uygun açılmış dava bulunmadığından destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; ölen davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsili ile davacı ... mirasçıları ... ve ...'e verilmesine; ...'in maluliyeti nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında ise, davacı ... için 25.000 TL, davacı ... için 25.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsili ile adları geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; davaya konu olay nedeniyle başlatılan soruşturmanın ardından İstanbul 40'ncı Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2014/560 (E) sayılı davada, müvekkili davalı ...'ün kullandığı aracın durma mesafesine göre hızlı olmadığını, azami hız sınırının 50 km/sa. olduğu yerde 39 km/sa. yaklaşık hızla seyir halinde olduğu tespit edilen müvekkili davalıya kusur yüklenemeyeceğine ilişkin bilirkişiden ve Adli Tıp Kurumundan (ATK) raporlar alındığını, ceza mahkemesinden alınan bilirkişi raporu ile hukuk mahkemesi bilirkişi raporu arasında açık çelişki bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi istemine ilişkindir.Eldeki davada, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, davalı sürücü ...'ün yönetimindeki aracın kavşağa yaklaşma hızı hesaplanarak,  50 km./sa. hız sınırı olan meskun mahalde kavşağa yaklaşırken yavaşlaması ve her an durabileceği hızda seyretmesi gerekirken, 90 km./sa. hızla araç kullanarak, kavşağa 10 metre kala yeşil ışığın yanması üzerine hızlanıp kavşağa girerek yolun karşısına geçmeye çalışan davacı yayaya şiddetle çarpan davalı sürücü ...'ün %25 oranında tali kusurlu; araçlara yeşil ışık yandığını görerek beklemesi ve araçlara kırmızı ışığın yanmasını beklemesi gerekirken, bu kurallara uymayıp yeşil yapmasına rağmen karşıya geçmeye çalışan ve orta refüjden asfalt kaplamaya girerek sol şeritte duran ve henüz harekete geçmemiş olan aracın önünden koşarak araç trafiğine dikkat etmeden karşıya geçen davacı yaya ...'in %75 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiş; Karayolları Genel Müdürlüğünden  emekli uzmanlardan oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda ise İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu raporunun doğru olduğu belirtilerek, sinyalize edilmiş bölünmüş yolun karşı yönüne geçmeye başlamadan önce trafik ışıklarına dikkat etmesi can ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek biçimde karşıdan karşıya geçmesi gerekirken, dikkatsizce, kontrolsüzce koşarak taşıt yoluna giren, orta refüjdeyken araçlara yeşil ışık yanmasına karşın... plakalı aracın önünden karşıya geçmeye çalışan yaya ...'in %75 oranında asli kusurlu; ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise kendi yönüne yeşil ışık yanmış olsa da kavşağa yaklaşırken yavaşlaması, dikkatli ve tedbirli biçimde geçmesi gerekirken, bu hususlara uymayıp geriden kavşağa doğru yavaşlamadan dikkatsiz, tedbirsiz ve hızlı biçimde ışıklı kavşağa girdiği sırada, şeridinden geçen yaya ...'e çarpması nedeniyle %25 oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiştir. Davaya konu trafik kazası nedeniyle başlatılan soruşturmada kolluk tarafından düzenlenen 11/8/2014 tarihli \"CD İzleme Tutanağında\" olay yerini gösteren ... Markete ait kamera kayıtlarının incelenmesinde, ...'ün yönetimindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken trafik ışıkları yeşil yanması nedeniyle geçtiği sırada karşıya geçmekte olan ...'e çarptığı belirtilmiş; keşfe dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunda,  olay anını gösteren CD görüntü kayıtları da incelenerek, çarpma noktası ile durma noktası arasındaki mesafesi 18 metre olarak ölçülen ... plakalı aracın kaza anındaki çarpma hızının Karayolları Genel Müdürlüğü verilerine dayanılarak yaklaşık 39 km./sa. olduğu belirtilerek, davalı sürücü ...'ün kusursuz olduğu bildirilmiş; İstanbul Anadolu 40'ıncı Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2014/560 (E) sayılı davada,  kazanın meydana geldiği yerin ve yolun özellikleri ile mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporu da değerlendirilerek ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından 30/7/2015 günü düzenlenen 7113 sayılı raporda,  yeşil ışıkta kavşağa girdiği sırada  yönetimindeki otomobilin sol tarafından yeterli kontrol yapmadan karşıya geçmek için taşıt yoluna giren yayaya çarpan ...'ün kusursuz olduğu; karşıya geçmeden önce yolu kontrol etmesi, geçişini ışık kontrollü yaya geçidi üzerinden yapması gerekirken, yolu yeterince kontrol etmeden ve yaya geçidini kullanmadan araçlara yeşil ışık yandığı sırada yolun karşısına geçmek isterken, sağ tarafından gelen otomobilin çarpmasına maruz kalan ...'in asli kusurlu olduğu belirtilmiş; davalı sürücü ...'ün beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 40'ıncı Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2018 gün ve 2014/560 (E) - 2014/553 (K) sayılı kararının Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin 19/6/2019 gün ve 2017/10295 (E) - 2019/7489 (K) sayılı kararıyla, katılan ...'in ölümü ile meydana gelen trafik kazası arasında nedensellik bağı olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmesi ardından sürdürülen yargılamada, ATK 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28/11/2019 gün ve 5684 sayılı raporunda ...'in 6/8/2014 günü maruz kaldığı araç dışı trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanması ile 23/8/2016 tarihindeki ölümü arasında nedensellik bağı bulunduğu bildirilmiş, ...'ün kazanın oluşumunda taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 40'ıncı Asliye Ceza Mahkemesinin 25/2/2021 gün ve 2019/523 (E) - 2021/120 (K) sayılı hükmünün, Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin 27/10/2021 gün ve 2021/2464 (E) - 2021/7374 (K) sayılı kararıyla, hızının yaklaşık 39 km./sa. olan ve kazayı önlemek için alabileceği bir tedbir bulunmayan sürücü ...'ün taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle onanmasına karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74'üncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Diğer yönden, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hâkiminin belirlediği kusur oranıyla bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır.Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, eldeki davada alınan İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda davalı sürücü ...'ün 90 km./sa. hızla araç kullandığı belirtilmiş olmakla birlikte, Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin 27/10/2021 gün ve 2021/2464 (E) - 2021/7374 (K) sayılı kararıyla onanarak kesinleşen adı geçen davalı sürücünün beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 40'ıncı Asliye Ceza Mahkemesinin 25/2/2021 gün ve 2019/523 (E) - 2021/120 (K) sayılı hükmüyle, davalı sürücü ...'ün hızının yaklaşık 39 km./sa. olduğu sabit hale gelmiştir. Yönetimindeki araçla sinyalize kavşakta yeşil ışıkta ve öngörülen hız limitleri içinde geçen adı geçen davalı sürücünün, kavşağa yaklaşırken hızlı olmadığı olgusu, yukarıda açıklanan ceza mahkemesi kararıyla sabit hale geldiğinden, bu maddi olgu hukuk hakimini de bağlayacaktır. Bu itibarla kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı anlaşılan davalı sürücüye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne hükmolunmasında isabet görülmemiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:I-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Davacılar tarafından, davalı ...'e karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 2-Ölen davacı ... yönünden talep edilen maddi tazminat isteminin kabulü ile, 6.519,74 TL sürekli iş göremezlik, 8.271,23 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 14.790,97 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12/12/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... AŞ'den tahsil edilerek ölen davacı ... mirasçıları ... ve ...'e verilmesine, 3-Destekten yoksun kalma tazminatı istemi yönünden, yöntemine uygun biçimde açılmış dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan maddi tazminat miktarına göre hesaplanan 1.010,37 TL karar ve ilam harcının, peşin ve ıslah harcı olarak ödenen toplam 898,88‬ TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 111,49‬ TL karar ve ilam harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,5-Reddine karar verilen maddi tazminat davası yönünden, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13'üncü maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca istinaf başvurusunda bulunmayan davalı ... şirketi aleyhine hükmolunan maddi tazminat tutarı dikkate alınarak 14.791,97 TL vekâlet ücretinin davacı ... mirasçıları ... ve ...'den  müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, 6-Reddine karar verilen manevi tazminat davaları yönünden, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT 10'uncu maddesinin 3'üncü fıkrası ile 13'üncü maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca, a-30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ... mirasçıları ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, b-30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, c-30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, ç-20.000 TL ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, d-20.000 TL ücretinin davacı ...'den tahsil edilerek vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine, 7-İstinaf kanun yolu incelemesi dışında kalan ilk derece mahkemesinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkraları yinelenerek;a-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca ilk derece mahkemesince belirlenen 9,200 TL vekâlet ücretinin davalı ... AŞ'den tahsili ile vekille temsil edilen davacı ... mirasçıları ... ve ...'e verilmesine,  b-Davacılar tarafından sarf edilen 27,70 TL başvurma harcı, 4,10 TL vekâlet harcı, 562 TL ATK rapor gideri, 7.700 TL bilirkişi rapor gideri, 1.142,80 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 9.436,60 TL yargılama giderinden, 476,37 TL yargılama giderinin davalı ... şirketinden tahsil edilerek davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerine bırakılmasına,8-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, II-İstinaf incelemesi bakımından;1-Davalı ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine,2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından harcanan posta ve tebligat gideri 217,80 TL, istinaf kanun yolu başvuru harcı 738 TL olmak üzere toplam 955,8‬0 TL yargılama giderinin,  davacılar ..., ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davalı ...'e verilmesine,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8aa6a1dd72bb69c","SID":"c65b6ae2054bbf7b"}}