{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1108 Esas<br>KARAR NO: 2025/120<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/03/2022<br>NUMARASI: 2019/402 E. - 2022/40 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; ... Sağlık Grubu 1992 yılından bu yana geleceğin sağlık hizmeti standartlarını belirleme yolunda ilerlediğini,... A.Ş olarak sağlık sektöründe hizmet vermeye başladıklarını, müvekkili şirket grubu halinde faaliyet gösteren bir çok firmadan oluştuğunu, 1999 yılından itibaren ... ile sağlık sektörüne hizmet vermeye başladığını 18.10.2004 tarihli yönetim kurulu kararı ile hayat olan hastane ismini ... olarak değiştirdiğini, 1995 yılından itibaren ... adlı sağlık sektöründe hizmet verdiği hastane adını 11.10.2004 tarihli ... kararı ile ... Avcılar olarak değiştiğini, bunun üzerine söz konusu değişikliğin işletme adı olarak tescil edildiğini, 2004 yılından bu yana kesintisiz ve aralıksız bir şekilde ... ibaresinin hizmet verdiğini, yine 09.03.2005 yılında özel diyaliz merkezi açılma izni belgesinde diyaliz Merkezini ... diyaliz merkezi olarak yazıldığını, bugün iş süreçlerine etkin bir şekilde sürdürebilmesi için müvekkili şirket unvanı ... A.Ş unvanı altında toplandığını 2004 yılından bu yana ... ibaresi ile 13 hastane sağlığın her alanında ve bir çok ilde bulunduğunu, vekil ... ibareli ve esas unsuru markaların orijinal ve özgün olduğunu, yaptığı yatırım harcadığı sermaye ve emek ile kazandığını ... ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, ancak davalı yan müvekkilinin marka olarak ... ibaresini adına tescil ettirmemesinden yararlanarak söz konusu markayı haksız ve hukuka aykırı surette adını tescil ettirerek söz konusu markayı müvekkilinin kendi adına tescil ettirmesini önüne geçmeye çalıştığını, müvekkili şirket iş bu markanın tescilinden 2004 yılından beri tescilsiz bir şekilde kullandığını, ... ibareli markanın Türk Patent nezdinde tescil ettirmek için müracaat ettiğinde söz konusu markanın davalı yan adına tescil edildiğini öğrendiğini, internette ... yazıldığında sadece müvekkili şirket haberleri çıktığını, bilindiği üzere marka sicile kayıt edilmesi ile birlikte kullanmaya başlamışsa bu halde tescilinin kurucu etkisinden bahsedildiğini, bunun istisnasının 6. madde ile getirildiğini buna göre markanın eskiye dayalı öncelikle kullanıcısı o markanın gerçek hak sahibi olduğunu, bir markayı ihdas ve istimal eden kimse o markanın gerçek hak sahibi olduğunu ve açıklayıcı etkiye sahip tescile karşı üstün ve öncelikle hak sağladığını marka tescilden önce kullanılması halinde sicile kaydedilmesi açıklayıcı nitelikte olduğunu buna karşılık eskiye dayalı hak sahibinin olabilmesi için bu kullanımın markasal nitelikli olması gerekli olmadığını, davacı adına tescilli şekil markaları ile davalıya ait markanın SMK mad. 5/1-c ve 6/1 açısından karıştırılma ihtimali olduğunu, davaya konu dava tescilli markaların tescilli olduğu emtialarda SMK'da ciddi kullanım olarak kabul edilen şekilde kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini, davalı yan tamamen kötü niyetli bir şekilde müvekkili şirket tarafından uzun yıllardan beri tescilli tescilsiz bir şekilde kullanılarak ayırt edicilik kazandırılan markalarının aynısını ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlerini müvekkili tarafından kullanılan 44. Sınıf veya türdeş emtialarda kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili markasının sektörün yaygın bilinirliği ortak ibarelerin güçlü bir ayırt edici niteliğe sahip olması da davaya konu markaları müvekkilİ markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını müvekkili şirket markaları ile davalı yan markalarının tescilli olduğu, emtiaların aynı veya türdeş olduğunu tüketicilerin markaların farklı firmalara ait olduğunu anlayabilmeleri mümkün olmadığını kaldı ki müvekkili şirket markasının toplumda ulaştığı bilinirlik her iki firmanın aynı sektörde faaliyet göstermesi ve aralarında bir dönem ticari ilişkinin olduğu hususu dikkate alındığında müvekkilinin markaların aynısını davalı arasında kötü niyetli bir şekilde tescil edilmesi nedeniyle tüketicinin her iki markasını ticari ve fiili bağlantı kurabileceğini açık olduğunu, davalının sayısız marka oluşturabilme imkanı varken müvekkiline ait markalarını kullanarak iş bu markanın gerçek hak sahibi gibi tüketiciler nezdinde Markalar arası bağlantı kurulmasını sağlayarak haksız yararlanmaya ve haksız kazanç temin niyetin açık göstergesi olduğunu belirterek, ..., ..., ..., ..., ..., ... başvuru nolu markaların hükümsüzlüğünü, ..., ..., ..., ..., ...,... başvuru nolu markaların tıbbi hizmetler alanında kullanmama nedeniyle iptalini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu markanın ..., ... markasının 44 nolu tıbbi hizmetler sınıfında kullanımı ile ilgili haklarının çok uzun yıllardan beri müvekkili şirketine ait olduğunu, bu bağlamda dava konusu ... ibaresinin ... markasını koruma ve kötü amaçlı tescil başvurularını önleme amaçlı olarak tescil edilen bir marka olduğunu, ... ibaresi... Başvuru/Tescil no” su ile 29.06.2006 tarihinden bu yana  müvekkili şirket adına 5, 10 ve 44 no'lu sınıflar için buna ilave olarak, ... ve ... başvuru/tescil noları ile yine 44 nolu tıbbi hizmetler sınıfı için müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu ve ... markası uzun yıllardır, ..., ...” da ... Caddesi ... Camii Altı'nda faaliyet gösteren  ... Tıp Merkezi ismi ile faaliyet gösteren sağlık kuruluşunda fiilen kullanıldığını, ayrıca müvekkilinin TPE nezdindeki ilk ... marka tescil başvurusu 04.11.2004 tarihli olup ... nolu olduğunu, markanın sahibi müvekkili Şirket ile aynı grup şirketleri arasında yer alan ... Hizmetleri ve Ticaret A.ş. arasında imzalanan İnhisari Olmayan Lisans Sözleşmesi kapsamında olup, adı geçen şirketin bu yöndeki 16.03.2012 tarih ve 103 sayılı Yönetim Kurulu kararı, 30.03.2012 gün ve 8038 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 316 ıncı sayfasında da tescil ve ilan edildiğini, bu kullanımı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün; Sağlık Kurumları-özel Tanı Ve Tedavi Merkezleri- Özel Tıp Merkezleri-Bahçelievler-özel ... tıp merkezi linkinde de açıkça yer aldığını. ayrıca kullanıma ilişkin bilgilerin mahkemeye sunulacağını, (Özel ... Tıp Merkezi Uygunluk Belgesi, müvekkili ... Ticaret A.ş.'ye kesilen marka kullanım bedeli faturaları, Fizik Tedavi Ünitesi Ruhsat Belgesi, Özel ... Tıp Merkezi Mesul Müdürlük Belgesi, Radyoloji Ünitesi Ruhsat Belgesi, Tıbbi laboratuvar Çalışma Belgesi, Vergi Kayıtları) takip eden dönemde, daha önce adı İstanbul Şehir Hastanesi olan hastane müvekkili Şirket tarafından devralınmış ve bu hastanenin işletme adı da Özel ... Hastanesi olarak ruhsata bağlandığını, marka sahibinin izni ile kullanılması da açıkça ciddi kullanım olarak kabul edildiğini, müvekkilinin, davacının geliştirdiğini ve bilinir hale getirdiğini iddia ettiği ... markasını kötü niyetli olarak tescil ettirerek menfaat temin etmeye ihtiyacı olmadığını, müvekkili ... markası ile ilgili ilk tescil başvurusunu 2004 senesinde yaptığını, daha sonrasında da kendi adına tescil ettirmiş olduğu bu markayı fiilen kullandığını, davacının önceye dayalı bir kullanım hakkının bulunmadığını, ... markasının müvekkili tarafından fiilen kullanıldığı ve SMK md. 9 da öngörülen beş yıllık süre boyunca kullanmama şeklinde bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını belirterek; hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep edilen ... tescil nolu ... markasının koruyucu marka olduğu dikkate alınarak, asıl marka  ...'nın da halen kullanılmakta olması nedeniyle, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla açtığı iş bu marka hükümsüzlüğü davasının reddini, talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince \"Dosya içerisine alınan  bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davacı şirketin 2004 yılından beri kesintisiz olarak ... ibaresi ile hizmet vermeye başladığını, davacının ... ibareli çok sayıda tescilli marka sahibi olduğunu, markaya uzun süredir harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, ... markası üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalı şirket tarafından davacının ... ibaresini tescil ettirmemesinden faydalanarak, hukuka aykırı bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, davaya konu davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın davacıya ait ... markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağının, davalı marka tescilinin kötü niyetli olarak tescil edildiğini, bu sebeplerle öncelikle markanın hükümsüzlüğüne ayrıca markanın 44. Sınıfta yer alan \"tıbbi hizmetler: tıbbı yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tıbbı klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi  hizmetleri, tıbbı amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler\" bakımından beş yıllık süre zarfında ciddi biçimde kullanılmadığı bu sebeple iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkememizce taraflar adına tescilli markalar, ticari sicil kayıtları, taraflar arasında daha önce görülmüş mahkeme dosyaları celp edilmiş, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi raporunca sunulan 05/04/2021 tarihli kök raporda davacının ... ibaresinin 2004 yılından beri kullandığı ve 44. Sınıflar bakımından öncelikli ve üstün hak sahibi olduğu, davalının tescillerinin kötü niyetli olduğunun ayrıca davaya konu markanın 44. Sınıfta yer alan hizmetlerde kullanılmadığı yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aldırılan 04/10/2021 tarihli ek raporda kök raporun tekrar edildiği, buna göre öncelikle hükümsüzlük talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacı şirket tarafından davaya konu  ... numaralı ... ibareli markanın SMK'. nun 6/1 ve 3. Maddeleri uyarınca gerçek hak sahipliği ve markalar arasındaki benzerlik sebebiyle hükümsüzlük talepleri yönünden davaya konu ... sayılı markanın 06/07/2006 tarihinde tescil edildiği, SMK' nun 25/6. Maddesi uyarınca \"marka sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmış ise sonraki marka tescili kötü niyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez\" denilmekle tarafların ortak olarak sağlık alanında hizmet verdiği ve birbirlerinin markalarından ve kullanımlarından haberdar olduğu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 13 yıllık bir süre olduğu, bu sebeple gerçek hak sahipliği ve benzerlik sebebiyle markaların hükümsüzlüğü talebinin ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından bu yöndeki taleplerinin reddine, kötü niyetli tescil talebi bakımından ise kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük taleplerine sessiz kalma savunması ileri sürülemeyeceğinden mahkememizce kötü niyetli tescil iddiası nedeniyle yapılan değerlendirmede, Yargıtayın sürekli ve istikrarlı kararlarında belirttiği üzere kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekir çünkü aslolan iyi niyettir, davacı şirketçe kötü niyete gerekçe olarak tarafların uzun yıllara dayalı olarak aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davalının bunu bilmesine rağmen markayı kendi adına birebir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirmesinin kötü niyeti olduğunu iddia etmiş, mahkememizce markalar karşılaştırıldığında, davacı şirketin ... ibareli çok sayıda tescilli markasının olduğu, davaya konu ... markası ile davacı adına tescilli ... markaları karşılaştırıldığında, kısmi olarak markalar arasında benzerlik olduğu  ve  tarafların aynı sektörde, sağlık alanlarında faaliyet göstermeleri sebebiyle, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa da sebebiyet verebileceği,bu sebeple davalının kötü niyetli marka tescilinde bulunup bulunmadığı yönünden yapılan incelemede, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ... markasının 2002 yılından beri davalı adına tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markası ile benzer olduğunu ... markası üzerinde gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu, buna ilişkin marka kayıtları da incelendiğinde, davalı şirket adına kayıtlı bulunan  ... numaralı  ... ibaresinin ... ibaresi ile benzer olduğu, ... ibaresinin ... ibaresinden türetilerek davalı şirket tarafından çeşitli marka tescillerine konu edildiği, buna göre davacı şirketçe ... ibaresinin ilk olarak 2004 yılında kullanıldığı belirtilmişken davalı şirketçe ... ibaresine çok benzer şekilde ... markasının 2002 yılında tescil edildiği, davalı tarafından daha sonra kullanılan ve tescile konu edilen ... markalarının ... ibaresinden türetilmiş olduğu buna göre davalının ... markasına benzer bir şekilde kullanmış olduğu ... markasının davacının ilk kullanımda bulunduğunu belirttiği tarih olan 2004 yılından önce olması sebebiyle marka üzerinde gerçek hak sahipliği bakımından davacı iddialarının kanıtlanamadığı, davalı şirketin 2002 yılında tescil ettirdiği ... ibaresinden türetmek şeklinde kullandığı ... ibaresi ve bu şekilde yaptırılan tesciller bakımından kötü niyetli hareket ettiğinin düşünülemeyeceği, bu sebeple kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük iddiası bakımından da ,kötüniyet iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerektiği, kullanılmama sebebiyle iptal talebi bakımından ise, SMK ' nun 26. Maddesinde hangi hallerde markanın iptaline karar verileceği belirtilmiş olup, yine SMK nun 9-1 Maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye' de ciddi biçimde kullanılmayan yada kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Yine 9/2.a) maddesi uyarınca markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması kullanma kabul edilir, buna göre; davalı şirketçe davaya konu edilen ... markasının kullanılıp kullanılmadığı yönünden yaptırılan İnternet ve mali veriler üzerindeki inceleme neticesi aldırılan bilirkişi kök raporunda markanın beş yıl içinde ciddi bir biçimde kullanılmadığı yönünde görüş bildirildiği, davalı şirketçe İnternet üzerinde yapılan incelemede ve Mali incelemede sadece ... ibaresinin kullanıldığı sonuçlarına ulaşılıp ... ibaresinin kullanıldığına dair herhangi bir sonuca ulaşılamadığı, yine ticari defterler üzerinde yaptırılan incelemede davalı tarafından ... ibaresinin kullanılmadığı, davalı şirketçe her ne kadar ... ibaresinin kullanıldığını bu sebeple bu kullanımın ... markası yönünden de kullanım sayılacağı yönünden de beyan ve itirazda bulunulmuş  ise de ... ibaresinin başına ... eklenmek suretiyle markanın farklılaştırıldığı, bu farklı kullanımının SMK' nun  9/2-a) uyarınca usul ve yasaya uygun olarak bir kullanım kabul edilemeyeceği zira ... ibaresinde yer alan ...  kökünün İngilizce olup TIP anlamına geldiği, sağlık sektörü yönünden zayıf bir marka olduğu ... kökünden üretilen ...  markasının da esas itibariyle zayıf marka olduğu bu sebeple markanın başına getirilen PANA ibaresinin markayı kısmen farklılaştırdığı, bu bakımdan ... ibaresinin kullanılmasının ... markası yönünden kullanım kabul edilemeyeceği yine gerek yasa koyucu gerekse Yargıtay uygulamalarda iptal talepleri bakımından kullanılmayan sicilde gereksiz yere yer tutan markaların iptal edilmesinin gerektirdiği, ayrıca marka kullanımının SMK' nun 9/1. Maddesi uyarınca Türkiye'de ciddi bir biçimde ara verilmeksizin beş yıl kesintisiz olarak kullanılması gerektiği belirtilmiş olmakla, davalı şirketçe  SMK'.nun 9.1.maddesi uyarınca ... markasını kullandığını ispat edemediği, ... markasının kullanılmasının davaya konu ...numaralı ... markası bakımından kullanma sayılamayacağı anlaşılmakla, kullanılmama talebi yönünden davanın kabulüne karar verilerek, neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddi\" şeklinde gerekçeleri ile;Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Hükümsüzlük talebi yönünden davanın reddine, Kullanılmama nedeniyle iptal yönünden davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın tescilli olduğu 44. Sınıflar bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline,  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Sağlık Grubu hastanelerinde, hasta güvenliği, etkin ve kaliteli hasta bakımı ve tedavisi önceliğiyle dünyanın önde gelen kurumlarıyla eşit kalitede ve ... (...) akreditasyon standartları ve Sağlık Bakanlığı Hizmet Kalite Standartları ile (SHKS) tam uyum içer de hizmet verildiğini, ... Sağlık Grubu Modern yapılarda, çağdaş, ileri teknoloji altyapı ve gelişmeleri anında takip eden bir vizyon ile verimliliğini sürekli geliştiren bir kurum olma hedefiyle çalıştığını, Türkiye'de ve dünyada sağlık hizmetlerinin gelişimini izlemeyi, uluslararası kabul görmüş standartlarla, yöntem ve uygulamalar bünyesinde barındırmayı ve hastalarına sunmayı hedeflediğini, müvekkili ... ibareli ve esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, mahkemeye delillerin ikamesi aşamasında müvekkilinin ... ibareli markalarına ait bir kısım Fatura, Katalog, Broşür, Gazete ve Dergilerde yer alan haberleri arz edileceği  ve söz konusu evraklardan da görüleceği üzere müvekkili mezkur markasına ciddi yatırım yaparak ayırt edicilik kazandırdığını, ve gerçekleştirdiği yatırımlar ile sektöründe ayrıcalıklı bir yer edindiğini,  huzurdaki dava esasen davalı yanın aynı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve birbiri ile aynı amaçlar ile adeta birbiri yerine tescil edildiği, Panamedica, ..., Panamedika ve ... ibareli markalarına karşı ikame edildiğini,     müvekkili şirket ... ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, ancak davalı yan müvekkilin marka olarak ... ibaresini adına tescil ettirmemesinden yararlanarak söz konusu markayı Türkpatent nezdinde haksız be hukuka aykırı surette adına tescil ettirerek müvekkilin söz konusu markayı adına tescil ettirmesinin önüne geçmeye  çalıştığını, müvekkili şirketin işbu markanın tescilinden 2004 yılından beri tescilsiz bir şekilde kullandığını, ... ibareli markanın Türkpatent nezdinde tescil ettirmek için müracaat ettiğini ve daha sonra davalı yanın müvekkili markalarına itiraz etmesi sonrası taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlık devam ederken, müvekkili markalarından haberi olan davalı yanın dava konusu marka ve benzeri diğer markaları kendi adına tescil ettirdiğini öğrendiğini, müvekkili ... A.Ş öncelik ve üstün hak sahibi olmasına istinaden İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/82 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin ... ibareli markalarda öncelik ve üstün hakka sahip olduğundan bahsedilerek davalı yan adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğü talepli dava ikame edildiğini, bu davada  mahkemece müvekkilinin markasal kullanımı ispat edilemediğinden bahsedilerek davanın reddine karar verildiğini, müvekkili ... ibareli markasını 2004 yılından bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili markasını oluşturduktan sonra davalı yan tamamen kötüniyetli bir şekilde marka müracaatında bulunduğunu, davalı yan herhangi bir yatırımda bulunmadığı markasını salt müvekkilin adına tescil ettirmesini engelleyebilmek için alternatif markalar yaptığını, tarafça ikame edilmiş olan dava mahkemece her marka için ayrıldığı ve her marka için ayrıca karar verildiğini, dolayısıyla birbiri ile neredeyse aynı olan markalar için dosyalara birçok bilirkişi raporu girdiğini, huzurdaki dava ve de diğer dosyalar olan ..., ...., .., ..., ..., ..., ..., ..., ... esas sayılı dosyalarda alınmış bilirkişi raporlarında da açıkça müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu, 2004 yılından bu yana markasını ciddi ve yoğun surette kullandığını, bu hali ile markanın üstün ve öncelikli hak sahibi olarak ve önceye dayalı markasal kullanımları nedeni ile müvekkili davalı markalarının tesciline engel olma yetkisine sahip olduğu gösterildiğini, dolayısıyla yerel mahkeme öncelik hakkına ilişkin yapılmış hatalı değerlendirmenin yerinde olmadığını,  müvekkili şirketin ... ibareli ve esas unsurlu markaları ... Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi adına tescilli ... numaralı ... ibareli marka karşısında, tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, mahkemenin yapmış olduğu incelemede “Tarafların ortak olarak sağlık sektöründe hizmet verdiği ve birbirlerinin marka ve kullanımlarından haberdar olduğunu, markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 9 yıllık bir süre olduğu ve bu sebeple gerçek hak sahipliği ve benzerlik sebebiyle hükümsüzlük iddialarının ileri“ sürülemeyeceği” şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğunu, müvekkili tarafından markanın tescil edilebilmesi için tescil başvurusunda bulunması üzerine davalı adına 2006 yılında ... ibareli markaların tescil edildiği öğrenildiğini, davalı yanın hukuka aykırı marka tescili nedeni ile müvekkilinin marka başvurularının reddine karar verildiğini, davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığı ve müvekkilinin “...\" markası hakkında markasal kullanımının ispat edilemediğine karar verildiğini, taraflar arasında “...” ibaresi üzerinde öncelikli hak sahipliğinin incelendiği ve bu hususun çekişme konusu olduğu, müvekkkili tarafından ikame edilmiş bir hükümsüzlük davası, işbu davanın ikame edildiği davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan belgeler incelendiğinde de, davalı tarafından tescil edilmiş her türlü markaya karşı marka tescil aşamasında itiraz edildiğini, davalı yanın itirazları üzerinde Türkpatent yeniden inceleme ve değerlendirme kurulu tarafından müvekkili markaları kısmen reddedildiğini, müvekkili tarafından işbu markaların kısmen reddine ilişkin YİDK kararına karşı Ankara 1. Fikri ve Sına Haklar Hukuk Mahkemesi 2006/669 sayılı dosyası ile YİDK kararının iptali davası açıldığını, mahkemece verilen kararda davalı yanın markaları ile müvekkilinin tescile konu markalarının benzer olmadığını, somut olayda mahkemece açıkça davalı yan ve müvekkilinin birbirinden haberdar olduğuna hüküm getirildiğini, yine davalı yan tarafından da açıkça bu markaların “...\" ibareli markaları sözde korumak amacı ile tescil edildiği beyan edildiğini, sunulan diğer belgeler kapsamında müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu ve davalının da müvekkilinden haberdar olduğunu,  dava ile birlikte ikame edilen seri dosyalar olan ..., ..., ..., ve diğer dosyalarda davalı yanın müvekkilinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, 2019/394, 2019/407, 2019/408 ve 2019/409 esas sayılı dosyalarda doğrudan davalı yanın kötüniyetli olarak markaları tescil ettirdiği tespit edildiğini, tüm bu değerlendirmelere rağmen mahkemece aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi raporları arasında yer alan çelişkiler giderilmediği gibi, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin aksine karar verildiği ancak bu kararın nedeni yeterince gerekçelendirilemediğini, mahkeme aşamasında düzenlenen raporda  Bilirkişiler ek raporda müvekkilin SMK 6/3 anlamında öncelik hakkı ve başvuruyu önleme hakkına sahip olduğu kanaatine varmışlarsa da kök rapor içeriğinde müvekkilin tescilli markalarına istinaden “...” ile “...' ibarelerinin benzer olsa da emtialar ve hedef kitleleri açısından iki ibarenin benzer olmadığı bu sebeple iltibas ihtimalinin bulunmadığı kanaatine vardıklarını, Kök raporda müvekkilin öncelik hakkına değinmeden yalnızca müvekkilin tescilli markaları üzerinden hükümsüzlüğü istenen markalara dair inceleme yapılmışken ek raporda müvekkilin üstün hak sahibi olduğunun belirtmesi ancak ne kök raporda ne ek raporda bu durumu değerlendirmeye alınmaması raporlarda çelişki ve karışıklık yarattığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin ... ibareli tescilli markaları ve tescilli olduğu emtialar dikkate alınarak inceleme yapıldığı ve her ne kadar davalı yan adına tescilli “...\" ibaresinin bu ibare ile benzer olduğu kanaatine varılmış olsa da hatalı şekilde müvekkili yanın markalarının tıbbi hizmetler ile aynı veya benzer alanda tescilli olmaması sebebi ile iki ibarenin tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalı olmadığı neticesine varıldığını, müvekkili öncelik hakkına sahip olmasına rağmen davalı yanın kötüniyetli tescilleri sebebi ile markasını tıbbi alanlarda tescil ettiremediğini,  davalı ... Sağlık Ve Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi adına 01.07.2010 tarih ve ... no ile tescilli ... Şekil, 01.07.2010 tarih ve ... no ile tescilli ... Şekil, 06.07.2006 tarih ve ... no İle tescilli ..., 06.07.2006 tarih ve ...no İle tescilli ..., 22.07.2005 tarih ve ... no ile tescilli Panamedica, 22.07.2005 tarih ve ... no İle tescilli ... ibareli ibareli markalara ait tescil belgeleri davaya konu markalar irdelendiğinde de müvekkili şirket markalarının esas unsuruna yaklaştırma ile iltibas oluşturduğunu,   davacı tarafın markasının değeri ve davacı tarafın istemi ve Borçlar Kanunu hükümleri de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle 28.885,66 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğini, davaya konu markada ... kelimesi bütün içerisinde dikkat çekici şekilde ön planda tutularak yazıldığını, davalı yan markasında müvekkili markası olduğu gibi kullanıldığını, eklenen Pana müvekkili şirket adına usul ve yasaya uygun surette tescil başvurusu yapılan incelendiğinde kendine özgü ve orijinal şekil unsuru markalar dikkati çektiğini, söz konusu şekil ekinin hiçbir anlam değiştirmediği ön  unsurunda ... kelimesi yazılarak planda  ... ibarelerinin olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin markalarını İngilizce yazı karakterinde kullandığını, Türkçe de “...\" olarak okunduğundan karşı taraf markası ile birebir olduğunu, markada yapılmış “c\" ve “k” değişikliği okunuşu  değiştirmediğinden  markada hiçbir farklılık yaratmadığını, müvekkili şirket markası ile karşı taraf markası karşılaştırıldığında her iki marka arasında hiçbir fark olmadığı görüleceğini, müvekkilinin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, yerel mahkemece verilmiş davanın kısmen reddine ilişkin karara karşı istinaf sebeplerini sunar yerel mahkemenin kısmen redde ilişkin hukuka aykırı ve çelişkili  eksik inceleme mahsulü kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu üzere \"...\" ibaresi ... Başvuru Tescil no’ su ile 29.06.2006 tarihinden beri, müvekkili şirket adına 5, 10 ve 44 no’lu sınıflar için buna ilave olarak, ... ve ...başvuru tescil noları ile yine 44 nolu tıbbi hizmetler sınıfı için müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu ve ... markasının uzun yıllardır ..., ...’ da ... Caddesi ... Camii Altı'nda faaliyet gösteren Özel ... Tıp Merkezi ismi ile faaliyet gösteren sağlık kuruluşunda fiilen kullanıldığını, markanın sahibi müvekkili Şirket ile grup şirketleri arasında yer alan ... Poliklinik Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.ş. arasında imzalanan inhisari olmayan Lisans Sözleşmesi kapsamında olup, adı geçen şirketin bu yöndeki 16.03.2012 tarih ve 103 sayılı Yönetim Kurulu kararı, 30.03.2012 gün ve 8038 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 316 ıncı sayfasında da tescil ve ilan edildiğini, yine İstanbul il Sağlık Müdürlüğü kayıtlarında açıkça görüleceği üzere, daha önce unvanı özel İstanbul şehir hastanesi olan hastanenin adı da 28/8/2014 tarih ve 48880 sayılı valilik oluru ile Özel ... Hastanesi olarak değiştirildiğini, dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesi'nce de kabul edildiği üzere \"...\" markası müvekkili tarafından kullanıldığını, bu sebeplerle  İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/402 Esas 2022/40 Karar sayılı ve 17/03/2022 tarihli \"Kısmen Kabulü\" yönündeki kararı, usul ve yasaya aykırı olduğundan, HMK.m. 341 vd. Hükümleri uyarınca  Kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ya da yeniden yapılacak yargılama ile davanın tümden  reddine,  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yan  markasının uzun yıllardan beri kullanıldığını iddia ettiğini, davalı yanın ... ibaresini de ciddi anlamda kullandığını kabul etmediğini, davalı yanın ticari defterlerinde ... ibaresinin kullanıldığını gösteren herhangi bir belgeye rastlanılmadığını, işbu dosya, ve seri dosyalar kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarının tümünde davalı yanın ... ve türevi markalarını ciddi surette kullanmadığı değerlendirmesi yapıldığını, taraflar arasında görülmekte olan seri dosyalarda tanzim edilmiş raporlar incelendiğinde davalı yanın ... ibareli markasını ciddi surette kullanmadığı yönündeki tespitlerin açıkça görülebileceğini, dolayısıyla gerek bilirkişi raporları gerek mahkeme kararı ile davalı yanın markasını ciddi anlamda kullanmadığı sabit hale geldiğini, markaların esas unsuru benzer veya ortak olması, önceki tarihi markanın kullanımının, sonraki tarihli markanın kullanı teşkil edeceği anlamına gelmeyeceğini, davalı yan da markayı kullanmak için değil “...” markasını korumak için tescil ettirdiğini ve markasını ciddi anlamda kullanmadığını beyan ettiğini, bilirkişilere verilmiş beyanda da ... ibareli bir evrak, resmi belgenin mali kayıtlarda bulunmadığı ifade edildiğini ve kayıtlarda gerçekten de bu markanın kullanımı anlamında herhangi bir ibareye rastlanmadığını, her ne kadar ... markasının kullanımı dava konusu markanın kullanımı anlamına gelmeyecekse de davalı yan “...” ibaresini de markasal olarak ciddi anlamda kullanmamakta olduğu ve işbu sebeple de davalı yanın iddialarının kabulü mümkün olmadığını, davalı yan lisans sözleşmesi vermiş olduğunu, ...A.Ş, tarafından markanın ciddi olarak kullanıldığı ifade edilmişse de işbu iddianın kabulü mümkün olmadığını, davalı yanın markanın ciddi kullanımı iddialarını ispat etmek amacı ile dosyaya sunduğu ve bilirkişilerce de incelenmiş faturalar incelendiğinde bahsi geçen faturalar markanın Yargıtay ciddi biçimde kullanımı ancak tüketiciye ve markanın ayırt ediciliğinden ve piyasada ürün bulunması, pazar yaratılması kaydıyla ciddi kullanımdan bahsetmenin mümkün olduğuna işaret ettiğini, bu faydalanmaya yönelik olması gerekir doğrultuda bakıldığında dosyaya sunulan faturalar davalı markasının kullanıldığına delil oluşturmayacağını, diğer yandan bilirkişilerin de ifade ettiği üzere Sağlık Bakanlığı üzerinden ... olarak yapılan aramalarda da müvekkili şirket ile karşılaşıldığının, bu durumda davalı tarafın ... başvuru nolu markayı tıbbi hizmetler alanında  markayı tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde kullanılmaması veya kullanıma beş yıl süreliğine ara verilmesi halinde markanın kullanılmama nedeniyle iptal edilebileceğini, bununla birlikte markanın yalnız marka tarafından bahşedilen hakların elde tutulmasına yönelik sembolik bir kullanımda ciddi kullanım olarak kabul edilmeyeceğini, markanın temel işlevine uygun kullanımın şart olduğunu, davalı yan markasını SMK'nın aradığı anlamda ciddi olarak kullandığını ispatlayamadığını, kullanmadığı diğer bir markanın kullanıldığını iddia etmesi tümüyle çelişkili ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, davalı yanın İstinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, davaya konu edilen markadan haberdar olmasına rağmen uzun yıllar sessiz kaldıktan sonra bir anda, kötü niyetli olarak, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/393 Esas sayılı dosyası üzerinden, ... sayılı \"... Şekil\"; ... sayılı \"... Şekil\"; ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\" markalarının hükümsüzlüğü (ve kullanmama nedeni ile iptali) talebi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının,  yıllar sonra açmış olduğu iş bu dava, TMK md. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, müvekkili şirket adına,  ... markası 2002, ... markası da 2006, ... markasının davacı adına tesciline engel teşkil eden ... markası da yine 2002 yılından bu yana  müvekkil adına tescilli olduğunu,  İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarında açıkça görüleceği üzere, daha önce unvanı özel İstanbul şehir hastanesi olan hastanenin adı da 28/8/2014 tarih ve 48880 sayılı valilik oluru ile  ... Hastanesi olarak değiştiriltiğini, bu hastanenin işletme sahibi müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirket, \"...\" markası ile ilgili ilk defa  03.11.2004 tarihinde TPE nezdinde başvuru yaptığını, daha sonra müvekkili şirket de ... markasının tescili için ikinci kez başvuruda bulunduğu ve bu talebi ... başvuru nosu ile kabul edildiğini, benzer şekilde ... ibaresi de ... no ile tescil edildiğini, ... markasının, müvekkili şirket adına 2002 yılından beri tescilli bulunan ve fiilen kullanılan ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve bu suretle de haksız rekabet ve haksız iltibas yarattığı,  müvekkili şirketin ... ve ... markaları ile ilgili olarak; \"05.01, 05.02, 05.03, 05.04, 05.05, 05.06, 05.09, 05.10, 10.03, 10.05, 10.08. 10.09 ve 44.01 nolu sınıflar yönünden\" hükmen kazanılmış hakları doğduğunu, davacı şirketin gerçek hak sahipliği hususundaki açıklamaları kabul edilemeyeceğini, davacının \"...\" markasını ve dahi dava konusu markayı müvekkili şirkete ait olan ve fiilen ciddi bir şekilde kullanılan \"...\"  markası bulunurken kendi adına tescil ettirmesi mümkün olmadığını, 2004 yılında \"...\" markasının kullanımı ile ilgili bir takım girişimleri olduğu belirtilmişse de davacı, iki yıl boyunca bu markanın tescili ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin, \"...\" markası ile ilgili ilk başvurusu 04.11.2004 tarihinde olduğunu, bu hususta Yargıtay'ın da yerleşik içtihatlarında  belirttiği gibi önceye dayalı kullanım hakkı ve kötü niyetten bahsedilebilmesi için üçüncü kişinin tescil başvurusundan önce markanın kullanılması ve belli ölçüde ayırt edicilik sağlanması gerektiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/402 Esas 2022/40 Karar sayılı ve 17/03/2022 tarihli davacının \"markanın hükümsüzlüğü taleplerine\" dair \"kısmen red\" kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf taleplerinin reddine 7/03/2022 tarihli \"davanın kısmen kabulüne\" ilişkin kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu  davalı adına tescilli olan  ... markasının hükümsüzlüğü ve kullanılmama nedeni ile iptali davasıdır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05/04/2021  tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\" Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; Koruyucu markalar asıl markanın benzerlerinin tescil edilerek asıl markanın koruma alanının artırılmasını amaçlamakla birlikte bu koruyucu nitelikteki tesciller açısından açılan hükümsüzlük veya iptal davaları noktasında bağımsız bir tescil olarak kanunda sayılan şartları  ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden; Bu noktada davalının ... başvuru nolu markası ile davacının önceki tarihli markalarının “...” ibaresinin anlamlı bir kelime oluşturmuyor oluşu ve internette yapılan araştırma neticesinde yaygın bir kullanımı olmadığı görüldüğünden davacının “...” ibareli öncelikli tescilleri bakımından davalının hükümsüzlüğü istenen markaları ile esaslı unsurları açısından benzer olduğu, ancak davacının tıbbi hizmetler ile aynı veya benzer alanda marka tescili de olmadığından ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, aynı sektörde faaliyette bulunan firmaların birbirinden haberdar olmaları beklendiği, kötü niyet göz önüne alınırken TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü neticesinde, davacı tarafından “...” ibaresinin kullanımı, yapmış olduğu yatırımlar ile sağlanan ayırt edicilikten davalının haberdar olmaması mümkün olmadığı, “...” ve “...” ibarelerinin telaffuzunun aynı oluşu, 2006/32924 başvuru nolu  ibaresi ile “...” ibaresinin benzerliği de görüldüğünden SMK mad.9 bağlamında kullanım lisans alan tarafından da gerçekleştirilebileceği, mali yönden yapılan incelemede görüldüğü üzere davalı “...” ibaresini tıbbi hizmetler alanında kullandığı, hükümsüzlüğe ilişkin yapılan değerlendirmede davalının iptali istenen tescilli markası olan “...” ibaresinin “...” ibaresi ile benzerliği açısından mad 9 bağlamında markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması olduğuna yönelik görüş ve kanaatlere varılmıştır. Bilgisayar mühendisi yapmış olduğu incelemede; www....com isimli arama motorunda “...” ibaresi ile yaptırılan aramada tek bir sayfada toplam 51 adet sonuca ulaşıldığı, ulaşılan sonuçlarda ... ibaresini davacı ve davalının kullanımına yönelik herhangi bir sonuca ulaşılamadığı tespit edilmiştir. Mali bilirkişi olarak yapmış olduğum inceleme neticesinde SMK'nın “Markanın Kullanılması” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir; “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Davalı ... Sağlık Ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. nin dava konusu “... “ markasını kullandığına dair resmi evrakları üzerinde herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Davalı vekili ile yapılan görüşmede “”... * markası “...” markasını korumak için tescil edilmiş bir alt markasıdır. \"...” markası herhangi bir resmi evrakata kulanılmadığı şeklinde açıklamada bulunmuştur. “...” adlı markanın grup şirketler içerisinde yer alan dava dışı ...  Hizmetleri Ticaret A.Ş. tarafından liste halinde verilen faturaların üzerinde kullanıldığı tespit edilmiş olduğunu\" belirtmişlerdir. 31/08/2021 tarihli ek raporda özetle: Tarafların beyan ve itirazlarının dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu kök rapordaki kanaati değiştiren bir husus olmadığına dair raporu sunmuşlardır  Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin  2004 yılından beri kesintisiz olarak ... ibaresi ile hizmet vermeye başladığını, davacının ... ibareli çok sayıda tescilli marka sahibi olduğunu, markaya uzun süredir harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, ... markası üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalı şirket tarafından davacının ... ibaresini tescil ettirmemesinden faydalanarak, hukuka aykırı bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, davaya konu davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın davacıya ait ... markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu belirterek öncelikle  markanın hükümsüzlüğü ile 44. Sınıfta yer alan \"tıbbi hizmetler: tıbbı yardım hizmetleri, hastane hizmetleri, tıbbı klinik hizmetleri, kan bankası hizmetleri, diş hekimliği hizmetleri, hemşirelik hizmetleri, optik hizmetler, fizik tedavi  hizmetleri, tıbbı amaçlı masaj hizmetleri, ilaç önerme, eczacılık hizmetleri, psikologlara ait hizmetler\" bakımından beş yıllık süre zarfında ciddi biçimde kullanılmadığı gerekçesi ile markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ; -Davacı vekili, davalıya ait markalar hakkında açtıkları davada verilen  tefrik kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkemece yargılamanın sağlıklı yürütülmesi bakımından  tefrik kararı verildiği ve karar tarihi dikkate alındığında  tefrik olunan  davaların karara bağlandığının anlaşıldığı , uyuşmazlığın  ... ibaresi üzerindeki öncelik hakkının hangi tarafa ait olduğu hususnda toplandığı bunun haricinde  özellikle markaların benzerliği, tescilde kötüniyet  ve markanın kullanımına ilişkin delillerin her marka için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereği ile  usul ekonomisi dikkate alındığında gelinen  aşamada tefrik kararına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. -Hükümsüzlük davasına ilişkin olarak,  mahkemece, gerçek hak sahipliği ve iltibas sebebine dayalı hükümsüzlük talebi hakkında , dava konusu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 6 yıldan fazla süre geçtiği,  sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği kabul edilmiş ise de; esasen  SMK 25/6 maddesinde düzenlenen ,  sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınır. Burada sessiz kalma olarak kastedilen durum hak sahibinin  markayı iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması bu yolla dava açılmayacağı izlenimi verilerek  markaya yatırım ve emek sarf edildikten sonra dava açma hakkını kullanmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmasıdır. Her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir.Somut olayda, dosyaya sunulan delillerle;  taraflar arasında  2006 yılından itibaren “...” ibaresi üzerinde gerek tescil başvurularına itiraz gerek bu itirazlar hakkında iptal  ve gerekse tescil olunan markalarla ilgili hükümsüzlük davalarına konu edilen uyuşmazlığın başladığı ve süre geldiği , dava konusu  ... markası ile  taraflar arasında uyuşmazlık konusu ... markası  arasında  yüksek benzerliğin sabit olduğu , dolayısıyla  ... ibaresi üzerinde  taraflar arasında uzun süredir devam eden uyuşmazlığın varlığı karşısında , davacının marka tescillerine sessiz kalmadığı , sessiz kalma nedeniyle hak kaybından ve davanın açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan  söz edilemeyeceği , mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda, iltibas ve gerçek hak sahipliği iddiaları üzerinde durulması gerekmektedir. SMK 6/1 maddesine dayalı iltibas iddiası;  Davalıya ait ...  ve  Davacıya ait  ... markaları arasında işitsel görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markalardaki tek farkın içindeki \"C\" ve \"K\" harfleri olduğu ancak bu farklılığın her iki markanın aynı şekilde okunması nedeniyle markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı işaretlerin ayırt edilemeyecek nitelikte benzer olduğu sabittir. Ancak  davalıya ait “...” markasının tescil tarihinden önce davacının,  “Tıbbi hizmetler”  için tescilli “...” esas unsurlu markası bulunmadığından, \"Tıbbi hizmetler” yönünden  SMK’nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı ,  davalı markasının  tescilli olduğu  05 ve 10. Sınıflar yönünden ise, aynı sınıflarda  davacıya ait eski tarihli   \"... \",  \"...\",  \"... +Şekil\" markalarının tescilli olmaları nedeniyle markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle iltibas oluşturduğundan  SMK’nun 6/1. Maddesi uyarınca  hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. <br>Gerçek hak sahipliği iddiası; Davacı şirket ,  ... markasını 2004 yılından itibaren   iş yerlerinde tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığı ve bu ibare üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu iddiasına dayanmıştır. İstanbul  Anadolu 1.FSHHM'nin 2016/95Esas, 2017/10 Karar sayılı ilamda, \"Davacının özel hastane olarak faaliyet gösterdiği ve hizmet verdiği işletmesinde \"tanıtma işareti\" olarak ... ibaresini kullandığı ve davalının 2006/31476 tescil sayılı markasının tescil başvuru tarihinden önceye dayalı \"tıbbi hizmetler” için kullanım hakkı bulunduğu,  davalıya ait 2006/31476 tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine\"   karar verildiği,  kararın temyiz incelemesi sonucu  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2484 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile 07/01/2019 tarihinde  onanmak suretiyle kesinleştiği , kesinleşen bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu , buna göre 2004 yılı  son çeyreğinden itibaren \"...\" markasının davacı tarafından işletme adı ve tescilsiz hizmet markası olarak kullanıldığı, SMK’nun 6/3. Maddesi uyarınca davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle 44. sınıftaki tıbbi hizmetler için öncelik hakkı  sahibi olduğu, sağlık alanında ... ibaresi \"tıp, tıbbi\" anlamlarına gelen ve yaygın kullanılan ,hizmeti tanımlayan ibare olması nedeniyle farklı eklerle marka tesciline konu edilebilecek ise de ,  davalının ... ibareli markasının bu nitelikte yeterli ayırt edicilik katılarak oluşturulmuş bir marka tescili olmadığı ,  davacının markasını aynen içermesi nedeniyle markanın farklı unsurlarla tescili olarak yada davalının eski tarihli  ... ve ... ibareli markalarının devamı olarak kabulüne olanak bulunmadığı , mahkemenin öncelik hakkının davalıda olduğu kabulüne gerekçe yapılan davalının ... numaralı  ...  markasının 28.12.2022 tarihi itibariyle,  ... numaralı ... markasının 08.11.2022 tarihi itibariyle  hükümden düşmüş olduğu, davalının davacıya nazaran   \"...\" ibaresi üzerinde tescilli yada tescilsiz korunmaya değer öncelik hakkının bulunmadığı,   mahkemenin aksi yöndeki kabulünün  ve gerekçesinin yerinde olmadığı,  davacının “tıbbi hizmetler” için öncelik hakkına sahip olduğu “...” markası ile davalının 44. 05. 10. Sınıfta  sınıfta tescilli “...” markası  karşılaştırıldığında,yukarıda izah edildiği üzere ; markaların ayırt edilemeyecek nitelikte  benzer oldukları,  ortalama tüketici nezdinde ,  davacıya ait seri marka olabileceği ve işletmeler  arasında bağlantı kurabileceği, bu nedenle davalının “...”  markasının  tescilli olduğu 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler” için SMK’nun 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Kötüniyetli tescil iddiası; Diğer yandan , taraflar arasında  2006 yılından itibaren  “...” ibaresi üzerinde uyuşmazlık olduğu , tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, davacının tescilsiz hizmet markası olarak 2004 yılından itibaren kullandığı “...”  unsurlu markalarıyla ilgili , yoğun yatırım yaptığı İstanbul ve başkaca illerde tıbbi hizmetlerde çok sayıda hastane ile faaliyet yürüttüğü, ilgili sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığı, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen ... markasını korumak amacıyla tescil edildiği ve fiilen kullanılmadığı , yedekleme niteliğinde bir tescil olduğu   dikkate alındığında; davalının   “...” markası ile yüksek benzerliği olan  dava konusu markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği,  markanın kötüniyetli tescil edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı  dava konusu markanın SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınması gerektiği  kanaatine varılmıştır.  -Markanın kullanılmaması nedeniyle iptal istemine gelince, markanın kullanıldığının  ispat yükünün davalıya ait olduğu, mahkemece  davalı şirketçe  ... markasının davalının grup şirketlerinden olan dava dışı  ...A.Ş ye verilen 01/03/2012 tarihli lisans kapsamında, ÖZEL ... TIP MERKEZİ, ÖZEL ... HASTANESİ adı altında  2012 yılından başlayarak 2019 yılına kadar hem Poliklinik hem Hastane ismi olarak ve faturalarda ciddi bir biçimde Türkiye içerisinde son 5 yıl içerisinde kullanıldığı, ... ibaresi ... ibaresinin Türkçe de okunuşu şeklinde olduğundan bu kullanımın markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden  kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği  gerekçesi ile iptal talebinin reddine karar verilmiş ise de, lisanlanan markanın hükümsüzlüğüne karar verilen dava dışı ... markası olduğu , dava konusu marka için lisans verilmediği, lisans verilen markanın tescilli şekliyle kullanılmasının lisanslanmayan bu nedenle kullanımının hukuki dayanağı ortaya konulmayan  dava konusu markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeksizin kullanımı olarak kabul edilemeyeceği gibi , sırf lisans verilmesi kullanım olarak kabul edilmeyeceğinden lisans bedeline ilişkin faturaların kullanım delili olma özelliğinin  bulunmadığı, lisans alanın markayı kullandığına ilişkin  sunulan hizmet faturalarının hacmine  göre de;  5 yıllık süre içinde  tıbbi hizmetlerde, markanın işlevine uygun pazar payını arttıracak  şekilde   ciddi ve iptal yaptırımını önleyecek boyutta  bir kullanım  olarak olarak  değerlendirilemeyeceği, davalı beyanlarından  dava konusu markanın hakkında hükümsüzlük kararı kesinleşen ... markasını korumak amacıyla tescil edilen  ve fiilen kullanılmayan bir marka olduğunun sabit olduğu,  kullanmama nedeni ile iptal koşullarının oluştuğu ancak dava konusu markanın hükümsüzlük şartları mevcut olduğundan iptal talebine ilişkin davanın konusuz kaldığı,  bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli  gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, hükümsüzlük davasının kabulüne, markanın iptali davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına   karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/03/2022 tarih, 2019/402 E. 2022/40 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜNE, 4-Davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli  markanın,   tescilli olduğu tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, -Marka iptali davası konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden  615,40 TL, marka iptali davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 369,05 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.985,65‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL, vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka iptali  davası yönünden 40.000,00 TL, vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 64,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 284,7‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8828f7f7978c71e","SID":"5bd57a214cffd6d8"}}