{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2360 - 2024/1719<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2360 <br>KARAR NO\t: 2024/1719<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/657 Esas 2022/507 Karar<br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA ;<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t <br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15/01/2025<br><br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada  davacı vekili ile asıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacı vekili,17.09.2014 tarihinde davalılardan ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunamayan davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı kazada kusursuz olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu, davalı ... tarafından davadan önceki başvuru üzerine 13.01.2016 tarihinde 13.461 TL, ... Sigorta Şirketi tarafından 3.450 TL ödeme yapılmış ise de ödemeler düşük olduğundan ibranameleri kabul etmediğini belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri olarak 50 TL maddi tazminatın davalı ..., 50 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 159.765,48 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tAsıl ve birleşen davada davalı ... vekili; 17.09.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin davadan önceki başvuru üzerine davalı kurum tarafından davacıya 18.01.2016 tarihinde 13.461 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, ibraname imzalandığından KTK’nın 111 maddesi gereğince bakiye zararının ispatlanması gerektiğini, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden ödeme tarihindeki verilere göre rapor alınmasını, zararın karşılanmaması halinde ödemenin güncellenerek mahsubunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tAsıl ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta Şirketi vekili; dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın 27.03.2014-27.03.2015 tarihleri arasında 268.000 TL limitle davalı şirkete Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davadan önceki başvuru üzerine davalı tarafından davacıya 25.12.2015 tarihinde 3.450 TL ödendiğinden sorumluluklarının kalmadığını maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden ödeme tarihindeki verilere göre rapor alınmasını, zararın karşılanmaması halinde ödemenin güncellenerek mahsubunu, sürekli işgöremezlik tazminatı dışındaki taleplerin teminat dışı olduğunu dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tBirleşen davada davacı vekili, 17.09.2014 tarihinde davalılardan ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunamayan davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı kazada kusursuz olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu, davalı ... tarafından davadan önceki başvuru üzerine 13.01.2016 tarihinde 13.461 TL, ... Şirketi tarafından 3.450 TL ödeme yapılmış ise de ödemelerin düşük olduğunu dava konusu kaza nedeniyle davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/69 Esas 2019/60 Karar sayılı kararı ile davanın kabulünü karar vermiş ise de kararın davalıların istinaf üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/969 Esas 2021/1696 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri olarak 5 TL maddi tazminatın davalı ..., 5 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, dosyanın Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/657 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece asıl ve birleşen davanın, KTK ve ZMMS poliçesinden kaynaklanan trafik kazasında yaralanma nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu, davanın kabulüne dair verilen 25.01.2019 tarihli kararın davalıların istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/969 Esas, 2021/1696 Karar sayılı kararı ile kusur, hatır taşıması ve faiz türü yönünden kaldırıldığı, kaldırma kararı kapsamında kusur incelemesine yönelik bilirkişi heyetinden alınan raporda; meydana gelen trafik kazasında davalı sigortaya ZMMS ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün aracın yük ve teknik özelliğine uygun seyir hızıyla seyrine devam etmemesi, takip mesafesine riayet etmemesi nedenlerinden 2918 sayılı kanunun 52/1-b, 56/1-c, 84/d ve yönetmeliğin 101/b, 107. Maddelerine riayet etmemesinden dolayı tam kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü müteveffa ...'un kusursuz olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde ... Sigorta Şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı ... plakalı araç ile motosiklet sürücüsü arasında gerçekleşen trafik kazasında davacının yolcu konumunda olduğu ve yaralandığı, yaralanması sonucu Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 21.02.2018 tarihli raporda belirtildiği şekilde iş göremez hale geldiği, dosyaya davacıya atfedilebilecek bir kusura ilişkin bilgi ve belge yansımadığı, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sünücüsünün tam kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsünün kusuru bulunmadığından asıl dava yönünden davalı ... yönünden davanın reddi gerektiği, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurmadığı anlaşılmakla usuli müktesap hak kuralı gereği davalı sigorta yönünden davanın kabulüne karar verilmesi; birleşen dava yönünden yapılan incelemede; birleşen davanın asıl dava ile taraflarının ve taleplerinin aynı olduğu, HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmamasının dava şartı olarak düzenlendiği anlaşılmakla birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden asıl dava yönünden; davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın kabulü ile; 134.920,39-TL sürekli iş göremezlik, 14.323,29-TL geçici iş göremezlik, 5.775,75-TL bakıcı gideri, 4.846,05-TL SGK tarafından karşılanmaya gider olmak üzere toplam 159.865,48-TL'nin 07.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... kusursuz olduğu gerekçesinin maddi gerçeğe ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece alınan 10.04.2022 tarihli kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 10.08.2015 tarihli kusur raporu ile çeliştiğini, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda 2 seçenekli kusur izafesinde bulunulmuş olup her iki seçenekte de davalı yanlara sigortalanan her iki araca da asli ve tali olarak belirtilerek kusur oranı verildiğini, mahkemece alınan kusur raporunda ise sadece bir taraf kusurlu bulunmuş ... araç sürücüsüne kusur oranı verilmemiş olmasının ve raporları arası çelişkinin giderilmemesinin yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece aldırılan 10.08.2015 tarihli raporda davacıya müterafik kusur oranı verilmiş ise de bilirkişinin bu konuda yetkisini aştığını, davacının müterafik kusurlu olmadığının kesinleşen ceza dosyası ile belirlendiğini, asıl davada davalı ... yönünden davanın reddine karar verirken 5.100 TL vekalet ücretine hükmetmiş ise de AAÜT ilgili madde mucibince vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden kararın bu yönü ile yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava usul yönünden red edilerek davalılara 5.100,00.-TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş olup birleşen davanın dava değeri 10 -TL olmasına rağmen 5.100,00.-TL vekalet ücretine hükmedilmesinde yasaya aykırı olduğunu, ıslah dilekçesi ile davanın niteliğinin kısmi davaya dönüştürülmesi usulden red kararı verilmesini ortadan kaldıran hallerden olduğunu, kısmi dava sonrasında zamanaşımı süresince ek dava açılabildiğini bu sebepten ötürü huzurdaki ek davayı açtıklarını, ıslah ile netice-i talep ve davanın niteliğinin değiştirilebildiğini bu sebeple Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu, asgari ücrete ilişkin hususlar kamu düzenine ilişkin olduğundan dosyada 2022 yılı asgari ücret verileri esas alınarak hesap raporu alınarak karar verilmesi gerekirken 2022 asgari ücret verileri esas alınmadan verilen karar kamu düzenine aykırı olduğu gibi hak kaybına sebep olacağını, usulden red kararının verilmesi için her iki davada dayanılan delilerin aynı olması, aynı delille dayanılması ve mahkemenin de ayrıntılı olarak dayanılan delili incelemesi gerektiğini, oysa huzurdaki dava ile birleşen dosyada dayanılan ATK raporu kusur raporu vs. tüm delillerin aynı olmadığını, yeni delile dayandıklarından kesin hükümden bahsetmenin imkansız olduğunu, AYM iptal kararı ve son Yargıtay Kararları gereği maluliyet raporunun kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik çerçevesinde alınmasını, aktüer raporunun da aynı kararlar çerçevesinde TRH 2010 yaşam tablosu progresif rant yöntemi kullanılarak %10 artırım %10 ıskonto yöntemi kullanılarak yapılması gerekmekte olup AYM iptal kararı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece de resen gözetilerek davanın kabulü gerektiğini, YHGK da konuya ilişkin görüşülen dosyanın karara çıkmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davaya konu olayda hatır taşımacılığının şartlarının da oluşmadığını, davacının kaza esnasında akrabasının arabasında olup bu sebeple hatır taşımacılığı bulunmadığını, Ankara 11 ATM 16/69e sayılı dosyasına sundukları 17.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın kısmi davaya dönüştüğünü, talep ıslah edilmiş olup talep artırımı yapılmadığını, Yasa gereği belirsiz alacak davası olabilmesi için talep artırım dilekçesi yapılmalı ve dilekçede belirsiz alacak davası olduğunun açıkça belirtilmesi gerekli olup huzurdaki dosyada ıslah dilekçesi ile dava kısmi davaya dönüştüğünden ve kısmi davanın niteliği gereği zamanaşımı süresi içerisinde birden fazla ek dava açılabileceğinden Ankara 6 ATM 21/676 Esas sayılı dosya ile de yasanın verdiği bu hakkını kullanıldığını, bu sebeple davalı yanın derdestlik vs tüm itirazlarının reddi gerekirken kabulünün yasaya aykırı olduğunu, davalı yanın geçici işgöremezlik, tedavi ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıkları iddiası hukuki dayanaktan yoksun olup KTK ve meri mevzuat gereği ... sigorta şirketlerinin sahip olduğu statüye sahip olduğundan geçici işgöremezlik, tedavi ve bakıcı giderinden de sorumluluğunu yasa gereği olup davaya konu olayda ihbar şartları oluşmadığını, davalı yanın davacının koruyucu ekipman kullanmadığı iddiası tamamen asılsız olup gerek ceza dosyasında gerekse huzurdaki dosyada davacının koruyucu ekipman kullanmadığı yönünde herhangi bir tespit bulunmadığından indirim yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hatır taşımacılığı veya müterafik kusur olduğuna kanaat getirilmesi halinde takdiri indirim nedeniyle karşı yan lehine vekalet hükmedilmeyeceğini, AYM İptal Kararı, AB uyum yasaları ve son Yargıtay Kararları ve son içtihatları gereği geçerli yönetmelik çerçevesinde maluliyet raporu alınarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda şu an bu konu ile ilgili dosya görüşüldüğünden karara çıkmasının bekletici mesele yapılmasını, akabinde de TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi sureti ile yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, davacının gelirinin çok düşük alındığını, gelirde artışa ilişkin fazlaya dair talep ve dava hakları saklı olup davacının olayın oluşunda kusuru bulunmadığından en güncel verilerle hesaplama yapılması gerektiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesinin davacının hak kaybına sebebiyet verdiğini, güncellenerek hesaplanmasının iki kere tenkis edilmesine sebep verdiğinden davalı yan lehine sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu, tazminat miktarının düşük olduğunu, haksız fiiller bakımından davaya konu olaya ticari temerrüd faizi uygulanması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tAsıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; tarafların kusur oranının Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi tarafından tespit edilen oran üzerinden hesaplanması gerekirken, mahkemece hatalı kusur oranına dayalı bilirkişi raporunun esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkete sigortalı araca atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda davalı şirkete sigortalı araç sürücüsüne %100 asli kusur yükleyerek hesaplama yaparak, ilgili dosyayı karara çıkarmanın hatalı bir değerlendirme olacağını, mahkeme tarafından bu durumun gözardı edildiğini öncelikli olarak kusura ilişkin olarak; Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, karara esas olan 10.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun 3. sayfasında belirtilen tescilsiz motosikletin farları ile arka stop lambalarının yandığına ilişkin beyanların yanında, motosikletin ışığının yanmaması durumunda devlet karayollarında gece karanlığında ışıksız olarak önünde seyir alanının kontrol etmesinin de pek mümkün olmayacağı şeklinde bir varsayım ile motosiklet sürücüsünün kusursuzluğundan bahsedilmesinin, kesinlikle varsayıma dayalı bir çıkarım olduğunu, kusur oranlarının yanlış değerlendirilmesi sebebiyle, yapılan hesaplamanın da yanlış olduğunu, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp’a gönderilerek, kusur durumuna ilişkin yeniden rapor düzenlenmesi gerektiğini, bu sebeple kusur durumuna ilişkin çelişkinin öncelikle giderilmesi gerekmekte olup, hatalı kusur oranı ile yapılan tazminat hesabı da kesinlikle usul ve yasaya aykırı olup kusur raporu eksik incelemeye dayalı olup Yargıtay içtihatları gereği karara esas alınamayacağını, davalı şirket tarafından adli trafik bilirkişisinden alınmış olan uzman mütalaa raporunda da belirtildiği gibi, Adli Tıp Kurumu tarafından da alınmış olan ve dosyada bulunan raporda atıfta bulunulduğu üzere; arka ışık donanımının yanıp yanmadığı yönünde değerlendirmenin Mahkeme takdirinde olduğu ancak, Mahkeme süresince ışık donanımının yanıp yanmadığı yönünde bir tespit veya kanaate varılmadığının görüldüğünü, kazanın meydana geldiği anı gören kamera görüntüsü tespitinin olmadığını, kazanın meydana gelmesinde her iki koşulda da ...’in kusurunun (asli ya da tali kusurlu) olduğu yönünde tespit ve kanaat mevcut olup, kazanın her iki tarafın beyanları dahilinde olabileceğini, bu nedenle ...’in kazanın oluşumunda asli ya da tali olarak kesinlikle kusurlu olabileceğini, motosikletin arka ışıklarının yanmadığına dair iddianın aksinin kesin olarak tespitinin yapılmadığı aşikar olup, kazanın oluşum şeklinin sürücülerin ifadeleri dışında destekleyen tanık, fiziki tespit veyahut kamera görüntüsünün bulunmadığı da sabit bir gerçek olup kazanın her iki sürücünün beyanları ile olmuş olabileceği nedenleriyle tarafların yapmış oldukları kural ihlalleri belirtilemeyen ve bu sebeple de kusurun kimde olduğu ispatlanamayan kazalarda Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2011/3094 E., 2011/6691 K. 27.06.2011 tarihli kararı gereğince ‘’kusurun kime ait olduğunun tespit edilememesi- tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi-tehditler eşit varsayıldığından zararında ilke olarak yarı yarıya paylaştırılması gereği kararına istinaden her iki sürücünün de kusur sorumluğunun ortak paylaştırılması gerektiğini açıklanan sebeplerle; kusur durumuna ilişkin hatalı karar verildiğini, bu kusur durumu esas alınarak yapılan aktüer hesap raporunun da hatalı olup, gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf eden davacı ve davalı sigorta şirketi vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tAsıl ve birleşen dava, trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle davalı ... ve davalı sigorta şirketi aleyhine açılan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı bakıcı ve tedavi gideri istemine ilişkindir. <br>\tMahkemece davanın kabulüne dair verilen 25.01.2019 tarihli karar davalı sigorta şirketi ve ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 07.10.2021 Tarih 2019/969 Esas 2021/1696 Karar sayılı ilamında “Somut olayda, davacının yolcu konumunda olduğu motosikletin, kaza tarihini kapsayan trafik sigortası olmadığından davalı ... ile kazaya karışan karşı aracın ZMSS şirketi olan diğer davalı sigorta şirketinden, davacının olay sonucu yaralanması nedeniyle cismani tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir. <br>\tDavacı yolcu konumunda olduğundan kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunmamakta ise de, araç sürücülerinin olaydaki kusur durumunun netleştirilmesi gerekmektedir. Zira davalı sigorta şirketi ve ..., araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlendiğinden, motosiklet sürücüsünün kusurunun olmaması halinde davalı ..., karşı aracın sürücüsünün kusurunun olmaması halinde davalı sigorta şirketi tazminattan sorumlu tutulamaz. Olaya ilişkin KTT’da motosiklet ağır hasarlı olduğundan, kaza gerçekleşmeden önce stop lambasının yanıp yanmadığının tespit edilemediği, yaralılar hastaneye gönderildiğinden bilgi alınamadığı, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı aracın sürücüsü İlkay’ın normal şeridinde ve hız limitleri içinde seyrettiği, aksine bilgi, belge bulunmadığı, motosikletin 1.5 mt lastik sürtünme izi olduğu, İlkay’ın aynı istikamette önünde seyreden motosiklete arkasından çarptığı, motorun arka ışıklarının yanmadığını son anda farkedip duramayarak bu araca çarptığını beyan ettiği, motosikletin, İlkay yönetimindeki aracın altında 292 mt kadar sürüklendiği, kazanın sağ şeritte meydana geldiği, ancak motosikletin kazadan önce ışık donanımının yanıp yanmadığı tam olarak tespit edilemediğinden kusur dağılımının yapılamadığı belirtilmiştir. Olay nedeniyle motosiklet sürücüsü ... vefat etmiştir. Aynı olayla ilgili olarak ceza mahkemesinde yapılan yargılamada dinlenen tanık ... kaza gerçekleşmeden önce müteveffa ...’ın motosiklet ile yanına geldiğinde aracın far ve ışıklarının yandığını gördüğünü ifade etmiş, tanık ...’da motosikleti olay günü sabah saatlerinde ...’a teslim ettiğinde farlarının çalışır vaziyette olduğunu belirtmiştir. Ceza davasında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10.08.2015 tarihli raporda, motosikletin arka ışık donanımı faal ise sürücü İlkay’ın olayda tamamen kusurlu olduğu, müteveffa ...’ın kusurunun bulunmadığı, ışık donanımı faal değilse sürücü İlkay’ın tali, ...’ın asli kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı şeklinde terditli görüş bildirilmiştir. Yine Cumhuriyet Savcılığında trafik ve makine mühendisi bilirkişilerce düzenlenen 30.10.2014 tarihli raporda motosiklet kaza sonucu pert olduğundan, ışık donanımının kazadan önce faal olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. İlkay hakkında şüphe sanık lehine uygulanır ilkesi gereğince tali kusurlu olduğunun kabulü ile adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İş bu tazminata konu davada mahkemece sürücülerin kusur durumunun tespiti yönünden her hangi bir inceleme yapılmamış, bu hususta bilirkişi raporu alınmamış, davacının olayda kusuru bulunmadığından bahisle davalıların tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. <br>\tBu durumda davalı tarafın tazminattan sorumluluklarına karar verilmesi için, kusur durumunun tespiti önem taşıdığından, mahkemece konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı, ceza dosyası, ceza mahkemesinde düzenlenen bilirkişi raporu, KTT, tanık beyanları da birlikte değerlendirilerek sürücülerin kusur durumunun belirlenmesi hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de, davalı ... vekili 05.11.2018 tarihli dilekçesinde davacının yolcu olduğu motosiklette hatır için taşındığını ileri sürdüğünden, mahkemece bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, davacının kaza tarihinde motosiklette ne amaçla taşındığının, hatır taşıması şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hatır taşıması olduğunun kabulü halinde davalı ... yönünden tazminattan hatır taşıması indiriminin uygulanması gerekirken, bu konuda talep olmadığı gerekçesi ile inceleme yapılmaması ve ayrıca motosiklet ticari araçlardan olmadığı halde davalı ... avans faizi ile sorumluluğuna karar verilmesi de doğru görülmediğinden, davalı ... vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı taraf vekillerinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına “karar verilmiş kaldırma kararından sonra mahkemece alınan 10.04.2022 tarihli kusur bilirkişisi heyet raporunda; kaza tespit tutanağı, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/335 Esas 2015/417 Karar sayılı dosyası ve bu dosyadan alınan İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 10.08.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu, hazırlık soruşturması sırasında Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1554 numaralı dosyasında resen trafik bilirkişi seçilen ... ile makine mühendisi ... imzalı 30.10.2014 tarihli kusur raporu incelendiğinde motosikletin ışığının yandığına ilişkin başta davacı yolcu olmak üzere, kusur oranının mahkemenin takdirinde olup, tanıklar; ..., ...’e, ait ağır ceza mahkemesinin 13.11.2015 tarihli celsesindeki açık ve net ifadelerinin kazanın oluş şekli ve motosikletin kamyonet altında 292 m sürüklenme izi ve motosikletin ağır hasarlı ve davacı yolcunun da yaralanmasına ilişkin raporlardaki hasarlar göz önüne alındığında ... vekilinin de dilekçesinde belirttiği gibi davacı yolcunun koruyucu ekipmanlarının olmadan yolculuk yapmasına bağlı yaralandığı trafik kazasının oluşumunda müterafik kusurunun davalı ... sigortalı olan kayıt tescilsiz motosikletin dava dışı müteveffa sürücüsü ...’un Kusursuz, davalı ... sigortalı ... plakalı ... marka kamyonetin dava dışı sürücüsü ...’in ise tamamen asli kusurlu olduğu görüş ve kanaatiyle bu yönden düzenlenen Adili Tıp Kurumu ve savcılık bilirkişi kurul raporlarına kanun ve yönetmelik maddeleriyle gerekçelere istinaden aynen iştirakle davacı yolcu ...’nun; dosya kapsamındaki yaralanmasına ilişkin tıbbi raporlar göz önüne alındığında motosiklette yolculuğu sırasında koruyucu ekipmanlarının olmadan yolculuk yapmasına bağlı olarak yaralandığı trafik kazasının oluşumunda, 2918 sayılı kArayolları Trafik Kanununun; 78 ve Yönetmeliğin 150 maddelerine riayetsizliği nedeniyle müterafik kusurunun olup, bu kusur oranının mahkemenin takdirinde olacağı, davalı ... sorumlu olduğu sigortası bulunmayan kayıt tescilsiz motosikletin dava dışı müteveffa sürücüsü ...’un; motosikletinin lambalarının faal olduğuna ilişkin ağır ceza mahkemesince dinlenen tanıklar; ..., ... ile motosiklette yolcu olarak bulunan davacının seyirleri sırasında motosikletin farları ile arka stop lambalarının yandığına ilişkin bayanların yanında, motosikletin ışığının yanmaması durumunda devlet karayolunda gece karanlığında ışıksız olarak önündeki seyir alanını kontrol etmesinin de pek mümkün olamayacağı görüş ve kanaatiyle kaza sırasında motosikletin ışıklarının yandığı görüş ve kanaatiyle motosiklet sürücüsünün gerek adli tıp gerekse savcılık bilirkişi kurul raporunun aşamalarında belirtildiği gibi kusursuz olduğu, olay tarihinde davalı ... trafik sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan ... plakalı ... marka kapalı kasa kamyonetin dava dışı sürücüsü ...; sevk ve idaresindeki kamyonetiyle olay mahalli olan devlet karayolunda seyri sırasında önündeki seyir alanını daha dikkatli ve tedbirli olarak kontrolü altında tutmadan ve yine bu seyri sırasında kendi aracı ile önündeki araçlar arasında güvenli takip mesafesi bırakmadan yakın takiple seyrine devamı sırasında ön ilerisinde aynı şeritte seyrine devam eden motosikletin arka kısmına çok yaklaştığı sırada fren tedbirinde gecikerek motosikletin arka kısmına kendi kamyonetinin ön kısmı ile çarparak motosikleti aracının altına alarak  292 m. aracıyla da sürükleyerek yolun sağında yol dışında duruşa geçtiği ve motosikletin ağır hasarlı olması göz önüne alındığında seyir hızını yol, görüş, trafik hava durumu ile aracının yük ve teknik özelliğine uygun seyir hızıyla seyrine devam etmemesi ve yine bu seyri sırasında da güvenli takip mesafesine de riayet etmemesi nedeniyle adli tıp ve savcılık bilirkişi kurul raporlarının 1- aşamalı görüşlerde de belirtildiği gibi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b, 56/1-c, 84/d Yönetmeliğin 101/b, 107 maddelerine riayetsizliği nedeniyle tamamen asli kusurlu olup, diğer bir hususta her hangi bir resmi tespitin olmayıp, tanık beyanlarına göre motosikletin ışık tertibatının faal olmasına rağmen, yanmaması durumunda da takip mesafesine uyması ve seyir hızını yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlayarak seyrine devam etmesi durumunda aracının far boyu seviyesinde yine de önünde seyrine devam eden motosikleti rahatlıkla görerek kazayı önleme imkanının oluşu nedeniyle motosikletin ışıklarının yanmadığına ilişkin beyanı kendisinin kusursuzluğu yönünde değerlendirilemediği davalı ... sigortalı bulunan kayıt tescilsiz motosikletin dava dışı müteveffa sürücüsü ...’ın hayatını kaybettiği çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda kusursuz olduğu, davalı ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan ... plakalı  kamyonetin dava dışı sürücüsü ...’in meydana gelen trafik kazasının oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş anılan rapora davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili tarafından itiraz edilmiştir.<br>\t6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesi gereğince  Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen  maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. <br>\tBu hale göre kesinleşmiş ceza dosyasındaki kusur raporları ile mahkemece alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğundan çelişkinin giderilmesi, davacı ve davalı sigorta şirketi vekilinin rapora itirazlarının da değerlendirilmesi amacıyla mahkemece İTÜ öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı, ceza dosyası, ceza mahkemesinde düzenlenen bilirkişi raporu, KTT, tanık beyanları da birlikte değerlendirilerek sürücülerin kusur durumunun belirlenmesi hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmediğinden asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketi vekilinin bu hususlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\tDavanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>\tKararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>\t2-İstinaf başvurma harcı dışında, davacı ve davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırdıkları oranda ilgili taraflara iadesine, <br>\t3-Davacı ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada ayrı ayrı gözetilmesine,<br>\t4-Davacı ve davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın yatırdıkları oranda ilgili taraflara iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d46a61521572741b","SID":"721a212fc0b90ffa"}}