{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/1444 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1983<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/06/2021 (Dava) - 06/06/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/339 Esas - 2022/490 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2021/339 Esas-2022/490 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu ... San ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve davalı lehine kredi kullandırılmış olup firma yetkilisi olan diğer davalı ...'ın da genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığını, davalı/borçluların kullanmış oldukları kredileri geri ödememeleri üzerine 11/01/2021 tarihli hesap kat ihbarnamesinin keşide edilerek temerrüde düşüleceğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen borçlarını ödemeyen davalıların temerrüde düştüğünü, davalı/borçluların müvekkili bankaya verdiği temliknamelerden; 28/01/2021 tarihinde 229.996,35 TL, 29/01/2021 tarihinde ise 43.938,00 TL olmak üzere toplam 343.934,35 TL kısmi tahsilat sağlanarak kredi borcuna mahsup edildiğini, müvekkili bankanın alacağının tahsili amacıyla İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1032 sayılı dosyasından genel haciz yoluyla icra takibine başladığını, davalı/borçluların vekili aracılığıyla icra dairesine sunmuş oldukları itiraz dilekçesiyle takibi durdurduklarını, takip sonrası davalı/borçluların müvekkili bankaya verdiği temliknamelerden; 28/01/2021 tarihinde 299.996,35 TL, 29/01/2021 tarihinde ise 43.938,00 TL olmak üzere toplam 343.934,35 TL kısmi tahsilat sağlanarak kredi borcuna mahsup edildikten sonra bakiye borcun ödenmediğini, tahsili hususunda, dava öncesi zorunlu arabuluculuk başvurusu da olumsuz sonuçlanmış olup tutanak aslının ekte sunulduğunu, davalı/borçluların itirazlarının haksız ve kötü niyetli olup müvekkili banka alacağının tahsilini geciktirmeyi amaçladığını, bunun yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde açıkça ortaya çıkacağını belirterek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, itirazlarının iptali ile takip sonrası sağlanan tahsilatların borca mahsubu ile takibin devamına, davalı/borçlular hakkında müvekkili banka lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından müvekkili şirketin vermiş olduğu temliklerin icra takibi sonrasında olduğu belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin Aydın Nazilli Devlet Hastanesi'ne vermiş olduğu malzemeler karşılığındaki alacaklarını, Marmara Üniversitesi İstanbul Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne vermiş olduğu tıbbi malzemeler ile Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi nezdinde tıbbi malzeme alımı işinden doğan alacaklarını davacı ... Anonim Şirketi'ne temlik ettiğini, her ne kadar davacı tarafından 28/01/2021 ve 29/01/2021 tarihinde tahsilat yapıldığı belirtilmişse de alacağı devralmış bulunan davacı bankanın temlik suretiyle müvekkili şirketten devralmış bulunduğu alacakları taraflar arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca mahsup işlemi gerçekleştirmeksizin tüm anapara üzerinden haksız bir şekilde -temlik edilen alacakları da dahil ederek- müvekkili adına takip başlattığını, müvekkilinin temlik etmiş olduğu alacakların borçluları idare olup tahsil kabiliyetlerinin kesin olduğunu, davacı bankanın bu kurumlardan alacağını tahsil edeceği kesinken kötü niyetle öncelikli olarak bu kurumlara başvurmaksızın doğrudan müvekkili aleyhine takibe giriştiğini, müvekkili tarafından davacı bankaya daha önce ödemeler gerçekleştirildiğini, temlikler verildiğini, bunların tahsili sağlanmışken hesaba dair herhangi bir mahsup yapılmaksızın borcun tamamı üzerinden takip başlatıldığını, ayrıca temlik edilen alacakları talep ve tahsil yoluna gitmeksizin doğrudan müvekkilinin sorumluluğuna gitmesinin haksızlığı ortaya koyduğunu, davacının yapmış olduğunu beyan ettiği tahsilatların bu hususu desteklediğini, müvekkilinin takip tutarı olan 434.072,14 TL itibariyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, işbu takibe haklı olarak itiraz etmiş olduğunun aşikar olduğunu, takibe konu edilmiş alacak miktarı 434.072,14 TL iken davaya esas olarak belirtilen ve itirazın iptali istenen borç bakiyesi 132.510,96 TL olup aynı ödeme emri üzerinden takibe devam edilmesinin mümkün olmadığını, yeni bir ödeme emri gönderilmesi lazım gelmekle birlikte, işbu takibin ise haklı itiraz sebebiyle iptalinin gerektiğini, aksi bir kanaatin alacaklının kötü niyetinin korunması mahiyetinde olacağını, temliklerin işbu davaya konu takipten önceki tarihli olduklarını, bu alacakların tahsil kabiliyetinin olmaması ve herhangi bir tahsilat gerçekleştirememesi halinde müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, zira müvekkilinin sorumluluğunun garanti sorumluluğu haline dönüştüğünü, davacı bankanın mahsup ile takibin kısmi olarak devamını talep etmişse de konu icra dosyasına bu yönde bir beyanda bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ihtarname ile borcun kat edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, ihtarname incelendiğinde borcun kaynağı olan sözleşmeye açıkça yer verilmediği gibi, borcun sebebi olarak takip talebinde gösterilen genel kredi sözleşmesinin takip talebine eklenmediğini, müvekkilinin haberdar olmasının engellendiğini, müvekkilinin birden çok sözleşme imzaladığını, doğan borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığını ve buna ilişkin yapmış olduğu bir ödeme yahut temlik olup olmadığını dahi kestiremediğini, borcu ve tutarı kabul anlamına gelmemekle birlikte kat edilmemiş borca ilişkin ödeme emrindeki faiz oranı ve faiz başlangıç zamanı değişeceğinden yeni bir takip talebi ile yeni bir ödeme emrinin düzenlenmesi gerektiğinin açık olduğunu, kadı ki işbu davada ispat yükünün davacıda olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber genel kredi sözleşmesinden tespiti yapılacağı üzere müvekkili şirket tarafından okunmadığını ve her sayfası imzalanmamış sözleşmede yer alan bir madde ile sözleşmenin her sayfası imzalı bulunmasa dahi okunduğunun kabulü şeklinde şartı ihtiva eden ağır ve dürüstlük kuralına aykırı genel kredi sözleşmesinin %60 temerrüt faizi içeren ilgili şartının da hükümsüz olduğunu, genel işlem şartı içeren bu sözleşme ile yalnızca müvekkilinin tacir olmasından bahisle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla, davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı banka aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Toplanan deliller, içerik olarak yeterli bulunan bilirkişi raporu, incelenen takip dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile karşı taraf ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 16/09/2019 tarihli genel kredi sözleşmesini lehdar sıfatıyla 2.000.000,00 TL limitli, diğer davalı ...'ın da 2.000.000,00 TL limitli, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kredilere ilişkin ödemeler yapılmadığı, bunun üzerine davalılara Üsküdar 16. Noterliği'nin  ihtarnamesinin gönderilip tebliğ edildiği, ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir itirazda da bulunulmadığı ve davalılar hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1032 sayılı dosyası ile ilgili 02/06/2021 dava tarihi itibariyle 99.462,56 TL asıl alacak, 20.555,59 TL faiz, 1.027,78 TL %5 BSMV, 270,23 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 121.316,16 TL alacağı olduğu anlaşıldığından, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2021/1032 sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile 121.316,16 TL bakiye alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı yönünden talebin reddine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı banka vekili tarafından, \"....Şartları oluştuğu halde icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, ihtara rağmen ödeme yapmayan borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, icra takibinden sonra kısmi tahsilat sağlandığını, ancak borcun tamamının halen ödenmediğini, müvekkili banka alacağının varlığı ve muacceliyeti ile yapılan icra takibinin haklılığının ortaya çıktığını, hal böyle iken, dava konusu alacak likit bir alacak olup bu alacağın mevcudiyetini tespit ederek tahsiline karar veren mahkemenin şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmemesinin yasalara açıkça aykırı olduğunu, davanın kabulü ile takip sonrası yapılan tahsilatların borca mahsubu ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü ile dava tarihi itibariyle tespit edilen alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, icra takip tarihi itibariyle müvekkili banka alacağının ve takip sonrası sağlanan tahsilatların bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, dava itirazın iptali davası olup icra takip tarihi itibariyle alacağın varlığı ve miktarı tespit edilmiş olup takipten sonra sağlanan tahsilatların borca mahsubu ile takibin devamı şeklinde karar verilmesi gerektiğini, oysa mahkemenin sanki bir alacak davası açılmış gibi dava tarihi itibariyle alacağın varlığını tespit ederek bu rakam üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı banka vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı şirketin kredi borçlusu, diğer davalı şahsın ise müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın ödenmemesi üzerine 11.01.2021'de hesabın kat edilerek kat ihtarlarının davalı borçlulara tebliğ edildiği, ödememe yapılmaması üzerine de davaya konu icra takibinin başlatıldığı, davalıların takibe itirazları üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafın savunmasında; davacı bankaya kamu alacaklarını takipten önce temlik ettiklerini, bu nedenle öncelikle ilgili kamu idarelerine başvurulmaksızın tüm alacak için kendilerine başvurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.<br>Davalı tarafça, birkısım kamu kurumu alacaklarının davacı bankaya temlik edildiği ve bu temlik tarihinin takipten önce olduğu anlaşılmakta ise de, bahse konu temlik sözleşmelerinde açıkça alacak tamamen ödeninceye kadar temlik edenin de sorumluluğunun devam ettiği, alacağın tamamı için temlik edene karşı takibe geçilebileceği, bu temliğin müstakil bir tediyeyi kapsamadığı, sadece temlik muhatabından tahsilat yapılması halinde borcun düşüleceği, bunun dışında borçtan herhangi bir azalmanın sözkonusu olmayacağı hususları açıkça yazılıp taraflarca imzalanmış olmakla, takip tarihi itibariyle temlike konu alacakların da henüz tahsilatının sağlanmadığı görülmekle, banka tarafından tüm kredi alacağı bakımından başlatılan icra takibinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-İstinafa yalnızca davacı banka vekili gelmiş olup, istinaf itirazları kapsamında yapılan değerlendirmede; somut uyuşmazlığa konu davanın itirazın iptali davası olmasına göre, dava konusu alacağın \"takip tarihi itibariyle\" hesaplanması gerekmekte olup, bununla birlikte takipten sonra ancak davadan önce yapılan tahsilatlar bakımından davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığının da gözetilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, takip tarihinden sonra davacı banka tarafından tahsilatlar yapılmış, dava dilekçesinde de açıkça bu miktarlar tarihleriyle belirtilerek dava değerinden düşülmek suretiyle dava açılmış olmakla, bu yönde talepte bulunulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mahkeme kararının gerekçesinde hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bu tahsilatlardan bahsedilerek, buna göre \"dava tarihi itibariyle alacağın hesaplandığı\" belirtilerek hüküm tesis edilmiş olması ise doğru değildir. Raporda, TBK 100.madde uyarınca tahsilatlar öncelikle borcun fer'ilerinden düşülerek sonrasında kalan asıl alacağa da dava tarihine kadar faiz işletilmesi de doğru olmamakla birlikte, bu şekilde belirlenen toplam tutarın mahkemece hüküm altına alınmış olmasına rağmen, davalı tarafın istinafa gelmemiş olması dikkate alınarak, banka yararına oluşan usuli müktesep hakların gözetilmesi gerekmiştir. Yapılması gereken iş, dava itirazın iptali davası olduğundan, takip tarihi itibariyle alacağın tespiti ve takipten sonra davaya kadar yapılan tahsilatların da ayrıca belirlenerek dava dilekçesi de gözetilerek bu miktarlar için dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı dikkate alınarak mevcut alacağın belirlenmesi olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu hususlar da gözetilerek hesaplama yapıldığı, dava dilekçesinde istenen alacağın kısmen yerinde olduğunun görüldüğü ve bu rapor uyarınca Dairemizce hüküm tesis edilebilmesi mümkün görülmekle, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca hatalı gerekçe ile tesis edilmiş olan mahkeme kararının kaldırılarak açıklanan gerekçe ile yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.<br>3-Bunun yanısıra, davacı banka alacağı likit/belirlenebilir nitelikte bir alacak olup, davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece üstelik gerekçesiz bir şekilde bu talebin reddi doğru olmamış, takip ve itiraz tarihinde henüz tahsil edilmiş bir alacak da bulunmadığından, takip tarihinde talep edilebileceği belirlenen asıl alacak miktarı (433.668,76-TL) üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.<br>4-Mahkeme hükmünde, takibin devam edeceği toplam bir rakam belirtilip, asıl alacak ve fer'ileri arasında ayrım yapılmadan, temerrüt faizinin oranı ve asıl alacak tutarı üzerinden işleyeceği hususu dahi belirtilmeden, itirazın iptali davasının niteliğine aykırı şekilde kurulan hükmün, bu yön itibariyle de kaldırılması gerekmiştir.<br>5-Ancak, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2.madde uyarınca, mahkeme kararının kaldırılarak, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiş, davacı banka yararına -bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle hesap edilen asıl alacak tutarı olan- 433.668,76-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve hüküm kısmının ise takibin; 99.462,56-TL asıl alacak, 20.555,59-TL işlemiş faizi, 1.027,78-TL % BSMV'si ve 270,23-TL ihtar masrafı olmak üzere, asıl alacağa %60 temerrüt faizi işletilmek suretiyle toplam 121.316,16-TL üzerinden davamına dair yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/339 Esas - 2022/490 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2021/1032 sayılı takip dosyasında davalılar tarafından takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin; 99.462,56 TL asıl alacak, 20.555,59 TL işlemiş faizi, 1.027,78 TL BSMV'si ve 270,23 TL ihtar masrafı olmak üzere ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren %60 temerrüt faizi işletilmek suretiyle, toplam 121.316,16-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>2-433.668,76 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 86.733,75 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Alınması gereken 8.287,11 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 64,66 TL nispi harcın mahsubu ile kalan 8.222,45 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 64,66 TL peşin harç, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL posta gideri, 14,00 TL e-tebliğ ücreti olmak üzere toplam 787,96 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 721,39 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-HUAK 18/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 11.194,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>8-Davalılarca masraf yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>9-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>II-Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>III-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>IV-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafından karşılanan 19,50 TL tebligat masrafı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 240,20 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  25/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c74c569750bd729e","SID":"b8464163639d84d2"}}