{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/04/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 27/12/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  müvekkilinin ..ili ...İlçesi ...Mah. ....Ada ...Parsel taşınmazda hisse sahibi olduğunu, davalı ...'in şirketi ...Şti ile İnşaat Sözleşmesi yaparak gecekondu yıkıp yeni bir bina yapma konusunda anlaştıklarını, buna ilişkin protokol imzaladıklarını, müvekkilinin protokolle birlikte 4 parça halinde üst kat farkı olarak toplam 100.000,00-TL bedelli senetleri  karşı tarafa verdiğini, senetlerde ödeme tarihi olmadığını,  müvekkilinin,  kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve vekaletname düzenlenirken ailesinin ve diğer hissedarların baskısı ile müteahhite vekaletname verildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mesai saatinin son anlarına denk geldiği için okumadan imzaladığını, daha sonra vekaletnameyi incelediğinde müteahhitin davalı ...'e fazladan gerekli ihtiyaç olunan yetkilerden başka sınırsız yetkiler verdiğini fark ettiğini, söz konusu vekaletnameyi iptal ettiğini, karşı tarafın bundan mütevellit doğacak zararlarını müvekkilinden istediklerini, müvekkilinin tek isteğinin adına düşecek olan taşınmazın kaç m2 olduğunun kendisine bildirilmesinden ibaret olduğunu, müvekkilinin kendisi ile aynı nitelikte hissesi olan hissedarlardan bazılarının fark ödemeden protokolü imzaladığını öğrendiğini, bu nedenle verdiği 100.000,00-TL bedelli senetlerin iadesini istediğini, bu süreçte davalı ... ve mimar olan kızı ...yeni protokolü müvekkiline imzalatmak istediklerini, müvekkilinin senetlerin iadesi şartıyla imza atacağını belirttiğini, bu doğrultuda taraflar arasında görüşme yapıldığını, ...senetleri iade edeceğini belirttiğini, görüşme sırasında müvekkilinin yeni protokolü okurken ...senetlerin ne için alındığının yazılı olduğu eski protokolü müvekkilinin elinden hızlıca çekip yırtığını, senetleri de iade etmediğini, senetleri yeni protokolün imzalanması için rehin olarak tuttuğunu, müvekkilinin olaydan ötürü şikayetçi olduğunu, senedin ... tarafından ciro edilerek diğer davalı ...'a verildiğini, bu kişilerin yıllardır dostlukları olduğunu, aralarında herhangi bir hak ve alacak olmadan senedin ciro edildiğini, bu nedenle davalıların kötü niyetli olduğunu, senedin ...tarafından takibe konu edildiğini, müvekkilinin bu senetlerden ötürü borçlu olmadığını belirterek davanın kabulüne, müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespitine, Antalya Genel icra Dairesin de açılan takibin iptaline, takibin ve hacizlerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının kötü niyetli olduğundan %20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... vekili; davacının beyanlarının birbiri ile çelişen maddi gerçeğe aykırı beyanlar olduğunu, davacının dava dilekçesinde 100.000,00-TL bedelle borçlu olduğunu kabul ettiğini, ihtilafın başlangıcının davacının, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı .... A.Ş ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini tek taraflı olarak feshedememesi ve davaya konu taşınmazın inşaatının başlaması için gerekli imzaları atmayarak işin devamı ve başlaması için daha önce verdiği vekaletnameyi iptal ederek borçtan kurtulmaya çalışmasına dayandığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin inşaata başlamasını geciktirerek kötüniyetli olarak senet borcundan kurtulmayı amaçladığını, menfaat elde etmeye çalıştığını, davacının dava dışı şirkete yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini fesih derdine, feshedemiyorsa da borcundan kurtulma derdine düştüğünü, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden ötürü görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, diğer taraftan kambiyo senedine ilişkin itirazlar dikkate alındığında sayın mahkemenizin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı şirketin yüklenici sıfatıyla davacı mal sahibi ile 03/07/2020 tarihli noterde düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede davacının talebi üzerine zemin katta bulunan .... nolu bağımsız bölümün davacıya verilmesinin kararlaştırıldığını, davacı ve diğer hissederların arsa payına isabet edecek olan bağımsız bölümlerin paylaştırılmasında tarafların iradesi ve muvaffakatiyle şerefiye kat sayısı gözetilerek paylaştırma yapıldığını, şerefiye kat sayısının, arsa payı kat karşılığı inşaa edilecek olan bağımsız bölümlerin bulunduğu konumların aynı olmasına rağmen değerlerinin baktığı cepheye, manzarasına, yola göre konumuna, bulunduğu kata ve diğer somut özelliklerine göre farklılık göstermesi ile hesaplandığını, diğer hissedarlarda olduğu gibi davacı içinde kat sayısının hesaplandığını, sözleşme de davacı için 0,80 şerefiye kat sayısı ile 90 metre kare alanda hak sahibi olacağının açık olduğunu, inşaatın bir an önce bitirilebilmesi için davacının ödemesi gereken şerefiye kat sayısından kaynaklı bedel farkının müvekkili tarafından şahsen yüklenici şirkete ödendiğini, bunun karşılığında davacıdan 03/07/2020 düzenleme tarihli, 25.000,00-TL bedelli dava konusu 4 adet senedin alındığını, müvekkilinin bu senetleri aralarında gerek şahsi gerek ticari ilişkisi bulunan ve bu nedenle doğan alacak borç ilişkisine binaen diğer davalı ...'a verdiğini, davacının iddia ettiği gibi haricen düzenlenen bir protokol olmadığını, davacının uyumsuz ve tutarsız davranışları nedeniyle inşaatın tamamlanmasını ve hissedarlara teslimini geciktirerek zarara sebebiyet verdiğini, senet borcunun hala ödenmediğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili; davacının dava dilekçesinde diğer davalı ... ile arasındaki şahsi uyuşmazlıklarını dile getirdiğini, takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını iddia ettiğini, takip dayanağının bir kambiyo senedi olması nedeniyle sebepten mücerret olduğunu, davacı ile diğer davalı ... ile olan aralarındaki ilişkiden kaynaklanan def'ilerini müvekkiline karşı ileri sürmelerinin mümkün olmadığını, müvekkilinin diğer davalının sahip olduğu ...A.Ş'nin yapmış olduğu inşaat işlerinde elektrik hizmeti vermekte olduğunu, bu ticaret içerisinde diğer davalı ... ile tanıştığını, diğer davalının, maddi olarak ihtiyaç duyduğu bir dönemde müvekkilinden borç para aldığını, karşılığında iş bu davaya konu senetleri müvekkile verdiğini, söz konusu borcun vadesinde ödenmemesi sebebiyle bir süre iyi niyetle beklediğini, daha sonra takip başlattığını, davacı ile diğer davalı arasındaki borç alacak ilişkisinden bihaber olan müvekkili aleyhine iş bu davanın açıldığını, alacağın tahsilinin kötü niyetle geciktirildiğini, müvekkilinin diğer davalı ...'e verdiği borca karşılık senetleri almasında başka olay ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde ödemeyi beklerken takibe konu edilen senetleri vadesinden önce protesto ettirmeyi unuttuğu için cirantaya başvuru hakkını kaybettiğini, bu yüzden ... hakkında icra takibi başlatılamadığını belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"Dava basit yargılama usulüne tabi olup, cevap dilekçesinin verilmesiyle dilekçeler aşaması tamamlandığından bu aşamadan sonra iddiaların genişletilmesi ve değiştirilmesi ancak ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati ile mümkündür. Davacının davalılara ait şirketlerin aynı adreste olduklarına dair ileri sürdüğü iddia dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ileri sürülmüş olup, davalı ... vekili ön inceleme duruşmasında bu iddiaları kabul etmemiştir. Davacının sonradan ileri sürdüğü bu iddiaların dava dilekçesindeki anlatımı açıklayıcı nitelikte olduğuna yönelik mahkememizde oluşan kabule göre; davalıların yetkilisi oldukları şirketlerin UYAP üzerinden yapılan adres sorgulamalarında, davalı ...'nın yetkilisi olduğu ..., ...Mah. .... Sok. No:... /..../Antalya adresinde, davalı ...'nin yetkilisi olduğu ... ...ise aynı adreste ve fakat No: .../...de kayıtlı olduğu görülmüştür. Buna göre davacının ön inceleme duruşmasında belirttiği gibi şirketlerin komşu adreslerde faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır. Ancak şirketlerin ortak ve yetkilileri birbirinden tamamen farklı olup davalılara ait şirketlerin komşu adreslerde olması ve davalılar arasında ticari ilişki olması davalı ...'nin dava konusu bonoları iktisap anında kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli sebepler değildir. Davacı tanık deliline dayansa da senede karşı senetle ispat kuralı ve davalının tanık dinlenmesine muvafakatinin olmaması sebebiyle davacının tanıkları dinlenmemiştir. Kaldı ki davacı vekili ön inceleme duruşmasındaki beyanında, tanıkların belgenin zorla alınıp yırtılması hakkında dinletileceğini belirtmiş olup, davalının kötü niyetli olduğu konusunda tanık dinletileceği ile ilgili bir beyanda da bulunmamıştır. Yine bedelsiz senedi kullanmak suç olduğundan ve HMK'nın 226/3 maddesi uyarınca konusu suç olan vakıalar hakkında yemin deliline dayanılamayacağından davacının yemin hakkı da kendisine hatırlatılmamıştır. Davacının, davalı ...'nin kötü niyetli olduğuna ilişkin bu iddiaları dışında somut olarak incelemeye elverişli ortaya attığı başka herhangi bir iddia ve delil de bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı taraf, hamilin kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden, temel ilişkiden kaynaklı def'ilerin gerçekliğini araştırmanın da hükmü etkiler bir yönünün olmadığı kanaatiyle bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın salt davalı ...'nin bonoyu iktisap ederken kötü niyetli olduğu hususu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen tedbir kararı uygulandığından davalının talebi dikkate alınarak İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca davalı ... lehine tazminata hükmedilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargılamada görevin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğunu, salt, davanın konusunun, kambiyo senedi olmasının davayı, \"ticari\" yapmayacağını, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte, menfi tespit davası açılabileceğinin İcra ve İflâs Kanunu’nun 170. maddesinin aynı kanunun 72. maddesine yaptığı yollamadan açıkça anlaşılacağını, senetlerin düzenlenmesine sebep hakkın alacaklısının, senet lehtarı (davalı ...) olmadığı; senetlerin, ...ile davacı arasında akdedilen, \"taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi\" kapsamında düzenlendiği ve o sözleşmenin de, ifa edilmediği; bu doğrultuda, senetlerin, konusuz kaldığı ve davanın kabulünün gerektiğini, Mahkemece TTK.'nun 687/2. maddesi uyarınca davanın kabulü yerine; reddinin hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkemenin, hatalı, kanunlara ve oluşa aykırı, müvekkili aleyhine olan kararının, kaldırılmasına ve davanın kabulü ile; müvekkilinin, (dava konusu takipte) davalılara borçlu olmadığının tespitine; dava konusu takibin, iptaline; % 20 tazminatın, davalılardan alınarak, müvekkiline verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, Davalı ...'in şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, İİK.'nın 72/4 maddesi uyarınca asıl alacak olan 100.000,00-TL'nin takdiren %20'si oranında hesaplanan 20.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 104. Maddesi; \"(1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanun'un tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.\" şeklindedir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi ise; \"(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.\" hükmünü içermektedir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi; \"(Değişik madde: 20/7/2017-7035 S.K./28. md)<br>(1)Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir:<br>a) İncelemenin başka bir Dairece veya Bölge Adliye Mahkemesince yapılmasının gerekli olması,<br>b) Kararın kesin olması,<br>c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması,<br>ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi,<br>d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi.<br>(2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir.(3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Somut uyuşmazlığa ilişkin yapılan inceleme sonucunda; gerekçeli kararın davacı vekiline ... tarihinde tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf süresinin haftanın başladığı güne iki hafta sonra karşılık gelen ... tarihinde bittiği, istinaf süresinin son günü adli tatile denk gelmediği dikkate alındığında, ... tarihinde verilen davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>Açıklanan sebeplerle; 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince yasal süresi içerisinde yapılmayan istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00-TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.  27/12/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11ce4f6aabc4833a","SID":"fcb40e4b7592b38d"}}