{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2179 <br>KARAR NO\t: 2025/159<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                      K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/353 E.  -  2022/268 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka <br>\t\tHükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 tarih ve 2021/353 E. - 2022/268 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin  “...” ve “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 2020/76193 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı müvekkilinin tescilli markalarına, bu markaların tanınmışlığına, gerçek hak sahipliğine ve kötü niyete dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın nihai olarak  dava konusu TÜRKPATENT YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibas yaratacak derecede benzer olduklarını, aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, karşılaştırılan markalarda ayırt edici niteliği en yüksek unsur olan “...” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, her iki tarafın da kebapçılık ve restoran işletmeciliği alanında faaliyet göstermesinin iltibas tehlikesini arttırdığını, davalının kendisine marka olarak seçebileceği sayısız kelime varken “...” ibaresini tercih etmiş olmasının  başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösterdiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın13.10.2021 tarih ve 2021-M-7965 sayılı kararının iptali ile 2020/76193 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, somut olayda karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı olduklarını, karşılaştırılan işaretlerde ortak olan “...” ibaresinin ülkemizde sıklıkla kullanılan bir isim olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, taraf markalarının tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının birbirinden farklı olmasının da işaretleri farklılaştırdığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu hizmetler açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını,  davacının SMK m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili,  müvekkilinin dava dışı bir şahısa ait “...” adlı işyerini devraldığını, bu şahsın isminin “... ...” olması nedeniyle işyerinin de “...” olarak adlandırıldığını, söz konusu işletmenin uzun yıllardır bahsi geçen işletme adı altında faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkilinin de bu işletmeyi devraldığından işletmenin isim haklarının da müvekkiline geçtiğinin kabulünün gerektiğini, dolayısıyla müvekkilinin  dava konusu edilen markayı tescil ettirmek istemesinde kötü niyetinden söz edilemeyeceğini, dava konusu markanın bir kelime öbeği olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunduğunu, karşılaştırılan markaların genel görünümleri itibariyle de benzemediğini, tarafların farklı illerde faaliyet göstermesinin markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan markalar arasında farklılıkların, benzer unsurlara göre daha belirgin bir biçimde ortaya çıktığı ve başvuru ile itiraz gerekçesi davacı markaların da görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları genel izlenim itibariyle, 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi anlamında karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıkları ve başvuru kapsamındaki malların hitap ettiği ortalama tüketiciler açısından, belirtilen markalar arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davaya konu markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmadığı, davacının, davalının başvurusunun 6769 sayılı Kanunun 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin TPMK nezdinde tescilli birden çok markasının bulunduğunu,  “...” ve “...” ibarelerinin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu “...” markasının müvekkilinin markaları ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduğunu, bu hususunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, yerel mahkemenin karar verirken raporu dikkate almadığını, \"...\" markalarının asıl hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu başvurunun tescilinin davacı markalarının ayırt edici özelliğini zedeleyeceğini, davacının marka serisinin devamı algısı yaratacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının  \"... şekil\", \"uzun ...\", \"...\" ibareli markaları ile dava konusu \"...\" ibareli başvuru arasında ortak olarak bulunan  “...” ibaresinin yurdumuzda yaygın kullanılan bir erkek isim olduğu, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, davacının da bu ibarenin zayıf ayırt ediciliğini öngörmesinin ve aynı ibarenin başka sözcüklerin ilavesiyle farklı kişilerce marka olarak kullanılmasına katlanmasının gerektiği,   başvuruda yer alan diğer unsurlarla davacı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında benzerlik ve SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2af5782983d13e7e","SID":"155dbca675625601"}}