{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1993 - 2025/20<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1993 <br>KARAR NO\t: 2025/20<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/76 E.  -  2022/331 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 tarih ve 2022/76 E. - 2022/331 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2004/02150, 2004/02152, 2004/17890, 2011/76454, 2014/109106, 2015/27750, 2015/27761 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere gerçekleştirdiği 2019/133945 sayılı başvurunun  ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin yarı hissedan olduğu \"... ALIŞVERİŞ MERKEZİ\"nin 01 Haziran 2006 tarihinden bu yana Türkiye'nin ve hatta Avrupa'nın en tanınmış alışveriş merkezlerinden biri olduğunu, alışveriş merkezinin faaliyetlerinde “...” markasını aklif olarak kullandığını, “...” ibaresinin müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu aralarında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2021-M-12147 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/133945 numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin “...\" markası ile kültürel üretimi destekleyen faaliyetler gerçekleştirdiğini, pek çok kişinin ve özellikle sanaftseverlerin bu markayı bildiğini, davacı yanın markalarını kullanmadığını, ... AVM binasının genel görünümüne dair sunduğu delillerin dayanak markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımlarını göstermediğini, müvekkilinin markasının ayırt edici olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin bulunmadığını, markalar arasında “L” ve “N” harfleri dışında da farklar olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden farklılaştıklarını, müvekkilinin markası kapsamındaki mal ve hizmellerin, davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzerlik taşımadığını, davacı yan markalarının SMK m. 6/5 uyarınca tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  davacı yanın işlem ve dava dosyasında dayanak markalarından 2015/27750 ve 2015/27761 sayılı markalar ile SMK m. 19/2 kapsamında kullanımı ispatlanamadığı değerlendirilen 2011/76454 sayılı markanın 38. Sınıf hizmetleri kapsadığı, dava konusu marka kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetlerin Kurum tarafından verilen kararda zaten çıkartılmasına karar verildiği, başvuruda kalan mal ve hizmet sınıfları bakımından ise emtia benzerliği kriterinin meydana gelmediği, özellikle 2011/76564 sayılı markanın, bu anlamda kullanım ispatı külfetini yerine getirip getirmediğinden bağımsız olarak dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle zaten bir emtia benzerliği taşımadığı ve buna bağlı olarak da SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, bununla birlikte davacı yana ait markalardan 2014/109106 sayılı marka kapsamında yer alan 19. sınıftaki mallar ile dava konusu markanın kapsamındaki 37. sınıftaki \"inşaat hizmetleri” arasında, anılan malların inşaat sektörüne yönelik kullanılan yapı- inşaat malzemeleri olmasından kaynaklı “mal- malın doğrudan kullanıldığı” sektör çerçevesinde değerlendirilebilecek bir benzerlik bulunduğu, davacı yanın, dava konusu marka ile ortak emtia grubu içeren 2004/02152, 2004/02150, 2004/17890 markalarının kullanımını YİDK sürecinde ve hükümsüzlük talepli dava dosyası bakımından da ispatlayamadığı, bu nedenle iltibas değerlendirmesinin yalnızca 2014/109106 sayılı davacı markası açısından inceleneceği, 19 ve 37. sınıf mal ve hizmetlerin ilgili tüketici kitleleri de gözetildiğinde, işaretlerin bütünsel anlamda sahip oldukları benzerlik düzeyinin, emtialar arasındaki düşük düzeyli ilişki ile birlikte değerlendirilmesinde, ilgili tüketici grubunun iktisadi/ idari anlamda bir yanılgı yaşamasına yol açacak nitelikte olmadığı, markaların yeterli düzeyde farklı ögeler taşıdıkları, bütüne hakim hiçbir unsur itibariyle doğrudan bir benzerlik taşımadıkları “...” ve “...” ibareleri arasındaki benzerlik düzeyinin, emfialar arasındaki düşük düzeyli benzerlik ve yine markalardaki sair ayırt edici ek görsel ve kelime unsurlarına rağmen, işaretler arasında karıştırılma ihtimalini doğurmayacağı, davacı tarafın sunduğu delillerin markalarının tanınmışlığını ispata elverişli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,   dava konusu “...” ibaresi ile müvekkilinin \"...\" ibareli markaları arasında yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, SMK'nın 6. maddesi uyarınca başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yarı hissedan olduğu \"... ALIŞVERİŞ MERKEZİ\"nin 01 Haziran 2006 tarihinden bu yana Türkiye'nin ve hatta Avrupa'nın en tanınmış alışveriş merkezlerinden biri olduğunu, alışveriş merkezinin faaliyetlerinde “...” markasının aklif olarak kullanıldığını, bu marka altında konser, etkinlik, konferanslar düzenlendiğini,  “...” ibaresinin müvekkilinin markaları ile yazılış-okunuş (görsel ve işitsel) olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceğini, asli unsurlardaki tek harften ibaret farklılığın ayırt edicilik sağlamak için yeterli olmadığını, davalı tarafın, müvekkile ait markaların toplumdaki tanınmışlığından ve bilinirliğinden faydalanmak istediğini, hükümsüzlük talepleri bakımından davalı tarafça ayrıca ve açıkça kullanmama def'inde bulunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin 27/12/2019 tarihinde, 2019/133945 sayılı ve \"...+ŞEKİL\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 16,35,37,38,40,41,42,43,44,45. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının başvuruya 2004/02152, 2004/17890, 2004/02150, 2011/76454, 2014/109106, 2015/27750, 2015/27761 sayılı ve \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla itiraz ettiği, davalı gerçek kişinin itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet 2004/02152, 2004/17890, 2004/02150, 2011/76454 sayılı markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca davacının itirazına mesnet 2011/76554, 2004/02152, 2004/17890, 2004/02150 sayılı markalarının kullanımının ispatına ilişkin delil sunulmadığından, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı, kullanım ispatına tabi olmayan 2014/109106 sayılı markanın şeklen benzer bulunmakla birlikte kapsamının farklı olduğunun kabul edildiği, davacının 2015/ 27750, 2015/27761 sayılı 38.sınıfta tescilli markaları ile dava konusu başvuru şeklen benzer görülerek, 38.sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığı,  davacının bu karara karşı itirazının da Markalar Dairesi Başkanlığı kararının yerinde olduğu gerekçesiyle YİDK'nin 2021-M-12147 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 04/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 28/02/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...+ŞEKİL\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı, hükümsüzlük davası açısından ayrıca davacının markalarının tanınmışlığının başvurunun tesciline engel olup olmayacağı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacı başvuruya 2004/02152, 2004/17890, 2004/02150, 2011/76454, 2014/109106, 2015/27750, 2015/27761 sayılı  \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak itiraz etmiş, davalı tarafından açıkça YİDK sürecinde kullanım ispatı, davada kullanmama def'i ileri sürülen 2004/02152, 2004/17890, 2004/02150, 2011/76454 sayılı markaların kullanımının, gerek YİDK iptali gerekse hükümsüzlük davası yönünden sunulan delillerle ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.  2015/27750 ve 2015/27761 sayılı markalar ile SMK m. 19/2 kapsamında kullanımının ispatlanamadığı değerlendirilen 2011/76454 sayılı markanın 38.sınıf hizmetleri kapsadığı, dava konusu marka kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetlerin Kurum tarafından verilen kararda başvuru kapsamından çıkarıldığı, başvuruda kalan mal ve hizmet sınıfları bakımından ise emtia benzerliği kriterinin meydana gelmediği, bu nedenle SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, bununla birlikte davacıya ait 2014/109106 sayılı kullanım ispatı gerekmeyen marka kapsamında yer alan 19. sınıftaki mallar ile dava konusu başvurunun kapsamındaki 37. sınıftaki \"inşaat hizmetleri” arasında, anılan malların inşaat sektörüne yönelik kullanılan yapı- inşaat malzemeleri olmasından kaynaklı “mal- malın doğrudan kullanıldığı sektör\" bağlamında benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamındaki 37.sınıf \"İnşaat hizmetleri\" yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2020 tarih, 2019/4398 Esas, 2020/2520 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.<br>İşaret benzerliğine gelince; emtia benzerliği şartını sağladığı kabul edilen 2014/109106 sayılı \"...\" ibareli davacı markası ile davalı gerçek kişinin \"...+şekil\" ibareli başvurusu arasında görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, zira başvurunun asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi ile itiraza mesnet \"...\" ibareli marka arasındaki tek harften ibaret farklılığın, yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.01.2019 tarihli ve 2017/3672 E., 2019/600 K., 18.03.2024 tarih ve 2022/5810 K. 2024/2196 sayılı kararlarında anılan ibarelerin benzer bulunduğu, bu hale göre taraf markalarının benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, bu hale göre,  taraf markaları arasında başvuru kapsamındaki 37.sınıf \"inşaat hizmetleri\" bakımından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Her ne kadar davacı vekili, hükümsüzlük davasında SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlık gerekçesine de dayanmış ise de, davacı tarafça SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluştuğu kanıtlanamadığından, davacı vekilinin bu itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Bu itibarla, başvuru markası ile itiraza mesnet 2014/109106 sayılı marka arasında başvuru kapsamındaki 37.sınıf \"İnşaat hizmetleri\" bakımından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 06/10/2022 gün ve 2022/76 Esas - 2022/331 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021-M-12147 sayılı YİDK kararının 37.sınıf \"İnşaat hizmetleri\" yönünden İPTALİNE, <br>\t3- 2019/133945 sayılı \"...+şekil\" ibareli markanın  37.sınıftaki \"İnşaat hizmetleri\" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, <br>\t4-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>\t8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 275,98-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan  120,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.916,68-TL yargılama giderinin kabul/ret oranına göre takdiren 1/9 kabul edilerek 324,07-TL'sine  80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 485,47-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Davalı şahıs ile davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t11-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL'nin istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :05/02/2025\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"496fbc4fdf064f44","SID":"6aba11a96cd42f9a"}}