{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 27/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 28/04/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/12/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının, müvekkili aleyhine Denizli 4. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 02.04.2018 düzenleme, 02.07.2018 ödeme tarihli 500.000,00-TL tutarlı bonoya dayalı olarak toplam 575.595,89-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını, bahse konu bononun davacının davalıdan satın almak üzere anlaştığını, davalının tek ortağı olduğu ...adına kayıtlı ... Mah. ... Cad. No:... K:... D:... nolu daire (... Ada, ... Parsel, ... nolu bağımsız bölüm) için teminat olarak verildiğini, 01.07.2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin demirbaşlar bölümünde; davalının, daireyi 500.000 TL'na davacıya sattığını, bu bedel karşılığında senet aldığını beyan ettiğini, taraflar taşınmaz tapu devir işlemi bittikten sonra bononun davacıya teslim edileceği konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, anlaşma uyarınca davacının davalıya 70.000 TL kapora verdiğini, davalının taşınmaz devir borcunu yerine getirmediğini, taşınmaz üzerinde bulunan ... 23.03.2016 tarih ... yevmiye numaralı ipoteğini de kaldırmadığını, kötü niyetli olarak teminat olarak verilen bonoyu işleme koyduğunu, davacının, davalıya borcu bulunmadığını, verilen kapora ve taşınmaza yapılan tamiratlar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenlerle davacının, davalıya davaya konu bonodan kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine, dava konusu 02/04/2018 düzenleme, 02/07/2018 ödeme tarihli 500.000,00 TL tutarlı bononun iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Davacı yanın dava dilekçesinde bahsettiği ... tarihli sözleşmenin matbu bir kira sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme adından da anlaşılacağı gibi taşınmaz alım sözleşmesi değil bir kira sözleşmesi olduğunu, kira sözleşmenin birinci sayfasındaki demirbaşlar bölümünde sanki bir satış sözleşmesiymiş  gibi, ''70.000-TL kapora alınmıştır. Daireyi ...'e 500.000-TL'ye sattım'' yazmasının hayatın olağan  akışına,  şekil şartına ve  hukuka  aykırı bir durum olduğunu, iddia edilen taşınmaz satışı en doğru bir şekilde ayrı bir sözleşmeyle yapılabilecekken yapılmamasının; sözleşmeye ek bir sayfa ile eklenebilecekken eklenmemesinin ve matbu bir kira sözleşmesinin demirbaşlar bölümüne sıkışık bir şekilde yazılmasının asıl nedeninin, elle yazılan bu kısımların sonradan doldurulmuş olması olduğunu, esasen bu sözleşmenin hiçbir aşamasında müvekkilin bulunmadığını, kira sözleşmesi üzerindeki el yazıları ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, Sözleşmenin 3.  sayfasında yer alan elle doldurulmuş diğer bir kısımda ''Kiracı eve iki kombi, bir ankastra seti, duvar kağıdı, cam balkon, mobilya yaptırmıştır. Değeri 28.750 olup, kira bedelinden düşülecektir.'' ibaresinin bulunduğunu, yapıldığı iddia edilen 28.750-TL masrafın kiradan düşüleceği yazılı olması davacının kendi iddiası ile çelişkili olduğunu, davacı tarafından sözleşmenin bir benzeri ...'ye verildiğini, dava dosyasına sunulan diğer sözleşmede sonradan el yazısı ile doldurulan kısımların bu sözleşmede boş olduğunun görüldüğünü, yine ...'ye verilen sözleşmede sözleşmenin müvekkili ile değil sözleşmede kiraya veren olarak gözüken yer sahibi ...ile yapıldığının görüleceğini, satıldığı iddia edilip kiralanan taşınmazın müvekkili adına değil sahibi olduğu şirket adına kayıtlı olduğunu, takibe konu bonoda ise alacaklının davalı müvekkili ...'ın bizzat kendisi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir taşınmaz satışı bulunmadığını, davacının kanserden vefat eden rahmetli kocasının tedavisi ve bir takım borçlarını kapatma amaçlı olarak müvekkilinden borç para aldığını, \"önceki evimde oturmaya devam edersem kocam aklıma gelir\" diyerek müvekkilinin şirketine ait daireye taşınmak istediğini ve kocasının ölmesinden hemen sonra da taşındığını, müvekkilinin, davacının villası olmasına, villayı satarak borcunu ödeyeceğini söylemesine ve birden fazla maaş geliri olmasına güvenerek davacıya borç para verdiğini, müvekkilinin, davacı yana ait villanın davalık olduğunu öğrenince icra takibi başlattığını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun dava ve tazminat talebinin reddine, % 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"...Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Davacı/borçlu, bonoda  yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Davacı düzenlenen senedin davalının tek ortağı olduğu şirkete ait ev alımına ilişkin  olarak verildiğini iddia ettiğine göre ispat külfeti davacı da olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerekir. Dosya kapsamına göre davacı tarafça taraflar arasında daire alım satımına ilişkin sözleşme bulunduğunun ispatı amacıyla sunulan kira sözleşmesi altındaki imzaların davalı eli ürünü olduğu yapılan inceleme ile tespit edilememiştir.Davacı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır.Davacı tarafından usulüne uygun deliller ile ispat olunamayan davanın reddine, davalının şartları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Menfi tespit davasına konu 02.04.2018 düzenleme, 02.07.2018 ödeme tarihli, 500.000 TL bedelli senet metninde ihdas nedeni yazmadığını, buna karşılık davalı vekilinin cevap dilekçesinin davaya konu senedin ihdas nedenini kendisi açısından açıkladığını, davalının senedin ihdas nedenine ilişkin beyanları açısından bakıldığında, müvekkilin eşinin (...) tedavisi nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığını, tüm tedavisinin kamu hastanesinde (...) yapıldığını, hastane kayıtlarının dosyaya sunulduğunu, tüm tedavisinin kamu tarafından (sosyal sigorta) karşılandığını, bu konuda özel hastaneye yatmadığını, harcamalarını kendisinin ve eşinin aylık gelirleri ile karşılayabilecek durumda olan davacının 500.000 TL borç para almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu anlamda davalı tarafın iddialarının dayanaksız olduğunu, davalının tedavi giderlerini kapatmak için borç para verdim beyanı karşısında, mahkemece ölenin tedavi gördüğü hastanelerden, 500.000 TL gibi bir harcama yapılıp yapılmadığı veya ne kadar yapıldığının araştırılmadığını, dava konusu senedin davalı tarafından satılan daire nedeniyle düzenlendiğini, davacının ve davalının o dönemdeki işlem ve eylemleriyle de desteklendiğini, davacı daireye malik olduğu inancı ile dairede tadilat ve ciddi harcama yaptığını, malik olmayan bir kimsenin 8-9 ay oturacağı bir yerde böyle bir tadilat ve harcama yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dairenin davacı tarafından satın alınmadığını iddia eden davalının kendi taşınmazında böylesine bir değişikliğe izin vermiş olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı, taşındığı bu daireye komşu olanlara malik olduğunu bildirdiğini, davaya konu senet bedelinin satın alındığını belirttikleri dairenin rayiç piyasa bedeli ile uyumlu olduğunu, davacının bina yönetimine malik sıfatıyla ortak giderleri ödediğini,  8-9 ay kadar malik sıfatıyla oturduğu bu daire için müvekkilinin herhangi bir kira bedeli ödemediğini, davalı da dahil hiç kimsenin bugüne kadar müvekkilinden kira bedeli talep etmediğini, kira sözleşmesinin tarih ve başlangıcı 01.07.2018 olmasına rağmen, bu tarihten 3 ay öncesine ait 02.04.2018 düzenleme tarihli senetteki adresin ... ili ... Mahallesi ... Caddesi No:..., Kat:... No:... (... ada ... parselde bulunan ... nolu bağımsız bölüm) olduğunu, davacı senedin düzenlendiği 02.04.2018 tarihinde davalıya ait daireye taşınmadığını, davalı bu daireyi davacıya sattığı için, satıştan kaynaklanan alacak için bu dairenin adresini yazdığını, ortada söz konusu adrese taşınma yokken senede bu adresin yazılmasının bir anlamı olmadığını, bu adresin dahi söz konusu borç senedinin bu taşınmaz için verildiğini gösterdiğini, davacının davalıdan 500.000 TL borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında ev alım satımı dışında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, daha önceye ait herhangi bir ilişki ve tanışıklıkları bulunmadığını, akrabalık bağının olmadığını, kamu sağlık kurumlarında tedavi gören ve sosyal sigortası bulunan bir hasta için 500.000 TL gider yapılmasının mümkün olmadığını, davacının sahibi olduğu bağımsız taşınmazı teminat göstermek suretiyle bankalardan her zaman kredi çekebileceği halde üç aylık vade için davalıdan borç almasının bir anlamı bulunmadığını, davalının davacıya nakden para vermesinin makul bir nedeni bulunmadığını, davalı müteahhit olduğundan daha önceden hiç tanımadığı bir kişiye hiçbir teminat almadan üç ay sonrası için ekonomik durumu ile bağdaşmayan miktarda bir borç para vermesinin daire satışı dışında olsa olsa tefecilik olabileceğini, tefecilik yapmıyorsa, yukarıda açıklanan koşullarda bir para verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendi daireleri üzerinde borç nedeniyle ipotek bulunan (Söz konusu ... ada ... parsel sayılı ... nolu taşınmazın,... adına kayıtlı iken 17.03.2016 tarihinde.... isimli davalıya ait şirkete satış yapıldığını,...ı 23.03.2016 tarihinde ... nolu bağımsız bölüme 365.000 TL bedelli ipotek koyduğunu ) ve bu ipoteği kaldıramayan bir kişinin başkasına borç para vermesinin akla ve mantığa uygun bir davranış olmadığını, hemşire olan davacı ile konut yapıp satan davalı müteahhit arasındaki tek ilişkinin davacının davalıdan daire satın alması olduğunu, tacir olan davalının miktarı böylesine yüksek bir meblağı ödemesine ilişkin kayıtların davalı tarafın defterlerinde de olması gerektiğini, davalının ticari defterleri incelenmediği gibi, davalının bu paranın defterlerinde kayıtlı olduğunu da iddia edemediğini, davalının ticari defterlerinde böyle bir kayıt bulunmadığını, davalının ödeme gerekçesini sözde insani nedene dayandırmaya çalıştığını, böyle bir ödeme, davacı ile aralarında akrabalık bağı ya da daha öncesine ait ticari ilişkileri bulunmayan basiretli bir tacirin yapacağı eylem olmadığını, maaşıyla geçinen bir memur olan davacının ekonomik durumu ve ödeme gücüne bakıldığında bu kadar yüksek bir paranın davalı tarafından davacıya elden nakit olarak ve herhangi bir kefil, ipotek gibi bir teminat alınmadan hatta bir tanık dahi gösterilmeden ödenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tarafların öncesine dayalı bir tanışıklıklarının bulunmamasının, herhangi bir ticari ilişkilerinin olmamasını, akrabalık bağının bulunmamasını, davacıyla olan kısa tanışmanın kendisine (davalıya) nasıl bir güvence sağladığını açıklayamadığını, davacının üç aylık bir vade için 500.000 TL'lik bir borç almasının ve üç aylık vadede bunu ödeyebileceğini davalının hangi teminata güvenerek verdiğinin açık olmadığını, herhangi bir tapu ya da motorlu araç sicil kayıtları gibi harcamaya ilişkin bir durumunun olup olmadığının, bir borcu kapatıp kapatmadığı hususlarının araştırılmadığını, davacının ölen eşinin tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarına yaptığı ödeme kayıtlarının araştırılmadığını, yine üç aylık döneme ilişkin davacının olağan olmayan bir harcamasının olup olmadığının araştırılmadığını, söz konusu senedin davalının davacıya sattığı ancak üzerindeki ipotek nedeniyle devir yapamadığı daire için olduğunu, olayın oluş şeklinden ve davada ileri sürülen ve dilekçe ekinde sundukları delillerden müvekkilinin taşınmazı satın alması amacı dışında 500.000 TL'lik bedeli yüksek bir bonoyu imzalayarak borçlanmasının ve buna paralel olarak tacir olan davalının hiçbir güvence almadan daha önce tanımadığı bir kişiye bu yüksek bir parayı vermesinin “hayatın olağan akışı” kriterine uygun olmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkil ile davalı ... arasındaki ilişki müvekkilin malik niyetiyle oturduğu ...nolu dairenin satışı ile ilgili olduğunu, bunun dışında herhangi bir borçlanma ilişkisi bulunmadığını tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Somut olayda davacı tarafça takibe konu kambiyo senedinin taşınmaz satışına ilişkin teminat olarak verildiği, taşınmazın üzerinde ipotek bulunması sebebiyle satış işleminin gerçekleştirilemediği bu nedenle senet nedeniyle borçlu olunmadığı iddia edilmiş, davalı tarafça ise; davaya konu senedin borç para karşılığında düzenlendiği, taşınmaz satışına ilişkin olduğu belirtilen 01/07/2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesi üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmiş, mahkemece ise kira sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı belirtilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>Mahkemece her ne kadar 01/07/2018 tarihli kira sözleşmesi altındaki imzanın davalının eli ürünü olup  olmadığı konusunda imza incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de; söz konusu kira sözleşmesinde davaya konu senede herhangi bir atıf yapılmadığından  yanılgılı değerlendirme ile kira sözleşmesi üzerindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda yaptırılan imza incelemesinin esasa etkili olmadığı anlaşılmış, bu husus Dairemizce eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. <br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davaya konu senedin 01/07/2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde belirtilen taşınmaz satışının teminatı olduğunun davacı tarafça ispat edilememesine, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,   kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan  59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 27/12/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d8c88859540e436","SID":"ecf70891b0a25edf"}}