{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1001 <br>KARAR NO: 2025/68<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/12/2020<br>NUMARASI: 2015/44 Esas, 2020/1117 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirket ile davalı vakfın İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesinde 4 bloktan oluşan ve toplam inşaat alanı 23.500 m2 olan inşaatın yapımı konusunda anlaştığını ve 11/11/2008 tarihinde Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı şirketin yüklenici sıfatıyla inşaat işini alt yüklenicilere de ihale ederek alt yükleniciler ... Ltd Şti ve ... - ... İnşaat ile çalışarak inşaat işini belli bir noktaya taşıdığını, davalı vakfın davacı şirkete yaptığı işin karşılığını ödemediğini, davacı şirketin de alt taşeronlara ödeme yapamadığını, alt taşeronların gerek davacı şirkete gerekse vakfı karşı icra takipleri ve alacak davaları açtığını, ilgili dava dosyalarında mübrez bilirkişi rapor ve keşiflerinin davalı vakfın borcu olduğunu ortaya koyduğunu, davalı vakfın kötü niyetli olduğunu, davacı şirkete yaptığı iş karşılığı biri 1.061.000,00-TL, diğeri 2.384,096,79-TL tutarında olmak üzere iki hakkediş hazırlandığını, hakkedişlerin vakıfça da kabul edilerek imzalandığını, vakfın sadece l.100.000,00-TL ödediğini belirterek, davanın kabulüne, engelliler bakım ve rehabilitasyon inşaatı işinden kaynaklı alacağın davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, davacı yüklenici tarafından taraflar arasındaki özleşmeye aykırı hareket edildiğini,  2008 yılında sacece Bakım Merkezi ve idari binaların temeli atılıp inşaatına başlandığını, 15/01/2013 tarihinde davacı firmanın sözleşmeyi fesih ettiğini ve ... firması ile yeniden bir yüklenici sözleşmesi imzalanarak işin devamının sağlandığını, ... inşaat firması da Mart 2014'de Yüklenici sözleşmesi gereğince inşaatı bitiremediği için sözleşmesinin fesih edildiğini, Nisan 2014'de ... inşaat ile sözleşme imzalandığını ve bu şirketin inşaat ruhsatlarını yenileyerek Bakım Merkezi ( c blok ) ile idari binanın ( b blok ) dört katını kaba inşaat halinden alıp ince işçiliğini yapıp bitirdiğini, davacı şirket sahibi ... tarafından Yaşam Evi İnşaatı yapımını üstlenen ... Ltd. Şti.' ne (...'a ) verilen yer teslim tutanağı'na göre, davacı firmanın sözleşmesini fesih ettiğinde ( B blok ) 1 ve 2. bodrum kaba ( karkas ) inşaatın bitmiş halde bırakıldığını, sözleşme geregince 4 blok inşaatı yapması gerekirken yer teslim tutanağın da görüldüğü gibi sadece 2 bloğun inşaatına başlandığını ve bu 2 bloğun da yarısının kaba inşaat halinde iken bitirmeden bıraktığını, davaya konu inşaat ile ilgili olarak ... Genel Müdürlüğü İstanbul ... Bölge Müdürlüğü tarafından yaptırılan 04/01/2013 tarihlî teknik raporda, yapılan inşaat tespitinde yapılan işin tutarının 1.112.512,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı vakıfın resmi makamlarca tespit edilen bu meblağı yüklenici şirkete ödendiğini, davacı şirket tarafından vakfa sunulan ve vakfın da onayladığı sadece bir adet hakediş bulunduğunu, bunun da 15/05/2012 tarih 1 nolu uygulama yılı 2008-2010-2011 olan hakediş olduğunu, bu hak ediş tutarının da gecikmeden davacı firmaya ödendiğini, vakıf tarafından onaylanmış ikinci bir hakediş bulunmadığını, davacı firmanın kendi kendine bir hak ediş raporu düzenlediğini, kaşe ve imza taklidi yaparak aslında olmayan bir evrakı oluşturduğunu, yüklenicinin bu sahte evraka karsı verdiği herhangi bir hizmet olmadığını, davacının  21/05/2009 tarihli bu hakedişi cevap dilekçesi eklerinde sunması nedeniyle müfettiş raporunda bu hakedişin de değerlendirildiğini, bu sahte hakedişin daha öncesinde ödenmiş dönemlere ait olduğunu, ayrıca dava konusu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 11.11.2008 tarihli yüklenici sözleşmesi kapsamında davacı tarafın iki adet hakediş düzenlendiği ve bu hakedişlere göre alacaklı olduğunu iddia ettiği, 15.05.2012 tarihli 1.061.102,11 TL tutarındaki 1 nolu hakdiş konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı ve bu hakedişe istinaden davalı tarafından ödemelerin yapıldığı, taraflar arsındaki asıl uyuşmazlığın 21.05.2019 tarihli 2.384.096,79 TL tutarındaki 1 nolu hakediş konusunda olduğu, davacı her ne kadar bu hakedişin düzenlendiğini ve davalı tarafından da imzalandığını iddia etmiş ise de; davalının bu hakedişin sahte olarak düzenlendiğini, davalı kurumun bu hakedişin düzenlenmesinde herhangi bir bilgisinin olmadığını ve imzasının bulunmadığını savunduğu, davacı vekiline bu hakedişi sunması için kesin süre verilmesine rağmen hakediş aslının dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacının bu hakediş delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca bilirkişi raporun da bu hakedişin usulüne uygun düzenlenmediğinin belirtildiği, davacının bu hakedişe dayalı olarak mal ve hizmet sunduğunu ispat edemediği, bu hususın ... Genel Müdürlüğü teftiş raporunda da belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, delil olarak bildirdikleri İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1662 Esas sayılı dava dosyası dikkate alınmadan, alt yüklenici tespit ve bilirkişi raporları ile delil olarak belirtilen dosyalar incelenmeksizin ve raporlar arasında çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, yeniden keşif yapılarak bilirkişi raporu alınması gerekirken, eksik ve hatalı rapor düzenleyen bilirkişilerden ek rapor alınmasının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin 2.384.096,79-TL bedelli hak ediş raporunu hukuka uygun şekilde tespit etmediğini, dosyada, davalı vakıfça kaşelenip imzalanan ve davalı tarafın da kabulünde olan biri 1.061.000,00-TL bedelli, diğeri 2.384.096,79-TL bedelli iki adet hakediş bulunduğunu, bilirkişinin anlaşılmaz şekilde 2.384.096,79-TL bedelli hakedişi hesaba katmadığını, yerel mahkemenin de usülsüz olan bu bilirkişi raporuna itibar ettiğini, bilirkişinin haksız olarak alacak hesabının hesapladığı şekilde birbirini teyit ettiğini iddia ettiğini, böyle bir teyitin söz konusu olmadığını, ortada bir hakediş olmasına, bu hakediş davalının kabulünde olmasına ve ... Teftiş raporunda olmasına rağmen raporda buna yer verilmediğini, incelenen davalı yan mali kayıtlarının tasdiki ve kapanışı bulunmadığını, bu halde sadece ticari kayıtlara bakmanın hakkaniyetli olmayacağını, )bilirkişiler tarafından atıfta bulunulan ... Genel Müdürlüğü raporunun, inşaat işini tespit raporu değil, davalı ... yolsuzluk iddiaları konusunda denetleme amaçlı hazırlanmış 39 sayfalık bir teftiş raporu olduğunu, bu raporda davalı vakfın kayıtlarında 2.384.096,79-TL'lik ve 1.061.00,00-TL'lik hakedişlerin işlenmiş olduğundan bahsedildiğini, ... Genel Müdürlüğü müfettişi ...'in idari raporunda 2 adet hakedişin bulunduğunun ve 2. hakedişin toplam 2.384.096,79 TL tutarında olduğunun açıkça yazılmış olup, bu hususun mahkemece ve bilirkişi raporunda göz önüne alınmadığını, iddialarını sadece hakediş raporu ile değil, davalı vakıf kayıtları ve defterleri, yönetim kurulu karar defteri, ... Müfettiş raporu ve en başta da taraflar arasındaki sözleşme ile ispat ettiklerini, yerel mahkemece, hatalı ve eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulan bilirkişi raporu doğrultusunda, 2. Hak edişin usulüne uygun şekilde düzenlenmediği kabul edilmiş ise de, bilirkişi raporunun hakkaniyetli olmadığından ve bilimsel hesaplama tekniklerine riayet edilerek tanzim edilmediğinden gerçek durumu yansıtmadığını, ayrıntılı itiraz dilekçeleriyle hangi kalemin ne şekilde hesaplanması gerektiğini ve inşaattaki fiili durumun ne şekilde tespit edilmesi gerektiğini izah etmelerine ve bu konudaki açık taleplerine rağmen, itirazlarının evrak üzerinden yazılı beyanlarla reddedildiğini, keşif mahallinde inceleme yapılmayarak müvekkilinin hak kaybına uğratıldığını, 2. hakedişte yer alan imzanın davalı vakıf başkanına ait olmadığı farz edilse dahi, sözleşme konusu gayrımekuller tamamlandığı halde, 23.500.000 TL tutarlı yüklenici sözleşmesi çerçevesinde davalı vakfın müvekkiline sadece 1.060.000,00 TL ödediğini, kaldı ki sahtelik konusunun davalı tarafça ispat edilmediğini, bilirkişi raporunda ye alan \"inceleme günü itibari ile A ve D blokların inşaatlarına dahi başlanılmadığı\" ifadesinin isabetsiz olduğunu, dosyaya sundukları D blok hafriyat alım kodlarını gösteren belge ve bu hafriyatların alımı ile alakalı bir kısım ödeme makbuzlarının incelenmediğini, D bloka ait hafriyatın davalı tarafından doldurulduğunun resimlerinin önceki aşamalarda dosyaya sunulduğunu, ayrıca, raporda hafriyat m2'leri yazılmasına rağmen bedellerinin hesaplanmadığını, raporda tespit edilen bir diğer eksikliğin, imalatların, perde ve kolon hesaplarının yapılmamış olması olduğunu, bu hususun totaldeki meblağı değiştirmekte olduğunu, istinaf dilekçesinde izah ettikleri teknik hususların bilirkişiler tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bilirkişilerin toplam inşaat alanı ve bedeli hakkında da hataya düştüklerini, yerel mahkemenin kararın gerekçesinde çelişkili ifadeler kullandığını, 2. Hakedişin usule uygun olmadığını belirtmekle birlikte, sonrasında da 2. Hakediş aslını süresinde sunmadıklarının ifade edildiğini, kaldı ki 2. Hakediş raporunun aslı gibidir örneğinin dava dilekçesi ile mahkemeye sunulduğunu ve süresi içerisinde dosyaya celp ettirildiğini, Yerel mahkemenin usulüne uygun ıslah talebinde bulunmadıkları yönündeki görüşünün de hatalı olduğunu, ıslah için tanınan sürede ıslah dilekçesi sunulduğunu ve taleplerine uygun şekilde ıslahta bulunabilmeleri için rakamsal hesaplamaların ortaya çıkması gerekliliğinin belirtildiğini, bunun için mahkemeden talepte bulunulduğunu ve süre istenildiğini, ayrıca buna rağmen bilirkişilerce hesaplanan kalemlere göre ıslah etmeleri bekleniyorsa da bunun için de süre talep edildiğini, yerel mahkemenin bu aşamada da taleplerini görmezden geldiğini ve bu konularda karar dahi vermediğini, süreler konusunda verilen ara kararların usûl ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin verdiği tüm kesin hükümlerin usule aykırı olduğunu, delil olarak sunulan dosyalarda, müfettiş raporunda, tespit raporunda ve en son yerel mahkeme dosyasına sunulan hakediş raporları bulunduğunu, dosyada bulunan deliller hakkında sunulması hususunda verilen kesin hüküm sonuç doğurmayacağını, kesin hüküm verilirken ihtarat yapılmadığını, müeyyidesinin belirtilmediğini, bu nedenle hukuki sonuç doğurmayacağını, dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edilmesi, verilen sürede harç yatırılmaz ise dosyanın işlemden kaldırılması, üç ay sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak delillerinin toplanmasına, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmesine ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki \"4 Blokluk İnşaat (Bakım Merkezi) Yapımına İlişkin\" 11/11/2008 tarihli Yüklenici Sözleşmesi kapsamında hazırlanan ve davalı tarafçada kaşe imza ile imzalanan 1.061.000,00-TL ve 2.384.096,79-TL bedelli hakedişlere dayalı olarak, davalı tarafça yapılan 1.100.000,00-TL'lik ödeme düşüldükten sonra kalan bakiye iş bedeli kapsamında şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davacı vekilince sonradan ıslah dilekçesi sunulmuş ancak gerekli ıslah harcı yatırılmamış, Mahkemece bu nedenle ıslah yapılmamış sayılmıştır.Davalı vekili, davacının sadece 2 bloğun kaba inşaatının yarısını bitirmiş olduğu bir aşamada 15.01.2013 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini, ... müfettişlerince hemen fesih öncesinde düzenlenen 04.01.2013 tarihli teknik rapora göre yapılan iş tutarının 1.112.512,00-TL olarak tespit edildiğini, buna dair iş bedelinin de davacıya ödendiğini, davacı tarafından sunulup ... tarafından da onaylanan 15.05.2012 tarihli 1 nolu hakedişte de ödenecek tutarın 1.061.102,11-TL olarak tespit edildiğini, davacının dayandığı yine 1 nolu olan 21.05.2009 tarihli hakedişin ise sahte olduğunu ve davalı ... tarafından imzalanmadığını, bu nedenle bu hakedişteki 2.384.096,79-TL'nin dikkate alınamayacağını, kaldı ki bu hakedişten itibaren 5 yıllık zamanaşamı süresinin de dolduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.Davacı yüklenicinin davaya konu sözleşme kapsamında taşeronlarından olan İmpa İnşaat...Ltd.Şti tarafından dosyamız davacısı ve davalısı aleyhine açılan dava neticesinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/394 Esas - 2021/144 Karar sayılı kararıyla; \"Davacının, 2 nolu davalı/... Şirketinden, dava tarihi itibariyle, 2.864.337,02 TL tutarından tazminat alacağının olduğu; davacı şimdilik bu alacağın 100.000 TL lik  kısmının tahsilini talep ettiğinden bu talebi ile bağlı olduğu, 1 nolu davalı/vakıfın bu davada taraf sıfatının bulunmadığı, husumet itirazının yerinde olduğu\" gerekçesiyle, davanın ... İnşaat Tic. Ltd. Şti yönünden kabulüne, davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 100.000,00 TL tazminat talebinin 09/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Vakfının taraf sıfatı bulunmadığından kendisine husumet yöneltilmesi mümkün bulunmaması sebebiyle hakkındaki davanın davalı sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/5546 Esas - 2022/4001 Karar sayılı onama, 2023/38 Esas - 2023/907 Karar sayılı karar düzeltme talebinin reddi kararlarıyla 07/03/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Yine davacı yüklenicinin davaya konu sözleşme kapsamında taşeronlarından olan ... tarafından dosyamız davalısı aleyhine açılan dava neticesinde İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/8 Esas - 2022/682 Karar sayılı kararıyla; \"dava dışı yüklenici şirketin yüklendiği  ...’nın idari bina ve bakım ünitesi yapımı işinin bir kısmının sözleşmenin tarafı olan davacı tarafından gerçekleştirilip tamamlanmadığı, davalının da davacı ve dava dışı  ... İnş. Tic. Ltd. Şti’nin eksik bıraktığı bir kısım iş ve imalâtları dava dışı yüklenici ve taşeronlara tamamlattığı, bilirkişi raporuna göre, tespit edilen imalatların sözleşme fiyatlarına göre hesaplanması ve yapılan ödemenin mahsubu sonrasında davacının hak ettiği bakiye iş bedelinin 357.585,29-TL olduğu\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının, davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 357.585,29 TL üzerinden takip talebinde belirtilen koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, davalı vekilince yapılan temyiz başvurusu üzerinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1346 Esas - 2024/2288 Karar sayılı ve 25/06/2024 tarihli kararıyla onama işbu kararın onanmıştır. Taraflar arasındaki 11/11/2008 tarihli yüklenici sözleşmesinin 1. Maddesinde 23.500 m2'lik inşaat alanı için iş bedeli KDV hariç 23.500.000,00 TL olarak (götürü bedelli) belirlenmiş ve sözleşmenin 8. Maddesinde bu iş bedelinin hakediş usulüne göre ödenmesi kararlaştırılmış olup, davacı yüklenicinin talebi de 15/01/2013 tarihli fesih ihtarı öncesine ilişkin 2 ara hakedişe dayalıdır. Sözleşmenin 8. Maddesinde ara hakedişlerin düzenlenmesi prosedürü ve ödeme şekli belirlenmiştir. Dosya kapsamına göre ve Mahkemenin kabulünde de belirttiği üzere, 21.05.2009 tarihli 2.384.096,79-TL'lik hakedişin usulüne uygun olarak düzenlenmediği ve davalı tarafça da buna itiraz edildiği anlaşılmakta olup, ... müfettişlerince yapılan soruşturma raporunda kaşe imzalı olan bu hakedişe ilişkin değerlendirme yapılmış olması tek başına davacı lehine bir hukuki sonuç doğurmaz. Kaldı ki davaya cevap dilekçesinde bu hakedişin ... müfettişlerince yapılan soruşturma sırasında yüklenici tarafından sunulan cevap ekinde sunulan bir evrak olduğu belirtilmiş olup, ... soruşturma raporunda bu hakedişe davalı vakfın kayıtları arasında rastlandığına dair bir tespit ve ifade de bulunmamaktadır. Bu durumda, öncelikle, yukarıda ayrıntılılarına yer verilen, davaya konu iş kapsamında davacının taşeronları ...Ltd.Şti. tarafından davacı ve davalı aleyhine açılan, ... tarafından ise davalı aleyhine açılan alacak dava dosyaları dosya arasına getirtilerek, bu dosyalarda verilen ve kesinleşen kararlar ve tüm dosya kapsamları ile davalı vekilince davcının taşeronlarından olan ...'e ilişkin sunulan temlik belgelerinin işbu davanın esasına etkisi değerlendirilip,, sonrasında bu dosyalar ve temlik belgeleri ile birlikte işbu dosya kapsamı bir bütün olarak göz önünde bulundurularak, davacı tarafça dayanılan hakediş konusu işlerin tamamen veya kısmen yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise yapılan kısmın bedelinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ne kadar olması gerektiği, sözleşme kapsamında davacının hak ettiği toplam iş bedelinin ve yapılan ödemeler toplamının ne kadar olduğu değerlendirilerek, genel hükümlere göre davacının bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.Buna göre, Mahkemece, önceki bilirkişi heyetinden, gerekirse yerinde yeniden keşif yapılarak, taşeronlar tarafından açılan dava dosyaları ve temlik belgeleri ile birlikte işbu dosya kapsamı bir bütün olarak göz önünde bulundurularak, talep konusu işlerin yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra, yapılan toplam işlerin sözleşme fiyatlarıyla ne kadar olması gerektiğine, varsa yapılan ödemeler düşüldükten sonra davacının bakiye bir alacağının kalıp kalmadığına dair bir ek rapor alınarak, sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/12/2020 tarih, 2015/44 Esas, 2020/1117 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e4a2fbe246e9beb","SID":"fa21bb98965c2679"}}