{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1551 <br>KARAR NO\t\t: 2025/106<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/217 Esas - 2023/387 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... -...<br>DAVALI\t\t: ... -...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 22/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 20/01/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 05/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı 06.09.2021 tarihli sözleşme ile 25 ton ferro silicon alımı hususunda anlaştıklarını, sözleşmeye göre 1 ton ferro silicon bedeli 1.650,00-USD olarak belirlendiğini, ödeme şekli olarak ise toplam sözleşme bedelinin 1/2'si peşin, 1/2'si ürünlerin tesliminde olarak kararlaştırıldığını, ürünlerin teslim tarihi olarak ise 1/2 peşin ödemenin gerçekleşmesine müteakip azami 20 iş günü içinde teslim edileceği kararlaştırılarak akit kurulduğunu, açıklanan hususlar davalı tarafından tanzim edilen, deliller de sunulan, proforma fatura (performa ınvoice) başlıklı belge içeriği ile sabit olduğunu, sözleşmenin kurulmasını ardından davacının, ertesi gün, 07.09.2021 tarihinde 1/2 sözleşme bedeli olan 20.625,00-USD'yi davalının banka hesabına transfer etmiş ve teslimatın gerçekleşmesini beklediğini, sözleşmeye göre teslimatın azami 20 iş günü içinde yani 05.10.2021 tarihine kadar gerçekleşmesi gerekirken anılan tarihte ürünlerin teslimatı yapılmamış davalı temerrüte düştüğünü, teslimatın gerçekleşmemesi üzerine davacı sair iletişim vasıtalarıyla davalı ile görüşmüş, her görüşmesinde ürünlerin bir kaç gün içerisinde teslim edileceği davalı tarafından davacıya bildirilmiş, davacı devamlı suretle oyalandığını, 18.11.2021 tarihine gelindiğinde ise davacı tarafından ödemesi gerçekleştirilen 1/2 peşinat bedeli, 20.625,00-USD, davalı tarafından davacıya iade edildiğini, sözleşmenin ifa edileceği yahut sözleşmenin hüküm ifade edeceği yönündeki davacı da oluşan haklı beklenti boşa çıktığını, davacının sözleşmenin ifa edilmemesinden ve temerrütten kaynaklı zararlarının tazmini için dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurduğunu, Gebze Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/137641 Dosya ve 2021/880 Büro Numaralı dosyasından gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile neticelendiğini, bu nedenlerle davalının 06.09.2021 tarihli sözleşmeyi ifa etmeyerek; davacının daha yüksek fiyattan sözleşme konusu ürünü alması sebebi ile zarara uğramasına, davacının kazanç kaybına uğramasına, müvekkilin 3.kişiler ile yaptığı sözleşmeler nedeni ile cezai şart ödemesine, davacı tarafından ödenen 20.625,00-USD'yi haksız olarak uhdesinde tutmak sureti ile ödenen bedelin semerelerinden davacının yoksun kalmasına sebep olması nedeni ile safahatta yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında artırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL belirsiz alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bidayet mahkemesi tarafından taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin ve davadaki taleplere ilişkin nitelendirmeler fahiş bir şekilde hatalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespitindeki fahiş hata yargılamanın devamına da sirayet etmiş ve uyumazlığın esası ile taleplerimizden alakasız bir şekildeki istemlerle dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, takip konusu bir fatura iş bu davada mevcut olmayıp taraflar arasında bir alacak-verecek uyuşmazlığı da mevcut olmamasına rağmen davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ve taraflar arasındaki alacak ve borç miktarının tespit edilmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi fahiş bir yargılama hatası olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan incelemeler davaya konu uyuşmazlığı çözme niteliğine haiz olmamasından dolayı eksik inceleme yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, yemin delili hatırlatırmadan hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2023 Tarih - 2022/217 Esas - 2023/387 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA;  tazminat istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı tarafın 06.09.2021 tarihli sözleşme ile 25 ton ferro silicon alımı hususunda anlaştıkları, sözleşmeye göre 1 ton ferro silicon bedeli olarak 1.650,00-USD'nin   belirlendiği, ödeme şekli olarak ise toplam sözleşme bedelinin 1/2'sinin peşin, 1/2'sinin ürünlerin tesliminde olarak kararlaştırıldığı, ürünlerin teslim tarihi olarak ise 1/2 peşin ödemenin gerçekleşmesine müteakip azami 20 iş günü içinde  olacak şekilde kararlaştırıldığı, sözleşmenin kurulmasının ardından davacının, 07.09.2021 tarihinde 1/2 sözleşme bedeli olan 20.625,00-USD'yi davalının banka hesabına transfer ettiği ve teslimatın gerçekleşmesini beklediği, sözleşmeye göre teslimatın azami 20 iş günü içinde yani 05.10.2021 tarihine kadar gerçekleşmesi gerekirken anılan tarihte ürünlerin teslimatının yapılmadığı, 18.11.2021 tarihinde davacı tarafından ödemesi gerçekleştirilen 1/2 peşinat bedeli olan, 20.625,00-USD'nin davalı tarafından davacıya iade edildiği davacı tarafından iddia edilerek, davacı tarafından ödenen 20.625,00-USD'nin haksız olarak uhdesinde tutmak sureti ile ödenen bedelin semerelerinden davacının yoksun kalmasına sebep olunması nedeni ile şimdilik 10.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği ,verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada; davacının ,talep sonucu dikkate alındığında, davacı tarafından  davalı ile yapılan  06.09.2021 tarihli sözleşme gereğince yine bu sözleşme hükümleri gereğince kendisi tarafından 07.09.2021 tarihinde 1/2 sözleşme bedeli olan 20.625,00-USD'nin  davalıya ödenmesi, davalı tarafından bu ödemeye istinaden  05.10.2021 tarihine kadar  mal tesliminin yapılmaması , mal teslimi yapılmaması nedeniyle 18.11.2021 tarihinde davacı tarafından 1/2 peşinat bedeli olan, 20.625,00-USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesi ,iade edilen  20.625,00-USD'nin haksız olarak davalı  uhdesinde kalması nedeniyle davacının gerek mal alamaması gerekse de alınması gereken mal için ödenen bedelin davalı da kalması nedeniyle uğranılan zararın tazmininin dava konusu edildiği, bu açık isteme rağmen yerel mahkemece davacının sanki davalıda olan alacağı için eldeki davanın açılmış olduğu düşünülerek bu minvalde yargılama yapıldığı ve sonuca gidildiği görülmüştür.<br>Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ne olduğu, davacının tazminat taleplerinin kaynağının ne olduğu ve varsa tazminat alacağının ne kadar olduğu noktasındadır.<br>İlk derece mahkemesince; \"tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesi delil olarak dayandığı kendi ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 16.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davacının ticari defterlerine göre davalıdan bir alacağının olmadığı tespit edilmiş olup, davacının davasını başkaca yazılı delillerle de ispatlayamadığı mahkemece de kabul edilmiş, anılan hukuki gerekçelerle davanın reddine\" şeklinde karar  verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmaktadır.<br>Medeni yargılama hukukunda egemen olan taraflarca getirme ilkesine göre, davanın sebebini oluşturan vakıaların getirilmesi taraflara yüklenmiş bir ödevdir. Buna karşılık bu vakıaları mümkün olan bütün hukuki görüş açılarından inceleme ve hukuku uygulama görevi ise hâkime yüklenmiştir. Hâkim, tarafların hukuki sebepleri hiç belirtmemiş ya da yanlış belirtmiş olması ile bağlı tutulmamıştır. Bu sayede, tarafların hukuku bilgisizliklerinden zarar görmeleri engellenmiştir.<br>Nitekim, 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi ve 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK'na göre, olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısıyla hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir görevdir. Hakimin hukuki nitelendirmede bulunma görevine ilişkin muhtelif kararlar mevcuttur. (YHGK 11.4.2007, E. 2007/12-179, K. 2007/198), (YHGK 19.1.1974; YHGK 1.5.1991)<br>Somut olayda, davacı dava dilekçesinde; davalı ile akdedilen mal alım sözleşmesi gereğince kendisine düşen edimi yerine getirdiğini, buna rağmen davalı tarafından davalıya düşen edim olan mal tesliminin yerine getirilmediğini iddia etmekte ve bu nedenle de kendisi tarafından edim yükümlülüğü gereğince yapılan ödeme ve bu ödemenin davalının uhdesinde kalmasına rağmen davalıdan alması gereken malı alamaması nedeniyle iki yönlü zarara (satıma konu malı daha yüksek bedelle aldığı iddiasına dayalı zarar ile, satış bedelinin davalı uhdesinde kaldığı sürede meydana geldiğini ileri sürdüğü zarar) uğradığını uğranılan bu zarar nedeniyle bir miktar tazminatın oluşan zarar kapsamında davalıdan talep etmiş, mahkemece,  davanın alacak davası olduğu düşünülerek, yapılan inceleme sonrasında davacının davalıdan herhangi bir alacağı olmadığından bahisle davanın  reddine şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece, talep tazminat (ön inceleme duruşmasında itirazın iptali) davası olarak isimlendirilmiştir. Eldeki davada talep edilen şey, dava dilekçesinin içeriğine göre, tazminat istemine ilişkin dava mahiyetindedir. Mahkemece dava türünün yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez. <br>Bu açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesince davacıdan tazminat taleplerinin kaynağı ve dayanaklarının açıklanmasının istenmesi (6100 sayılı HMK m.31), uyuşmazlığın  bu açıklamalar kapsamında belirlenmesi, taraf delillerinin toplanarak yargılamanın bu kapsamda yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen yargılama süreci ve gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4), (6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4), (6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,<br>\ta-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2023 Tarih - 2022/217 Esas - 2023/387 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tb-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/01/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7623b8d00abb6e0","SID":"68db015a69577de7"}}