{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 22/04/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/12/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili ...Denizli ...Şubesi tarafından ... lehine ...müşterek borçlu müteselsil kefaletiyle Genel Kredi  ve Teminat Sözleşmesine istinaden  kullandırılan ...sayılı Ticari  Kredi Genel Kredi Sözleşmesindeki hükümleri uyarınca 13/03/2018 tarihinde hesabın kat edildiğini, borçlulara borcun ödenmesi için Beyoğlu 48. Noterliğince ... tarihli ihtarı  keşide edildiğini, borç ödenmediğinden Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından icra takibine geçilmiş, davalılar söz konusu borca ve tüm ferilerine itiraz etmiş olduğundan davalılar ... ve ....açısından takibin durduğunu,  söz konusu itirazın iptali nedeni ile davalı tarafça yapılan itirazların haksız ve yasal  dayanaktan yoksun olduğunu, müteselsil kefillerin sorumluluğu imzalamış oldukları kredi miktarı ile sınırlı olarak tespit edilmiş ve taleplerinin bu meblağlar üzerinden yapıldığını,  temerrüt faiz oranı sözleşmede düzenlenmiş olup %62,04 temerrüt faiz oranı yasaya ve sözleşmeye uygun olduğunu, bu nedenlerden dolayı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar  tazminatı ile mahkumiyetine yargılama masraf ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ...vekili, müvekkilinin ...ortaklarından  olduğunu,  bankadaki işlemler için  kendisine şirket adına imzalar attırıldığını, bu imzaların şirket için attığını zanneden  müvekkiline kaşe dışında imza attırmak suretiyle icra takibinde  şahsi kefil durumuna düşürdüklerinin sunulan belgelerde görüldüğünü, sözleşme incelendiğinde ,..sözleşmeye hangi sıfatla imza attığının belirtilmediğini, ...& imza şeklinde sözleşme düzenlendiğini, bir kişinin icraya kefil olması için yasada izah edilen  şartlardan hiç birinin gerçekleşmediğini,  esasa ilişkin  itirazlarının temel dayanağının davayı ve iddiayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmeden kaynaklı kefalet sözleşmesine dayandığını, mevcut dosyada icra  takibinin ekinde sunulan ve borçlusu ,...olan sözleşmeden dolayı doğrudan müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, sözleşme incelendiğinde; TBK.'nın 584. maddesine aykırı bir durumun söz konusu olduğunu,  müvekkilinin evli ve  eşinin rızası olmadan kendisine haber verilmeden kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, alacaklı borçluya yani ...ye banka başvurmadan kefil ...hakkında icra takibi yaptığını, öncelikle asıl borçluya gidilmesi borcunun ödenmeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken bu yapılmamış doğrudan doğruya kefil olarak müvekkiline gelindiğini, sözleşmedeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, bu nedenlerden dolayı davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"..Davalının itiraz ettiği hususlar bilirkişi raporu ile aydınlatılmış olup, Kefalet sözleşmesi TBK'nın 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, şekli şartları 583. maddede düzenlenmiştir. <br>6098 Sayılı TBK'nın 584. maddesine göre \"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.\"<br>6098 Sayılı TBK'nın 584/son maddesinde \"Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 Sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.\" düzenlemesi getirilmiştir. <br>Somut olayda, şirketin sahibi olan kefilin kefaletlerinin geçerli olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Krediler TTK 8.md gereği üçer aylık dönemler itibariyle tahakkuk ettirilmediğinden faiz ve bsmv anaparaya ilave edilerek asıl alacak haline getirilmemiştir. (Y19.H.D. 2016/1078E.-01.03.2016 2016/3602 K.) Talep ile hüküm arasındaki fark talebin kapitalize edilerek hesaplanmış olmasından kaynaklanmaktadır.<br>Olayda, alacak likid olmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,..\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı ..vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ve kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz gerekçesiyle davanın reddedildiğini, dava dilekçesinde kefalet sözleşmesinde müvekkili ...sadece imzasının olduğunu, yasaların ön gördüğü usul ve esaslar çerçevesinde kefalet sözleşmesinin tanzim edilmediği belirtilerek borca itiraz edildiğini, davacının, dava dilekçesinde müvekkili ... ...lehine müşterek borçlu müteselsil kefaleti ile genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden açılan ve kullandırılan genel kredi nedeni ile alacaklı olduğunu, bu nedenle icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine de bu davayı açtığını ifade ettiğini, davacı müvekkilinin ...ne kefil sıfatıyla imza attığını ve sorumlu olduğunun ifade edildiğini, müvekkilinin ...ortaklarından olduğunu,  bankadaki işlemler için kendisine şirket adına imzalar attırıldığını, bu imzaları şirket için attığını zanneden müvekkiline kaşe dışında imza attırmak suretiyle icra takibinde şahsi kefil durumuna düşürdüklerini ve sunulan belgelerde görüldüğünü, sözleşme incelendiğinde; ...sözleşmeye hangi sıfatla imza attığının belirtilmediğini, '....,'' şeklinde sözleşme düzenlendiğini, bir kişinin icraya kefil olması için yasada izah edilen şartlardan hiç birinin gerçekleştirilmediğini, alacaklının borçluya yani .....'ye banka başvurmadan kefil ...hakkında icra takibi yaptığını, asıl borçluya gidilmesi, borcunun ödenmeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken bu yapılmadığını, doğrudan doğruya kefil olarak müvekkiline gelindiğini, kaldı ki kefalet sözleşmesinin usule uygun olarak tanzim edilmediğini, TBK.'nın 583. maddesinde kefaletin ne şekilde alınacağının açıkça belirtildiğini, buna göre müvekkilinin kefalet sözleşmesine açıkça kendi el yazısıyla kefil olduğu miktarı da yine kendi el yazısıyla derç etmesi ve TBK.'nın 590. maddesine göre işlem yapılması gerekirken buna uyulmadığını, sözleşmede görüldüğü üzere maktu banka sözleşmesinin boş olarak müvekkiline imzalatıldığını, üstü büyük olasılıkla banka görevlileri tarafından yazıldığını, sözleşmedeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, TBK.'nın 583. maddesine aykırı düzenlenen bu sözleşmenin dikkate alınmaması gerektiğini, dosyaya genel kredi  sözleşmesi adı altında sunulan belgelerin dava dilekçesinde belirtilen ...sayılı kredi sözleşmesi olduğunu gösterir hiçbir kayıt olmadığını, müvekkilinde ''bilgi edinmesi ve incelemesi amacıyla ön bilgi formu '' başlıklı 11.09.2017 tarihinde belgede de müvekkilinin boş yere atılmış imzası olduğunu, ancak herhangi bir yazısı bulunmadığını, bu belgeden çıplak gözle de görüleceği üzere kimin yazdığı belli olmayacak şekilde müvekkilinin imzası üstüne 200.000,00-TL yazılmış 12.09.2017 tarihi atıldığını ve adres ilave edildiğini, müvekkilinin kendi el yazısıyla\"  ….... TL kefaleti kabul ediyorum\" şeklinde herhangi bir yazısı olmadığını, ayrıca bilgi edinmesi ve incelenmesi başlıklı belgede de müvekkilinin imzası ve yazısı bulunmadığını, zaten bu belgenin de genel kredi sözleşmesiyle herhangi bir alakası olmadığını, belge üzerindeki yazıların kime ait olduğunun incelenmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiğini, müvekkiline bu sözleşme nedeni ile hiçbir ihtar ve ihbar tebliğ edilmediğini, asıl borçlunun ödeme yapmadığının bildirilmediğini, zaten asıl borçluya yönelik her hangi bir icra takibi ya da haciz işlemi gerçekleştirilmeden, aciz vesikası alınmadan doğrudan müvekkiline yönelindiğini, bunun da  usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın hesapların kat edildiğini ve %62,04 temerrüt faiz talep edildiğini ifade ettiğini, sözleşme incelendiğinde her hangi bir faiz sözleşmesi yapılmadığı ve müvekkile ''bunu kabul ediyorum'' şeklinde imzasının alınmadığını, mevcut sözleşmede alınan krediye karşılık ne kadar ve hangi oranda faiz uygulanacağının belirtilmediğini, başka bir deyişle kredi sözleşmesinde faiz oranının olmadığını, tüm bunların davacı tarafın müvekkilini borca dahil etme çabasının ve kötü niyetin açık bir göstergesi olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine haksız takip yapılarak kişisel ve ticari kredilerini zedelediğini, icra takibine bu sözleşmeler sunulmadan müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, müvekkilinin ancak dava açıldıktan sonra belgelere ulaşabildiğini, itirazının haklı ve yerinde olduğunu, davacının kötü niyetli olduğundan ve basiretli tacir olarak hareket etmediğinden kötü niyet tazminatına  hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay HGK.'nin 27/04/2005 tarihli ...E. ve ...K. sayılı ilamında kötü niyet tazminatının hangi şartlar altında verilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, bu içtihat nazara alındığında somut olayda müvekkilinin kötü niyetinin davacı tarafça ispatlanamadığından İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle doğan alacağın tahsili amacıyla Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe  itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Kefalet sözleşmelerinin düzenlendiği ve dava tarihinde yürürlükte olan Türk Borçlar Kanunu 583. Maddesi ;\"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\" hükmünü havidir. <br>Buna göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ve kefalet tarihinin el yazısı ile belirtilmemesi, kefalet sözleşmesini kesin hükümsüz kılacaktır.<br>Somut uyuşmazlıkta; davalı kefil .,.. tarafından kefalet sözleşmesinde yer alan yazıların davalı kefile ait olmadığı savunulmuş olmasına rağmen; İlk derece mahkemesince kefaletin TBK'nın 583. maddesindeki şekil şartları bakımından geçerli olup olmadığına dair (sözleşmedeki kefalete ilişkin bölümde isim ve imzalar dışındaki kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil kefil olup olmadığı, el yazılarının davalılara ait olup olmadığı yönündeki) davalı yanın savunması üzerinde durulmadan ve buna dair taraf delilleri hiç toplanmadan ve deliller hakkında değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir. Başka bir deyişle ilk derece mahkemesince iddia ve savunmaya göre öncelikle kefaletin geçerli olup olmadığı (TBK gereğince kefillerin sözleşmedeki kefalet bölümündeki isim ve imza dışındaki el yazılarının) üzerinde durularak sözleşme aslı ile davalının yazı örneklerinin resmi kurum ve kuruluşlardan celbi ile davalının yazı örnekleri alınarak denetime elverişli bir rapor alınması gerekirken, bu yönde hiç delil toplanmadan eş rızasına ilişkin inceleme yapmakla yetinilerek kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kanaatine varılması isabetli olmamıştır.<br>Tüm bu nedenlerle; davalı yanca aksi savunulmuş olmasına rağmen, davacı banka tarafından kefalet sözleşmesinin davalı tarafından imzalandığı, kefalet bölümünde yer alan kefalet limitinin, kefalet tarihinin ve kefaletin müteselsil kefalet olduğuna ilişkin el yazılarının davalı yanın kendi el yazıları olduğu iddia edilmiş olmasına rağmen kefaletin geçerli olup olmadığı hususunda hiçbir delil toplanmadan sadece şubesinden gönderilen fotokopi belge esas alınarak, denetime elverişli bilirkişi raporları alınmadan karar verildiğinden davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile sair istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1 )-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/04/2021 tarih ve ...Esas - ...Karar Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 2.865,48-TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi. 27/12/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"336d5b8b31d42269","SID":"89df476e0b1b1050"}}