{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1684 - 2025/144<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1684 <br>KARAR NO\t: 2025/144<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>KATİP\t:...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:16/05/2023<br>NUMARASI\t:2021/822 Esas - 2023/479 Karar<br><br>DAVACI\t:OMTAŞ OTOMOTİV TRANSMİSYON AKSAMI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ -...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:OMTAŞ EĞİTİM KURUMLARI MADENCİLİK MİNERAL ÜRETİM İNŞAAT HAFRİYAT ASFALT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:Ticari Unvanın Korunması<br>DAVA TARİHİ\t:20/10/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:29/01/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:05/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ticaret unvanının müvekkilinin ticaret unvanı ile arasında iltibas bulunduğunu, bu iltibas sebebi ile ticaret şirketlerin karıştırıldığını, ülke ekonomisinde önemli ölçüde yeri bulunan, 50 yıldan fazla bir süredir Gebze'de faaliyet gösteren, bulunduğu il ve özellikle bulunduğu ilçede hemen her kesimden insan tarafından bilinen, tanınmışlık seviyesinin yüksekliğinden ötürü yakınından geçen şehir içi toplu taşıma vasıtalarının durak ismi olarak dahi ismini söylediği müvekkili şirketin, davalı ile hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen davalının ticaret unvanı insanlara bunun tam aksini düşündürttüğünü, uzun yıllardır saygın bir müşteri portföyü olan, tanınmış ve güvenilir bir firma olan müvekkil şirketin şöhretinden yararlanmak isteyen davalı taraf kötü niyetli bir tutum sergilemekteyse de, bu duruma hukuken son verilmesi gerektiğini, zira davalı şirket ile ilgili kayıtlarda inceleme yapıldığında görüleceği gibi, 2019 yılında konkordato başvurusunda bulunmuş ama ilgili Mahkeme tarafından başvurusu reddedilmiş olan, sık sık adres, unvan ve faaliyet konusu değiştiren, karmaşık unvanından iştigal konusu anlaşılamayan bir firma olup; bu firmanın kötü niyetli eylemleri müvekkil şirket aleyhine telafisi güç zararlar doğuracağını, bu nedenlerle öncelikle tescil sahibi olarak davalının ticaret unvanının yarattığı bu karışıklıkların giderilmesi için ticaret unvanına tecavüzün tespiti, unvanın kullanılmasının yasaklanması, davalının ticaret sicilinden silinmesi, varsa ticaret unvanının kullanıldığı malların ve araçların imhası ve kararın gazetede ilanını talep etme haklarının bulunduğunu, bu haksız kullanım sebebi ile müvekkilinin uğramış bulunduğu maddi ve manevi zararları dava ve talep haklarının ise bu davaya bağlı olarak saklı tutulduğunu talep ve dava etmiştir.<br>Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davalının kullanımlarının haksız rekabet ve unvana tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE,<br>2-Haksız rekabetin ve unvana tecavüzün ÖNLENMESİNE,<br>3-Davalının ticaret unvanında yer alan \"OMTAŞ\" ibaresinin ticaret unvanından TERKİNİNE,<br>4-Masrafı davaldan alınmak üzere kararın kesinleşmesini müteakip kararın özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan gazetelerden birinde bir defa ilanına ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava konusu unvanı uzun zamandan beri kullanmakta olup davacı tarafın iddia ettiği gibi davacının unvanınından yararlanma gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi unvana zarar verilecek nitelikte herhangi bir eyleminin de söz konusu olmadığını, yerel Mahkemece yazıldığı gibi ''aynı mal veya hizmet sınıflarında tescil olmadığı gibi hitap ettiği tüketici kitlesi'' de tamamen birbirinden farklı olduğunu, yerel Mahkemece her ne kadar 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunun 7/2-c, 29/1-a.b.c ve 30/1 bentlerine dayanılmış ise de davalı kurum tarafından bu ihlallerin gerçekleştirilmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin ticaret unvanının öne çıkan tek unsurun \"OMTAŞ\" sözcüğü olduğunu, hem dünya hem ülke çapında tanınmış bir markaya sahip olan davacı şirketin, özellikle Kocaeli/Gebze sınırları içerisinde hemen hemen her sektör ve her yaş grubundan kişilerce bilindiğini, Gebze sınırlarında faaliyet gösteren davalının bu durumdan haberdar olmamasının beklenemeyeceğini, davalı şirket ile davacı şirketin hiçbir bağlantısı bulunmadığını, davacı şirketin, ticaret unvanının bu şekilde kullanıldığından bile tesadüfen haberdar olduğunu ve duruma sessiz kalmadığını, davalı tarafça ileri sürülen, unvan şekillerinin birbirinden tamamen farklı olduğuna yönelik beyanların gerçek dışı olduğunu, davalının ticaret unvanı ile davacının ticaret unvanı ile arasında iltibas bulunduğunu, bu iltibas sebebi ile ticaret şirketlerinin karıştırıldığını, davalının, davacının ticaret unvanına tecavüz ederek yasa hükümlerine aykırı davrandığını, davacının uzun emek, çaba ve bedel ödemek suretiyle edinmiş olduğu kazanca ortak olduğunu, haklı şöhretten faydalandığını ve davacıyı zarara uğrattığını, dolayısıyla davalının, \"OMTAŞ\" unvanının kullanılmasından herhangi bir haksız yarar elde etmediğine yönelik beyanlarının kabul edilemeyeceğini, bunların yanı sıra; davalının, davacının izni olmadan, tescilli markası ile aynı işaret ve sözcükleri kullanmak suretiyle markayı taklit etmesi, ayrıca davacı şirketin emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti ve ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışması ve davacının haklı olarak kullandığı marka, ürün ambalaj kompozisyonu gibi tanınma vasıtalarıyla müşteri kitlesi nezdinde iltibasa meydan verebilecek surette, marka, ürün ambalaj kompozisyonu kullanması ve bu marka ve ambalaj kompozisyonlarını taşıyan malları piyasaya sürmesi, bu fiil nedeniyle halk üzerinde davacının markası ile kendi markası arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali yaratması, markasını taşıyan aynı cins ürünü, piyasaya sürmesi ve tanıtma vasıtalarında kullanması, bu konuda internet sitesinde kullanım yapması, taklit markasının, davacının markasının ticari itibarından ve tanınmışlığından istifade dolayısı ile haksız kazanç ve avantaj elde etmesi ve davacı şirket markasının ayırt edici karakterine zarar vermesi, haklı bir sebep olmaksızın kullanması markaya tecavüz ve bu suretle haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih, 2021/822 Esas - 2023/479 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; ticaret unvanına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve davalı unvanında iltibas yaratan ibarenin sicilden terkini istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; İlk derece Mahkemesi'nin 15/01/2021 tarihli kararı ile; \"...açılan davada HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli Gebze 3. Asliye Hukuk  Mahkemesi'ne (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile) gönderilmesine...\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, Dairemizin  27/10/2021 tarih ve 2021/1220 Esas 2021/1831 Karar sayılı ilamı ile; 'dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanındaki \"Omtaş\" ibaresinin davalı unvanında yer almasının haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş ve davalının ticaret unvanının yarattığı bu karışıklıkların giderilmesi için ticaret unvanına tecavüzün tespiti, unvanın kullanılmasının yasaklanması, davalının ticaret sicilinden silinmesi talebinde bulunmuştur. Davacı vekilinin dilekçesindeki olayların anlatımı ve talebe göre eldeki dava, ticaret unvanına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve davalı unvanında iltibas yaratan ibarenin sicilden terkini istemine ilişkindir. Somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'u hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir. Bu durumda, TTK hükümlerinin (TTK'nın 52 v.d.) uygulanması suretiyle çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle, mahkemece yargılamaya devam olunarak taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemesi\" gerekçesiyle kaldırılmış, Mahkemece yeniden yapılan yargılamada; davalının 2008/33880 tescil numaralı ve OMTAŞ ibareli markanın davacı yan adına tescilli, davaya mesnet marka ile görsel açıdan benzerlik teşkil etmemesine rağmen, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, davacı yan adına tescilli marka ile davalı yan markasının aynı mal veya hizmet sınıflarında tescilli olması ve hitap ettiği tüketici kitlesinin aynı olması, davacı tarafa ait markanın davalı tarafa ait markadan yaklaşık 52 yıl önce tescil edilmiş olması, davacının ticari ismini marka olarak tescil ettirmesi ve kullanması sebebi ile, OMTAŞ ibareli 2008/33880 tescil numaralı markanın, davalının OMTAŞ ibareli 2020/63965 nolu markası ile iltibas tehlikesi teşkil ederek 556 sayılı KHK m.4-2 gereği hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, bu nedenlerle davacının taleplerinin kabulüne, davalının kullanımlarının haksız rekabet ve unvana tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, -Haksız rekabetin ve unvana tecavüzün önlenmesine, Davalının ticaret unvanında yer alan \"OMTAŞ\" ibaresinin ticaret unvanından terkinine, karar verilmiş, işbu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>6100 sayılı HMK’nın Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasına göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı)<br>Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.<br>     Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. <br> 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte tam olarak yazması ve hüküm sonucunu HMK'nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren yasa yolu açık olan son kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.<br>Ayrıca  ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları) <br>HMK'nın \"Taleple Bağlılık İlkesi\" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; \"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir\" hükmüne yer verilmiştir.  <br> HMK 297/2. maddede; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.<br>Anayasa m. 141/3'deki düzenleme gereğince \"bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır\" kuralı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesi kapsamında, taraflardan biri hakkında hüküm kurulmaması ve gerekçenin yazılmaması durumunda adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinin başlığı hâkimin davayı aydınlatma ödevi olup madde metninde, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir.<br>Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkilin ticaret unvanına yaptığı tecavüzün tespitine, davalının unvanının kullanılmasının yasaklanmasına, davalının unvanının ticaret sicilinden silinmesine; varsa ticaret unvanının kullanıldığı malların ve araçların imhasının talep edildiği, ancak Mahkemece yukarıda açıklanan kanuni düzenleme gözetilmeksizin davacının ticaret unvanının kullanıldığı malların ve araçların imhası isteminin değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Kabule göre de; Dairemizin 27/10/2021 tarih ve 2021/1220 Esas 2021/1831 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'u hükümlerinin uygulanması söz konusu olmadığı, bu durumda, TTK hükümlerinin (TTK'nın 52 v.d.) uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de Mahkemece yeniden 556 sayılı KHK m.4-2 gereği değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.<br>2-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacı vekili ile davalının adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesince kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih, 2021/822 Esas ve 2023/479 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.29/01/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c77d9cf78bdf827c","SID":"b9c49f05efea03f2"}}