{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/866 Esas<br>KARAR NO: 2025/170<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/12/2021<br>NUMARASI: 2017/438 E. - 2021/418 K.<br> DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>ASIL DAVADA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1988 yılında ilk çeltik fabrikasını kurduğunu ve “...” markası ile ülke piyasasında yüksek ayırt edicilik kazandığını ve markanın garanti fonksiyonu ile işbu markanın müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin 1998 yılında ... Firmasını kurarak tüzel kişilik kazandığını, işbu dava konusu markanın müvekkili tarafından ... tescil numaralı markası da dayanak kılınarak, 20/08/2014 tarihinde TPE nezdinde ... sayı ile tescil edildiğini, müvekkili firma kurucuları ile davalının ortak olduğunu ve daha sonraki yıllarda söz konusu ortaklığı sona erdirdiklerini, ortaklığın sona ermesi akabinde “...” ibareli markanın müvekkili firmanın kullanımına bırakılması kararlaştırılarak, 2010 yılında ... nolu markanın  müvekkiline devredildiğini, bu nedenle davalının ... veya ... ibareli marka üzerinde herhangi bir hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, ancak hal böyle iken, davalı yanın “...” ibaresini hukuka aykırı olarak kullanması, müvekkili markasını aynen taklit ederek aynı dizayna ve renklere sahip taklit marka ile haksız menfaat elde etmesi nedeniyle işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu iddia ederek, tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men ve ref’ini, bu bağlamda ... tescil numaralı marka ile aynı veya iltibasa sebebiyet verecek tüm kullanımların engellenmesini, 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, 556 Sayılı KHK’nın 66/1-a maddesi uyarınca, yoksun kalınan kazancın marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edilebileceği muhtemel gelire göre hesaplanmasını, hükmün ilanına karar verilmesini,  değişik iş ve talimat dosyasında yapılan masraflarla birlikte yargılama giderlerinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Dava konusu olay yönünden marka hakkına tecavüz şartlarının oluşmadığını ve hedef kitlenin ortalama tüketici olmadığını, davacının zararı bulunmadığını, İstanbul 4. FSHHM” nin 2016/86 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu kapsamında tüketici nezdinde iltibas kavramı incelenmemiş olduğundan, raporun yetersiz olduğunu ,davacının marka hakkının ihlal edildiğini  iddia ettiği ve tespit dosyasında örnekleri bulunan çuvallar karşılaştırıldığında da çuvalların iltibasa yol açmadığının açıkça görülmekte olduğunu ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini,  Müvekkilleri adına tescilli birçok marka olduğunu, kullanımın da ... sayılı ... + şekil ibareli markaya dayalı olduğunu,  ... ibaresinin ürünün cinsini gösterdiği, yanındaki 25. İbaresinin kilonun karşılığı olduğunu, davacının markasına yaklaşır bir kullanım olmadığını,  ürünleri toptancı firmaların satın aldığını ve bilinçli tüketici olduklarını, hükümsüzlük davasına konu davanın ise süresi içerisinde açılmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;   davalı adına  ... tescil nolu \"...\" ibareli markanın tescil edildiği tüm sınıflar yönünden kötüniyetli tescili nedeniyle hükümsüzlüğüne  ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmişlerdir.  Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı markası ile müvekkilinin kullanımına konu ibare karşılaştırılırken, sadece davacı markasında yer alan \"...\" ibaresi değil, bir bütün halinde \"...\" ibaresinin değerlendirmeye alınması gerektiğini, bu şekilde karşılaştırıldığında ise davacı markası \" ... \" ile müvekkilin kullanımına konu \"...\" ibaresinin aynı olmadığını, burada sadece bir benzerlikten söz edilebileceğini, o da davacı markasındaki \"...\" ibaresi ile müvekkilinin kullanımdaki \"..\" ibaresi olduğunu, davacı kendi markasının tamamında hak iddia edecekken tek bir ibareye takıldığını, davasını bu ibare üzerinden yürütmeye çalışarak mahkemeyi de yanılttığını, davacının markası ile müvekkil markası karşılaştırıldığında müvekkil markasındaki ... ibaresi fabrikayı temsil ettiğini, satış yapılan toptancıların alımlarında bu ibareyi dikkate aldığını bildirerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi kararında özetle; \"ASIL DAVADA: DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, davalı eyleminin davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, somut olayın özelliklerine veBK hükümlerine ve bilirkişi raporları ve ıslah ili talep edilen tazminat yöntemine ve BK hükümleri kapsamına göre 556 sayılı KHK 66/2-b maddesine göre 30.579,044 TL maddi tazminatın 20.8.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000 - TL manevi tazminatın 20.8.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, davalının tescilden farklı ve davacı markasına yaklaşarak tecavüz ve haksız rekabet eden tüm kullanımlarının önlenmesine,BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... numaralı \"...\" ibareli markasında \"...\" kelimesinin bulunduğunu, bu ibareyi markasında kullanmasının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin markasının davacının ...numaralı markasından daha önceki tarihte tescil edildiğini, davacının markasını kullanmasına ses çıkarmadığını, itiraz etmediğini, 5 yıl geçtikten sonra dava açmasının iyi niyetli bir davranış olmadığını. -Davacı şirketin 1998 yılında kurulduğunu, davalı şirketin ise 1999 yılında kurulduğunu, 2002 yılında 2 şirketin ortaklarının aynı kişiler olup aralarında akrabalık bağı bulunduğunu, davacı şirket ortağı ...'ün davalı şirketin ortağı ...'nın damadı olduğunu, 2020 yılında hisse devirleri yapıldığını, 2010 yılında \"...\" markasının davacı şirkete devredildiğini, davalının markasını o günden beri kullandığını, her iki şirketin marka vekillerinin de aynı olduğunu. -Taraf markaları karşılaştırılırken her iki markanın bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı markasıyla müvekkilinin kullanımına konu ibare benzer olarak nitelendirilse bile bu benzerliğin otomatikman tecavüz sonucunu doğurmayacağını, karıştırılma ihtimalinin de varlığı gerektiğini, oysa somut olayda markaların hitap ettiği tüketicinin toptan alım satım yapan firmalar olduğunu, karışıklık yaşanmasının mümkün olmadığını. -TPMK'de \"...\" ibareli 485 markanın bulunduğunu ve bu marka kayıtlarının 26/03/2018 tarihli dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, raporlara itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini beyanla asıl davaya yönelik kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda özetle; mahkemece alınan 22/05/2018 tarihli birinci raporda, davalı firma tarafından hesapların birlikte tutulduğu, ... ve ... cinsi pirinçler bakımından yapılan toplam satışların 14.604.734,58 TL ve brüt kârın 1.406.383,58 TL olduğu, tedbir kararının uygulanması sırasında 25 kg'lık 613 adet satışa hazır ve 18.365 adet boş çuvalın tespit edildiği ve tedbir sırasında ele geçirilen çuval sayısına göre maddi tazminatın 136.783,94 TL hesaplandığı, 24/04/2019 tarihli ikinci raporda, 556 sayılı KHK 66/1-a maddesine göre 23/11/2016-01/12/2016 tarihleri arasında 1.230,23 TL 20/08/2014-01/12/2016 tarihleri arasında 33.007,32 TL muhtemel gelir elde edilebileceğinin hesaplandığı, müvekkilinin 20/08/2014 tarihinde 30. Sınıfta ... numaralı marka başvurusunda bulunduğu, akabinde davalının 30. Sınıfta ... Başvuru numaralı marka başvurusunda bulunduğu, bu başvurunun müvekkilinin itirazı neticesinde kötü niyet gerekçesiyle reddedildiği, bilirkişilerin marka hükümsüzlüğü talebine yönelik görüşlerinin yerinde olmadığı, davalının reddedilen markayı fiilen kullandığı, marka hakkına tecavüz ve haksız fiil hükümlerinin ihlal edildiği, tedbir sırasında elde edilen pirinç torbalarının zararın boyutlarını gösterdiği, yeni bir heyetten rapor alınması gerektiği. -Davalının ... sayılı marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, 08/06/2010 tarihli devir sözleşmesi ile ... tescil numaralı \"...\" markasının müvekkiline devredildiğini, davalının \"...\" veya \"...\" ibaresi üzerinde hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, devirden 1.5 yıl sonra kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu, yayına itiraz etmelerine rağmen kurum tarafından itirazın reddedilerek markanın tescil edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/07/2008 tarihli 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar sayılı kararı ile kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesinin mümkün olduğu gibi sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davası açılabileceğinin de tespitine karar verildiğini, kötü niyetin tespitinde birtakım kriterler bulunduğunu, bir başka kişinin zaten kullanmakta olduğu tescilli markası ile karışıklık yaratarak bu markanın bilinirliğinden yararlanmak için marka tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli tescil olduğunu, davalının bu ibare üzerinde hak sahibi olmadığını bildiğini, müvekkilinin \"...\" ibaresinin piyasada belli bir bilinirliğe ulaştığını, davalının müvekkilinin uzun süredir kullandığı tescilli markası ile ayniyet derecesinde benzer ... numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun kötü niyet ve benzerlik gerekçesiyle reddedildiğini, redde rağmen taklit markayı kullandığını. -Davalının kötü niyetli olduğu kabul edilmemesi halinde dahi benzerlik nedeniyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,  -Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler göz önüne alınarak maddi ve manevi tazminata yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine dair kararın kaldırılması ve birleşen davada hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER TPMK kayıtlarından 10/09/2004 başvuru tarihli ... sayılı 30. Sınıfta \"...\" markasının davacı adına tescilli olduğu, markanın davalı şirket adına tescilliyken Uzunköprü İkinci noterliği'nin Haziran 2010 tarihli marka devir sözleşmesi ile davacı şirkete devredildiği, yine davacı adına 20/08/2014 başvuru tarihli 30. Sınıfta \" ... net.25 kilogram+şekil\" ibareli ... başvuru numaralı markasının tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı adına 30 ve 31. sınıflarda 04/11/2010 başvuru tarihli \"...+Şekil\" ibareli ... sayılı 04/09/2010 başvuru tarihli ... sayılı 30 ve 31. Sınıfta \"... + Şekil\" markasının, 01/11/1999 başvuru tarihli ... başvuru numaralı, 30 ve 31. Sınıfta \"...\" markasının ... başvuru numaralı ... sayılı \"...\" ibareli 30. Sınıfta markanın ve davaya konu ... başvuru numaralı 29 ve 30. Sınıflarda \"...+Şekil\" ibareli ... sayılı markanın davalı adına tescilli olduğu 30. Sınıfta ...başvuru numaralı \"... Pirinç+Şekil\" markasının başvurusunun davacı itirazı üzerine reddedildiği anlaşılmıştır.İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 D.İş sayılı dosyasının incelenmesinde; Bilirkişi ... tarafından davalı adresinde inceleme yapıldığı, davalının pirinç çuvallarının üzerinde ... başvuru numaralı \"... Pirinç+Şekil\" markaya ait yazı ve şekil unsurlarının bulunduğu görülmüştür. Mahkemece Bilirkişiler ..., ..., ...'ndan alınan 22/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda: Davacının ... nolu “...” ibareli markayı 2010 yılında davalıdan devir aldığı, davacı yan adına tescilli... sayılı “ ...” markası ile Davalı yan adına tescilli ... nolu “...” markalarının birbirinden farklı görsel unsurlara sahip olduğu bu iki markanın ortalama zeka sahibi tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ancak Dava dosyasında yer alan, davalı ve davacının pirinç çuvalı üzerindeki marka fiili kullanımının; genel görünüm, görsel, işitsel, anlamsal, okunuş ve yazılış olarak birbirine benzer olduğu, Tüketicilerin iki marka arasında bağlantı olduğunu düşünme ve karıştırma ihtimallerinin yüksek olduğu ve Tüketicilerde yanılgı ve iltibas oluşturacağı, davalı yanın ... nolu “...” markasında esas unsur “...” olmasına rağmen markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, fiili kullanımda “...” ibaresini markanın esas unsuru olarak kullanıldığı, bu dunumun tüketiciler nezdinde yanılgı ve iltibas oluşturacağı, davacı adına tescilli ... nolu markanın tescil edildiği 30. sınıf ve emtialar ile Davalı yanın işyerinde el konulan ürünlerin sınıf ve emtialarının aynı olduğu ,birleşen 2017/514 esas sayılı davada Kötü niyetin varlığına ilişkin bilirkişi değerlendirmesi yapılamayacağını,  takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, Davalı yanın, davanın süresi içerisinde açılmadığı yönündeki savunmasının, ... nolu markanın tescil tarihinden sonraki 5 yıl içinde açılması nedeniyle, uygun olmadığı, davalı tarafın incelenen faturalarından 25 KG lik ... pirinçlerin ortalama 71,25 TL dan satıldığı, davalı tarafa ait 2016 yılında satışların hesap ve maliyetlerin tutulduğu kayıtlara göre ... pirinç için ayırt edici bir kod ya da özellik kullanılmadığını, Ayırt edici bir kod bulunmadığından dolayı toplam pirinç satışları kapsamında yapılan değerlendirmede toplam satılan pirinç miktarının 4.878.540 KG ve 14.604.734,58 TL olduğu buna karşılık yapıları maliyetin 13.198.351,00 TL olduğu,  satışı yapılan ürünlerden elde edilen brüt karın 1.406.383,58 TL olduğu KG/Birim başına karın 0,2883 TL olduğunun anlaşıldığını, buna göre yapılan hesaplamalar sonucunda davalı tarafın yakalanan 613 adet 25 KG paketler halindeki ürünler için elde edeceği muhtemel karın 4.418,20 TL, davalı tarafin yakalanan ve doldurulmamış marka baskılı 18.365 adet 25 KG kapasiteli çuvalların satışından elde edebileceği muhtemel karın 132.365,74 TL olduğu sonucuna varıldığını bildirmişlerdir. İkinci bilirkişi heyeti  Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve ...'ın 02/05/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle: Tasarımlar arasındaki farklılıkların küçük ayrıntılar niteliğini taşıdığı, tasarımları oluşturan grafik kompozisyonun birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olduğu, Hükümsüzlük iddiasıyla açılan davanın SMK'nın yürürlüğünden sonra açıldığı, bu açıdan uyuşmazlığa SMK hükümlerinin uygulanması gerektiği, birleşen davaya konu ... no'lu markanın tescilinde kötü niyetli hareket edilmediği, bu gerekçeyle anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, zira söz konusu markada, davacı yan markasında da yer alan “...” ibaresinin küçük puntolarla ve diğer unsurlardan geri planda kalacak şekilde yer aldığı ve bu ibarenin Türkçede yaygın bir kullanımı haiz olması nedeniyle güçlü bir ayırt ediciliği haiz olmadığı, sadece bu ibaredeki benzerlik dolayısıyla dava konusu markanın tescilinde kötü niyetli hareket edildiği iddiasının kabul edilebilir olmadığı, Kötü niyetli tescil iddiasının kabul edilemeyeceği kanaati hasıl olduğundan sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddialarının incelenmesine yer bulunmadığı, Tecavüz iddiasıyla açılan davanın ise MarkKHK'nın yürürlükte olduğu zaman açıldığı, bu nedenle tecavüz iddiasının MarkKHK kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın kullanımının, tescile uygun bir kullanım olmadığı; davacı yanın markasıyla/kullanımıyla benzerlik arz ettiği, bu benzerlik dolayısıyla kullanımların ayrıca aynı ürüne yönelik olması nedeniyle- marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin söz konusu olacağı, Davalı yanın, ürünün tüketicisi bakımından iltibasın söz konusu olmayacağına yönelik beyanına itibar edilemeyeceği, nitekim somut olarak karıştırılmanın marka hakkına tecavüz için gerekli olmadığı, gerek markalar gerek de işletmeler arasında cereyan edebilecek karıştırılma ve/veya ilişkilendirilme ihtimalinin varlığının dahi marka hakkına tecavüze sebebiyet verebileceği, taraf şirket ortakları arasındaki akrabalık ilişkisi de dikkate alındığında bu türden bir ilişkilendirilmenin kuvvetle muhtemel gündeme geleceği, Takdiri Mahkeme'ye ait olmak üzere maddi tazminat hesabının, hem tespit tarihi olan 23.11.2016 tarihinden itibaren, hem de davacı tarafın davaya konu markasının koruma tarihi olan 20.08.2014 tarihinden itibaren dava tarihi olan 01.12.2016 tarihine kadar iki ayrı seçenekli hesaplandığını , 556 sayılı KHK'nin 66/1-a hükmünde yer alan “Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edilebileceği muhtemel gelire göre, düzenlemesine göre davacının 23.11.2016-01.12.2016 tarihleri arası seçeneğine göre 1.230,23 TL, 20.08.2014-01.12.2016 tarihleri arası seçeneğine göre ise 33.007,32 TL muhtemel gelir elde edebileceği görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişiler Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ...  ve ...'ın 11/03/2020 tarihli ek raporlarında özetle : taraf ürün ambalajlarının tasarımı bakımından küçük farklılıkların bulunduğu, ancak bu küçük farklılıkların bu ambalajlar bakımından iltibası engellemeyeceği, bu bakımdan kök raporda yer alan kanaati değiştirmeyi gerekir bir durumun mevcut olmadığı, hukuki inceleme bakımından kök raporda varılan kanaatten ayrılmayı gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, dava konusu markada yer alan “...” ve “şekil” unsurlarından oluşan kompozisyonun anılan markanın asıl unsuru olduğu ve taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kabulüne engel olduğu, ancak davalının tescilli markasını kullanım şeklinin tescile uygun kullanım olmadığı, davalı yan kullanımının davacı yan markasına/kullanımına benzer olduğu, bu nedenle davalı kullanımının davacı yan markasına tecavüz/haksız rekabet teşkil ettiği, taraf ürünlerinin satış elemanları tarafından doğrudan fabrikaya gelinerek satın alınmasının da iltibasa engel olmayacağı, zira iltibasın karıştır(ıl)ma ihtimali anlamına geldiği, somut bir karıştırmanın gerekli olmadığı, taraf müşterilerinin markaların farklı olduğunu anlamaları hâlinde dahi işletmesel iltibas dolayısıyla da marka hakkına tecavüz/haksız rekabetin söz konusu olabileceği, taraf ortakları arasındaki akrabalık ilişkisinin de bu işletmesel iltibası güçlendirdiği, kök raporda yapılan maddi tazminat hesaplama yönteminde bir değişiklik olmamakla birlikte, sonuç bölümüne aktarılan maddi hatanın “20.08.2014-01.12.2016 tarihleri arasında 61.110,15- TL” olarak düzeltilmesi gerektiğini, mukayese edilmek üzere 23.11.2016 tarihinden dava tarihi 01.12.2016 arası tazminatın  ise kök raporda belirtildiği üzere 1.230,23- TL hesaplandığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişiler Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve ...'ın 11/02/2021 tarihli ikinci ek  raporlarında: hükümsüzlük talebi bakımından, davalının markasının ayırt edici niteliği zayıf olan “gözbirlik” ve “...” ibareleri ile ayırt edici niteliği güçlü olan “...” ve “şekil” den oluşan bir marka olduğu, “...” harflerini içeren “şeklin” merkezde konumlandırılmış olduğu bu sebeplerle genel görünümü etkileyen kısmın; esas unsurun “...” ve “şekil” ibarelerinin olduğu, davacı ile davalı markalarının esas unsurlarının karşılaştırılması neticesinde davalıya ait markanın davacıya ait marka ile karıştırılma (iltibas) yaratmadığı, bu sebeple de ayrıca bir incelemeye girilmeksizin davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne yönelik talebin reddedilmesi gerektiğini,  tecavüz talebi bakımından, davalı yanın kullanımının, dava konusu markanın tescilli hâline uygun bir kullanım olmadığı ve davalının kullanımının, davacı yan markasıyla/ambalajıyla benzerlik oluşturacak nitelikte olduğu, davalı yanın tescilli markasından farklı olan kullanımının davacının tescilli markası ile olan benzerliğinin taraf tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olacağı bu sebeple de davacının markasına ilişkin tecavüzün/haksız rekabetin somut olayda gerçekleştiği, tecavüz talebi bakımından ise daha önce Mahkemeye sunulan  raporlarda  benimsenen hükümsüzlük, tecavüz talebi bağlamındaki ve tazminat hesaplama yöntemindeki kanaatlerden ayrılmayı gerektirecek bir sebebin bulunmadığını bildirmişlerdir.<br>GEREKÇE Davacı vekili asıl davada davalı tarafın davacı adına tescilli ...sayılı markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refine, 556 sayılı KHK 66/1-a maddesi gereğince yoksun kalınan 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, birleşen davada ise davalı adına ... tescil numaralı markanın kötü niyetli tescil edildiğinden bahisle hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş; davacı vekilinin 16/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat seçimini değiştirdiği, KHK 66/2-b maddesine göre hesaplama yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, davalı vekilinin asıl davaya yönelik, davacı vekilinin ise asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.  Davacı vekilinin asıl davada hükmedilen tazminat miktarları, birleşen davada ise reddine karar verilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden katılmalı istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına celbedilen TPMK kayıtlarından ve taraf vekillerinin beyanlarından davacı ve davalı şirket ortaklarının akraba oldukları, uzun süre ortaklık yaptıkları, daha sonra davalı şirketin ... başvuru numaralı 30. Sınıftaki \"...\" ibareli markayı davacı şirkete devrettiği, davacı şirketin 20/08/2014 tarihinde  ...\" ibareli şekil markasını 30. Sınıfta tescil ettirdiği, davalı adına tescilli markalara bakıldığında \"...  \"...\", \"...\" ve \"...\" ibareli markalar olduğu, davalı şirketin 2010 yılındaki marka devir sözleşmesinden bir buçuk yıl sonra \"...\" ibareli ... sayılı markayı aynı sınıfta kullanmak üzere tescil ettirmesinin basiretli tacirden beklenecek iyi niyetli bir davranış olmadığı gibi davalının markayı tescil ettirirken \"...\" ibaresini küçük yazdığı halde kullanımda \"...\" ibaresini öne çıkaracak şekilde kullanmasının da kötü niyetin tespitinde belirleyici olacağının değerlendirildiği, sicilde 485 adet 29 ve 30. Sınıflarda tescilli \".../...\" ibareli marka bulunduğu ileri sürülmüş ve davalı vekilince 31/03/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulmuşsa da, gerek taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi, gerekse marka devri göz önüne alındığında davalının devrettiği markanın baskın unsuru olan \"...\" ibaresini \"...\" şeklinde marka olarak tescil ettirmesini haklı göstermeyeceği, davalının 2011/83971 sayılı markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatiyle birleşen davaya yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Asıl davaya yönelik olarak davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin incelenmesinde İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/86 D.İş sayılı dosyasında alınan raporda yer alan görsellerden, davalının pirinç emtiası ambalajı olan çuvallar üzerinde davacı adına tescilli ... tescil numaralı marka ile ayniyet derecesinde benzer markayı kullanmak suretiyle iltibas yarattığı, markaya tecavüz ve haksız rekabetin sabit olduğu, her ne kadar davalı tarafça marka başvurusunun bulunduğu ileri sürülmüşse de davalı tarafın ... başvuru numaralı 30. sınıftaki markasının TPMK tarafından reddine karar verildiği, kullanımın davalı adına tescilli ... başvuru numaralı marka kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla, markanın tescil kapsamında olduğuna dair davalı savunmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Asıl davanın 01/12/2016 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK 155. Maddenin yürürlükte olmadığı gibi davalı kullanımının tescilli marka kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece markaya tecavüzün tespiti, meni ve refine karar verilmesi, tazminat hesabı yapılması yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde, 556 sayılı KHK 66/1-a maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, ıslah dilekçesi ile tazminat seçeneğini değiştirdiği ve 556 sayılı KHK 66/b maddesinde marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, mahkemece 556 Sayılı KHK 66/b maddesinde düzenlenen tazminat seçeneğine göre tazminata hükmedildiğinin açıklandığı anlaşılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK 66/2 Maddesinde; \"Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden birine göre hesap edilir.\" hükmü düzenlenmiştir. KHK 66/2-a bendinde;  “Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edilebileceği muhtemel gelire göre,\" KHK 66/2-b bendinde; \"Marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre\" seçeneklerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. MarKHK'da düzenlenen seçeneklerden birinin kullanılması halinde ise bu seçimin yenilik doğurucu hakkın kullanılması mahiyetinde olduğu ve bir kez kullanıldıktan sonra ıslah ile dahi değiştirilemeyeceği kabul edilmektedir. (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2024 tarihli, 2024/145 Esas- 2024/8378 Karar sayılı kararı) Bu durumda mahkemece dava dilekçesinde talep edildiği üzere 556 Sayılı KHK 66/2-a bendinde düzenlenen seçeneğe göre yoksun kalınan kazanca dayalı tazminata hükmedilmesi gerekirken,  ıslah ile değiştirilen seçeneğe göre karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkemece alınan 11/02/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun incelenmesinde bilirkişilerce davalının defterleri ve stok hareketlerinden; davalı tarafın marka başvurusu yaptığı (ancak daha sonra marka başvurusunun Kurum tarafından reddine karar verildiği) marka başvurusunun yapıldığı 20.08.2014 tarihinden, 01.12.2016 dava tarihi arasında, davalı tarafça 9.720.750 kg karşılığı 30.579.044,49 TL pirinç satışı yaptığının tespit edildiği, davalının satışı olmasaydı, davacının bu tarihler arasında 9.720.750 kg daha pirinç satışı gerçekleştirebileceği göz önüne alındığında, davacının karlılık oranlarının bilirkişilerce incelenerek, bu tarihler arasında toplam 61.110,15 TL daha muhtemel gelir elde edebileceğinin hesaplandığının beyan edildiği anlaşılmakla, mahkemece dava dilekçesinde kullanılan seçim kapsamında, 66/2-a bendine göre yoksun kalınan kazancın   61.110,15- TL olduğunun kabulü ile bu miktar üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece  hatalı değerlendirme ve yazılı gerekçelerle,  30.579,044 TL maddi tazminata  hükmedilmesinin yerinde olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerden bu rakama nasıl ulaşıldığı da anlaşılamamıştır. Davacı vekilinin hükmedilen ve reddine karar verilen manevi tazminat miktarına da itiraz ettiği, dosya kapsamına yansıyan delillerden, davalının davacıya 2010 yılında ... başvuru numaralı markayı devrettiği, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, aralarındaki ilişki ve ihlal süresi göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminatın da yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin asıl davaya yönelik  istinaf başvurusunun kısmen kabulü ve birleşen davaya yönelik  istinaf başvurusunun  kabulü ile, kazanılmış haklar saklı tutularak mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men ve refi ile,  61.110,15- TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminatın 20/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, birleşen davada davalı tarafı markasının kötüniyetli tescil ettirildiğinden hükümsüzlüğüne  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, kazanılmış hakları saklı tutularak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin, asıl davaya yönelik istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, birleşen davaya yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, 3- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/12/2021 tarih, 2017/438 E., 2021/418 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- A-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 1/a-Davalı eyleminin, davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 1/b- 556 sayılı KHK 66/2-a maddesine göre  61.110,15- TL maddi tazminatın 20.8.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin  istemin reddine, 1/c- 20.000 - TL manevi tazminatın 20.8.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,1/ç-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 1/d-Davalının tescilden farklı ve davacı markasına yaklaşarak tecavüz ve haksız rekabet eden tüm kullanımlarının önlenmesine,<br>B-BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜNE,1/a- Davaya konu ... başvuru numaralı 29 ve 30. Sınıflarda \"...+Şekil\" ibareli ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE,1/b- Karar kesinleştiğinde kararın TPMK'ya bildirilmesine,5- İlk derece mahkemesince yapılan yargılama giderleri yönünden; A-ASIL DAVADA: 1/a-Asıl davada markaya tecavüz davası yönünden 615,40 TL maktu harç, maddi tazminat davası yönünden 4.174,43 TLnispi harç, manevi tazminat davası yönünden 1.366,20 TL olmak üzere toplam  6.156,03 TL karar ve ilam harcının,  peşin  yatırılan17.077,50 TL harçtan mahsubu ile artan 10.921,47 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,1/b-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1/c-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1/ç-Kabul edilen haksız rekabetin tespiti ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi  talebinin kabulü yönünden , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,1/d-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  40.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,1/e-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1/f-Asıl davada Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 6.156,03 TL karar ve ilam harcı, 29,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 6.185,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1/g-Asıl davada davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 547 TL tebligat masrafı, 7.000 TL bilirkişi ücreti, 168,50 TL icra dosyasında yapılan masraf, d.iş dosyasında yapılan 77,3 TL masraf olmak üzere toplam 7.792,80 TL yargılama giderinden, kabul ve red oranına göre, 3.019,00 TL'lık kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/ğ-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan toplam 1.499 TL'nin kabul ve red oranına göre 919,00 TL'lık kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>B-BİRLEŞEN DAVADA 1/a-Birleşen davada alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 584,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,1/b- Davacı tarafça yapılan 31,40 TL karar ve ilam harcı ile  31,40 TL başvuru harcının,  davalıdan tahsiline, davacıya verilmesini,1/c-Birleşen davada davacı tarafın yapmış olduğu 122,00 TL posta giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 1/ç-Birleşen davanın kabulü nedeniyle, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 615,40 TL maktu harç, maddi tazminat davası yönünden 4.174,43 TLnispi harç, manevi tazminat davası yönünden 1.366,20 TL olmak üzere toplam  6.156,03 TL karar ve ilam harcı, birleşen dava yönünden 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 12.927,46‬ harçtan, peşin yatırılan 692,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.234,47‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 98‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 318,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"521edf0a1a43f461","SID":"0963e1d41db2f0dd"}}