{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/2199 <br>KARAR NO\t: 2025/167<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t\t\t  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/05/2024<br>NUMARASI\t: 2022/219 Esas - 2024/280<br> Karar<br>ASIL DAVA<br>DAVACI -<br>KARŞI DAVALI\t: YIL SEL İNŞAAT MAKİNE ÇELİK KONSTRÜKSİYON TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI -<br>KARŞI DAVACI\t: ÜNKA İNŞAAT TESİSAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVA TÜRÜ\t: Adi Ortaklığın Tasfiyesi ve Alacak<br>DAVA TARİHİ  \t: 11/12/2009<br><br>BİRLEŞEN DAVA\t: Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/141 E.<br>DAVACI\t: ÜNKA İNŞAAT TESİSAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVALI\t: YIL SEL İNŞAAT MAKİNE ÇELİK KONSTRÜKSİYON TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. -...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>BİR. DAVA TÜRÜ\t: Adi Ortaklığın Tasfiyesi<br>BİR. DAVA TARİHİ  \t: 19/03/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t  : 30/01/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete 08/02/2007-02/08/2007 döneminde banka havaleleri ile 780.948,50-TL borç verdiğini, davalı tarafından 301.600,00-TL ödeme yapıldığını, bakiye kalan 479.348,50-TL ve 241.801,77-TL reeskont faizi ile birlikte 721.150,27-TL'nin ödenmesi için Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2009/11099 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, borçlu tarafından yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu belirterek; itirazın iptaline ve takibin devamına, %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davacının OPET AŞ nin 2005 yılında ihalesini yapmış olduğu Marmara Ereğlisi Dolum Tesisleri Boru İmalat ve Montaj işini 18/04/2005 tarihli sözleşme ile üstlendiğini, müvekkilinin bu işin sözleşmeye göre ifa edilmesini ve koordinasyonunu temin için davacı şirketle şifahi bir sözleşme yaptığını, buna göre müvekkilinin işin ifası için gereken semraye, işçilik, teminat mektubu, malzeme ve ekipmanı temin edeceğini, davacının ise işin sözleşmeye uygun bir şekilde ifası için gerekli yönetim, gözetim ve koordinasyonu sağlayacağını, buna karşılık iş dolayısıyla elde edilen tüm vergi, işçilik giderleri, SSK ödemeleri ve tüm giderler düşüldükten sonra kalan net kârın %50'sinin davacı şirkete verilmesi hususunda mutabakata varıldığını, işin 02/10/2007 tarihinde teslim edilerek tamamlandığını, davacı ile müvekkilinin bu iş dolayısıyla anlaşma gereklerini ifa ettiklerini, bu işten sonra davacının Tüpraş İzmit rafinerisinde Gemsan AŞ'den Tank ve Boru Montaj işinin alt taşeronluğunu aldığını, ancak müvekkilinin bir önceki dolayısıyla edindiği ekipmanı kullanmak istediğini, bu kullanma karşılığında da net kârın %50'sini müvekkiline vermeyi önerdiğini, müvekkilince de kabul edildiğini, malzemelerin davacıya teslim edildiğini, davacının işi yapmaya başladığında müvekkilinden finans yönetimi yardımı istediğini, müvekkilinin muhasebe personelinin davacı şirketin muhasebesini tuttuğunu ve finans işlerini takip ettiğini, davacı şirketin işleyişiyle ilgili tüm ödemeleri müvekkili şirketin muhasebesi tarafından yapıldığını, dava dilekçesinde borç verildiği iddia edilen paraların davacının ödemeleri için müvekkiline aktarıldığını, bu kadar yüklü bir paranın kimse tarafından karşılıksız ve ödünç olarak borç verilemeyeceğini, paraların aktarılış biçimi ve hesaptan çıkışları kontrol edildiğinde borç olmadığının anlaşılacağını, Karşı dava olarak ise; müvekkili adına kayıtlı  ... plaka sayılı kamyonun 2007 Ağustos ayından beridir davacı tarafından hiçbir bedel ödenmeden kullanıldığını beyan ederek, Ağustos 2007 tarihinden itibaren beher günlüğü için 500,00-TL olmak üzere şimdilik 10.000,00-TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini beyan ederek, davacının davasının davanın reddine ve %40'tan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı Yıl-Sel vekili 08/03/2010 tarihli karşı davaya cevap ve ıslah dilekçesi ile; ... plakalı aracın her ne kadar davalı adına kayıtlı olsa bile tarafların ortak malı olduğunu, kesin bir ekipman paylaşımı söz konusu da olmadığından davalı tarafın tek başına yaptığı paylaşımı da kabul etmediklerinden buna dayanarak dava açılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olup haksız kullanımın söz konusu<br> olmadığını, aynı durumda davalı tarafça müvekkilinde olduğu iddia edilen ancak davalının tasarrufunda bulunan ... plakalı araç ve diğer tüm malzeme için de geçerli olduğunu, bir günlük kullanım bedeli olarak 500,00-TL istenmesinin de çok fahiş olduğunu, davalarını alacak davasına dönüştürdüklerini beyan ederek; 479.348,50-TL'nin 19/09/2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \t<br>Birleşen dava davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 19.03.2010 havale tarihli dava dilekçesinde, müvekkili şirketin Opet A.Ş nin 2005 yılında ihalesini yapmış olduğu Marmara Ereğlisi Dolum Tesisleri Boru İmalat ve Montaj işini 18.04.2005 tarihli sözleşme ile üstlendiğini,müvekkili şirketin üstlendiği bu işin sözleşmeye göre ifa edilmesini ve koordinasyonunu temin için davacı şirketle şifahi bir sözleşme yaptığını buna göre müvekkili şirketin sözünü ettiği boru imalat ve montaj işinin ifası için gereken sermaye işçilik teminat mektubu malzeme ve ekipmanı temin ederek davalı şirketde işin sözleşmeye uygun bir şekilde ifası için gerekli yönetim gözetim ve koordinasyonu sağlayacağını,iş için gereken tüm ödemelerin davalı şirketin aracılığı olmadan direkt müvekkilince yapılacak davalı şirket sadece koordinasyon görevini yerine getirme konusunda anlaşmaya vardıklarını,buna karşılık olarak ihalesi üstlenilen iş dolayısıyla elde edilen gelirden tüm vergi,işçilik giderleri,SSK ödemeleri ile iş için sarf edilmesi gereken tüm giderler düşüldükten sonra kalan net kârın % 50 sinin davacı şirkete verilmesi hususunda mutabakata varıldığını sonuç olarak davalı şirketin Gemsan A.Ş. Den üstlendiği tank ve boru montajının alt taşeronluğu işinden elde edilen net karın müvekkiline düşen % 50 kısmına isabet eden bölümünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen dava davalısı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin davacıya borcu olmayıp, Gemsan işi nedeniyle davacıdan alacaklı olduklarını, davacının Gemsan işi bitmeden ve hiçbir iş yapmadan alacağından fazlasını kendi ve başka hesaplara aktararak müvekkilini zarara uğrattığını, davalı yetkililerinin bir takım muhasebe oyunları ile müvekkilini borçlu çıkardığını, zararın farkına varılır varılmaz ortaklık ilişkisinin sonlandırıldığını, müvekkilinin muhasebe, finans ve paralarının davalı firma yetkilileri tarafından tutulduğu hususu davalının kabulünde olup, taraflar arasındaki ilişkinin sona erme nedeninin davalı Ünka'nın Gemsan'dan alınan işteki paraların büyük çoğunluğunun karşılığı iş yapılmaksızın haksız ve karşılığı olmadan kendi hesaplarına aktarması ve müvekkilinin bir önceki %50 kar paylaşımı şeklinde yapılan OPET işinden olan kar payını ödememesi olduğunu, müvekkilince 03/07/2007 tarihinden önce yapılan ortak işler için 62.770,00-TL toplam tutarlı çek ödediğini, müvekkilinin Gemsan'ın kalan işini kendisinin tamamladığını ve bu iş ile ilgili paraların büyük çoğunluğunun daha önceden ödendiğinden ve davalının bu paraları kendisine aktardığından zarar ettiğini, işçi tazminatlarını dahi kendisi ödemek zorunda kaldığını, davalı tarafın hurda malzemeleri müvekkiline verip parasal değeri olan malzemeleri kendi uhdesinde bıraktığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...A-Asıl dava yönünden;\tYılsel İnşaat Nakliye Çelik Konst. Ltd. Şti. İle Ünka İnş. Tes. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında adi ortaklığın tasfiyesine, 188.567,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Ünka İnş. Tes. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile davacı Yılsel İnşaat Nakliye Çelik Konst. Ltd. Şti.'ne ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>B-Karşı dava yönünden; Davanın REDDİNE,<br><br>C-Birleşen Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/141 Esas sayılı dosyası bakımından; Davanın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı - Karşı davalı\tYıl Sel İnşaat Makine Çelik Konstrüksiyon Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasfiye memuru tarafından hazırlanan raporların hatalı olduğunu, her ne kadar tasfiye memurunun hazırladığı raporlarda 188.567.88 TL alacaklı oldukları belirtilmiş ise de bu miktarın az hesaplandığını, davacı firmanın alacağının çok daha fazla olduğunu, istinaf dairesince kaldırma kararından önce ki Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/346 Esas, 2020/340 Karar sayılı ilamında ve alınan bilirkişi raporlarında davacı firmanın 472.636.78TL alacaklı olduğu bildirilmiş olmasına rağmen, son alınan tasfiye memuru raporlarında ve mahkeme kararında davacının 188.567.88 TL alacaklı olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, davalı şirket aleyhine daha önce icra takibi yapılmış olduğundan faize icra takibinin yapıldığı 19.09.2007 tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirket aleyhine taraflarından icra takibi yapıldığından hüküm altına alınan tutar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar vermesi gerekirken mahkeme tarafından bu taleplerinin de kabul edilmediğini, faiz tutarları vekalet ücreti hesabında dikkate alınmadığından ret vekalet ücretinin fazla hesaplandığını, davalı tarafın istinaf dilekçesindeki belirttiği aleyhe hususları kabul etmediklerini, davalı tarafın istinaf dilekçesindeki istinaf sebeplerinin dosya kapsamına uygun olmadığını, davanın ispatlandığını, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar vermesini talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı/karşı davacı birleşen davanın davacısı\tÜnka İnş. Tesisat San. Tic. Ltd. Şti. vekili  istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının, istinaf mahkemesinin kaldırma kararının gereklerine uygun olarak oluşturulmadığını, hükme esas alınan raporun uyuşmalığı çözmeye katkı sunmadığını, mahkemenin \"savunmayı aşar\" içerikteki bilirkişi raporuna itibar ettiğini, mahkemenin kabulüne göre davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik hesaplandığını, 80.561.535 TL vekâleti ücretini hükmetmesi gerekirken 45.617,09. TL olarak eksik hükmettiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih, 2022/219 Esas - 2024/280<br> Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl ve birleşen dava adi ortaklığın tasfiyesi, karşı dava haksız kullanım nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; asıl davada; davacı-karşı davalının davalı-karşı davacı ile aralarında %50 kar ortaklığı şeklinde sözlü olarak adi ortaklık kurulduğu, davalı- karşı davacı ile dava dışı Opet .. A.Ş. arasında 18.04.2005 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince yapılacak işin yapımının davalı- karşı davacı tarafından, işin koordinasyonunun da davacı-karşı davalı tarafından yapılması ve elde edilecek kârın %50 oranında paylaşılması konusunda taraflar arasında sözlü sözleşme yapıldığı, anılan yüklenilen işin dava dışı şirkete teslim edildiği, davacı- karşı davalıya ödenmesi gereken kar payının ödenmediği gibi taraflar arasındaki diğer adi ortaklık işi olan Gemsan ... A.Ş. arasında tank ve boru imalat ve montaj işinde davalı- karşı davacının davacı- karşı davalıya ait muhasebe işlerine yardımcı olduğu, ancak davacı-karşı davalının güvenini kötüye kullanan davalı-karşı davacının muhasebe oyunları yaparak kendisine haksız para aktarımı yaptığını iddia ederek, asıl davada “Marmara Ereğlisi Dolum Tesisleri Boru İmalat ve Montaj” işine ait kendisine ödenmeyen kar payı ve davalı- karşı davacının haksız para aktarımı nedeniyle uğradığı zararın tazmini için asıl davayı açtığı, davalı-karşı davacının karşı davasında mülkiyeti davalı-karşı davacıya ait olan ... plaka sayılı aracın davacı- karşı davalı tarafından haksız olarak kullanılması nedeniyle ecrimisil talep ettiği;<br>Birleşen dosyada, asıl dosya davalısı-karşı davacının, birleşen dosya davalısı- asıl davacı ile aralarında %50 kar ortaklığı şeklinde sözlü olarak adi ortaklık kurulduğu, birleşen dosya davalısı-asıl davacının dava dışı Gemsan.. A.Ş. ile aralarında “Tank ve Boru Montaj İşi”ne ait sözleşme imzalandığı, anılan işin tarafların oluşturduğu adi ortaklık tarafından yapıldığı, birleşen dosya davalısı-asıl davacının, birleşen dosya davacısı-asıl davalıya %50 oranındaki kar payını ödemediğini beyan ederek birleşen davayı açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın Dairemizin 2021/379 esas 2022/553 karar sayılı ilamı ile “…Anılan hükümler ve açıklamalar uyarınca eldeki uyuşmazlık değerlendirildiğinde; taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, tarafların adi ortaklıktan %50  oranında payları olduğu, adi ortaklığın iki iş yaptığı (Gemsan ... A.Ş. işinin ortaklık tarafından bitirilip bitirilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır), ancak tarafların adi ortaklığı yukarıda açıklanan hükümler uyarınca tasfiye etmedikleri, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca re'sen, davanın adi ortaklığın tasfiyesi davası olarak kabul edilmesi gerektiği ve tarafların adi ortaklığa ilişkin ortaklık payları nedeni ile alacak talebinde bulunamayacakları ancak tasfiyeden arta kalan kârdan ortaklık payları oranında pay isteyebilecekleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince adi ortaklığın tasfiyesi gerçekleştirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın alacak davası olarak kabulü ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş;  6098 sayılı TBK'nın 642. vd. maddelerinde düzenlenen ve Yargıtay 3. H.D. 21/10/2021 tarih, 2021/6796 E., 2021/10534 K. sayılı ilamında belirtilen ve istikrarlı biçimde uygulanan tasfiye usulüne göre adi ortaklığın tasfiyesini gerçekleştirmek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.” Gerekçesiyle kaldırıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen ve karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>1-Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;<br>6098 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.<br>Adi ortaklık sözleşmelerinde \"şekil serbestisi\" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.<br>Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. <br>Adi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanun'un 200 üncü maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.<br>Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. <br>Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin Mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/7419 esas 2023/2989 karar sayılı ilamı)<br>Davacının sermaye payının iadesi talebi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin  2011/5962 esas 2011/12753 karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2014/16281 esas 2015/9224 karar sayılı ilamı)<br>Ortaklardan birinin sermaye payını istemesi nedeniyle uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.<br>Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639. maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.<br>Tasfiye, ortaklığın bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. <br>Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır.<br>Bu durumda, mahkemece; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir. <br>Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; \"Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.<br>Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.<br>Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oy birliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık mal varlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık mal varlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. <br>Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.\".<br>Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesinde ise \"Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.<br>Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.\" hükmü yer almaktadır. Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak  koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK' nun 642. md.) Keza, aynı yasanın kazanç ve zarara katılma başlıklı 623. maddesine göre de; \"Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.<br> Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.<br>  Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.\" hükmünü ihtiva etmektedir.<br>Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.<br>Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm mal varlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.<br>İkinci aşamada; ortaklığın mal varlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (TMK'nun 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse, değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.<br>Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya  (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse)  zarar da belirlenerek ortaklara  paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.<br>Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/16281 esas- 2015/9224 karar sayılı ilamı)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözlü olarak adi ortaklık kurulduğu, tarafların adi ortaklıktan %50  oranında payları olduğu, adi ortaklığın  dava dışı Opet..A.Ş. ile imzalanan “Marmara Ereğlisi Dolum Tesisleri Boru İmalat ve Montaj” işini ve dava dışı Gemsan.. A.Ş. ile imzalanan“Tank ve Boru Montaj İşi”ni yaptığı, adi ortaklığın dava tarihi itibariyle tasfiye edilmediği görülmektedir.<br>Dairemizin 2021/379 esas 2022/553 karar sayılı kaldırma kararında taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerektiği vurgulanmış ise de, dosyaya gelen tasfiye memuru raporu adi ortaklığın tasfiyesi için yeterli değildir.<br>Dosyada kaldırma ilamından önce alınan raporlarda ve kaldırma kararı sonrası alınan tasfiye memuru raporlarından anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki ortaklık faaliyetlerinin kayıt altına alındığı ortaklık adına tasdik edilmiş ve tutulmuş bir defter bulunmadığı, taraf şirketlere ait ticari defterlerin usulüne uygun kapanış tasdiklerinin bulunmaması, defter kayıtlarının birbirlerini doğrulamaması nedeniyle bu kayıtların muhasebe usul ve esaslarına uygun olmadığı, bu şekliyle de bilançonun bu kayıtlara göre tespitinin mümkün olamayacağı  açık olmakla,  dava konusu sözlü ortaklık ilişkisinin davanın açıldığı 11.12.2009 tarihi itibariyle sona ererek tasfiye aşamasına girdiği; ortaklığın tasfiyesi kapsamında öncelikle, ortaklığın aktif ve pasifinin tespitinin gerektiği, ortaklığın tasfiyeye girdiği 11.12.2009 tarihi  itibariyle ortaklığın yüklenmiş olduğu 2 sözleşmeyi ifa edip hak edişlerini almış olduğu nazara alınarak, anılan sözleşme bedellerinin ortaklığın aktifi olarak hesaplamaya alınması, ortaklığa ait başka mal varlığı değeri varsa ortaklığın mal varlığının paraya çevrilmesinin gerektiği,  tasfiyeden önce ortaklığın tespit edilen mal varlığından üçüncü kişilere satılanların satış bedelinin, bu bedele itiraz halinde ise satış tarihindeki rayiç değerlerinin; satılmayıp mevcut olan mal varlığı değerlerinin ise ortaklığın sona erdiği  tarih olan 11.12.2009 tarihi  itibariyle gerçek piyasa değerlerinin belirlenmesi; yine ortaklığa konu işin gerçekleştirilmesi amacıyla masraf yapıldığının şüphesiz olduğundan yapılan bu masrafların ispatı bakımından yazılı delil sunulamasa bile, ortaklığın faaliyeti alanında uzman tasfiye memurları tarafından yapılan masrafların tespit edilebileceği göz önünde bulundurularak, konusunda uzman üç kişilik tasfiye memuru heyetinden, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi, ortaklık konusu işle ilgili bilgi ve belgeler, üçüncü kişi, kurum ve firmalarla yapılan ilgili sözleşmeler, ortaklarca yapıldığı iddia edilen gider ve masraflara dair belgeler üzerinde inceleme yapılıp, özellikle belgelendirilemeyen masraflar yönünden ise, işin mahiyeti gereği yapılması beklenilen (sarf malzemesi, işçilik ücreti, vergi vs)giderlerin piyasa rayiçlerine (yapıldığı tarihteki) göre tespit edilmesi; ayrıca ortaklığın üçüncü kişilere ve kurumlara borcunun olup olmadığı hususunun da belirlenmesi suretiyle, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif değerleri hesaplanarak, (Benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/3152 esas 2024/1093 karar sayılı ilamı )ortaklar tarafından yapıldığı iddia ve ispat edilen masraflar ve varsa verilen avans her bir ortağa iade edildikten ve taraflarca yapıldığı ispatlanamayan ancak yapıldığı sabit olan masrafların ise ortaklarca beraber yapıldığı kabul edildikten sonra, tasfiye işlemine dair sonuç bilanço alınıp, ortaklar tarafından yapıldığı iddia ve ispat edilen masraflar ve varsa verilen avans ve tarafların ortaklığa koyduğu sermayenin iade edilmesi, bu aşamadan sonra bir şey artarsa bu kazancın 6098 sayılı yasanın 622.maddesindeki gibi eşit oranlarda ortaklar arasında paylaştırılması, ortaklığın taraflarca yapıldığı yazılı belgeyle ispat edilen giderler (anlaşmaya göre yarısı) ödendikten sonra kalan varlığı, tarafların koyduğu ve yazılı şekilde ispatlanan sermaye payını ödemeye yetmezse zararın paylaştırılması suretiyle tasfiyenin tamamlanması (benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/9800 esas 2020/8006 karar sayılı ilamı) eğer artan bir miktar varsa taraf arasında eşit oranlarda paylaştırılması ve tasfiyenin bu şekilde sonuçlandırılması gerekirken bu hususlar göz önüne alınmadan karar verilmesi hatalıdır.<br>2-Kabule göre de; Asıl dosya davacısının dava dilekçesi ile davasının itirazın iptali olarak 721.150,27 TL bedel üzerinden harçlandırarak açtığı, daha sonra asıl dosya davacısının 08.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını adi ortaklığın tasfiyesi ve alacak davası olarak değiştirip, dayandığı maddi vakıaları da değiştirerek talep sonucunu da 479.348,50 TL olarak değiştirmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. maddesine göre; (1086 sayılı HUMK’nın 86.maddesine göre)iki taraftan her biri usule ilişkin olarak yaptığı işlemi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Ancak, asıl dosya davacının söz konusu istemi talep sonucunun 721.150,27 TL’den 479.348,50 TL’ye indirmesi maddi hukuka ilişkin kısmi bir feragattir. Doktrinde buna istem sonucunun daraltılması (azaltılması) da denilmektedir. Asıl dosya davacının ıslah dilekçesi ile talebini daraltmış olduğu anlaşılmakla aradaki fark kadar kısmi feragat ettiğinin kabulü  gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 13.01.2014 tarih, 2013/26911 Esas, 2014/190 Karar sayılı ilamı) Anılan nedenlerle asıl dosyadaki vekalet ücretinin asıl dosya davacının kısmi feragati göz önüne alınarak hesaplanması gerekirken bu hususa dikkat edilmemesi de hatalıdır.<br>Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açıklanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih, 2022/219 Esas - 2024/280 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine,<br>5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.30/01/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aea425f866a68ebb","SID":"9941dd8eba495a04"}}