{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2044 - 2024/1715<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2044 <br>KARAR NO\t: 2024/1715<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/685 Esas 2022/476 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15/01/2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı  vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 30.08.2017  tarihinde dava dışı ... Turizm İnşaat Emlak Oto Petrol İth İhr Lti Şti‘ne ait  davacıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davalılardan  ...’ün eşi, ...’in babası yaya ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, davalılar tarafından yapılan başvuru üzerine davacı tarafından 03.07.2018 tarihinde  desteğin eşi davalı  ...’e 53.831,77 TL, oğlu ...’a 5.309,33 TL, oğlu ...’e 6.758,90  TL, oğlu ...’a 12,043,58 TL olmak üzere  toplam 77.943 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, ödemeden sonra Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/631 Esas 2019/352 Karar sayılı dosyasından alınan 31.05.2018 tarihli ATK raporunda sigortalı araç sürücüsü ...’ın kusursuz, destek ...’ın %100 kusurlu olduğu belirlenerek 03.04.2019 tarihli karar ile sürücü ...’ın beraatına  karar verildiğinden, davacı tarafından davalılara yapılan destekten yoksun kalma tazminatının iadesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalılara ödenen toplam 77.943 TL’nin 03.07.2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ..., ..., ..., ... vekili, davanın zamanaşımı ve hakdüşürücü süre içinde açılmadığını, davalıların desteğinin ölümüne neden olan 30.08.2017 tarihli kaza nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/141509 Hazırlık dosyasındaki bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsü ...’ın tali, davacıların desteği ...’ın asli kusurlu olduğu belirlenerek açılan Ankara 40. Asliye Ceza mahkemesinin 2018/631 Esas sayılı dosyasında alınan  23.01.2019 tarihli ATK raporunda sürücü ...’ın kusursuz, destek ...’ın %100 kusurlu olduğu belirlenerek ...’ın beraatına karar verilmiş ise de ceza dosyasının istinaf aşamasında olması nedeniyle kesinleşmesinin beklenmesini, ceza dosyasındaki ATK raporunun tebliğ edilmemesi ve hazırlık dosyasındaki rapor ile çelişkili olduğundan ATK Üst Kurlundan kusur raporu alınmasını, davacının tali kusura göre ödeme yapmış olması nedeniyle rücu koşullarının oluşmadığını, faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>Mahkemece davanın  trafik kazası nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatının iadesi istemine ilişkin olduğu, Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/631 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; dava konusu trafik kazası nedeniyle araç sürücüsü ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan ceza davasında yürütülen yargılama sırasında alınan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 23.01.2019 tarihli raporu ile sürücünün kusursuz, yayanın asli kusurlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle sanık hakkında 0.04.2019 tarihinde beraat kararı verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara BAM 26. Ceza Dairesinin 2020/2132 E.-2022/1031 K. sayılı ve 18.05.2022 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verildiği, dosya arasında mevcut kaza tespit tutanağında, dava konusu kazada karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ...'nın kural ihlalinin bulunduğu, sürücünün kazada kusurunun bulunmadığının belirtildiği, iddia ve savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 30.08.2017 tarihinde dava dışı şirketin işleteni ve davalının ZMMS sigortacısı olduğu ... plaka sayılı aracın davalıların murisi yaya ...'ya çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde yaya ...'nın vefat ettiği, davalılar vekilinin destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi talebiyle davacı sigorta şirketine başvurusu üzerine davacı sigorta şirketince 03.07.2018 tarihinde davalılara 77.943,00 TL ödeme yapıldığı, Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/631 E. sayılı dosyasında araç sürücüsü sanık hakkında yürütülen yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile sürücünün kusursuz olduğunun tespit edilmesi üzerine davacı şirket tarafından mirasçılara ödenen destekten yoksun kalma tazminatının iadesi talebiyle eldeki davanın açıldığı davalılar vekilince davanın zamanaşımına uğradığı savunulmuş ise de, cevap dilekçesi süresinde olmadığından zamanaşımı savunmasının değerlendirmeye alınmadığı,TBK'nın 78. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacı tarafından davalılara yapılan ödeme tarihinde davalılarca davacı aleyhine açılmış icra takibi ya da dava bulunmadığı, davacı sigorta şirketince kaza ile ilgili belgelerle kendisine yapılan başvuru üzerine gerekli incelemeleri yaptırıp kusur durumu ve zararı tespit ettikten sonra ödeme yapması gerekmekte olup, ceza yargılaması henüz sonuçlanmadan, hakkında açılan bir dava ya da icra takibi bulunmaksızın, kendisine yapılan başvuru üzerine ihtiyari olarak ödeme yapan davacının kusur durumunu kendisine sunulan kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası kapsamı ile belirleyebilecek durumda olduğu, basiretli tacir gibi davranması gerektiği, dolayısıyla ödemenin hataen yapıldığının kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf  dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin, huzurdaki dava açısından, gerek Borçlar Kanunun 78. Maddesine ilişkin değerlendirmesi gerekse basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü içeren Türk Ticaret Kanunun 18/2. Maddesine ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, karar gerekçesinin davacı  şirketin davaya konu kazadaki kusur durumu elinde bulunan kaza tutanağı üzerinden belirleyebileceği yada en azından ceza davası sonucunu beklemesi gerektiği savına dayandığını, dosya kapsamında bulunan kaza tutanağı üzerinden kusur durumunun teknik olarak tespitinin mümkün olmadığını, kaza tutanağında kazanın tam olarak nasıl olduğuna ilişkin ayrıntılı bir bilgi yer almadığını,  bu konuda yeterli teknik bilgiye sahip olmayan kolluk personelinin kazaya ilişkin kendi öznel değerlendirmesini içeren bir yorum bulunduğunu, kaldı ki bu tutanağın, kazadaki kusur durumuna ilişkin belirleyici bir niteliğinin olmadığını, Savcılık soruşturma dosyası içerisinde yer alan 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda, sigortalı sürücüye tali kusur bile olsa kusur atfedildiğini ve söz konusu kaza nedeni ile Savcı tarafından sigortalı sürücü hakkında iddianame tanzim edilerek ceza davası açıldığını, davalıların o dönemdeki vekilinin bu kusur raporu ve savcılık iddianamesini de ekleyerek destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile davacı  şirkete başvuru yaptığını, davacı şirketin olaya ilişkin kusur değerlendirmesi yaparken elinde bulunan veriler, sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurlu olduğu tespitini içeren kusur raporu, Savcılık iddianamesi ve hali hazırda yürüyen bir ceza yargılaması olduğunu, eldeki bu veriler karşısında  davacı şirketin o dönemde sigortalısının olayda kusurunun bulunduğu ve dolayısı ile de ödenmesi gereken bir tazminatın mevcut olduğu hususunu kabul etmesinin ve Borçlar Kanunun 78. Maddesinde belirtildiği gibi kendinin borçlu olduğunu düşünmesi hayatın olağan akışına uygun olup, basiretli bir tacir gibi davranmadığından söz edilemeyeceğini, davacı şirketin kendisine yapılan başvurularda, fayda maliyet analizi yaptığını benzer olaylarda başvurunun reddi halinde açılan tazminat davaları sonucunda;  aleyhine karar verildiğinde, mahkemeler tarafından ödenmesi gereken tazminata avans faizi işletildiğini, yargılama gideri ve yargılama vekalet ücretine hükmedildiğini, yine bununla birlikte çıkan kararlar icra takibine konu edildiğinden ek faiz yükü ve icra vekalet ücreti ödenmesinin söz konusu olduğunu, bu durum tazminatın ilk talep edildiği anda ödenecek olan bedel ile yargılama sonucunda ödenecek olan bedel arasında ciddi bir farka neden olduğunu, huzurdaki olayda da davacı şirket tarafından bu risk analizinin yapıldığını  bu analiz doğrultusunda, başvuru üzerine ödeme yapılmasının, aleyhe açılacak bir dava sonucunda ödenecek bedele oranla daha az maliyetli olacağı değerlendirilerek destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi ek yükümlülüklere katlanılmadığını, bu durumun huzurdaki olayda yerel mahkemenin tespitinin aksine,  basiretli bir tacir gibi davrandığını gösterdiğini, davacı şirketin ceza yargılamasının sonucunu beklemeden ödeme yapmış olması da olayda basiretli bir tacir gibi davranılmadığını göstermediğini, şirket tarafından davalılara 03.07.2018 tarihinde ödeme yapılmış olup  Ceza Mahkemesinde sigortalı sürücünün kusursuz olduğuna ilişkin olarak beraat hükmünün verildiği tarih 03.04.2019 tarihi olmakla birlikte bu kararın kesinleşme tarihinin 18.05.2022  olduğunu, ceza dosyasından kesin olarak sonuç alınmasının 4 yıl sürdüğünü, davacı şirketin kendisine yapılan bir başvuruyu 4 yıl boyunca sürüncemede bırakmasına imkan bulunmadığını, basiretli bir tacir olarak yapılan başvuruyu bir an önce sonuçlandırması  kabul yada reddetmesi gerekli olup, talebin reddi halinde l şirket aleyhine dava açılacağı izahtan vareste olup, huzurdaki olayda ceza yargılamasında verilen hükmün aksi düşünüldüğünde yani beraat değil mahkumiyet kararı verildiğinde de hukuk yargılamasının l şirketin aleyhine sonuçlanacağı yine izahtan vareste olup bu durumda da  şirketin  faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretleri gibi ek maliyetlerle karşılaşacağını, her olay yaşandığı dönmedeki koşullar nazara alınarak değerlendirilmesi gerekli olup  davacı  şirket tarafından ödeme yapılan tarihte bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığını, eldeki veriler sigortalının olayda kusurlu olduğuna işaret ettiğinden bu koşullar ve eldeki veriler ışığında,  şirketin verebileceği en isabetli kararı vererek  ve risk almayarak ödeme yapmayı seçtiğini, bu tercihin davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını göstermediğini, yerel mahkemenin kararı verirken tüm bu faktörleri göz ardı ettiğini  davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığına kanaat getirmiş ise de bu kanaatin açıkça hatalı olup, verilen kararın Borçlar Kanunun 77. Maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile  yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince  davacı  vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br> Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalılara ödenen bedelin, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak iadesi talebine ilişkindir. <br>Davacı sigorta şirketi vekili 30.08.2017  tarihinde davacıya  zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davalılardan  ...’ün eşi, ...’in babası yaya ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, davalılar tarafından yapılan başvuru üzerine davacı tarafından 03.07.2018 tarihinde  davalı eş ve çocuklara toplam 77.943 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmiş ise de kesinleşen ceza dosyasında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz, ödeme yapılan davalıların desteğinin asli ve tam kusurlu olduğu belirlenerek sigortalının beraatına karar verildiğinden davalılara ödenen toplam 77.943 TL’nin 03.07.2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte  davalılardan tahsilini talep etmiş mahkemece TBK'nın 78. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacı tarafından davalılara yapılan ödeme tarihinde davalılarca davacı aleyhine açılmış icra takibi ya da dava bulunmadığı, davacı sigorta şirketince kaza ile ilgili belgelerle kendisine yapılan başvuru üzerine gerekli incelemeleri yaptırıp kusur durumu ve zararı tespit ettikten sonra ödeme yapması gerekmekte olup, ceza yargılaması henüz sonuçlanmadan, hakkında açılan bir dava ya da icra takibi bulunmaksızın, kendisine yapılan başvuru üzerine ihtiyari olarak ödeme yapan davacının kusur durumunu kendisine sunulan kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası kapsamı ile belirleyebilecek durumda olduğu, basiretli tacir gibi davranması gerektiği, dolayısıyla ödemenin hataen yapıldığının kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili basiretli tacir gibi davrandıklarını hazırlık aşamasında alınan sigortalının tali kusurlu olduğunu  gösteren rapora göre ödeme yapıldığını ,iade ve istirdat koşullarının oluştuğuna yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “İşletenlerin, bu Kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın  işletilmesi  bir  kimsenin   ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca  yapılması  zorunlu  kılınan  bir  zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. <br>Buna göre, ZMSS'nin  amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır.<br>Somut olayda, davacı tarafından  sigortalının ... Turizm İnşaat Emlak Oto Petrol İth İhr Lti Şti  olduğu ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan ... plakalı aracın sürücüsü ...‘un 30.08.2017 günü saat 00.15 sıralarında Mevlana Bulvarından Gölbaşı istikametine seyri sırasında ... Petrol önünden seyrine göre soldan sağa geçiş yapan yaya ...’ya çarparak yaralanmasına kazaya bağlı olarak ölümüne  neden olduğu, 30.08.2017 tarihli saati 00.15 olan kaza tespit tutanağında ve ceza yargılaması sırasında ATK’dan alınan 31.05.2018 tarihli raporda ...  plakalı sigortalı araç sürücüsü ...’un kusursuz, yaya ...’nın asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, ...’nın eşi ve çocukları tarafından davacı şirkete  kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, maaş bodrosu, veraset ilamı ile yapılan başvuru ve 28.05.2018 tarihinde  nüfus kaydının ibrazı üzerine  davacı şirket tarafından açılan hasar dosyası kapsamında alınan 08.06.2018  aktüer raporu doğrultusunda ve konuya ilişkin poliçe ve sair belgeler incelenmek sureti ile  davalılara  eş ve babalarının vefatı nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı olarak 03.07.2018 tarihinde toplam 77.943 TL ödeme yapıldığı, sigortalı araç sürücünün ceza yargılaması sonunda kusursuz bulunarak beraatine  karar verildiğinden yapılan ödemenin sehven yapıldığı ileri sürülerek, ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iadesinin talep edildiği anlaşılmıştır. <br>Davacı sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlemiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli incelemeyi yapması gerekirken (30.08.2017 tarihli saati 00.15 olan kaza tespit tutanağında ve ceza yargılaması sırasında ATK’dan alınan 31.05.2018 tarihli raporda ...  plakalı sigortalı araç sürücüsü ...’un kusursuz, yaya ...’nın asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiş olmasına rağmen ) bu şekilde davranmadığı ve   ödemeyi iradi olarak gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar TBK'nın 78/1 maddesi  \"Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.\"hükmünü havi ise de, davacı sigorta şirketinin,  kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi   \"kendisini borçlu sanarak\" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir.<br>Bu durumda, poliçede kapsamında ödenmemesi gereken  ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olduğu  ve bu ödemenin davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği anlaşıldığından (emsal Yargıtay 17. HD. 2016/12674 esas ve 2019/4847 karar sayılı, Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 28.02.2024 Tarih 2023/12739 Esas 2024/2190 Karar sayılı ilamı) dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, iade koşulları oluşmadığından davanın reddinde  bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı  vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince  alınması gerekli 427,60 TL   istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 346.90 TL harcın  davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı  tarafından  yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davacı tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendisine iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ab8b59a3f940e7a","SID":"24b154ebcfa13c72"}}