{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/2269 - 2024/2173<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2024/2269 <br>KARAR NO\t: 2024/2173<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                         K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2016/745 E.  -  2022/572 K.<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/09/2022 tarih ve 2016/745 E. - 2022/572 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, 11.09.2014 tarihinde davalı donatan ... Yapı Endüstrisi ve Tic. <br>A.Ş.’ye ait ... isimli ticari yat ile ... isimli yatın hizmet botunun çarpıştığını, davalı ...’un kullandığı hizmet botunun, diğer hizmet botunun üzerine çıkarak bu botun içindekileri feci şekilde <br>ezdiğini, burada ... ...’ın vefat ettiğini, kardeşi ... ... ile ... isimli yatın kaptanı ve <br>hizmet botunu kullanan ...'un ise ciddi şekilde yaralandığını, Marmaris Cumhuriyet<br>Başsavcılığı’nca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ... isimli yatın kaptanı olan ...’un asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, ... ...’ın cenazesinin Marmaris’ten yaşadığı <br>Avusturya/Viyana’ya götürülmesi için ... ... tarafından 5.259,40 Euro, ... ... tarafından 2.311,80 Euro cenaze ve defin gideri yapıldığını, ... ...’ın vefatı nedeniyle davacı anne ve babasının destekten yoksun kaldığını, ... ...’ın mimar olduğunu ve Viyana’da kendi işini kurduğunu, dava konusu kaza nedeniyle davacıların yaşadıkları derin acı ve keder için manevi tazminat talep ettiklerini, ... ...’ın bu kaza sebebiyle ağır şekilde yaralanarak malul kaldığını, ... ... için yapılan tedavi giderlerinin 1.175,00 Euro olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kızlarının ölümü dolayısıyla; ... ... için 5.259,40 Euro maddi tazminat, ... ... ile ... ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 150.000,00'er TL manevi tazminatın, ablasının <br>ölümü dolayısıyla ... ... için psikiyatriste yapılan ödemeler karşılığı 980 Avro ve cenaze giderleri karşılığı 2.311,80 Euro olmak üzere toplam 3.291,80 Euro maddi tazminatın, ... ... için 150.000,00-TL manevi tazminatın, ... ...’ın yaralanması sebebiyle tıbbi gider olarak 195,00 Euro maddi tazminat, <br>70.000,00-TL manevi tazminat, 10.000,00-TL iş gücü kaybından doğan tazminatın davalılardan müşterek ve <br>müteselsilen tahsili ile 11.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini davacı ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 1.200.000,00-TL'ye, ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 530.000,00-TL'ye, ... ...'ın geçici iş gücü kaybı yönünden 75.000,00-TL'ye, ... ...'ın sürekli iş gücü kaybı tazminatı yönünden 20.000,00-TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalılar vekili,  dava dilekçesinin 21.09.2016 tarihli olduğunu, 11.09.2014 tarihinde gerçekleşen kaza sebebiyle 21.09.2016 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, olay sonrası başvurulan ifadeler ve Sahil Güvenlik ekiplerince tutulan tutanaklarda davalı ...’un doğrudan hatalı ve sorumlu olduğuna işaret eden hiçbir tespitin bulunmadığını, esas kusurun ...’a ait olduğunu, ... ...’ın hastaneye sevk edilmek üzere bindirildiği ambulansta vefat ettiğini, raporda botların pruva pruvaya çarpıştığı belirtilmiş ise de, kazanın bu şekilde meydana gelmediğini, ...’un ise kazadan yalnızca kısa bir süre öncesinde alkol aldığını bizzat kendsinin beyan ettiğini, profesyonel kaptan olmadığını, kaza tarihinde 78 yaşında ve lösemi hastası olduğunu, yasal zorunluluk arz eden tedbirleri bile gereğince almadığının açık olduğunu, ...’un yeterliliğinin araştırılması gerektiğini, davacılara talep olunan maddi ve manevi tazminatın mesnetsiz, miktarının da son derece fahiş olduğunu, müteveffa ... ...’ın 2010 yılından beri çalışmadığı ve iddiaların aksine davacıların ekonomik desteği ile yaşamını idame ettirdiğini, davacı ... ...’ın ise yaralanmasına neden olan hareketin kasti olarak yapıldığını beyan ettiğini, müteveffanın cenazesi için yapılan masrafların ve davacıların görmüş olduklarını iddia ettikleri psikiyatrik tedaviler için ödenen miktarların ise astronomik olduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, kaza tarihi ve dava açılış tarihi dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği; tarafların kusur durumunun tespiti için İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, söz konusu mahkeme aracılığıyla aldırılan 03/07/2017 tarihli rapora göre, mevcut kazada ...'ye ait botun kaptanı ...'un %80 oranında asli kusurlu olduğu, ...'ya ait botun kaptanının %20 oranında tali kusurlu olduğunun rapor edildiği, söz konusu raporun kesinleşen Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/298 E.- 2018/375 K. sayılı kararında alınan kusur raporu ve maddi vakıa ile de uyumlu olması nedeni ile mahkemece bilirkişice belirlenen kusur oranı kabul edildiği; İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 29/04/2019 tarih ve 9059 sayılı rapora göre, davacıda sürekli maluliyetin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ise 6 ay olduğunun rapor edildiği; davacıların destek zararının tedavi giderleri ile yaralanma arasındaki illiyet bağının ve tedavi gideri masraflarının tespiti için dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, söz konusu bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 04/04/2022 tarihli rapora göre, davacı ... ...'ın destek zararının 1.181,880,49-TL olarak belirlendiği, %80 kusura göre zarar miktarının 945.504,39-TL olarak belirlendiği, ... ... yönünden destek zararının 513.299,24-TL olarak belirlendiği, %80 kusura göre zarar miktarının 410.639,39-TL olarak tespit edildiği, davacı ... ...'ın geçici iş göremezlik zararı miktarının 54.398,02-TL olarak belirlendiği, %80'lik kusura göre zarar miktarının 43.518,41-TL olarak tespit edildiği, cenaze masraflarının adli yardım kapsamında yapılan yazışma sonucu 31/01/2022 tarih ve 1002 sayılı yazı cevabına göre 3.259,40 Euro olarak belirlendiği, davacı ...'in tedavi giderleri yönünden yapılan değerlendirmede, dosya kapsamındaki tedavi giderlerine ilişkin belgelerin kaza ile nedensellik ilişkisi olduğundan davacıların sorumlu olduğu, sorumlu olunan toplam miktarın 1.175 Euro olduğu, %80 kusur durumuna göre 940 Euro olduğunun rapor edildiği, söz konusu rapor mahkemece değerlendirildiğinde davacı ... ve ...'nun destek zararı tespit edilirken ...'un yapılan yazışmalar sonucu belirlenen geliri üzerinden hesap yapılması, yine davacı ...'in geçici iş göremezlik zararının tespiti için yapılan yazışmalar sonucu belirlenen gelir üzerinden yapılması, ...'in tedavi giderlerinin dosya kapsamındaki kaza ve yaralanmayla illiyetli bulunarak davalıların sorumluluğunun ve miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; söz konusu 04/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında cenaze giderlerini her ne kadar 3.259,40 Euro olarak belirlemiş ise de, davacıların talep etmiş olduğu cenaze giderleri ile bilirkişilerin belirlemiş oldukları cenaze giderlerinin karşılaştırılarak mahkemece değerlendirilmesinin gerektiği, Yargıtay'ın cenaze giderlerine yönelik taleplerde, talep edilebilecek cenaze gideri miktarını makul cenaze giderleri ile sınırlı tuttuğu, fahiş cenaze giderlerinin sorumlulardan talep edilemeyeceğini kabul ettiği, bu kabul çerçevesinde davacı ... ile ...'in cenaze giderlerine yönelik talepleri değerlendirildiğinde, mahkemece 31/01/2022 tarih ve 1002 sayılı yazı cevabı ile her ne kadar cenaze giderlerinin 3.259,40 Euro olduğu belirtilmiş ise de, somut olayda cenazenin Türkiye'den Avusturya'ya nakli için 2.000 Euro'luk bir harcamanın ... tarafından yapılması ve belgelenmesi nedeni ile söz konusu bedelin de ... tarafından talep edilebileceği, yine ...'in nakil için yapmış olduğu ödeme dışında havaalanı harçları ve kremataryum töreni için yapmış olduğu ve belgelendirdiği 3.259,40 Euro'luk harcamanın da makul olduğu ve söz konusu bedelin davalılardan talep edebileceği yönünde kanaat oluştuğu, yine ... tarafından yapılan cenaze giderlerine yönelik dava dilekçesinin dört ve beş nolu eklerinde yer alan belgeler dikkate alındığında, ... tarafından 2.311,80 Euro harcama yapıldığı, söz konusu harcamalar ile ... tarafından yapılan harcamalar dikkate alındığı, ...'in yapmış olduğu harcamaların cenazenin Türkiye'den nakli ile başlayıp, Avusturya - Viyana'daki kremataryum töreninin (tabut, işlem ücreti, tabutun lehimlenmesi, nakliye, cenazeyi yerleştirme, söz konusu törenin Cumartesi yapılması nedeniyle personel ek gideri) sonuna kadar olan işlemlere yönelik olduğu, ... ...'ın yapmış olduğu harcamaların ise kremataryum töreninden sonraki aşamaya (ağaca defin, vedalaşma ve kül gömülmesi, biyolojik kül kabı, çiçekler, toprak kazma işi ve kremataryumdan kül kabının getirilmesi) ilişkin olduğu, söz konusu ... ve ...'in yapmış olduğu cenaze giderlerinin birbirinin devamı mahiyetinde cenaze giderleri olduğu, yapılan ödemelerin de  makul seviyede bulunduğu, bu çerçevede ... ve ...'in cenaze giderleri için yapmış oldukları taleplerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği; davalı ... Yapı ... A.Ş.'nin ... isimli botun donatanı, diğer davalı ...'un ise söz konusu botu kullanan kişi olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 1290/1. maddesi gereğince, ... Yapı ... A.Ş.'nin donatan sıfatı nedeni ile davacılara karşı zararın tamamından sorumlu olduğu, diğer davalı ...'un ise kusuru oranında davacılara karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacı ... ...'ın destekten yoksun kalmaya yönelik maddi tazminat talebinin 1.181.880,49-TL yönünden kısmen kabulüne, kabul edilen miktarın 945.504,39-TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen, geri kalan 236.376,10-TL'nin ise davalı ... Yapı ... A.Ş.'nden olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak söz konusu davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın cenaze giderlerine yönelik talebinin kabulü ile 5.259,40 Euro'nun olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılı davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 120.000,00-TL'nin olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; davacı ... ...'ın destekten yoksun kalmaya yönelik talebinin 513.299,24-TL yönünden kısmen kabulüne, kabul edilen miktarın 410.639,39-TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen, geri kalan 102.659,85-TL'nin ise davalı ... Yapı ... A.Ş.'nden olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte alınarak anılan davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 120.000,00-TL'nin olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; davacı ... ...'ın sürekli iş görememezlikten kaynaklı tazminat talebinin reddine, davacı ... ...'ın geçici iş görememezlikten kaynaklı tazminat talebinin 54.398,02-TL yönünden kısmen kabulüne, kabul edilen miktarın 43.518,41-TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen, geri kalan 10.879,61-TL'nin ise davalı ... Yapı ... A.Ş.'nden olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak söz konusu davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın cenaze giderlerine yönelik talebinin kabulü ile 2.311,80 Euro'nun olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılı davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın tedavi giderlerine yönelik talebinin kabulü ile 1.175 Euro'nun olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılı davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın ... ...'ın vefatından dolayı yapılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 120.000,00-TL'nin olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak anılı davacıya verilmesine, kendisindeki yaralanmadan dolayı yapılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL'nin olay tarihi olan 13/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak anılan davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükmedilen destekten yoksun kalma tutarının zararı karşılamaktan uzak olduğunu, hükümde ...'ın ücreti olarak esas alınan tutarın maddi gerçeklik ile uyumsuz olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3679 E.-2021/4366 K. ve 2021/2918 E.-2021/2422 K. sayılı kararlarında yurt dışındaki kazancın dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini; kaldı kı hüküm tarihi 22.09.2022 tarihinden bir önceki döneme ilişkin asgari ücretin dikkate alındığını, ...'un vefat tarihinde 38 yaşında olduğunu, evlenip 2 çocuk sahibi olacağının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'in 8 ay tekerlekli sandalyede kaldığını, 1,5 yıl da koltuk değneği kullandığını, geçici iş görmezlik tazminatının Euro üzerinden hesaplanması gerektiğini, Adli Tıp Kurumunun iş gücü kaybı konusunda inceleme yapmadığını, vekalet ücreti hesaplanırken karar tarihi yerine dava tarihindeki kurun dikkate alındığını, yargılama giderinin de yanlış olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, deliller toplanmadan, gerekli tespitler yapılmadan karar verildiğini, Viyana Belediyesince makul ve standart cenaze masraflarına ilişkin bir tespit yapılmadığını, sadece tespit edilen masrafların bildirildiğini, Sonsuzluk Ormanına yapılan defin işlemi tutarının keyfi ve astronomik olduğunu, tekrar yazı yazılması talebinin kabul edilmediğini, sağlık harcamalarının sağlık sigortaları kapsamında tahsil edilip edilmediğinin araştırılmasını talep ettiklerini, taraflarca talep edilmesine rağmen rapordaki eksikliklerin giderilmediğini, ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, kazada asli kusurun ...'da olduğunu, kusur durumuna ilişkin yeni veya ek rapor tanzim edilmediğini, ...'un destek durumunda olduğunun kanıtlanamadığını, kaza tarihinde gelir elde ettiğinin de kanılanamadığını, desteğin hangi çocuktan olduğunun belirlenmesi gerektiğini, basit yaralanması nedeniyle ...'in belirlenen iyileşme süresinin çok uzun olduğunu, psikiyatri giderlerinin davacının kaza sonrası psikolojisine ait olma ihtimali bulunmadığını, bilirkişinin hesaplamaları örtülü bir şekilde yaptığını, sonuca nasıl ulaşıldığının açıklanmadığını, müvekkilinin zararın tümünden sorumlu tutulmasının TTK'ya aykırı olduğunu, olsa olsa atfedilen kusur oranında sorumlu olmasının gerektiğini, ticari faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 11.09.2014 tarihinde davalı şirketin donatanı olduğu ... isimli yat ile ... isimli yatın hizmet botlarının çarpıştığı, meydana gelen deniz kazasında davacılar ... ve ... ...'ın desteği ... ...'ın öldüğü, ...'un kardeşi davacı ... ...'ın ise yaralandığı, kaza anında ... ve ...'in dava dışı ...'un kullandığı botun içinde oldukları, davalı ...'un ise kazaya karışan diğer botu kullanmakta olduğu, kazaya ilişkin olarak gerek dosya kapsamında gerekse ceza yargılamasında alınan ve denizcilik konusunda uzman bilirkişilerce düzenlenen raporlarda, istikrarlı şekilde, davalı ...'un % 80 oranında asli kusurlu bulunduğu, dava dışı ...'un kusur durumunun ise % 20 olarak belirlendiği; TTK'nın 1089. maddesinde kaptanın kusuruyla yol açtığı zararlardan dolayı, yolcular da dâhil, gemi ve eşyayla ilgili herkese karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, TTK'nın 1290. maddesinin ilk fıkrasında ise çatma, çarpışan gemilerin donatanlarının veya gemi adamlarının kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin donatanları, gemilerde bulunan kişilerin çatma yüzünden ölümünden veya yaralanmasından yahut sağlığının bozulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumlu olacakları, ikince fıkrasına göre, donatanların birbirine rücuunda, her donatanın, kusurunun ağırlığı oranında sorumlu olacağının hüküm altına alındığı; kaza nedeniyle maddi ve manevi olarak zarara uğrayan davacıların tazminat talep ettikleri, davacıların, ...'ın cenazesinin Avusturya'ya götürülmesi ve burada yakılarak gömülmesi nedeniyle yaptıkları ödemeleri talep ettikleri, her ne kadar davalı tarafça bu harcamaların fahiş olduğu savunulmuş ise de, cenaze giderleri yani gömme giderlerinin cesedi yıkama, kefenleme, taşıma, tabut, otopsi, yemek, davetiye ve ilan giderleriyle gömme, mezarlık ve mezar taşı vb. giderleri kapsadığı, bu giderlerin ölüm olayıyla doğrudan doğruya ilgili giderler olması ve ölenin sosyal, ekonomik durumuna, dini inançlarına uygun düşmesinin gerektiği (Fikret Eren, Borçlar hukuku Genel Hükümler, Ankara 2023, s.862), somut uyuşmazlıkta davacılar tarafından belgelendirilen ve ölüm olayıyla doğrudan doğruya ilgili olan giderlerin bu hususlara ilişkin olduğu ve bu taleplerin kabulüne isabetsizlik bulunmadığı; ...'ın ölümü nedeniyle anne ve babası olan davacıların onun desteğinden yoksun kaldıkları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 gün, 2016/5 E. ve 2018/6 K. sayılı kararında, anne-babanın, çocuğun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu vefat etmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek olacaklarının karine olarak kabulünün gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda yapılacak hesaplamaya esas olmak üzere, müteveffa ...'un gelirinin istinabe yoluyla araştırıldığı, ...'ın mimar olduğu, Viyana İli Belediye Meclisi 19. Bölge için Belediye Meclisi Bölge Dairesinin 08.01.2010 tarihli yazısına göre kendi iş yerinin bulunduğu, ... ...'ın ölümünden önce elde ettiği gelirin istinabe yoluyla Avusturya resmi makamlarından tespit edildiği ve bu gelir dikkate alınmak suretiyle Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı; öte yandan, kazada yaralanan davacı ... ...'ın yaralanmasının, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 29.04.2019 tarihli raporuna göre maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığının ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, yurt dışında çalışan ...'in gelirinin de istinabe yoluyla tespit edildiği ve geçici iş göremezlik zararının bu gelir dikkate alınarak hesaplandığı, yine, davacı ...'in kazadan sonra psikolojik tedavi gördüğü, bu kapsamda belgelendirdiği giderlerin sigorta tarafından karşılanmadığının ve bu tedaviyle kazadan sonra kız kardeşinin ölümü, kendisinin yaralanması ve bir süre tekerlekli sandalye ile yaşaması arasında illiyet bağının bulunduğunun düzenlenen doktor raporu içeriklerinden anlaşıldığı, davalı tarafın davacı ...'in bu nedenle uğradığı bu zarardan da sorumlu olduğu; dosya kapsamında maddi tazminata ilişkin alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu; mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının Dairemizce somut olayın özellikleri ve hakkaniyete uygun kabul edildiği; her ne kadar, davalı taraf davacıların tazminat taleplerine ilişkin zamanaşımı def'i ileri sürmüş ise de,  somut olay açısından ceza zamanaşımının 15 yıl olması nedeniyle TBK'nın 72/1. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolmadığı, TTK'nın yukarıda değinilen 1089 ve 1290. maddeleri nazara alındığında donatan konumundaki davalı şirketin tazminatın tamamından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, tacir olan davalı şirket yönünden avans faizine hükmedilmesinin de yerinde olduğu; yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.05.2023 tarih ve 2022/3464 E.-2023/3042  K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi  dava değeri olarak gösterilen yabancı para cinsinin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin de doğru olduğu anlaşılmakla, davacılar vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacılardan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 964,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 536,40-TL'nin davacılara iadesine, <br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı şirketten alınması gereken 147.455,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 36.863,75-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 110.591,25-TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-İstinaf aşamasında davacılar ile davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 31/01/2025\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70a026677a058821","SID":"6198554804e8a190"}}