{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1986 <br>KARAR NO\t: 2025/16<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/376 E.  -  2022/257 K.<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/376 E. - 2022/257 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/80546, 2016/90304, 2017/106483, 2020/38988, 2014/81325, 2015/16615, 2016/100010, 2019/28665, 2013/51576 sayılı \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/49701 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini,  oysa müvekkillerden ...'nın babası ...’nın 22.10.1992 tarihinde ... GIDA SAN. VE TİC. VE A.Ş.’yi bir aile şirketi olarak kurduğunu, dava dışı söz konusu şirketin kurulduğu sırada, müvekkilinin soyadı olan “...” ibaresi ön plana çıkarılarak ticari faaliyetlere başlandığını, 09.10.1995 tarihinde, ... Gıda adına 95/011414 numaralı “... bulgur” markasının tescil edildiğini,  davalının üç yıldır \"...\" ibareli marka başvuruları yaptıklarını, davalının kötü niyetli olarak 2018/52094 başvuru numaralı \"...\" ve 2019/75337 başvuru numaralı \"...\" ibareli haksız marka başvurularına da müvekkilleri tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazlar sonucunda \"...\" ibareli marka başvurusunun red edildiğini, \"...\" ibareli markaya yapılan itirazının ise kısmi kabul edildiğini, 2011 yılında müvekkili ...'nın aile şirketi olan dava dışı ... GIDA tarafından davalı ... firmasına ürün verildiğini, müvekkillerine ait \"...\" esas ibareli markaların Türkiye'de bulgur ve bakliyat sektörünün öncü ve tanınmış olduğunu, \"...\" markasının aynı zamanda müvekkillerin soyadı olması nedeniyle 6769 sayılı SMK M. 6/6 hükmüne göre de korunmasının gerektiğini ileri sürerek,  Türkpatent YİDK'nin 2021-M-8896 sayılı kararının iptaline ve 2020/49701 sayılı \"...\" ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davaya konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığını,  6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde de yeterli kanaate ulaşılmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı yanca itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığını ve kötü niyet iddiasının da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli bir sebep olmayacağını, YİDK’ in işbu kararının usule ve yasaya uygun olduğunu  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  müvekkili şirketin kötü niyetli olmadığını, davacı markasından haksız yarar sağlamadığını, 2011 yılında aralarında bir ticari ilişki olduğundan ve ahlaka aykırı eylemlerden dolayı ticari ilişkiyi bitirdikleri iddiasının söz konusu olayla alakasının olmadığını, müvekkilinin davacı markalarını taklit etme amacının bulunmadığını, davacının “...” ibaresinin soyadları olduğundan ve münhasır marka hakkına sahip olduklarından bahsettiklerini ancak soyadları olmasının başka bir firmanın kesin olarak aynı ibareyi kullanamayacağı sonucunu doğurmayacağını, tüketicinin markaları karıştırmayacağını, markalarının \"... ...\" ibaresinden oluştuğunu, sadece ... ibaresinin kullanılmadığını, piyasada pek çok markanın benzer ibare ile oluşturulduğunu ve bu durumun tüketiciyi yanıltmadığını, tüketicinin tek bir sözcüğe bağlı kalarak yanılgı yaşamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasındaki 29,30 ve bu malların satışına özgülenmiş 35.sınıfın5.alt sınıfındaki mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği gözetildiğinde, emtialar arasındaki bu yakınlık düzeyinde işaretlerin birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olmalarının gerektiği, halbuki uyuşmazlık kapsamında karşılaştırılan markaların bu kriteri sağlamaktan oldukça uzak ve benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, davacı yanın seri marka yaratma alışkanlığının varlığı gözetildiğinde, dava konusu markanın da bu serinin devamı olarak algılanma ihtimalinin son derece kuvvetli olacağı, “...” ibaresi içerir sair tescillerin varlığının, anılan ibarenin zayıf ayırt edici bir unsur olarak yorumlanması sonucunu doğurmadığı gibi somut olay açısından taraf markaları arasında tespit edilen ilişkiyi ortadan kaldırmadığı, 29.30.sınıf gıda malların günlük tüketime konu, hızlı tüketilen mallar olduğu ve bu mallar üzerinde tüketicinin dikkat düzeyinin görece düşük olduğu hususu dikkate alındığında aradaki son hece farkının markaları birbirinden yeterince ayrıştırmadığı ve markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı yanın “...” markasının tanınırlığı iddiasını destekler/somutlaştırır delilleri işlem ya da dava dosyasına sunmadığı, dosya içerisinde sadece “...” markasının tescilli markalarının sunulduğu ancak bunun tek başına yeterli olmadığı, davacı markalarının tanınır olup olmadığı ve SMK m. 6/5 düzenlemesindeki koşulların somut olayda meydana gelme ihtimali bulunup bulunmadığı konusunda bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı,  dava konusu başvurunun kötüniyetle yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Türkpatent YİDK nın 2021-M-8896 sayılı kararının 29 ve 30.sınıftaki emtiaların tamamı ile 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ” emtialar yönünden kısmen iptaline,  2020/49701 sayılı markanın 29 ve 30.sınıftaki emtiaların tamamı  ile 35. sınıf  \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere 03/2011- 12/2011 tarihleri arasında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, yine davalı Şirket'in 2018/52094 numaralı \"...\" ve 2019/75337 numaralı \"...\" ibareli başvurularının müvekkilinin itirazına uğradığını, bu nedenle davalının davaya konu marka tescil başvurusunda bulunurken, dava konusu marka başvurusu ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer \"...\" ibareli markaların müvekkillerine ait olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği halde, bu markalarla iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer davaya konu marka başvurusunu tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, yine davalı Şirket'in  ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin marka başvurusunda vurgulanan sözcüğün bir bütün olarak \"... ...\" ibaresi olduğunu,  davacı tarafın ifade ettiği gibi \"...\" ibaresinin esas unsur olarak alınmaya çalışılmadığını, başvurunun bir bütün şeklinde değerlendirilmesinin gerektiğini, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kötüniyet iddiasının doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\t... vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  karşılaştırılan markalar arasında bir bütün olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacı markaları yönünden tanınmışlık şartlarının oluşmadığını, SMK'nın 6/6.maddesi anlamında hak sahipliğinin kanıtlanmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı yanca itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\t2- Ancak, davacı vekilinin dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasına göre davalı Şirket tarafından   \"...\"  ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere 13/05/2020 tarihinde 2020/49701 sayılı başvuruda bulunulduğu, davacıların \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya karşı gerçekleştirdikleri itirazın TÜRKPATENT YİDK'nin 2021-M-8896 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır. <br>\tYargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.<br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacıların çok sayıda \"...\" asli unsurlu tescilli markalarının bulunduğu, yerel mahkemece de isabetle kabul edildiği üzere taraf markaları arasında \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yüksek dereceli benzerlik bulunduğu, zira davacı markalarında olduğu gibi \"saygıyı hak eden\" anlamındaki \"...\" ibareli davalı başvurusunda da vurguyu üzerinde toplayan ayırt edici unsurun \"...\" ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacı delileri olarak sunulan muavin defter <br>kayıtlarında davalı ile davacının 03.2011-12.2011 tarihleri arasında ticari ilişki içinde <br>oldukları anlaşılmış, nitekim davalı tarafın cevap dilekçesinde bu husus inkar edilmeyerek, \"...bunun söz konusu olayla bir ilgisinin bulunmadığı\" belirtilmek suretiyle ticari ilişki iddiası doğrulanmıştır. Öte yandan yine bilirkişi raporunda, davalı adına önceki tarihlerde başvurusu yapılan 2018/52094 numaralı \"...\" ve <br>2019/75337 numaralı \"...\" ibareli markaların davacı tarafın <br>itirazları sonucunda red/kısmi red edildiği ve itiraza dayanak markaların eldeki davada olduğu gibi \"...\"esas unsurlu markalar olduğu açıklanmıştır. Hal böyle olunca,  her ne kadar benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötü niyetin varlığını ispata yeterli değilse de, taraflar arasında geçmişe dayalı ticari ilişki bulunması, aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davalının dava konusu başvurudan önce de \"...\" asli unsurlu, davacıların itirazına uğrayan marka başvuruları yaparak davacı markalarına yaklaşma gayretleri gözetildiğinde, davalı Şirket'in dava konusu marka başvurusunun, davacıların seri markalarının arasına sızma amacıyla, kötü niyetle yapıldığı kabul edilmiştir. <br>\tEsasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının uzun yıllardır toplumda oluşturduğu güven, itibar ve imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı kanaatine varıldığından, davacının kötüniyet iddiasına dayalı davasında haklı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 08/09/2022 gün ve 2021/376 Esas - 2022/257 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile ...nun 20/10/2021 tarih ve 2021-M-8896 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t4-Davalının 2020/49701 sayılı \"...\" ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara  verilmesine, <br>\t7-Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 161,48-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan  156,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.838,18-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.956,78-TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t8-Davalı şirket ile davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine,<br>\t11-Davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40-'ar TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70'er-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-'er TL'nin davalı ... Kurumundan ve davalı ...nden  ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"213b56589d189f0e","SID":"864fdaf8e20c5584"}}