{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/1113 - Karar No:2025/61<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ       <br><br>DOSYA NO\t: 2024/1113 <br>KARAR NO\t: 2025/61<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/500 E-2021/833 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br><br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:21.01.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:21.01.2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine  ilişkin davada mahkemece  verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili: Müvekkili ile davalı arasında 19.07.2017 tarihinde Gölbaşı/Ankara adresindeki villanın tadilat, imalat ve onarım işlerinin 65.000,00TL + KDV bedel karşılığında yapılması hususunda sözleşme yapıldığını, sözleşme uyarınca davalının 10.000,00 TL'nı  peşin olarak müvekkiline ödediğini,  sözleşme yapılmadan önce müvekkilince davalıya teklif mektubu sunulduğunu, buna göre fiyat listesi verildiğini,  bu teklif mektubuna davalının talebi üzerine ilave işlerin de eklendiğini ve 19.07.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin  19.07.2017 tarihinde aldığı 10.000,00TL'lik avans ile 20.07.2017 tarihinde işe başladığını, sözleşmede yer verildiği üzere öncelikle iskele kurularak tüm cephenin sıva tamiri boyası yapılıp, hortumla yıkanıp, astar boya sürümü ve sonrasında cephenin iki kat olmak üzere boyasının yapıldığını, ancak bu iş bitmiş olmasına rağmen, kör cephelerin yeni baştan boyanmasının davalı yanca talep edilmesi ve beyaz olması yönünde yazılı talimatı olmasına rağmen, talimat üzerine binadaki iki adet kör cephe renklerinin sarıya dönüştürüldüğünü,  haliyle sökülmüş olan iskele ve montajları yapılmış olan ... borularının yeniden kurulup, iş bitince de tekrar söküldüğünü, bu  sebeple de işçilik maliyetinin arttığını,  bu renk değişimi için sarı renk boya da kullanıldığını, davalının yapılacak işlerde kullanılacak malzemeler ve yapılacak işlerle ilgili 26.07.2017 tarihinde yazılı olarak talepte bulunduğunu, bu talimat üzerine müvekkilince  belirtilen ek imalatların yapıldığını ve ek imalatlar sebebiyle maliyetin arttığını, sözleşmedeki işler ve hatta davalının talebiyle fazlasıyla bitirilmiş olmasına rağmen davalının 16.08.2017 tarihli ihtarnamesi ile kötüniyetli olarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin 21.08.2017 tarihli cevabi ihtarnamesi ile diğer haklarını saklı tutarak sözleşmeden bakiye alacağının ödenmesini talep ettiğini, Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D.iş sayılı dosyasında tespit yaptırdıklarını,  rapor ve ek raporla sözleşme ile belirtilen işlerin yapıldığı bu işin bedelinin sözleşme ile 65.000,00TL+KDV olduğu ve ayrıca sözleşme dışında yapılan işler bedelinin 28.431,73TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilince sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan 65.000,00TL'na  11.700,00TL % 18 KDV eklenerek toplam 76.700,00TL' lik 28.09.2017 tarihli faturanın kesildiği, bu faturadan 19.07.2017 tarihli 10.000,00TL'lik ödeme mahsup edilerek 66.700,00TL'nin ödenmesi için 02.10.2017 tarihli ihtarname ile faturanın gönderildiğini, ancak karşı yanca 12.10.2017 tarihli ihtarname ile bu faturanın iade edildiğini belirterek davanın kabulü ile  sözleşme ile kararlaştırılan ücret bakiyesi 66.700,00TL ve ek imalatlar bedeli 28.431,73TL olmak üzere toplam 95.131,73TL'nin hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile ve tespit dosyası masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tDavalı vekili: Davacının iddialarının hukuki mesnetten yoksun olup kabul etmediklerini, müvekkilinin satın almış olduğu villada bir takım dış tadilatlar yapmak için davacı ile 19.07.2017 tarihli sözleşme yaptığını, bu sözleşme kapsamında davacının sorumluklarını yerine getirmediğini, işi yarım bıraktığını, sözleşmeye aykırı davrandığını ve süresinde de teslimat yapmadığını, müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkilinin 16 08.2017 tarihli ihtarında da görüleceği üzere davacı iş yaptırmış olduğu ustalara ve malzemecilere ödeme yapmadığından işin teslimatını yapamadığı gibi eksik malzeme ve ayıplı işçilik imalatları ile tadilat yapmaya çalıştığını, yine davacı ile çalıştırmış olduğu işçiler ve almış olduğu malzemeciler arasındaki ihtilaftan dolayı davacının o tarihte getirmiş olduğu işçilerin işi bırakmış olması ve en önemli hususta davacının malzeme bağlantısı yapmış olduğu ... yapı malzemeleri de işi durdurunca müvekkilinin mağdur edildiğini, davacıyı uyarmasına rağmen aynı durum tekrar edince bu kez haklı olarak davacının iş akdinin belirtilen ihtar ile sona erdirdiğini, davacının  iddiasının aksine ikinci kez yapmış olduğu bir boya işlemi, tadilat ve tamiratın bulunmadığını, böyle bir ek imalat olmadığı gibi müvekkilinin sonradan yapmış olduğu bir takım imalatları kendisi yapmış gibi  yarar sağlamaya çalıştığını, müvekkilince davacı tarafından yaptırılan tespite itiraz edildiğini, davacının tespiti Eylül 2017 tarihinde yaptırdığını, oysaki davacı sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getiremediğinden müvekkilinin davacının tüm bu eksikliklerinin bir kısmını da sözleşmesi kapsamında taşeron ...’ a yaptırdığını, bu sözleşme kapsamında da ayrıca 15.500,00TL daha ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin bu sözleşme kapsamında yapmış olduğu tamirat ve tadilat için kullanılan malzemeyi dahi davacının 2 ay sonra Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinde yaptırmış olduğu tespit davasında kendisi yapmış gibi gösterdiğini, yine üçüncü şahıs ile yapılan sözleşmeden de görüleceği üzere hangi tadilat ve tamiratların yapıldığının açık olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin toplam bedelinin 65.000,00TL+KDV  olduğunu, oysaki müvekkilinin zaten ekte sunulan faturalardan ve ödeme belgelerinden de görüleceği üzere davacı ile yapılan sözleşmede ... Yapı Merkezine yapılması gereken ödeme yapıldıktan sonra bakiyenin defaten ödeneceğinin yazılı olduğunu, müvekkilinin 21.08.2017 tarihinde 32.115.87 TL’nı zaten ... Yapı Malzemelerine ödeme yaptığı gibi faturayı da aldığını, yine bu firma ile yapılan protokole göre de A sınıfı Enerji kimlik belgesi alınacağının 10.09.2017 tarihine kadar da düzenlenip verileceği belirtilmiş olunmasına rağmen halen bu belgenin alınmadığını ve binada ayıplı imalatların da devam ettiğini, yine davacı tarafından iş yarım bırakıldığı için bu firmanın çalıştığı ustaların tekrar çağrıldığını, ekte sunulan ödeme makbuzlarından da görüleceği üzere bu ustalara, yine makbuz sunma hakları saklı kalmak kaydıyla boya ustası, çatı ustası, ahşap boya ustalarına 10.500,00TL ödeme yapıldığını, yine davacı işi yarıda bırakıp gitmesine rağmen yani sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen müvekkili tarafından davacıya ve davacı ile sözleşme kapsamında malzeme almış olduğu firmaya ve davacının çalıştırmış olduğu ustalara ödemeler yaptığını,  19.07.2017 tarihinde davacıya 10.000,00TL nakit, 21.08.2017 tarihinde davacı bilgisi ve isteği üzerine sözleşme kapsamında ... Ltd.Şti’ne 32.115.87 TL, 15.08.2017 tarihinde davacı işçisi ...’a 500,00 TL, 22.08.2017 tarihinde davacı ustası ...’a 4500,00TL, 01.08.2017 tarihinde davacı ustası ...’ a 4.000,00 TL  ve 1.500,00 TL, yine davacının ayıplı tamirat ve tadilatından dolayı yine üçüncü bir şahsa da bu tadilat ve tamiratların giderilmesi için de 19.08.2018 tarihinde yapmış olduğu sözleşme kapsamında da ...’a da ayrıca 15.500,00 TL ödemek zorunda kaldığını, yani davacının kendisine, ustalarına ve sözleşmede belirtilen ... Yapıya 52.615,00 TLödeme yaptığını, bu iş ile ilgili olarak da ikinci kez ayrıca 15.500,00 TL daha ödeme yapmak zorunda kaldığını, yani toplamda makbuzlu olarak yapılan ödemenin şu ana kadar 68.115,00 TL olduğunu, işin ayıplı yapıldığını, villada halen akıntıların devam ettiğini, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan taraflar arasındaki 19.07.2017 tarihli sözleşme uyarınca davalıya ait villanın yapım ve tadilat işini yapan davacının  sözleşme uyarınca ücret bakiyesinin bulunup bulunmadığı, ek imalat bedeline dair alacağının var olup olmadığı, davacının üzerine düşen edimi yerine getirip getirmediği, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, sözleşme uyarınca davacının zararının bulunup bulunmadığı ile bu zararın davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı konularına  ilişkin alacak istemine yönelik olduğu, taraf delilleri toplandıktan  sonra bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve üç ayrı heyetten bilirkişi raporları alındığı, ilk alınan bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan aralarında mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu üçüncü heyetten rapor alındığı  ve mahkemece benimsenen ve çelişkileri giderici nitelikte  bulunan üçüncü raporda belirtildiği üzere davacının davalıdan alacaklı olmadığı hatta  39.168,00 TL borçlu bulunduğunun anlaşıldığı  ve bu haliyle mahkemece alınan 06/08/2019 tarihli ilk rapordaki davalının davacıdan alacaklı olduğuna dair tespitlerin de teyit edildiği, taraflar arasında yapılan 19/07/2017 tarihli sözleşmede davacının yüklenici, davalının işveren konumunda olduğu, sözleşmeye göre davacının davalının maliki bulunduğu villanın boyama, çatı ve ahşap imalat işlerini üstlendiği, iş süresinin 20 gün olarak belirlendiği, 10.000,00 TL' lik peşin ödemenin yapıldığı kalan kısmın iş bitiminde iş sonunda ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin 65.000,00 TL+KDV olarak kararlaştırıldığı ve bedelin götürü usulde belirlendiği, sözleşmenin davalı tarafça 16/08/2017 tarihinde işin belirtilen sürede, belirtilen malzeme kullanılmadan ve  özenli yapılmadığından bahisle feshedildiği, davacı tarafından tanzim edilen faturaların da davalı tarafça iade edildiğinin tespit edildiği, ayrıca sözleşmede, \"sözleşme  dışı yapılacak imalatlar imza altına alınacak ve sözleşmeye fiyatları eklenecektir\" hükmünün  yer aldığı, sözleşme hükümleri ve mahkemece  itibar edilen üçüncü bilirkişi heyetindeki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; boyama işi bakımından sözleşmede kararlaştırılmayan ve amaca hizmet etmeyen boya kullanıldığı, iskelenin yeniden sökülüp yapıldığı hususunun ispat edilemediği, çatı imalat işinin sözleşmede belirtilen şekilde yapıldığı ve bu yönden ek ücret talep edemeyeceği, yapılan ahşap işleri bakımından da davacının ek ücret istemesinin mümkün olmayacağı, zira yukarıda anılan  \"sözleşme  dışı yapılacak imalatlar imza altına alınacak ve sözleşmeye fiyatları eklenecektir\" hükmüne rağmen dosya içinde, sözleşme  dışı yapıldığı iddia edilen işlerle ilgili bir kanıt bulunmadığı ve ayrıca davalının dava dışı ... Yapı Markete ve davacı nam ve hesabına 2 ayrı işçiye işçilik ücreti ödediği ve neticede bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre, davacı tarafından yapılan eksik ve ayıplı olmayan imalat bedelleri de de mahsup edilerek ve peşin olarak ödenen 10.000,00 TL'lık tutarda nazara alınarak davacının davalıya borçlu olduğu ve buna göre davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağı olmadığı sonucuna varıldığı ve ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:  Mahkemece 3. bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddi yönünden hüküm kurulduğunu, ancak gerek bu rapor gerekse dosyada alınan diğer raporların hiçbirisinin hüküm kurmaya elverişli  olmadığını, hükme esas alınan 13.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, 25.02.2021 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin dışına çıkılmadan tekrar edilerek rapor düzenlendiğini, itirazlarını giderecek hiçbir değerlendirme ve tespit yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda karşı yanın açtığı herhangi bir dava olmamasına rağmen, tamamen aleyhe olacak şekildeki tespit ve değerlendirmelerde bulunularak müvekkilinin borçlu olduğu gibi bir sonuca ulaşıldığını, dosyada daha önce alınan raporlar ile son bilirkişi heyetinin vermiş olduğu 25.02.2021 tarihli kök rapor ve 13.09.2021 tarihli ek rapor  arasında ciddi çelişki bulunduğunu, mahkemeden objektif ve alanında uzman bilirkişilerden yeni bir heyet oluşturulması ve önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek ve itirazlarını değerlendirecek, hüküm kurmaya elverişli rapor alınmasına ilişkin taleplerinin nazara alınmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, hükme esas bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmelerin  tespit dosyasını yok sayılarak yapıldığını, nitekim Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D. İş sayılı dosyasında alanında uzman bilirkişilerce incelenmesi neticesinde  imalatların ne olduğu ve nasıl yapıldığının çok rahat görülebileceğini, her ne kadar bilirkişi raporunda ek sözleşme olmadığından bahsetmişse de işlerde kullanılacak malzemeler ve yapılacak işlerle ilgili davalı yanın 26.07.2017 tarihinde yazılı talepte bulunduğunu, bu talimat üzerine müvekkilince ek imalatlar yapıldığını, dava dilekçesi ekinde sundukları müvekkili tarafından karşı yana verilen teklif, taraflar arasında imzalanan sözleşme, karşı yanın yazılı ve sözlü talimatları, taraflar arasında yaşananlar, tutulan tutanaklar, gönderilen ihtarnameler, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm bunların üstüne Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda imalatların yapıldığı tespiti karşısında tamamen hatalı tespit ve değerlendirmelerle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasının davacının beyanına göre hazırlandığından bahisle, yeniden değerlendirme yapılma yoluna gidildiğini, bilirkişilerin tespit dosyasının dikkate alınmamasının kabulünün mümkün olmadığını, zira tespit dosyası açılması ve tespit yaptırılma nedeninin, yazılı olmayan imalatlar ve sair işlerin yapıldığına dair delil oluşturmak olduğunu, haliyle de en önemli delillerden olan tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun bu şekilde yok sayılmasının hatalı olduğunu, 2017/42 D.İş sayılı tespit dosyasında mahalline gidilerek, yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmış bir rapor olmakla bu rapor üzerinden inceleme, tespit ve değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece bu yöndeki beyan ve itirazlarına itibar edilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda hangi imalatların kimin tarafından yapıldığı ya da yaptırıldığının tespit edilemediğinin değerlendirildiğini, zaten davanın konusunun da bu olduğunu, zira müvekkilince sunulan teklif, taraflar arasında imzalanan sözleşme, davalı yanın talimatları doğrultusunda müvekkilce yapılan işler karşılığının davalı yanca  ödenmemesi karşısında bu davanın açıldığını, davalının kabul edilebilir herhangi bir delil dosyaya sunmamasına rağmen, bilirkişi raporunun davalı beyanlarına göre düzenlendiğini, yerinde yaptırılan tespite itibar edilmeyerek dosya üzerinden ve dosya da yeterince incelenmeyerek kabul edilemez bir rapor düzenlendiğini  ve bu rapora göre mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda davalı tarafından sunulan ve  hiçbir şekilde kabul edilmedikleri bir takım belgelerden bahisle toplam 68.115,87 TL müvekkiline ödeme yapıldığı sonucuna ulaşıldığını, kabul edilenler ve edilmeyen ödemeler mevcut olmakla birlikte bilirkişilerce ödemeler dökümünün sadece davalı beyanlarına dayanılarak  hesaplandığını, ek raporda da tekrar edildiğini, bu hesaplamada sözleşme uyarınca karşı yanca 10.000,00 TL peşin olarak müvekkiline ödendiğinin, aynı şekilde ...'a yapılan 4.000,00 TL ve ...'a yapılan 500,00 TL olmak üzere toplamda 14.500,00 TL ödeme yapıldığının müvekkilinin kabulünde olduğunu, işçilere yapılan bir kısım ödemelerin müvekkilince sonradan öğrenildiğini, ancak bu ödemeler dışında müvekkiline yapılan bir ödeme bulunmadığını, bilirkişi raporunda ... Yapı Markete 32.115,87TL ödendiğinden bahisle,  bu meblağın müvekkile yapılacak ödemeden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere sözleşmenin son cümlesinde; \"10.000,00TL(onbin) peşin; ... ithalatçı firmanın ödemesi yapıldıktan sonra kalan bakiye iş tesliminde defaten ödenecektir.\" denildiğini, bu cümlenin bir önceki cümlesinde ise \"Fiyatımız 65.000,00TL(altmışbeşbin)+KDV olacaktır.\" denildiğini, bu iki cümle birlikte değerlendirildiğinde yapılan işin bedelinin 65.000,00TL + KDV olduğunu, bu belirlendikten sonra bu bedelin 10.000,00TL'sinin peşin olarak ödeneceği bakiyesinin ise yani 65.000,00TL + KDV meblağından 10.000,00TL'nin mahsubu sonrasında kalacak meblağın, davalı yanca  ... Yapı Marketi isimli ithalatçı firmanın ödemesi yapıldıktan sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... denilen firmanın davalı yanca bulunan ve davalının anlaştığı bir firma olup müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu firmanın ürünlerinin kullanılmasını isteyen davalının, bu firma ile bir takım anlaşmalar ve borç ilişkileri içerisine girmiş olduğunu, bu firmaya davalının ödeme yapmış olup olmamasının davacıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını, sözleşmede yer verilme sebebinin sadece davalının kendisine ödeme kolaylığı olması açısından \"önce bu firmanın ödemesini yapayım sonra sizinkini yaparım\" şeklinde olduğunu, bunun başka türlü anlaşılmasının da mümkün olmadığını, ancak raporda her nasılsa dava ile alakası olmayan üçüncü bir firmaya davalının yaptığı ödemeyi, müvekkile yapılmış bir ödeme gibi kabul ederek hesaplama yapmış olmakla bu hesabı kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda ...'a  4.500,00TL ödendiğinden bahisle,  bu meblağın müvekkiline yapılacak ödemeden mahsup edildiğini, ancak müvekkilinin bu isimde sigortalı bir çalışanı bulunmadığını, bilirkişi raporunda  sadece davalının beyanı doğrultusunda hesaplama yapıldığını, yapılan bu hesaplamaya da davalı yanca düzenlendiği çok açık olan ve davalı yanca dosyaya sunulan ve hiçbir şekilde kabul emedikleri, el yazısı ile yazılmış bir belgenin dayanak gösterildiğini, bu belge incelendiğinde, açıkça davalı yanca düzenlendiğinin anlaşıldığını, zira lüzumunun dışındaki ifadelerin nasıl yanlı bir evrak tanzim edildiğini gösterdiğini, bilirkişi raporunda ...'a 1.500,00 TL ödendiğinden bahisle, bu meblağın müvekkiline yapılacak ödemeden mahsup edildiğini, ancak bu meblağın yer aldığı belgenin  bilirkişiler tarafından incelenmeden mahsubun yapıldığını, zira aynı belgede kabul ettikleri 4.000,00 TL'lik ödeme ye yer verildikten sonra \"...'da yine ...'dan 1.500,00TL aldı. Benim yanımda aldı. Makbuzu sonra vereceğini söyledi.\" şeklindeki afaki gerçekle ilgisi olmayan bir beyana dayanılarak hesaplamaya 1.500,00 TL de dahil edilmiş olmakla, hesaplamanın bu yönden de yanlış olduğunu, zira müvekkili tarafından alınmış böyle bir ödeme bulunmadığı gibi buna dair herhangi bir delil de bulunmadığını, bilirkişi raporunda çatıdaki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi bedeli olarak 15.500,00 TL hesaplandığını ve müvekkiline yapılacak ödemeden mahsup edildiğini, ancak bilirkişi raporunda öncelikle müvekkilinin çatıda eksik ve ayıplı iş yapıldığına dair somut dayanak bulunmadığını, ayrıca bu işin yapılma bedelinin ne olduğuna dair de detay verilmediğini,  sadece davalı beyanına itibar edilerek var kabul edildiğini, bu hususta yerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı açıkken  2017/42 D.İş sayılı tespit dosyasının da yok sayıldığını ve tespit dosyasında çekilmiş fotoğraflara rağmen böyle bir tespit ve değerlendirme yapılmış iken, davalı yanca dosyaya sunulan bir takım tutanak, beyan ve belgeler tamamen doğru kabul ederek rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporunda değerlendirmeler kısmında \"Toplam protokol bedeli olan 15.500,00TL'nin sözleşme kapsamında bulunan eksik ve ayıplı işlerin bedelinin davalının teklif mektubunda teklif edildiği üzere 8.500,00TL olduğu ve davacı taraftan tahsil edilmesinin gerektiği değerlendirilmiştir\" ifadelerine yer verildikten sonra sonuç kısmında bu değerlendirmelerini dahi unutarak protokol bedeli olan 15.500,00TL'nin doğrudan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından yapılan bütün işler kalem kalem belirtilmişken, halen davalının beyanına göre bir takım işlerin eksik ve ayıplı olduğu ve sonradan yapıldığının kabul edilmesinin anlaşılamadığını, bilirkişi raporunun defter ve kayıtların incelenmesi bölümünde davacı şirket ticari defterlerine göre davacının 105.131,73TL alacaklı, tahsil ettiği avans nedeniyle 10.000,00TL borçlu olduğu, davacı alacak tutarından, borç tutarının mahsubu sonucunda davacının davalıdan 95.131,73 TL alacaklı olacağının hesaplandığını, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde ise davacı yanca noter ihtarnamesi ile gönderilmiş faturaların ticari defterlere işlenmemiş olduğu, davacı yana 19.07.2017 tarihinde verilmiş olan 10.000,00 TL tutarındaki avansın da davalı ticari defterlerine kaydedilmemiş olduğunun tespit edildiğini, ancak bu tespitlere rağmen sonuç ve kanaat kısmında, davalı beyanlarına ve davalı yanca düzenlenmiş, doğruluğu olmayan bir takım belgelere ve asılsız iddialara itibar edilerek, çatı işlerinin eksik ve ayıplı yapıldığı ve davalı tarafından yeni bir taşerona yaptırıldığı, dış cephe boyasının sözleşmeye, amaca, fen ve sanat kurallarına uygun yapılmadığı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, kabulü mümkün olmayan ... Yapı Markete ve yine kabullerinde olmayan işçiye yapılan ödeme denilerek üçüncü şahıslara yapılan ödemeler yapılmış kabul edilerek 68.115,87TL ödeme yapıldığı ve müvekkili şirketin eksik ve ayıplı olmayan imalatlarının 29.987,87TL olarak hesaplandığı ve buna göre müvekkilinin davalıya 39.168,00TL borçlu olduğu şeklinde hatalı sonuca ulaşıldığını,  mahkemenin de usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup,  mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında 19.07.2017 tarihli yapılacak imalatlar belirtilmek suretiyle 65.000,00 TL+KDV götürü bedelli sözleşme imzalandığı ihtilafsız olup, sözleşmede 10.000,00 TL'sının peşin ödeneceği, ... İthalatçı firması ödemesi yapıldıktan sonra kalan iş bedelinin teslimde defaten ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. <br>\tYargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince götürü bedelli eser sözleşmelerinde gerçekleştirilen imalâta göre yüklenicinin hak ettiği iş bedeli, ödenmeyen iş bedeli ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ve miktarı, yapılan  imalâtın işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilerek ve bu oran götürü bedele uygulanarak hakedilen iş bedeli hesaplanmalı, bulunan meblağdan kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle belirlenmelidir.  Sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işler bedeli ise 6098 sayılı TBK'nın 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca,  imalâtın yapıldığı yıl mahalli piyasa fiyatlarıyla belirlenmeli, mahalli piyasa rayici KDV ve yüklenici kârını içerdiğinden ayrıca KDV ve yüklenici kârı eklenmemelidir. (15 HD, 11.01.2021, 2020/3219E., 2021/17K.)<br>\tDosya kapsamından taraf beyanları ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalının 16.08.2017 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça fesih ihtarından sonra 19.08.2017 tarihinde dava dışı 3.kişi ile bir kısım işleri kapsar şekilde protokol yapıldığı görülmüştür. Davacının, fesih ihtarından sonra tespit yapılmak üzere 21.08.2017 tarihi itibariyle Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ettiği, mahkemesince 07.09.2017 tarihinde 2017/42 D.iş sayılı dosyada tespit yapıldığı, sonrasında da 16.10.2017 tarihinde tespit raporunun düzenlendiği, bu rapora tespit isteyence itiraz edilmesi üzerine 13.11.2017 tarihli ek raporun alındığı görülmüştür. <br>\t Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere eser sözleşmelerinde kural olarak yüklenici sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalât miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlü olup iş tamamlanmış olmasına rağmen, iş sahibince yüklenici tarafından eksik bırakıldığı, başkasına tamamlattırıldığı iddiasında bulunulması halinde yazılı eser sözleşmesinin aksi üçüncü kişilerden alınan belgeler ve tanık beyanlarıyla ispatlanmış sayılamaz. İş sahibi tarafından, iş terk edilerek eksik bırakıldığı için işin başkasına yaptırılacağına dair çekilmiş bir ihtarı veya işin eksik bırakıldığına dair yaptırılan delil tespiti bulunmadığında, sözleşme ayakta ve iş tamamlanmış ise işin sözleşme ilişkisi devam eden yüklenicisi tarafından tamamlandığının kabulü gerekir.(Yargıtay 15. HD 15/06/2017, 2016/3587 E-2017/2569 K)<br>\tSomut olayda; dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki sözleşme konusu işin 16.08.2017 tarihinde feshedildiği, tespit raporuyla da mahallinde yapılan imalatların belirlendiği anlaşılmakla, fesih tarihinden sonra davalı tarafça davacının işi eksik bıraktığı, 3.kişiye eksik ve ayıpları giderttiğine dair savunmasını ispat etmesi gerekli olup, mahkemesince bu kapsamda davalı tarafça dosyaya sunulan ve dava dışı 3.kişiyle yapılan sözleşmeye ilişkin işlemin taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki işlerden olup olmadığı ve sözleşme kapsamında olduğu belirlenecek işlere ilişkin davalı iş sahibi tarafça dava dışı ...'a ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespiti gerekir.<br>\tMahkemesince yapılması gereken iş; taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan iş kalemleri dikkate alınarak asıl olanın davacı yüklenici tarafından yapıldığının kabulüyle 16.08.2017 tarihinde sözleşmenin feshedildiği de dikkate alınarak davalı tarafça bu karinenin aksini iddia ve bu kapsamda sunduğu dava dışı ...'la yapılan sözleşme kapsamındaki işlerin taraflar arasındaki sözleşme konusu işlerden olup olmadığı, başka bir ifadeyle taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki işlere ilişkin eksik ve ayıplı imalatların giderilmesine yönelik olup olmadığı ve bu kapsamda dava dışı ...'la davaya konu sözleşmedeki işlere yönelik yapılan sözleşmenin ispatı yönünde ödeme yapılıp yapılmadığı incelenip değerlendirilerek buna göre taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin eksik ve ayıplar varsa bu kalem imalatların davacı tarafça yapıldığı ispatlanamayacağından bu imalatlar dışında davacı tarafından yapıldığı ispatlanan işlerin götürü bedel sözleşme kapsamında işin eksik ve kusurları da nazara alınarak fiziki oranı belirlenerek bu oranın sözleşmedeki götürü bedele uygulanmak suretiyle sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin talep edebileceği bedel belirlenmeli, yine taraflar arasındaki 26.07.2017 tarihli belgede belirtilen işlerin sözleşme kapsamında yapılan imalatlara ilişkin olup olmadığı, yine bu belgede \" Çatı içi Röboroit serimi ve malzemesi sözleşme dışı olup 1500TL +KDV ödeme yapılacaktır\" ibareleri de dikkate alınarak davacının sözleşme kapsamı dışında yaptığını iddia ve ispat ettiği işler bulunup bulunmadığı belirlenerek sözleşme dışı yaptığı işlerin bulunduğunun tespiti halinde bunların da yapıldığı tarihteki piyasa rayiçleriyle bedelinin belirlenmesi, davacının sözleşme içi ve dışı talep edebileceği toplam bedel belirlendikten sonra tarafların sözleşmeye peşin  olarak ödendiği kabul edilen 10.000,00 TL ile sözleşme gereğince ... İthalatçı firmaya ödendiği ihtilafsız olan 32.115,87 TL ile davacı  işçilerine ödendiği iddia edilen bedellere ilişkin davacının kabulünde olan 4.500,00 TL'nın altına düşmemek kaydıyla davalı tarafça davacı işçilerine yapılan diğer ödemelerin davalı tarafça ispatlanıp ispatlanmadığı hususu da değerlendirilmek suretiyle belirlenecek toplam ödeme miktarının yukarıda belirtilen şekilde davacının toplam talep edebileceği iş bedelinden mahsubuyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere uygun düşmeyen eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>   \t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2021 gün ve 2018/500 E., 2021/833 K<br>. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince  kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde  kendisine iadesine,<br>\t5-Davacı tarafça yatırılan istinafa başvuru harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>      \t  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak   21.01.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>Başkan...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Katip...<br> <br><br><br><br> <br>   <br> <br> \t<br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c07a1f23befab96","SID":"8044e23af341ca64"}}