{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1098 Esas<br>KARAR NO: 2025/121<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/03/2022<br>NUMARASI: 2019/408 E. - 2022/42 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Anonim Şirketi adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli Kök Unsuru ... ibareli olan markaları uzun yıllardır  kullanılarak ayırt edicilik kazandırdığını, markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğundan 6769 sayılı SMK'nın 5/İç-6/1 6/4 7 25 26 maddeleri açısından değerlendirmesi bakımından öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu bu sebeple Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no ile usul-yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli Medicana, 14.06.2012 tarih ve ... no ile usul-yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ...,  29.06.2006 tarih ve ... no ile usul -yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli Medikana,  25.11.2013 tarih ve ... no İle usul -yasaya aykırı ve kötüniyetli surette tescilli ..., ibareli markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun “maddeleri doğrultusunda hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, davalı yan adına Türkpatent nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no ile tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre 44. Sınıfta yer alan “Tibbi Hizmetler..\" hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine, davalı yan adına Türkpatent nezdinde 14.06.2012 tarih ve ... no İle tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre 44. Sınıfta yer alan “Tibbi. Hizmetler..” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline markalar sicilinden terkinine, davalı yan adına Türkpatent nezdinde 29.06.2006 tarih ve ... no iİle tescilli ... ibareli markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. Maddesine göre;  05. Sınıfta yer alan” İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tbbbi amaçlı kimyasal ürünler: İlaçlar, Doğum Kontrol Hapları, Aşılar, Serumlar, Vitaminler, teşhis maddeleri, tıibbi amaçlı radyoaktif maddeler, bakteriyolojik kültür ortamları, tıpta ve veterinerlikte kullanılan bakteriyolojik preparatlar, tıbbi amaçlı Alçı, Eczacılık Amaçlı Alkol, Tibbi Amaçlı Alkol, Hayvan Spermleri.. Tibbi amaçlı diyet maddeleri, Diyet Gıdaları, Bebek Mamaları...Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): Diş Dolgu Maddeleri; Diş Kalıbı Çıkarma Maddeleri (alçı, Diş Mumu Vb.): Diş Protezi İçin  malzemeler, Diş Kalıbı Macunları, dişçilikte kullanılan kıymetli maden alaşımları... Tıbbi amaçlı Gazlar,  Hijyenik ürünler: Altını tutamayanlar için kullanılan ve adef günlerinde kullanılanlar da dahil olmak üzere vücut akıntılarına karşı kullanılan hijyenik ürünler yani Pedler, Famponlar, Bezler, Külotlar; Tibbi Amaçlı Yakılar, Flasterler, Bandajlar, Pansuman Malzemeleri...Tibbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler: bitki karışımları ve konsantreleri; Şifalı Bitki Çayları, Zayıflatıcı Çaylar, Ginseng Çayı..Dezenfekltanlar, anfiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı Detferjanlar... Eczacılık, Tıp ve vetferinerlikte kullanılan kimyasal elementler ve doğal ürünler..\", 10. Sınıfta yer alan “Yapay organlar ve protezler: Yapay Dişler, Yapay Gözler, Yapay Kollar Ve Bacaklar, Doğum kontrol aletleri: Prezervatifler (condom/kaput), spiraller... Ameliyathane giysileri, ameliyat başlıkları, ameliyat eldivenleri ve maskeleri, steril örtüler, hasta yatakları için emici çarşaflar, idrarını tutamayanlar için çarşaflar ve yatak örfüleri... Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler...\" ve  44, Sınıfta yer alan “Tibbi hizmetler: Tıbbi yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tibbi klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik (tıbbi) hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi hizmetleri, tibbi amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler....” hizmetlerinde kullanılmaması nedeniyle iptaline, markalar sicilinden terkinine, karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilen ... tescil nolu ... ibaresi, müvekkili şirket tarafından halen dahi kullanılmakta olup, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla açtığı iş bu marka hükümsüzlüğü davasının reddine,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Dosya içerisine alınan  bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davacı şirketin 2004 yılından beri kesintisiz olarak ... ibaresi ile hizmet vermeye başladığını, davacının ... ibareli çok sayıda tescilli marka sahibi olduğunu, markaya uzun süredir harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, ...dicana markası üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalı şirket tarafından davacının ... ibaresini tescil ettirmemesinden faydalanarak, hukuka aykırı bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, davaya konu davalı adına tescilli  ... tescil nolu ... ibareli markanın davacıya ait ... markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağının, davalı marka tescilinin kötü niyetli olarak tescil edildiğini, bu sebeplerle öncelikle markanın hükümsüzlüğüne ayrıca markanın 44. Sınıfta yer alan \"tıbbi hizmetler: tıbbı yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tıbbı klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi  hizmetleri, tıbbı amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler\" bakımından beş yıllık süre zarfında ciddi biçimde kullanılmadığı bu sebeple iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkememizce taraflar adına tescilli markalar, ticari sicil kayıtları, taraflar arasında daha önce görülmüş mahkeme dosyaları celp edilmiş, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi raporunca sunulan 05/04/2021 tarihli kök raporda davalının davaya konu Medicana markasını tıbbi hizmetler alanında kullandığı yönünde görüş bildirildiği.  itiraz üzerine aldırılan 31/08/2021 tarihli ek raporda kök raporun tekrar edildiği, buna göre öncelikle hükümsüzlük talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacı şirket tarafından davaya konu ... tescil nolu ... ibareli markanın SMK'. nun 6/1 ve 3. Maddeleri uyarınca gerçek hak sahipliği ve markalar arasındaki benzerlik sebebiyle hükümsüzlük talepleri yönünden davaya konu ... sayılı markanın  29/06/2006 tarihinde 05. 10. 44. Sınıfta  tescil edildiği, SMK' nun 25/6. Maddesi uyarınca \"marka sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmış ise sonraki marka tescili kötü niyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez\" denilmekle tarafların ortak olarak sağlık alanında hizmet verdiği ve birbirlerinin markalarından ve kullanımlarından haberdar olduğu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 13 yıllık bir süre olduğu, bu sebeple gerçek hak sahipliği ve benzerlik sebebiyle markaların hükümsüzlüğü talebinin 5 yıllık yasal süre aşıldığından ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından bu yöndeki taleplerinin reddine, kötü niyetli tescil talebi bakımından ise kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük taleplerine sessiz kalma savunması ileri sürülemeyeceğinden mahkememizce kötü niyetli tescil iddiası nedeniyle yapılan değerlendirmede, Yargıtayın sürekli ve istikrarlı kararlarında belirttiği üzere kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekir çünkü aslolan iyi niyettir, davacı şirketçe kötü niyete gerekçe olarak tarafların uzun yıllara dayalı olarak aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davalının bunu bilmesine rağmen markayı kendi adına birebir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirmesinin kötü niyeti olduğunu iddia etmiş, mahkememizce markalar karşılaştırıldığında, davacı şirketin ... ibareli çok sayıda tescilli markasının olduğu, davaya konu ... markası ile davacı adına tescilli Medicana markaları karşılaştırıldığında, Markaların neredeyse  birebir aynı olduğu, tarafların aynı sektörde, sağlık alanlarında faaliyet göstermeleri sebebiyle, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa da sebebiyet verebileceği,bu sebeple davalının kötü niyetli marka tescilinde bulunup bulunmadığı yönünden yapılan incelemede, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ... markasının 2002 yılından beri davalı adına tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markası ile benzer olduğunu ... markası üzerinde gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu, buna ilişkin marka kayıtları da incelendiğinde, davalı şirket adına kayıtlı bulunan ... numaralı  ... ibaresinin ... ibaresi ile benzer olduğu, ... ibaresinin ... ibaresinden türetilerek davalı şirket tarafından çeşitli marka tescillerine konu edildiği, buna göre davacı şirketçe ... ibaresinin ilk olarak 2004 yılında kullanıldığı belirtilmişken davalı şirketçe ... ibaresine çok benzer şekilde ... markasının 2002 yılında tescil edildiği, davalı tarafından daha sonra kullanılan ve tescile konu edilen ... ve ... markalarının ... ibaresinden türetilmiş olduğu buna göre davalının ... markasına benzer bir şekilde kullanmış olduğu ... markasının davacının ilk kullanımda bulunduğunu belirttiği tarih olan 2004 yılından önce olması sebebiyle marka üzerinde gerçek hak sahipliği bakımından davacı iddialarının kanıtlanamadığı, davalı şirketin 2002 yılında tescil ettirdiği ... ibaresinden türetmek şeklinde kullandığı ... ibaresi ve bu şekilde yaptırılan tesciller bakımından kötü niyetli hareket ettiğinin düşünülemeyeceği, bu sebeple kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük iddiası bakımından da,kötüniyet iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerektiği, kullanılmama sebebiyle iptal talebi bakımından ise, SMK ' nun 26. Maddesinde hangi hallerde markanın iptaline karar verileceği belirtilmiş olup, yine SMK nun 9-1 Maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye' de ciddi biçimde kullanılmayan yada kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Yine 9/2.a) maddesi uyarınca markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması kullanma kabul edilir, buna göre; davalı şirketçe davaya konu edilen ... markasının kullanılıp kullanılmadığı yönünden yaptırılan internet ve mali veriler üzerindeki inceleme neticesi aldırılan bilirkişi kök raporunda markanın davalının grup şirketlerinden olan dava dışı ... A.ş ye verilen 01/03/2012 tarihli lisans kapsamında ... esas unsurlu markaların kullanıldığı, bu sebeple iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre; davalıya ait web sitesi, internet üzerinde yapılan inceleme ve davalı tarafından sunulan ticari kayıtlar ve faturalar üzerinde  yapılan incelemede dava dışı ... Hizmetleri A.Ş tarafından ... ibaresinin kullanıldığı ve ... Merkezi, ... Hastanesi adı altında faaliyette bulunduğunun anlaşıldığı. Markanın kullanılması bakımından markanın tescilli sahibinin markayı bizzat kullanmasının aranmadığı, markayı lisans sözleşmesi ile de kullandırması halinde bunun kullanma sayılacağının SMK. Nın 9/3. Maddesi uyarınca hüküm altına alındığı. dosya içerisindeki fatura ve belgeler incelendiğinde; 2012 yılından başlayarak 2019 yılına kadar marka kullanım bedeli faturaları ve markayı fiilen kullanan dava dışı ... Sağlık Hizmetleri A.ş tarafından kesilen marka kullanımından kaynaklanan faturaların mevcut olduğu. Yine  web sitesi ve internet üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından ... ibaresinin kullanıldığının belirtildiği. Davalı tarafından ... ibaresinin hem Poliklinik hem Hastane ismi olarak ve faturalarda ciddi bir biçimde Türkiye içerisinde son 5 yıl içerisinde kullanıldığı, her ne kadar davalı tarafından kullanılan ... ibaresi ile davaya konu ... ibaresi arasında ... ve ... harfleri yönünden farklılık var ise de; Medikana ibaresi Medicana ibaresinin Türkçe de okunuşu şeklinde olduğundan bu kullanımın markanın ayırt edici karakteri değiştirmediği bu sebeple kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, kullanmama nedeni ile iptal davasının reddine karar vermek gerektiği  bu şekilde davanın reddine\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; medicana Sağlık Grubu: 1992 yılından bu yana geleceğin sağlık hizmeti standartlarını belirleme yolunda ilerleyişini sürdürdüğünü, ... A.Ş. olarak sağlık sektöründe hizmet vermeye başlayan müvekkili şirket grubu halinde faaliyet gösteren birçok firmadan oluştuğunu, ... A.Ş.  İstanbulda 1999 yılından itibaren ... hastanesi ile sağlık sektöründe hizmet vermeye başladığı ve 18.10.2004 tarihli Yönetim 01.11.2004 tarihinden itibaren ... Kurulu ... ile “...” olan Hastane ismi ... olarak değiştiğini, müvekkili şirketin ... isimli hastanesinin 2004 yılında ... şeklinde değiştirildiğine dair ticaret gazetesi örneği bunun üzerine müvekkili söz konusu değişikliği TIK 55.md ne göre işletme adı olarak tescil ettirdiğini, müvekkili şirket 2004 yılından bu yana kesintisiz ve aralıksız bir şekilde ... ibaresini hizmet verdiği hastanelerde kullanıldığını ve kullanmaya devam ettiğini, ... A.Ş. ile 2017 yılında ... Tic San A.Ş.nin birleşmesine karar verildiği ve birleşme kararına ait ticaret sicil gazetesi örneği dilekçe ekinde sunulduğunu, ... A.Ş. ile birleşmesine karar verilen ... Tic San A.Ş tarafından 1995 yılından itibaren ... Hastanesi adı ile sağlık sektöründe hizmet verdiği hastane adının 11.10.2004 tarihli Yönetim Kurulu ... ile ... olarak değiştirildiğini, yine müvekkili şirket tarafından İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/95 Esas sayılı dava dosyasına sunulan 09.03.2005 tarihli Sağlık Bakanlığı tarafından şirket adına düzenlenen Özel Diyaliz Merkezi açılma İzni Belgesinde diyaliz merkezinin “...\" olarak yazıldığını, işletme ruhsatı aldığı ve ... ibaresi hastane adı olarak kullanılmaya başlandığı görüleceğini, süreçlerin etkin bir şekilde sürüdürülebilmesi için müvekkili şirket unvanı ... A.Ş. ünvanı altında birleşme/unvan değiştirme şeklinde toplanan 2004 yılından bu yana ... ibareli markası ile 13 hastane ve 6500' ün üzerinde çalışanıyla sağlığın her alanında, yüksek standartlarda sağlık hizmetini başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, Konya, Samsun, Sivas ve Bursa da kesintisiz sürdürdüğünü ... Grubu Ülkemizde sağlık turizmi alanındaki çalışmalara öncülük ettiğini  yurt dışından gelen hastaların, multidisipliner sağlık alanlarındaki tedavilerinde önemli merkezler arasına girdiğini, sürdürülebilir sağlık hizmeti sunumu sağlamak amacıyla Dünya'nın önemli bölgelerinde hizmet ofisleri açtığını, ... Sağlık Grubu hastanelerinde, hasta güvenliği, etkin ve kaliteli hasta bakımı ve tedavisi önceliğiyle dünyanın önde gelen kurumlarıyla eşit kalitede ve ... (...) akreditasyon standartları ve Sağlık Bakanlığı Hizmet Kalite Standartları ile (SHKS) tam uyum içerisinde hizmet verildiğini, müvekkili ... ibareli ve esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, mahkemenin delillerin ikamesi aşamasında müvekkilinin ... ibareli markalarına ait bir kısım Fatura, Katalog, Broşür, Gazete Ve Dergilerde yer alan haberleri arz edip söz konusu evraklardan da görüleceği üzere müvekkili mezkur markasına ciddi yatırım yaparak ayırt edicilik kazandırdığını, ve gerçekleştirdiği yatırımlar ile sektöründe ayrıcalıklı bir yer edindiğini,  huzurdaki dava esasen davalı yanın aynı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve birbiri ile aynı amaçlar ile adeta birbiri yerine tescil edildiği  ve “...” ve “...\" ibareli markalarına karşı ikame edildiğini,  yerel mahkemece her marka için dosyanın bölünerek inceleme yapıması kararını istinaf ettiklerini, müvekkili şirket ... esas unsurlu markalarını ilk defa kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıran hak sahibi olarak TPMK nezdinde de adına tescil ettirerek ve/veya tescil başvurusunda bulunarak kullanmaya devam ettiğini, söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı yan müvekkilinin marka olarak ... ibaresini adına tescil ettirmemesinden yararlanarak söz konusu markayı Türkpatent nezdinde haksız ve hukuka aykırı surette adına tescil ettirdiği ve müvekkilinin söz konusu markayı adına tescil ettirmesinin önüne geçmeye çalıştığını, müvekkili ... A.Ş. öncelik ve üstün hak sahibi olmasına istinaden İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/82 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin ... ibareli markalarda öncelik ve üstün hakka sahip olduğundan bahsedilerek davalı yan adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğü talepli dava ikame edildiğini, bu davada  mahkemece müvekkilinin markasal kullanımı ispat edilemediğinden bahsedilerek davanın reddine karar verildiği ve söz konusu karar Yargıtay 11 Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesinde onandığını, müvekkilinin ... ibareli markasını 2004 yılından bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, davalı yan herhangi bir yatırımda bulunmadığı markasını salt müvekkilinin adına tescil ettirmesini engelleyebilmek için alternatif markalar yaptığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalının en eski markasına karşı hükümsüzlük davası ikame edildiğini söz konusu dava sonucunda müvekkilinin ... İbareli marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğu kabul edildiğini, seri dosyalar kapsamında da müvekkilinin öncelik hakkını tevsik eden birçok rapor düzenlendiğini, buna rağmen mahkemece kesinleşen kararlar, bilirkişi raporları ve kendi değerlendirmeleri ile çelişen ifadelere yer verilmesinin yerinde olmadığını, tarafca ikame edilmiş olan dava mahkemece her marka için ayrıldığını  ve her marka için ayrı karar verildiğini, huzurdaki dava ve de diğer dosyalar olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... esas sayılı dosyalarda alınmış bilirkişi raporlannda da açıkça müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu, 2004 yılından bu yana markasını ciddi ve yoğun surette kullandığı, bu hali ile markanın üstün ve öncelikli hak sahibi olarak ve önceye dayalı markasal kullanımları nedeni ile müvekkilinin davalı markalarının tesciline görüldüğü üzere müvekkili şirketin ... ibareli ve esas unsurlu markaları ... Anonim Şirketi adına tescilli ... tescil nolu medikana ibareli marka karşısında, tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, müvekkili 2004 yılından bu yana markasını ciddi surette kullanmakta, ... ibaresi ile tescil dışı olarak faaliyet gösterdiğini, bu husus bilirkişi raporu ve kesinleştiğini, mahkeme kararları ile de sabit olduğunu,  müvekkili tarafından markanın tescil edilebilmesi için tescil başvurusunda bulunması üzerine davalı adına 2006 yılında ... ibareli markaların tescil edildiği öğrenildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini markasal olarak kullandığı, ... ibaresi üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı yanın önceki tarihli markalarının kendisine “...” ibareli bir markanın tescili için hak sağlamayacağını, mahkemece markanın tesciline uzun yıllarca sessiz kalınması şeklindeki gerekçe ile taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan ve kesinleşmiş mahkeme kararlarında da sabit olduğunu, davalı yanın da açıkça “...\" şeklindeki markalarının “...” ibareli markalar bakımından kendisine öncelik hakkı tanımayacağını bildiğini gösterdiğini, bunu bilmesine ve konu hakkında kesinleşmiş karar olmasına rağmen ve müvekkiline ait ... ibareli markalardan haberdar olmasına rağmen seri şekilde “...” ibaresini esas unsur olarak kullanan markalar tescil ettiren davalı yanın tescillerinde kötüniyetli olduğunu, dosyaya sunulan  belgeler incelendiğinde müvekkili tarafından tescili talep edilen ..., ..., ..., ... ve ... sayılı Şekil ..., Şekil *..., Şekil  ..., ... ve ... ibareli markaların tescil edilmesi talebinde bulunulduğu ve davalı yanın ... sayılı ..., ... Sayılı ... ve ... sayılı ... Hastanesi İbareli markalarına dayanarak müvekkili markalarına itiraz ettiği görüleceğini, davalı yanın itirazları üzerinde Türkpaten mahkemece verilen kararda davalı yanın arkaları ile müvekkilinin tescile konu markalarının benzer olmadığını, davalı yan işbu dava derdest iken ve dava sonuçlandıktan sonra da, mahkeme kararına rağmen “...” ibareli markaların tescili için başvuruda bulunmaya devam ettiğini,  müvekkili markalarının tibbi hizmetler ve benzeri hizmetlerde tescilli kök raporda ... ve ... ibarelerinin benzer olmaması sebebi ile karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmışsa da kök raporda ayrıca müvekkilinin tescilsiz markası ile öncelik hakkı olduğu belirtildiğini, davaya konu markada ... kelimesi bütün içerisinde dikkat çekici şekilde ön planda tutularak yazıldığını, müvekkili şirket adına usul ve yasaya uygun surette tescil başvurusu yapılan başta kendine özgü ve orijinal şekil unsuru markalar  incelendiğinde  ilk dikkati çektiğini, söz konusu şekil unsurunda ... kelimesi yazılarak kullanıldığını, müvekkili markalarını ingilizce yazı karakterinde kullandığını, ancak Türkçe de “...\" olarak okunduğundan karşı taraf markası ile birebir olduğunu, müvekkili şirket markası ile karşı taraf markası karşılaştırldığında her iki marka arasında hiçbir fark olmadığı görüleceğini, davalı yan markası incelendiğinde müvekkili markası ile benzer şekilde oluşturulduğu görüldüğünü, markanın sahibi tarafından kullanılmaması ile lisans alan tarafından kullanılmaması arasında herhangi bir fark olmadığını, bilirkişilerin de ifade ettiği üzere Sağlık Bakanlığı üzerinden ... olarak yapılan aramalarda da müvekkili şirket ile karşılaşıldığını, durumda davalı tarafın ... başvuru nolu markayı tibbi hizmetler alanında üçüncü kişi dolayısıyla kullandığı yönündeki yerel mahkeme kararının son derece hatalı olduğunu, bu sebeplerle yerel mahkemenin hukuka aykırı, kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı  vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya konu edilen markadan haberdar olduğunu, uzun yıllar sessiz kaldıktan sonra bir anda, kötü niyetli olarak, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/393 Esas sayılı dosyası üzerinden, ... sayılı \"... Şekil\"; ... sayılı \"... Şekil\" ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\" ... sayılı \"...\" markalarının hükümsüzlüğü (ve kullanmama nedeni ile iptali) talebi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının,  yıllar sonra açmış olduğu  dava, TMK md. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, müvekkili şirket adına, ... markası 2002, ... markası da 2006, ... markasının davacı adına tesciline engel teşkil eden ... markası da yine 2002 yılından bu yana  müvekkili adına tescilli olduğduğunu, müvekkilinin, ... markası ile ilgili ilk tescil başvuru tarihinin 03.11.2004 ve TPE kaydının da ... numarası olduğundan bahisle ... ibaresi ... tescil no’ su ile 29.06.2006 tarihinden bu yana müvekkili şirket adına 5, 10 ve 44 no’lu sınıflar için buna ilave olarak, ... ve ... başvuru/tescil noları ile yine 44 nolu Tıbbi Hizmetler sınıfı için müvekkili şirket adına kayıtlı olduğu ve ... markası uzun yıllardır faaliyet gösteren ... Tıp Merkezi ismi ile faaliyet gösteren sağlık kuruluşunda fiilen kullanıldığı,  kullanım, markanın sahibi müvekkili şirket ile grup şirketleri arasında yer alan ... Ticaret A.ş. arasında imzalanan İnhisari olmayan Lisans Sözleşmesi kapsamında olup, adı geçen şirketin bu yöndeki 16.03.2012 tarih ve 103 sayılı Yönetim Kurulu kararı, 30.03.2012 gün ve 8038 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 316 ıncı sayfasında da tescil ve ilan edildiğini, daha önce unvanı ... Hastanesi olan hastanenin adı da 28/8/2014 tarih ve 48880 sayılı Valilik oluru ile ... Hastanesi olarak değiştirildiği ve bu hastanenin işletme sahibi müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirket, \"...\" markası ile ilgili ilk defa  03.11.2004 tarihinde TPE nezdinde başvuru yaptığını, daha sonra müvekkili şirket de ... markasının tescili için ikinci kez başvuruda bulunduğu ve bu talebi ... başvuru nosu ile kabul edildiğini, benzer şekilde ... ibaresinin de ... no ile tescil edildiğini,  ... markasının, müvekkili şirket adına 2002 yılından beri tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve bu suretle de haksız rekabet ve haksız iltibas yarattığı davacının, ... ibaresi ile ilgili çok sayıda (..., ..., ..., ... ve ... Şekil)  marka tescil başvuruları'nın müvekkili şirket adına tescilli ... ibaresine benzerlik nedeniyle reddedildiğini, davacı tarafın TPE nezdindeki tescil başvuruları, TPE tarafından, 2002 tarihinden bu yana 5-10-44 nolu sınıflar için tescilli bulunan \"...\" ibareli markayla tescilli bulunan sınıflar/alt sınıflar yönünden benzer olması nedeniyle reddedildiğini, müvekkili şirketin ... ve ... markaları ile ilgili olarak; \"05.01, 05.02, 05.03, 05.04, 05.05, 05.06, 05.09, 05.10, 10.03, 10.05, 10.08. 10.09 ve 44.01 nolu sınıflar yönünden\" hükmen kazanılmış hakları doğduğunu davacının \"...\" markasını ve davaya konu edilen markayı müvekkili şirkete ait olan ve fiilen ciddi bir şekilde kullanılan \"...\" markası bulunurken kendi adına tescil ettirmesinin mümkün olmadığını, davacı, 2004 yılında \"...\" markasının kullanımı ile ilgili bir takım girişimleri olduğu belirtildiğini ve  davacı, iki yıl boyunca bu markanın tescili ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin, \"...\" markası ile ilgili ilk başvurusunun 04.11.2004 tarihinde olduğunu, bu sebeplerle İstanbul anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/408 Esas 2022/42 Karar sayılı ve 17/03/2022 tarihli davacının \"markanın hükümsüzlüğü ve iptal talepleri yönünden davanın tümden reddine\" dair kararı usul ve yasaya uygun olduğunu davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli ..., ... markasının hükümsüzlüğü ve iptali davasıdır. (mahkeme bu marka yönünden tefrik kararı vermiştir) TPMK kaydına göre, ... sayılı markanın 29/06/2006 tarihinde 05. 10. 44. Sınıfta   davalı adına tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05/04/2021 tarihli bilirkişi heyet  raporunda özetle; \"Davalının ... başvuru nolu markası ile davacının önceki tarihli markalarının “...” ibaresinin esaslı unsur bakımından aynı olduğu, 44. Sınıftaki tıbbi hizmetlere yönelik davacının tescili bulunduğu 10. Sınıftaki tıbbi cihazlar karşılaştırıldığında 44. Sınıftaki tıbbi hizmetler halkın geneline hitap ederken, tıbbi cihazların alıcıları davanın tarafları gibi sektör konusunda bilgi sahibi kimseler olacağı bu nedenle karıştırılma ihtimali olmadığı, 5. Ve 10. Sınıftaki emtialar bakımından ise, davacının önceki tarihli markaları ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen markaları arasında iltibas ihtimali hitap edilen ortalama tüketicinin aynı olması nedeniyle söz konusu olduğu Aynı sektörde faaliyette bulunan firmaların birbirinden haberdar olmaları beklendiği, kötüniyet göz önüne alınırken TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ve “...” ve “...” ibarelerinin telaffuzunun aynı oluşu neticesinde davacı tarafından “...” ibaresinin kullanımı, yapmış olduğu yatırımlar ile sağlanan ayırt edicilikten davalının haberdar olmaması mümkün olmaması nedeniyle SMK  mad.6/9 bağlamında kötüniyetten söz edilebileceği, Davacının “...” ibaresi kullanımının 2004'ün son çeyreğinden itibaren tıbbi hizmet alanında başladığı ve bu  kullanımın davalının - ... başvuru nolü - tescilli markasının başvuru tarihi olan 29.6.2006 önce başlamış ve ayırt edicilik kazandırmış olmakla davacının SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca öncelikli kullanım ve başvuruyu engelleme hakkına sahip bulunduğu, SMK mad.9 bağlamında kullanım lisans alan tarafından da gerçekleştirilebileceği, mali yönden yapılan incelemede görüldüğü üzere davalı “...”-*şekil ibaresini tıbbi hizmetler alanında kullandığı, hükümsüzlüğe ilişkin yapılan değerlendirmede davalının iptali istenen tescilli markası olan “...” ibaresinin “...” şekil ibaresi ile benzerliği açısından mad 9 bağlamında markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması olduğu, 5. Ve 10. Sınıftaki emtialar bakımından ise kullanıma yönelik bir delile rastlanmadığı görüş ve kanaatlerine varılmıştır. Bilgisayar mühendisi yapmış olduğu incelemede; www.google.com isimli arama motorunda “...” ibaresi ile yaptırılan aramada tek bir sayfada toplam 33.400 adet sonuca ulaşıldığı, ulaşılan sonuçlarda ... ibaresinin davacı tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Mali bilirkişi olarak yapmış olduğum inceleme neticesinde SMK'nın “Markanın Kullanılması” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir; “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.Davalı ... Hizmetleri A.Ş.nin dava konusu “...“ markasını kullandığına dair resmi evrakları üzerinde herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Davalı vekili ile yapılan görüşmede “...” markası “...” markasını korumak için tescil edilmiş bir alt markasıdır. “...” markası herhangi bir resmi evrakata kulanılmamaktadır,şeklinde açıklamada bulunmuştur. “...” adlı markanın grup şirketler içerisinde yer alan Dava dışı ... Hizmetleri Ticaret A.Ş. tarafından yukarıda liste halinde verilen faturaların üzerinde kullanıldığı tespit edilmiştir\" denilmektedir. 31/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Tarafların beyan ve itirazlarının dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu kök rapordaki kanaati değiştiren bir husus olmadığı  belirtilmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi; -Davacı vekili, davalıya ait markalar hakkında açtıkları davada verilen  tefrik kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkemece yargılamanın sağlıklı yürütülmesi bakımından  tefrik kararı verildiği ve karar tarihi dikkate alındığında  tefrik olunan  davaların karara bağlandığının anlaşıldığı , uyuşmazlığın  medicana ibaresi üzerindeki öncelik hakkının hangi tarafa ait olduğu hususnda toplandığı bunun haricinde  özellikle markaların benzerliği, tescilde kötüniyet  ve markanın kullanımına ilişkin delillerin her marka için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereği ile  usul ekonomisi dikkate alındığında gelinen  aşamada tefrik kararına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. -Hükümsüzlük davasına ilişkin olarak,  mahkemece, gerçek hak sahipliği ve iltibas sebebine dayalı hükümsüzlük talebi hakkında , dava konusu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 6 yıldan fazla süre geçtiği,  sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği kabul edilmiş ise de; esasen  SMK 25/6 maddesinde düzenlenen ,  sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınır. Burada sessiz kalma olarak kastedilen durum hak sahibinin  markayı iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması bu yolla dava açılmayacağı izlenimi verilerek  markaya yatırım ve emek sarf edildikten sonra dava açma hakkını kullanmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmasıdır. Her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir.Somut olayda, dosyaya sunulan delillerle;  taraflar arasında  2006 yılından itibaren “...” ibaresi üzerinde gerek tescil başvurularına itiraz gerek bu itirazlar hakkında iptal  ve gerekse tescil olunan markalarla ilgili hükümsüzlük davalarına konu edilen uyuşmazlığın başladığı ve süre geldiği , dava konusu ... markası ile  taraflar arasında uyuşmazlık konusu ... markası  arasında  yüksek benzerliğin sabit olduğu , dolayısıyla  ... ibaresi üzerinde  taraflar arasında uzun süredir devam eden uyuşmazlığın varlığı karşısında, davacının marka tescillerine sessiz kalmadığı , sessiz kalma nedeniyle hak kaybından ve davanın açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan  söz edilemeyeceği, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda, iltibas ve gerçek hak sahipliği iddiaları üzerinde durulması gerekmektedir. SMK 6/1 maddesine dayalı iltibas iddiası;  Taraflara ait ... ve ... markaları arasında işitsel görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markalardaki tek farkın içindeki \"...\" ve \"...\" harfleri olduğu ancak bu farklılığın her iki markanın aynı şekilde okunması nedeniyle markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı işaretlerin ayırt edilemeyecek nitelikte benzer olduğu sabittir. Ancak  davalıya ait “...” markasının tescil tarihinden önce davacının,  “Tıbbi hizmetler”  için tescilli “...” esas unsurlu markası bulunmadığından, \"Tıbbi hizmetler” yönünden  SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı ,  davalı markasının  tescilli olduğu  05 ve 10. Sınıflar yönünden ise, aynı sınıflarda  davacıya ait eski tarihli   \"...\",  \"...\",  \"...\" markalarının tescilli olmaları nedeniyle markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle iltibas oluşturduğundan  SMK’nun 6/1. Maddesi uyarınca  hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Gerçek hak sahipliği iddiası; Davacı şirket ,  ... markasını 2004 yılından itibaren   iş yerlerinde tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığı ve bu ibare üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu iddiasına dayanmıştır. İstanbul  Anadolu 1.FSHHM'nin 2016/95Esas, 2017/10 Karar sayılı ilamda, \"Davacının özel hastane olarak faaliyet gösterdiği ve hizmet verdiği işletmesinde \"tanıtma işareti\" olarak ... ibaresini kullandığı ve davalının ... tescil sayılı markasının tescil başvuru tarihinden önceye dayalı \"tıbbi hizmetler” için kullanım hakkı bulunduğu,  davalıya ait ... tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\"   karar verildiği,  kararın temyiz incelemesi sonucu  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2484 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile 07/01/2019 tarihinde  onanmak suretiyle kesinleştiği , kesinleşen bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu , buna göre 2004 yılı  son çeyreğinden itibaren \"...\" markasının davacı tarafından işletme adı ve tescilsiz hizmet markası olarak kullanıldığı, SMK’nun 6/3. Maddesi uyarınca davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle 44. sınıftaki tıbbi hizmetler için öncelik hakkı  sahibi olduğu, sağlık alanında ... ibaresi \"tıp, tıbbi\" anlamlarına gelen ve yaygın kullanılan ,hizmeti tanımlayan ibare olması nedeniyle farklı eklerle marka tesciline konu edilebilecek ise de, davalının medikana ibareli markasının bu nitelikte yeterli ayırt edicilik katılarak oluşturulmuş bir marka tescili olmadığı ,  davacının markasını aynen içermesi nedeniyle markanın farklı unsurlarla tescili olarak yada davalının eski tarihli  medi ve medicenna ibareli markalarının devamı olarak kabulüne olanak bulunmadığı , mahkemenin öncelik hakkının davalıda olduğu kabulüne gerekçe yapılan davalının ... numaralı  ... HASTANESİ  markasının 28.12.2022 tarihi itibariyle, ... numaralı ... markasının 08.11.2022 tarihi itibariyle  hükümden düşmüş olduğu, davalının davacıya nazaran   \"...\" ibaresi üzerinde tescilli yada tescilsiz korunmaya değer öncelik hakkının bulunmadığı,   mahkemenin aksi yöndeki kabulünün  ve gerekçesinin yerinde olmadığı,  davacının “tıbbi hizmetler” için öncelik hakkına sahip olduğu “...” markası ile davalının 44. 05. 10. Sınıfta  sınıfta tescilli “...” markası  karşılaştırıldığında,yukarıda izah edildiği üzere ; markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle davalının “...”  markasının  tescilli olduğu 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler” için SMK’nun 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Kötüniyetli tescil iddiası; Diğer yandan , taraflar arasında  2006 yılından itibaren  “...” ibaresi üzerinde uyuşmazlık olduğu , tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, davacının tescilsiz hizmet markası olarak 2004 yılından itibaren kullandığı “...”  unsurlu markalarıyla ilgili , yoğun yatırım yaptığı İstanbul ve başkaca illerde tıbbi hizmetlerde çok sayıda hastane ile faaliyet yürüttüğü, ilgili sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığı, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen medicana markasını korumak amacıyla tescil edildiği ve fiilen kullanılmadığı , yedekleme niteliğinde bir tescil olduğu   dikkate alındığında; davalının   “...” markası ile yüksek benzerliği olan  dava konusu markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği, markanın kötüniyetli tescil edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı  dava konusu markanın SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınması gerektiği  kanaatine varılmıştır. -Markanın kullanılmaması nedeniyle iptal istemine gelince, markanın kullanıldığının ispat yükünün davalıya ait olduğu, mahkemece  davalı şirketçe  ... markasının davalının grup şirketlerinden olan dava dışı ... Hizmetleri A.Ş ye verilen 01/03/2012 tarihli lisans kapsamında, ... TIP MERKEZİ, ... HASTANESİ adı altında  2012 yılından başlayarak 2019 yılına kadar hem Poliklinik hem Hastane ismi olarak ve faturalarda ciddi bir biçimde Türkiye içerisinde son 5 yıl içerisinde kullanıldığı, ... ibaresi ... ibaresinin Türkçe de okunuşu şeklinde olduğundan bu kullanımın markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden  kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği  gerekçesi ile iptal talebinin reddine karar verilmiş ise de, lisanlanan markanın hükümsüzlüğüne karar verilen dava dışı ... markası olduğu, dava konusu marka için lisans verilmediği, lisans verilen markanın tescilli şekliyle kullanılmasının lisanslanmayan bu nedenle kullanımının hukuki dayanağı ortaya konulmayan  dava konusu markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeksizin kullanımı olarak kabul edilemeyeceği gibi , sırf lisans verilmesi kullanım olarak kabul edilmeyeceğinden lisans bedeline ilişkin faturaların kullanım delili olma özelliğinin  bulunmadığı, lisans alanın markayı kullandığına ilişkin  sunulan hizmet faturalarının hacmine  göre de;  5 yıllık süre içinde  tıbbi hizmetlerde, markanın işlevine uygun pazar payını arttıracak  şekilde   ciddi ve iptal yaptırımını önleyecek boyutta  bir kullanım  olarak olarak  değerlendirilemeyeceği, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen medicana markasını korumak amacıyla tescil edilen  ve fiilen kullanılmayan bir marka olduğunun sabit olduğu,  kullanmama nedeni ile iptal koşullarının oluştuğu ancak dava konusu markanın hükümsüzlük şartları mevcut olduğundan iptal talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı,  bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı    vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, hükümsüzlük davasının kabulüne, markanın iptali davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına   karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/03/2022 tarih, 2019/408 E. 2022/42 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜNE, -Davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli  markanın, tescilli olduğu tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE,  -Marka iptali davası konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden  615,40 TL, marka iptali davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 369,05 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.985,65‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL, vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre  marka iptali davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 64,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 284,7‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f35d8c928277d819","SID":"0d03d351da539693"}}