{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/843 Esas<br>KARAR NO:2025/127<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:31/01/2023<br>NUMARASI:2020/329 Esas, 2023/24 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğü ve Markanın İptali<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkili Şirketin sektörde kendi bulduğu vekurguladığı “...” markası ile tanındığını, davalı adına tescilli ... ve ... numaralı ... ibareli markaların ... ibaresinin ayırt edici özelliğinin olmadığını, ... ibaresinin günlük hayatta özellikle sağlık ile ilgili konularda herkesin aşikar olduğu genel bir ibare olduğunu, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığını, davalı tarafından yapılan tescilin kötü niyetli olduğunu, markanın tescil edildiği 2002 yılından beri 5 yılı aşkın süre içinde kullanılmadığını belirterek markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davanın 5 yıllık yasal süre içinde açılmadığını, dava konusu markaların müvekkili tarafından kullanıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının buna benzer 10 adet marka ile ilgili hükümsüzlük davası açtığını bu nedenle kötü niyetli olduğunu, iddiaların doğru olmadığını ...  ibaresinin ayırt edici ibare olduğunu belirterek, davaya konu ... başvuru numaralı \"...\" markası 05 / 09 / 10 / 44'üncü sınıflarda ve ... başvuru numaralı \"...\" markası 05 / 10 / 44'üncü sınıflarda müvekkil adına tescilli olup müvekkili tarafından kullanıldığını, \"...\" müvekkilin kullanmış olduğu tüm markaların baskın ve ana unsuru olduğunu, Müvekkilinin tıp sektöründe kuracağı yeni işletmelerde kullanmak üzere öncelikle \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, daha sonra bu marka üzerinden “...\" ifadesi ana unsur kalmak kaydıyla kurguladığı markaları sektörde kullandığını, Müvekkil Şirket, \"...\" ibaresi 6769 sayılı SMK'nun 9/2-a bendi gereğince \"markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeksizin\" pek çok marka oluşturmuş ve bu markaları kullanmış olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"... davaya konu ... numaralı ... ibareli markanın 05 09 10 ve 44. Sınıflarda ... numaralı ... ibareli markanın ise 05, 10 ve 44. Sınıflarda davalı şirket adına tescilli olduğu, öncelikle hükümsüzlük yönünden yapılan değerlendirmede içerisinde sektör bilirkişinin de olduğu bilirkişi raporunda ... ibaresinin tıp sektörü bakımından tanımlayıcı bir ibare olmadığını ancak yıllar içerisinde yaygın kullanım sebebiyle zayıf bir ibare haline geldiği, davalının ... ibareli seri markaların tescil sahibi olduğu fakat daha sonra ... ibaresinin yanına ek alınmak suretiyle kullanıldığı buna göre de ... ibaresinin tıp sektörü bakımından tescil tarihi itibariyle tanımlayıcı bir ibare olmayıp dava tarihi itibariyle de tanımlayıcı bir ibare olmamak ile birlikte çok yoğun kullanım sebebiyle zayıf bir marka haline geldiği, bu sebeple tıp sektöründe ... ibaresinin yanına ek veya başkaca kelimeler eklenmek suretiyle yaygın olarak kullanıldığı buna göre de öncelikle 6769 sayılı SMK nun 25/6 maddesi uyarınca markaların tescil tarihleri itibariyle 5 yıllık sessiz kalma süresi geçtikten sonra dava açılmış olduğundan süresinde açılmayan davanın kötü niyetli tescil halleri hariç dinlenemeyeceği bu sebeple bu yönüyle davanın reddine karar vermek gerektiği davacı tarafından davalının tescilinin kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de markaların tescil tarihi itibariyle ... ibaresinin tıp sektörü bakımından tanımlayıcı bir ibare olmadığı, bu sebeple tek başına ... ibaresini tescil ettirmesinin kötü niyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği kötü niyete ilişkin başkaca delil sunulamadığından 6769 sayılı SMK nun 6/9 maddesi uyarıncada davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu şekilde hükümsüzlük talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, iptal talebi bakımından ise markanın kullanılmaması sebebiyle iptaline ilişkin hükümler 6769 sayılı SMK nun 9 ve 26. Maddelerinde düzenlenmiş olup, markanın kullanıldığının ispat yükü genel kuralın aksine marka sahibi davalıda olup davalının markayı Türkiye de 5 yıl içinde tescil olduğu tüm sınıflar bakımından ciddi biçimde kullanıldığının ispat etmekle yükümlü olduğu markanın ayırt edici karekteri değişmeden farklı unsurlarla kullanılmasının da kullanım sayılacağı  davalı şirketçe kullanıma ilişkin deliller sunulmuş bu deliller incelendiğinde tek başına ... ibaresinin kullanılmayıp kullanımın daha çok ..., meditime, ...-kalite şeklinde kullanımlar olduğu bu kullanımların tek başına ... şeklinde kayıtlı marka kullanımı olarak sayılamayacağı ... ibaresinin zaman içinde zayıf bir marka haline gelmiş olması ve genel itibariyle yanına bir ek veya bir kelime eklenmek suretiyle kullanıldığı, davalı kullanımlarınında bu şekilde olduğu, mahkememizce aldırılan her iki bilirkişi heyet raporunda da davalının ... ibaresinin tek başına markasal olarak kullandığı hususunu ispat edemediği anlaşıldığından kullanılmama sebebiyle iptal talepleri bakımından;Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,Hükümsüzlük talebi yönünden davanın REDDİNE,İptal talebi yönünden davanın KABULÜ  il e davalı adına tescilli ...  ve ... numaralı markaların kullanılmama nedeni ile iptaline,\"Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;“...” ibareli markanın tescilli olduğu sınıflarda tanımlayıcı bir ibare olup hükümsüzlük koşulları oluştuğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/557 E., 2020/4746 K. sayılı ve 04.11.2020 tarihli ilamında “…Ancak, davalının başvurusu “...”, davacının itiraza mesnet markası ise “...” unsurlu olup, itiraz edilen 10. ve 44.sınıflar yönünden “...” ibaresi, “...” sözcüğünün kısaltılmışı olduğundan, sektörde sık kullanılan bir ibare olarak herkesin kullanımına açık ve ayırt etme gücünün düşük olduğu dikkate alındığında, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.\";Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/7823 E., 2022/2797 K. sayılı ve 04.04.2022 tarihli ilamında ise “Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve her ne kadar tarafların marka olarak kullanmak istedikleri “...” ve “Medicine” ibareleri, 5 ve 10. Sınıf mallar açısından tanımlayıcı ve herkesin kullanımına açık ibareler ise de “...” ibaresinin anılan sınıflarda dahi tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, sonuçta her iki tarafın markasının da“Dünya İlaçları” olarak algılanacağı, bu durumda davalı başvurusunun, davacı markalarının yeni bir versiyonu, türevi veya güncellenmiş hali olduğunun düşünülebileceği, bu ihtimalin de iltibas tehlikesi dahilinde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla mahkemece “...” ibareli davalı markası ile “...” ibareli davacı markalarının, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu gerekçesi ile taraf markalarının benzer bulunduğu sınıflarda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin olmadığı gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ...Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA ” karar verildiğini,Her ne kadar Yargıtay'ın “...” ibaresinin değerlendirildiği emsal davalarda, ilgili markaların ikincil unsurları veya ekleri sebebiyle karıştırma ihtimaline yönelik farklı görüşler bildirmişse de her iki kararda da ortak olan “...” ibaresinin tıp sektörü ve sağlık hizmetini içeren mal ve hizmet sınıflarda tanımlayıcı bir ibare olduğu ve herkesin kullanımına açık bir sözcük olduğunu, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (“ABAD”) ... sayılı “...” kararının raporda ve kararda değerlendirilmediğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu  uyarınca mutlak ret sebebi  olduğunu,sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerçekleştiği yönündeki tespitin “...” ibareli marka tescilinin mutlak ret sebebi taşıması sebebiyle hatalı olduğunu, iki raporda bu yönde farklı görüşler yer aldığını, çelişki giderilmeden karar verildiğini, Y. 11. HD., 19.01.2010 T., E. 2009/ 11096, K. 2010/ 495 sayılı kararında ... kelimesinin bir çikolata cinsi olup olmadığı hususundaki tartışmada, sessiz kalma yoluyla hak kaybının veya hak düşürücü sürelerin mutlak red nedenleri bakımından söz konusu olmayacağına hükmettiğini,SMK’nın 25/6. Maddesindeki düzenlemenin lafzına göre; marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığı bilerek sessiz kalması hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemediğini, Müvekkili Şirketin herhangi bir önceki tarihli tescilli markasına dayalı olarak hükümsüzlük talebi ileri sürmediğini, öğretideki tartışmalara göre hangi ret nedenine dayanan davada sessiz kalma yoluyla hak kaybının uygulanabileceği hususunun tartışmalı olduğunu, Kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı ve bu sebeple sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği yönündeki tespitin hatalı ve çelişkili olduğunu,  bilirkişi raporlarında Davalının “...” ibareli markası açısından ciddi şekilde kullanım olmadığının tespiti yapılarak markanın iptal koşullarının oluştuğu değerlendirildiğini,  kullanmama sebebiyle markanın iptal koşullarının oluştuğu tespit edilebiliyorken, markanın Davalı tarafından yoğun şekilde kullanıldığının beyan edilmesi çelişkili ve hatalı olduğunu, Müvekkili Şirket yetkilileri aleyhine açılmış çok sayıda ceza dosyasından biri olan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2013/374 E. sayılı dosyası kapsamında alınan  raporlara göre “...” ibareli markanın 21.01.2007 tarihinden bu yana Davalı tarafından ciddi ve esaslı biçimde kullanılmadığının belirtildiğini “Kullanma niyeti olmadığı halde, rakiplerin kullanımını engellemek veya satmak için bir işareti marka olarak tescil ettirmek” koşulunun somut olay açısından “...” markası için oluştuğunu,  “...” ibareli markaya ilişkin hükümsüzlük talep hakkı sessiz kalma sebebiyle kaybedilmediğini,Bilirkişilerin yetkisini aşarak gerçekleştirdiği seri marka incelemesi ve bu yöndeki tespitleri hükme esas alınmaması gerektiğini, ...” İbareli Markanı Kullanılmama Sebebiyle İptal Koşullarının Oluştuğu Yönündeki Tespitin yerinde olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını, hükümsüzlük isteminin kabulünü, aksi kanaatte olunması halinde iptal koşullarının 21.01.2007 tarihinde oluştuğu tespit edilerek iptal kararının bu tarihten ibaren geçerli olacak şekilde, iptal tarihinin karara eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Müvekkilinin \"...\" ifadesini ana unsur olarak kullanarak sektörde tanınan pek çok markaya hayat verdiğini, Markaların müvekkili tarafından fiilen kesintisiz bir şekilde kullanılmakta olduğunu,Müvekkilinin, ülkemizde tıp sektöründe (44 nolu sınıfta), \"...\" markasını ilk defa üreten, tescil ettiren, fiilen kullanan ve bu marka üzerine yatırım yapan bir şirket olduğunu,  \"...\" markasını ticaret unvanında tek başına ve yalın haliyle 30/12/2009 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde kullandığını, Daha sonra \"... A.Ş.\" ile birleşme yoluna gitmiş ve sonrasında ana unsur \"...\"yi kullanarak oluşturmuş olduğu markaları başta şirket unvanı olmak üzere hastanelerinde ve diğer pek çok alanda kullanmış olduğunu, ünvanının bir parçası haline geldiğini ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayı ile TANINMIŞ MARKA olarak tescilli bulunan ... markasının ana unsuru olduğunu, ... kavramının doğrudan... ibaresini çağrıştırdığını, ... ibaresinin, tek başına \"orta, ortada,\" anlamlarına gelmdiğini ve tıp sektörü ile ilgili bir terim olmadığını, \"...\" ve \"...(...)\" ifadelerini birleştirerek markasına \"(tıp sektöründe) bütün hizmetleri bir yerde toplayan\" manasını vermek istendiğini, logonun da aynı amaçla olduğunu, kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ... ve ... numaralı ... ibareli markaların hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeni ile iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince hükümsüzlük davasının reddine, iptal davasının kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta davacı, ... ibaresinin tıp ve sağlık hizmetlerinde tanımlayıcı bir ibare olduğunu, mutlak red sebebi olduğundan sessiz kalma yolu ile hak kaybından söz edilemeyeceğini ve kötüniyetin ispatlanamadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; her iki bilirkişi raporunda da ... ibaresinin tanımlayıcı ibare olmadığı, yıllar içinde yaygın kullanım ile zayıf ibare haline geldiği tespit edilmiş olmakla davacının mutlak red nedenine dayalı iddiası ispatlanamadığı gibi mevcut delil durumuna göre davacının tescilde kötüniyeti de ispatlanamadığından neticeten hükümsüzlük davasının reddine karar vermesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki farklılık; hukuki görüşe ilişkin olup hukuki hususlar hakim tarafından da değerlendirilebilecek olmakla çelişkiden söz edilemeyeceğinden davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf istemine gelince; mahkemece alınan her iki bilirkişi raporuna göre, davalının \"...\" ibaresini ana unsur olarak kullanarak oluşturmuş olduğu markalara ilişkin kayıtların dava konusu markanın kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, delil olarak sunulan kullanımların ... ibaresinin ayırt edici karakterinden şekilsel veya anlamsal olarak farklılaştığı,  telefon numarasının hızla hatırlanması amaçlı ... ibaresindeki ilk dört harf ... olarak kullanılmışsa da bu kullanımın tek başına ciddi kullanım oluşturmak için yeterli olmadığı yerinde olarak tespit edilmiş olmakla mahkemece dava konusu markaların kullanmama nedeni ile iptaline karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Davacı vekili istinafında; markaların \"21.01.2007 Tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde iptaline\" karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde bu yönde açık bir talebi olmadığı gibi bu yönde delil de sunulmadığından  istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin  kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90508157e9bbec8d","SID":"d0a8305ed22a8bcb"}}