{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1143 - 2025/66<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1143 <br>KARAR NO\t: 2025/66<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2021/482 Esas - 2024/468 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03/02/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 05.08.2011 tarihinde, sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı dolmuş ile Ermenek yolu üzerindeki Akpınar yaylası içerisindeki pazar alanında ilerlemekte iken, müvekkili ...'e çarpması sonucunda çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren kazada, davalının sigortalısı sürücü ...'un kusurlu olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin sürekli iş göremezlik zararı ile bakıcı giderlerinin, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik (belirsiz alacak) 6.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda 6.100,00-TL'nin (belirsiz alacak) davalıdan temerrüt tarihi itibariyle ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan, dava haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerektiğini, esasa ilişkin kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı giderleri talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, dava haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan avans faizi talep edilemeyeceğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, dava konusu yaralamalı kazada, dosya arasına alınan Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/1832 Soruşturma, 2011/1264 Karar numaralı kararında şüpheli hakkında şikayetçi olunmadığından takipsizlik kararı verildiği, Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na yazılan müzekkere ile olay tarihinde ve yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, zararın maluliyetin hangi tarihte netleştiğinin tespiti için davacının hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiğinin sorulduğu, Çocuk Cerrahi polikliniğinde yapılan muayenesinde iyileşme sürecinin tamamlandığı belirtilmiş olup bu tarihten önceki döneme ait kesin iyileşme süresi hakkında yorum yapılmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği, dava konusu kazanın 05.08.2011 tarihinde meydana geldiği, 20.09.2011 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davacının sigorta şirketine 10.06.2021 tarihli dilekçe ile başvurduğu, 03.07.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunu yaptığı, 19.08.2021 tarihinde iş bu davayı açtığı, davacının tedavi evraklarının 2011 yılına ait olduğu, gelişen duruma ilişkin bir iddia ve tespit olmadığı hususu ile birlikte ceza zamanaşımı ve zamanaşımını kesen sebepler hep birlikte değerlendirildiğinde dahi talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; \"zamanaşımı nedeniyle davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; yaralanmaya sebebiyet veren kazanın 05.08.2011 tarihinde meydana geldiği, sigorta şirketine 10.06.2021 tarihli dilekçe ile başvurulduğu, 03.07.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığı ve 19.08.2021 tarihinde iş bu davanın açıldığı, \t2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın açıldığı tarihte 10 yıllık zamanaşımı henüz dolmamış olup, bu sebeple davanın zamanaşımı nedeni ile reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilin iyileşmesi hemen gerçekleşmemiş olup, maluliyetin zaman içerisinde arttığını, zamanaşımının başlangıç tarihinin, müvekkilinin iyileşmesinin tam olarak gerçekleştiği tarih olduğunu, Yerel mahkeme tarafından müvekkilinin tam iyileşme tarihinin tespiti yapılmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu'na tevdi edildiğini, ancak istenen hususta bir tespite yer verilmediğini, \tYargıtay yerleşik içtihatlarında bu hususta;\t\"...Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı). Dava konusu olay yönünden kaza tarihinde yürürlükte olan ceza yasasına göre dava yönünden ceza zamanaşımı süresi dolmuş, davalı tarafından süresinde zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da, gelişen durumun varlığı halinde 2918 sayılı Yasanın 109/1. maddesinde belirtilen 2 yıl içinde dava açılması gerektiğini, ancak, olayda gelişen bir durumun bulunması durumunda zamanaşımının gelişen durumun sona ermesi ile başlayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tKaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Ceza Kanunu 5237 sayılı TCK’dır. Davaya konu kazada bir kişinin yaralanmış olmasına göre, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'da öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerli olup, zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici iş göremezlik durumu tam olarak tespit edilemez. Daha açık bir ifade ile tedavi devam ederken kişinin yaralanma nedeniyle maluliyeti olup olmadığı ve varsa oranının ne olduğu tam olarak tespit edilemez.<br>\tOrtaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.<br>\tAçıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, kaza sonucu sadece davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zaman aşımı süresi 8 yıldır.<br>\tDosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 2011 yılında taburcu edildiği anlaşılmakta ise de sonrasında tedavisinin devam edip etmediğine dair davacı yanca dosyaya herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamış olup bu durumda zamanaşımı durduran ya da kesen neden olmadığı gibi davacıya ait 2011 yılındaki tedavi evrakı dışında ve bu tarihten sonrasına ilişkin tedavinin devam ettiğine dair evrak dosya içerisinde bulunmamaktadır.<br>\tYukarıda izah edildiği üzere zararın niteliğinde gelişen ya da değişen bir durumun varlığını kanıtlar delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin her halükarda haksız fiil tarihinden başlayacağı, olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde de davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL’nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf eden tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,\t\t\t<br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d063fa25ccbcb61","SID":"da524eb782aaefb6"}}