{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/921 Esas  - 2024/1304 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/921<br>KARAR NO\t\t: 2024/1304<br><br>\t\tTÜRK MİLLETİ ADINA <br>\t\t             KARAR<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...  ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  30/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/519 Esas 2021/738 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVA\t:  Ortaklıktan Çıkma /Şirketin Feshi<br>DAVA TARİHİ\t:  03/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/01/2025<br><br>Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma/şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş bünyesinde 25/12/2018 tarihinden itibaren %34 oranında hisse sahibi bulunduğunu, davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş'ne aynı zamanda ... Yapı San ve Tic. A.Ş'ne %50, ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş'nde %91 oranında hisse sahibi olduğunu, söz konusu şirketlerin iş ortakları ile bir çok kar getiren işler gerçekleştirmesine rağmen davacıya hisse sahibi olarak hiç bir ödeme yapılmadığını, davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığı ve yapılan mali veya diğer konulara dair hiç bir bilgi verilmediği gibi şirketteki defter ve kayıtların incelenmesine de izin verilmediğini, durumun uzun süredir devam etmesi nedeniyle de ortakları ve şirket yetkilileri arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, ihtarname ile davacının şirket hissesini devretmek istediğini ihtar ettiğini  belirterek davacının hak ettiği tüm alacakların hissesi oranında hesaplanarak şirketten ayrılma payının karşılık bedelinin tespiti ile şimdilik 100,00 TL'nin hak ettiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesini, haklı sebeple şirket ortaklığından ayrılmasına, bu taleplerin yerine getirilmemesi halinde davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gerçekte şirket hissedarı olmadığını, inançlı temlik işlemi ile şirket hisselerinin kendisine devredildiğini, davacının aslında ...'a ait olan şirket hisselerini inançlı temlik ile üzerilerine aldığını, görünürde şirket hissedarı olduğunu, esasen hali hazırdaki tüm ortaların inançlı temlik işlemi ile ...'a ait payları geçici süre ile uhdelerinde bulundurduklarını, bu hususta yapılan anlaşmanın şirket yönetim kurulu karar defterinde tüm hissedarları ve yönetim kurulunun imzaları ile işli olduğunu, davacının kendi beyan ettiği tarihten 7 ay öncesine şirket hissedarı olduğunu, davaya dayanak hiç bir husus belirtilmediği gibi hiç bir belge ve delil sunulmadığını, davacının bilgi ve belgelerin verilmesini talep etmesine rağmen bu talebin yerine getirilmediğini somut delillerle ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette herhangi bir hissesi veya yetkisi bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının kendilerine davayı yönetmesinde hukuki yararının da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>... Yapı San ve Tic. A.Ş' vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ne de davcının hissedarı olduğununu ... A.Ş'nin  davalı şirkette herhangi bir hissesi veya yetkisi bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının kendilerine davayı yönetmesinde hukuki yararının da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; somut uyuşmazlıkta davacı yan mali konularda kendisine hiç bir bilgi verilmediği hisse sahibi olarak ödeme yapılmadığı iddiası ile çıkma payı karşılığından şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve terditli olarak şirketin feshi talebinde bulunmuş olup davacı ortağın TTK  437. maddeside ön görülen prosedüre uygun olarak bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istediğine dair bir iddia ve ispat vasıtası sunmadığı, öte yandan davacının davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş'de  04/05/2018 tarihinde hissedar olduğu, işbu davanın açıldığı 03/11/2020 tarihine kadar geçen süre nazara alındığında davalı şirket yönünden haklı sebep olarak nitelendirilebilecek şekildi iyi niyet kurallarına aykırı olarak uzunca bir süre kar dağıtılmaması koşulunun gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılmış, bu oluşa göre TTK 531. maddesinde ön görülen haklı sebebin kanıtlanamadığı bu kapsamda davalı şirketin feshi talebi yerinde olmadığı gibi davacının terditli talebi olan ortaklık payının ödenmesi karşılığında ortaklıktan  çıkmasına karar verilmesi talebine yönelik ise TTK 531. maddesi  gereğince ortaklıktan çıkma talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının haklı sebebin varlığını kanıtlaması gerektiğinden ve sunulan deliller çerçevesinde haklı sebebin varlığı kanıtlanamamış olmakla davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş'ne yönelik davanın reddine,  diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ... İnşaat.. A.Ş.'de %34 hisse sahibi olmasına ve ... İnşaat... A.Ş.'nin  %50 ... Yapı ... A.Ş.'de ve %91 ... Yapı Makina... A.Ş. de hisse sahibi olmasına rağmen ve söz konusu şirketlerin iş ortaklıkları ile birçok kâr getiren işler gerçekleştirmesine rağmen davacıya hisse sahibi olarak hiç bir ödeme yapılmadığını, söz konusu hususun tespiti için davalı şirketlerin defter ve kayıtları ile özvarlıklarının incelenmesinin talep edildiğini, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadığından eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, ayrıca dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalı şirketlerin yetkilisinin arabuluculuk toplantısına dahi katılmadığını, arabuluculuk son tutanağının e- imzalı olarak ekte sunulduğunu, dosyada bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı yanın defterlerini mahkeme tarafından yetkili kılınmış olan bilirkişi kuruluna sunmadığından gerekli incelemelerin yapılamadığını, mahkemece davalı şirketlere ticari defterlerini mahkemeye ya da yetkilendirdikleri bilirkişiye ibraz etmeleri konusunda ihtar yazısı yazılması talep edilmesine rağmen yazılmadığını, davacıya şirket paylarının  inançlı işlem kurallarına göre devredildiğinin doğru olmadığını, bu yönde davacıya ait imza varsa imzayı da kabul etmediklerini ayrıca imza incelemesi talebinin mahkemece kabul edilmediğini, ayrıca arabuluculuk kanunu 18/A-11 fıkrası uyarınca davalıların arabuluculuk görüşmesine katılmadığından davalılar lehine ayrı ayrı verilen vekalet ücretinin kaldırılmasının ve davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini, kabule göre de davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi  gerekirken üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş ortağı olan davacının çıkma payı karşılığında şirket ortaklığından çıkarılması, mümkün olmadığı takdirde terditli olarak şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Dosya kapsamında yer alan Ankara 33. Noterliği'nin 14/07/2020 tarih, 7683 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; dosyamız davacısı tarafından davalı şirket aleyhine, davacıya hiç bir kar payı ödemesi yapılmadığı, ayrıca bir süredir ortaklar arasında anlaşmazlıklar doğduğu ve güven ilişkisinin bozulduğu, davacıya şirketin mali konularıyla ilgili bilgi verilmediği, davacının şirketin faaliyetleri ya da kar zarar durumu gibi bilgileri bilemediği, bu nedenlerle davacının şirket hissesinin devri ile ortaklıktan çıkma hakkını kullanmak istediği, bu nedenle hak sahibi olduğu kar payı ile şirketteki hisselerine karşılık bedelin davacıya ödenmesini, aksi takdirde davacının ortaklıktan çıkma hakkının engellenmesi/ kullanılamaması halinde şirketin feshini istemek üzere dava açacağını ve tüm yasal hakları kullanacağını ihtar ettiği görülmüştür.  <br>Yine dosya kapsamında bulunan 04/05/2018 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağı incelendiğinde; 04/05/2018 tarihinde davacı şirketin 5.000.000,00 TL kıymetindeki 4000 adet payın yani şirket hisselerinin tamamının aslında ...'a ait iken  inançlı işlem sözleşmesi kurallarıyla 1360 adet hisseye isabet eden payın ...'e, 1280 adet hisseye isabet eden payın ...'e, 680 adet hisseye isabet eden payın ...'ya, 680 adet hisseye isabet eden payın ...'e ait olmasına karar verildiği ve  iş bu ortaklar tarafından  kendileri tarafından  inançlı işlem ile herhangi bir ödeme yapmaksızın hisselerin alındığı  kabul ve beyan edilerek , ilgili yönetim kurulu kararının dosyamız davacısı da dahil tüm ortaklar tarafından imzalandığı görülmüştür. <br>Dosya kapsamında bilirkişiden alınan 22/04/2021 tarihli raporda özetle; fesih davası açabilmek için esas sermayenin en az %10’una sahip azınlık pay sahibi olunması gerektiği, davacı ...’ün davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş.’nin 1340 adet paya karşılık gelen 1.700.000,00 TL kıymetindeki (%34) hissesine sahip olduğu, diğer davalı şirketler ... Yapı Makine İnş. A.Ş. ve ... Yapı San. Tic. A.Ş.’de pay sahibi olmadığı, davalı şirketler vekili tarafından, davalı üç şirket defterlerinin incelenmesini talep ettiği adrese gidildiğinde tarafından ticari defterlerin bu adreste olmadığı ifade edildiğinden, davalı üç şirket defterlerinin incelenemediği, dosyaya davalı şirketlerin karlılık ve son pay durumlarını gösteren kayıtlar sunulmadığı, bu nedenlerle davalı şirketlerin kar elde edip etmediği ve temettü dağıtılıp dağıtılamadığının kurulumuzca tespit edilemediği ve davacı ortağın payının gerçek değerinin kurulumuzca hesaplanamadığı, bununla birlikte davalı şirketlerin bağlı olduğu vergi dairesinden 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinin istenmesinin gerekip gerekmeyeceği hususundaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının, 08/05/2018 tarih ve 2018/5 sayılı Yönetim Kurulu Kararı’nda, 04/05/2018 tarihinde ... İnşaat San ve Tic. A.Ş.’deki payı diğer ortaklar gibi inançlı işlem sözleşmesi kurallarıyla iktisap ettiğinin bütün ortakların imzalarıyla karar altına alındığı, davacının 04/05/2018 tarihli genel kurul ile davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş.’ne ortak olduğu, kar payı dağıtılmadığı iddiasına ilişkin, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen sürenin iyiniyet kurallarına aykırı biçimde uzunca bir süre olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacının davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş.’ye Ankara 33. Noterliğinin 14/07/2020 tarihli 7683 no ile keşide edilen ihtarnamesi ile kendisine şirkete ait mali konularda bilgi verilmediğini iddia ettiği, bilgi ve belgeleri incelemek yönündeki bir talebine ise dosya kapsamında rastlanılamadığı görüşünü bildirmiştir.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mehkemisinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine  en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm karar verebilir\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>\tAnonim şirketlerde feshi düzenleyen az yukarıda anılan hükme göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 sahip pay sahibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme feshi yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına yada uygun düşen bir çözüme karar verebileceği  düzenlenmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK. kapsamında anonim şirket ortaklığından çıkma müessesesi düzenlenmiş değildir. Davacının netice-i talebinde şirketin feshi de bulunduğundan eldeki davanın TTK'nun 531. maddesine göre anonim şirketin feshi, olmadığı takdirde pay bedelinin ödenerek davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir. <br>\tTTK md, 531 de düzenlenen haklı sebeple fesih davası esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır. Bunlardan ilki haklı bir sebebin varlığı, diğeri ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları olup,  davacının şirkette %34 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiğini söylemek mümkündür.<br>\tHaklı sebebin varlığı davanın diğer şartıdır. Haklı sebep yoksa Hakim haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremez. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebeple fesih davası esas itibarıyla azlığı, çoğunluğun gücünü kötüye kullanımından korumaya yönelik bir önlem olarak düşünülmüştür. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması vargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bu durumda mehaz İsviçre doktrini ve yargı kararlarında haklı sehep olarak sayılan hususlara bakmakta fayda vardır. Genel kurulun çok defa kanuna aykırı hır şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların sistematik ve devamlı ihlali, özellikle pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının düzenli azalması veya uzun süre kar payı dağıtılmaması. şirketin çoğunluk pay sahipleri tarafından kötü idaresi nedeniyle krize sürüklenmesi, şirketin amacına ulaşılmasının engellenmesi, organların bloke edilmesi ve şirketin amacı dışında işler yapılması haklı sebeplerden sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmemektedir.<br>\tTüm dosya kapsamı, davacının istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde;  davacının şirketin %34 pay sahibi ortaklarından olduğu, dava konusu şirketin mali konularıyla ilgili kendisine bilgi verilmediğini ve kar payı dağıtılmadığını  iddia  ettiği, davacının şirketten mali konularla ilgili bilgi istediğine ilişkin delilin dosya kapsamında bulunmadığı gibi yukarıda ayrıntısıyla izah edilen ihtarname içeriği ile de sabit olduğu üzere davacının davalı şirketten mali konularda bilgi istemediği, çıkma hakkını kullanmak isteyip, çıkma bedelinin tarafına ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının  bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini,  bilgi almasının engellediğini ispat edemediği, yine  davacının  davalı şirkete 14/07/2020 tarihinde ortak olduğu, bu tarihten dava tarihine kadar kar payı dağıtılmadığını iddia etmiş ise de,  bu sürenin makul bir süre olup, yine genel kurulun kar payı dağıtılması yönünde almış olduğu mevcut  bir kararının  bulunmadığı, bu durumda davacı tarafça haklı sebebin varlığının  ispat edilemediği, haklı nedenle fesih davasının ikincil özelliği gözetildiğinde davacının azınlık haklarına ilişkin haklarını kullanmadan doğrudan dava açarak fesih talebinde bulunamayacağı gözetildiğinde, bu nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince ... İnş. San ve Tic. A.Ş  feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığından , ispat edilemeyen davanın redddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür.<br>Yine davacı tarafça her ne kadar 04/05/2018 tarihli inançlı işleme ilişkin bulunan yönetim kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmiş ve mahkemece imza incelemesine yönelik deliller toplanmasına rağmen, imza incelemesi yaptırılmamış ise de, somut uyuşmazlıkta mahkemece davacının davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek, davanın esası yönünden uyuşmazlığın irdelendiği, inançlı işlemin geçerli olup olmadığı hususunun yargılama konusu yapılmadığı, bu bağlamda ilgili belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının incelenmesinin yargılama sonucuna etkisi olmayacağı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince imza incelemesinin yapılmamasının yargılama açısından bir eksiklik olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>Yine davacı tarafça her ne kadar 6325 sayılı kanunun 18/A-11.fıkrasının somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince yanlış uygulandığı iddia edilmiş ise de, eldeki davanın TTK 531.maddesine dayalı şirketin feshi talebine ilişkin olduğu, ihtilafın niteliği dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, bu bağlamda davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının dinlenemeyeceği anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafın, davalılar aleyhine tek vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmesine rağmen  üç ayrı vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki istinaf itirazı değerlendirildiğinde;   ilk derece mahkemesince davalı ... Şirketi yönünden davanın esastan, diğer davalılar ... Yapı ve ... Yapı Şirket'leri yönünden husumetten reddine karar verildiği,  davacının  davalılardan ... İnş. San ve Tic. A.Ş'de %34 oranında pay sahibi olduğu, ancak davalı gösterilen ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş ve ... Yapı San ve Tic. A.Ş'nde pay sahibi olmadığı, esasen dava dilekçesinde de bu iki şirkette hissedar olduğuna ilişkin bir iddiasının bulunmadığı öte yandan ihtiyati tedbir talebi dışında bu iki şirkete yönelik neticei talebinin bulunmadığı dikkate alınarak,  davalılar ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş ve ... Yapı San ve Tic. A.Ş'ne yönelik davanın husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmakla birlikte,  mahkemece birden fazla davalı hakkındaki davada aynı gerekçelerle hüküm kurulması halinde tek vekalet ücreti, farklı gerekçelerle  hüküm kurulması halinde her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedileceği,  bu nedenle davalı ... şirketi yönünden davanın esastan, diğer davalılar  ... Yapı ve ... Yapı Şirketleri yönünden de davanın husumetten reddine karar verildiği dikkate alındığında, davalı ... Şirketi ile  aynı gerekçelerle haklarında hüküm kurulan  ... Yapı ve ... Yapı Şirketleri lehine iki ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince  ... Yapı ve ... Yapı Şirketleri hakkında aynı gerekçe ile yani husumetten red kararı verildiği ve her iki şirket lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerektiği göz ardı edilerek, üç davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı tarafın istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararının, hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik kısım yönünden kaldırılmasına, davacı tarafın sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden KABULÜ ile,<br>Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/12/2021  tarih ve 2020/519 Esas 2021/738 Karar sayılı kararının, vekalet ücreti yönünden HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davacının  davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş'ye yönelik davasının esastan reddine,<br>3- Davacının davalılar ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş ve ... Yapı San ve Tic. A.Ş'ne yönelik davasının husumet yokluğu nedeniyle  reddine,<br>4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5- Davalı ... İnş. San ve Tic. A.Ş kendisini vekil vekille temsil ettirdiğinden 5.100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı  ... İnş. San ve Tic. A.Ş'ye  verilmesine, <br>6-Davalılar ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş ve ... Yapı San ve Tic. A.Ş'  kendilerini vekille temsil ettirdiğinden 5.100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılar ... Yapı Mak. İnş. Turz. Oto. A.Ş ve ... Yapı San ve Tic. A.Ş'ye verilmesine,<br>7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>8-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>B)1-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/12/2024<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                       Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...     ...    ...     ...<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ac38fc3864518eb","SID":"33023c155e0f21a7"}}