{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/89 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2221<br>KARAR TARİHİ\t: 04/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/427 Esas 2023/778 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat  <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/12/2024<br><br><br>\t      Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ...Şirketi arasında imzalanan 30.05.2016 tarihli sözleşme ile ... ve ... inşaatında daha sonra müvekkili şirket ile davalı ...Şirketi arasında imzalanan 18.05.2017 tarihli sözleşme ile ... inşaatında bims tuğla ve ekipmanlarının kullanılması için satın alınması konusunda tarafların anlaştıklarını, sözleşmelerin davalı  ...Şirketinin garantörlüğünde imzalanarak, ısı ve ses yalıtım değerlerinin TSE standartlarına uygun olacağının ve bu değerlerin istenilen ölçüde olmaması durumunda bu eksikliklerin düzeltileceğinin ve gerekli masrafların davalı ...Şirketi tarafından karşılanacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, davalı ...Şirketinden 270.456,86.-TL, davalı  ...Şirketinden de 314.513,98.- TL değerinde ... satın alındığını, alınan malzemelerin 12 bloktan oluşan ... ve ... inşaatında dairelerin dış duvarları, daire içi duvarlar ve daireler arası duvarların yapımı işlerinde kullanıldığını, satın alınan ürünlerin tesliminde yahut mal bedelinin ödenmesinde taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık çıkmadığını, <br>ancak daireler arası ses geçirme ve dış cephede çok ciddi çatlama sorunlarıyla karşı karşıya kalındığını, 02.07.2019 tarihli ihtarname ile davalı tarafa ... malzemesinin kusurlu olduğunun, yeterli ses yalıtımını sağlamadığının ve dış cephede çatlaklar meydana geldiğinin bildirildiğini, ardından İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019 / 731 değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ses yalıtımının sağlanması için 114.000,00 TL masraf gerekeceğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından 07.01.2021 tarihinde TSE Deney ve Kalibre Merkezi Başkanlığı nezdinde ... malzemelerinin test ettirildiğini, 1,8 N/ mm2 basınç dayanımına sahip olması gereken ürünlerin, 0,8 N/ mm2 basınç dayanımına sahip olduğunun ortaya çıktığını, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun yeterli olmaması sebebiyle bu kez İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 396 değişik iş sayılı dosyası ile mahallinde yapılan inceleme sonunda dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile ... malzemesinin ön yüzünün çatlamış olduğunun, delil tespitine konu 240 mm x 490 mm x 240 mm boyutlarında ... malzemesinin basınç dayanımının düşük olduğunun ve kırılgan özelliğe sahip bulunduğunun, kapalı otoparkın betonarme zemin döşemesinde ve üst açık kısmındaki betonarme döşemede çatlaklar tespit edildiğinin, pencere köşelerinde, sıva üzerinde ve dolgu duvarda çapraz çatlakların oluşmasında ve artmasında, ... malzemesinin düşük basınç dayanımlı, kırılgan ve gevrek olmasının da etkisinin olduğunun, dolgu duvarlarda beton döşeme-duvar arası birleşimlerinde çatlaklar tespit edildiğinin, çatlakların, çıkma kirişlerin sehiminden kaynaklandığının, çatlak genişliği ve miktarının artmasında, ... malzemesinin düşük basınç dayanımlı, kırılgan ve gevrek olmasının da etkisinin olduğunun, depremler nedeniyle kiriş-kolon ile duvarlar arasında çatlaklar meydana geldiğinin, çatlak genişliği ve miktarının artmasında, ... malzemesinin düşük basınç dayanımlı, kırılgan ve gevrek olmasının da etkisinin olduğunun, çatlaklara farklı zemin oturması, depremler ve 1.5 metre uzunluğundaki çıkma kirişlerin neden olduğunun, ... malzemesinin düşük basınç dayanımlı, kırılgan ve gevrek olması sebebiyle çatlakların miktarlarının ve genişliklerinin arttığının bildirildiğini, satın alınan malzemenin kusurlu olması sebebiyle, satıcı konumundaki davalı şirketlerin, tedarik ettikleri oranda, davalı malzeme üreticisi şirketin ise tüm zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından inşa edilen sitede halı hazırda yaşamın başladığını, davalı şirketlerin vermiş oldukları hasar sebebiyle yapılacak olan tamirat ve tadilatta bu sebeple zorluk yaşanacağını, bu durumun müvekkili şirketi madden ve manen çok zor duruma soktuğunu, müvekkili şirketin dairelerdeki ses yalıtımı ve dış cephedeki sorunları gidermek için sürekli çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin alınan ayıplı malzemeler yönünden oldukça yüksek tutarda işçilik harcaması da yapması nedeni ile zararının oluştuğunu, zararın giderilmesi için işçilik harcamaları yanında vinç de kiralanması gerektiğini, zararın belirsiz olması nedeni ile davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını,...Şirketinin üretici olması sebebiyle  zarardan sorumlu olduğunu, diğer davalı şirketlerin ise sattıkları ayıplı malzeme oranında sorumlu bulunduklarını, Borçlar Kanununun 227. maddesinde ayıplı ürün karşısında alıcıya çeşitli haklar tanındığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik ayıptan kaynaklanan 100.000 TL ile ayıbın giderilmesi için gereken işçilik ve araç kiralama bedelleri için 100.000 TL tazminatın tamamının davalı ... Şirketinden, % 53,80 oranındaki tutarının  davalı  ...Şirketinden,  % 46,20 oranındaki tutarının davalı  ... Şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davaya konu malzemelerin imalatçısı ya da ana satıcısı olmayıp, ürüne ilişkin hiçbir garanti vermediğini, davacı yanla satım sürecinde görüşmesinin dahi söz konusu olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu tek bir sözleşme ya da belgenin dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin ticaret unvanına yer verilen sözleşmenin, davacı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında imzalanmak üzere tanzim edilip, sözleşmede yalnız davacının imzasının olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin tarafı dahi olmadığını, bu nedenlerle müvekkiline hiçbir yönden husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmede malların yalnızca boyut ve adetlerine ilişkin bilgilere yer verilmiş olup, müvekkilinin TSE standartlarına veya başka standartlara uygun mal satımına ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin yalnızca davalı  ... Şirketi ile arasında akdedilen bayilik sözleşmesi gereği malların faturalarını kestiğini, müvekkilinin, davacı ile ürünlerin satımı sürecinde görüşmediğini, hiçbir sözleşme imzalamadığını, tekliflerin dahi  davalı ... ... Şirketi tarafından davacıya sunulmuş olduğu göz önüne alındığında müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmaması nedeni ile davanın husumet yönünden usulden reddinin gerektiğini, müvekkili tarafından son malların fatura kesim tarihinin 30.04.2017 olup, bu tarihten sonra herhangi bir fatura kesimi ya da mal tesliminin söz konusu olmadığını,  satılan son malların dahi alıcıya devrinden 4 yıldan daha fazla zaman geçtikten sonra açılmış olmasına bağlı olarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, ihtarnamenin düzenleme tarihinin zamanaşımı süresinden sonra olup, davacının, satılan malların ayıplı olduğuna ilişkin iddiasının da gerçek dışı olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/731 değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; ayıbın, satın alınan bloklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin teknik görüşün arz edilemediğinin, ... isimli duvar malzemesinden kaynaklı olabilecek bir su sızması tespit edilemediğinin bildirildiğini, malların ayıplı olduğuna ilişkin hiçbir açık tespitin raporda yer almadığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/396 değişik iş sayılı dosyasında alınan raporun önceki raporla çelişki ihtiva edip, raporun değerlendirme ve sonuç kısmında davacı tarafın ürünün ses geçirmesine neden olduğuna ilişkin iddiaları yönünden hiçbir değerlendirmeye yer verilmediğini, çatlamalara ilişkin tespitin iki ince çatlağın kazılarak yapıldığının, diğer çatlakların kazılmadığının ve sıva kaldırılarak altındaki ... malzemesine bakılmadan yapılmasına göre eksik inceleme ve hatalı tespitlerden ibaret raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, raporun hükme esas alınması niteliğinin bulunmadığını, TTK'nun 23/1-c maddesinde düzenlenen özel hükmün uygulanması gerektiğini, TTK 'nun 18(2) maddesi uyarınca davacının üzerine düşen külfetleri yerine getirmediği gibi basiretli olarak hareket etmediğini, ihtarname tarihinin 02/07/2019 olup, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ihtarnameden  yaklaşık bir ay sonra 05.08.2019 tarihinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/731 değişik iş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun 09.09.2019 tarihinde tanzim edildiğini, bu rapordan sonra davacı tarafça 1 yıl 3 ay boyunca hiçbir girişimde bulunulmadığını, davacının ancak kötüniyetli olarak İzmir'de bir çok binanın yıkımına sebep olan 30 Ekim 2020'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremden sonra tekrar İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/396 değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduğunu, bu dosyada düzenlenen bilirkişi raporundan beş ay sonra dava açtığını, aradan geçen zaman aralıkları göz önüne alındığında davacının üzerine düşen muayene ve ihbar külfetlerini zamanında yerine getirmediğinin, basiretli tacir olmanın gerektirdiği şekilde davranmadığının ve kötüniyetle hareket ettiğinin açık olduğunu bildirmiş, davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı .....Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında doğrudan herhangi bir ticari ilişki bulunmamakla birlikte dava dilekçesinde müvekkili şirket ile sözleşme imzalandığı hususunun doğruyu yansıtmadığını, 30/05/2016 tarihli sözleşme başlıklı belgenin ve bir adet imzasız 09/01/2017 tarihli sözleşme başlıklı belgenin hukuken herhangi bir geçerliliğinin ve müvekkili şirketi bağlayıcılığının bulunmadığını, 30.05.2016 tarihli sözleşme başlıklı belgeyi imzalayan kişinin, o dönemde müvekkili şirkette çalışan sigortalı satış elamanı ... olup, müvekkili şirketi temsile yetkisinin bulunmadığını, ayrıca davacı ile diğer davalılar arasında imzalanan sözleşme başlıklı belgede yer alan garantörlük ibaresinin de müvekkili şirketi hukuken bağlayıcılığının olmadığını, garantörlük sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşmede garantörün taraf olarak yer almasının, sözleşme içeriğinde hukuki olarak sorumluluklarının bilincinde olarak yükümlülüklerini ve garantörlüğünü kabul ettiğine dair beyanına yer verilmesinin ve en önemlisi bu garantörlük sözleşmesini yetkili temsilcinin imzalamasının gerektiğini, somut olayda yasanın zorunlu olarak aradığı bu şartların gerçekleşmemesi nedeniyle  garantörlük ibarelerinin geçerli olmadığını, davacının başka firmalar ile imzaladığı belgelerin müvekkili şirketi bağlamasının düşünülemeyeceğini, bims duvar elemanlarının, diğer davalılar tarafından davacıya satılmış olup, mallara ilişkin faturaların  müvekkili şirket tarafından, diğer davalılar adına düzenlenerek ve aynı gün irsaliyelerinin düzenlenip, faturalara konu malların doğrudan davacının şantiyesine götürülerek, bu malların 2016 ve 2017 yılında muhtelif zamanlarda davacı şirkete teslim edildiğini, ... malzemesinin kırılganlığı ve gevrekliği halinin karşı tarafça basit bir kontrol ile anlaşılabilecek olmasının hayatın olağan akışının gereği olup, davacının iddia ettiği gibi ortada gizli bir ayıbın söz konusu olmadığı baz alındığında TTK'nun 23/f.1-c ve TBK'nun 223. maddesi hükümleri uyarınca bu durumun iki günlük sürede tespit edilmesi veya sekiz günlük sürede incelenmesi veya incelettirilmesinin gerekmesine rağmen, davacı tarafın ayıp ihbarını yapmada süreyi kaçırması sebebiyle ürünleri ayıpsız şekilde teslim aldığının kabulü ile birlikte davanın zamanaşımı sebebiyle esasa girilmeksizin usulden reddinin gerektiğini, malların gizli ayıplı olduğu kabul edilse dahi TTK'nun 23(1) maddesinin yollaması gereğince TBK'nun 231(1) maddesi uyarınca malların davacıya 2016 ve 2017 yıllarında teslim edilmiş olması nedeni ile  ticari satımlarda ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra çıkmış olsa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zarmanaşımına uğramış olmasına ve davacının ayıp ihbarı niteliğindeki ihtarname tarihinin 02/07/2019 olmasına göre bu dava yönünden iki yıllık zamanaşımının gerçekleştiğini, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ürettiği ürünleri sevk öncesi kontrol etmesi nedeni ile dava konusu ürünlerin sağlamaları gereken standartları taşıdığını, müvekkilinin hiçbir müşterisinden şikayet almadığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/731 değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun subjektif yorumlar taşıdığını, bilimsel yöntemler kullanılarak hazırlanmadığını, raporun, Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmeliğine uygun olmayıp, bilirkişinin konunun uzmanı olmadığını, raporun ses  geçişinin sadece ... ürünlerinden kaynaklandığını ispat eden mühendislik hesaplamalarından yoksun olduğunu, duvar örümü sırasında özensiz işçiliğin, duvar blokları arasında ve betonerme kesişim noktalarında bırakılan boşlukların tesisat kanalları açılırken duvarın zedelenmesinin ve duvarda bulunan diğer yapı elemanlarının ses geçirgenliğinde etken olduğunu, projenin inşaat halindeyken ses geçişlerinde müteahhit firmadan kaynaklanabilecek bu tarz kusurlara değinilmediğini, dava konusu projenin henüz inşaat aşamasındayken müvekkili şirketin satış müdürü ...'in, projede mevcut noksanlıkları tespit edip, fotoğrafladığını, davacı şirket yetkilisine bu konuda bilgi verdiğini, raporun, diğer yapı unsurlarının çatlama ve dökülmelere yol açabileceğine ilişkin savunmalarını desteklediğini, ... malzemesi haricinde diğer yapı elemanlarının şartnameye ve yasal zorunluluklara uygunluğunun etkisinin bilirkişi tarafından da kabul edildiğini, raporun, sıva kazınarak değil duvarın çekiç ile kırılarak hazırlanması nedeniyle dikkate alınamayacağını, raporda ... malzemesinden kaynaklı olabilecek bir su sızması tespit edilemediğine ilişkin değerlendirmenin yerinde olduğunu, 114.000,00 TL'lik onarım bedelinin nasıl hesaplandığına ilişkin bir verinin bulunmadığını, müvekkilinin kusurunun bulunmaması nedeniyle onarım bedeli ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, 07.01.2021 tarihinde TSE Deney ve Kalibre Merkezi nezdinde yapılan teste sokulan ürünlerin  müvekkili şirketin ürettiği ... malzemesi olup olmadığının tam olarak belli olmamakla birlikte teste hangi ürünlerin sokulduğunun şüpheli kaldığını, aynı ürün olduğunun kabulü halinde bile ürünlerin standarda göre müvekkili şirketin beyan ettiği değerin üzerinde olarak yasal gereklilikleri sağladığını, müvekkili şirketin ürünleri ile ilgili yasal mevzuat ve TS EN standartlarına hiç değinilmeden ürünlerden birinin dayanım ortalamasının 0,8 N/mm, diğerinin 1,6 N/mm olduğunun  belirtilmesinin objektiflikten uzak kişisel bir değerlendirme olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/396 değişik iş sayılı tespit dosyasında alınan raporun 30 ve 35. sayfaları arasında anlatılan çatlakların binanın farklı oturma göstermesinden, deprem kuvvetlerinden veya vasıfsız işçilikten kaynaklanabileceğinin, her halukarda taşıyıcı mahiyetinde görülen beton elemanlarının çatlamasına neden olabileceğinin göz önüne alınması gerektiğini, binada kullanılan ... ürünlerinin dışında betonarme kısımlarda da çatlakların bulunmasının, yapıdaki çatlakların müvekkilinin sağlamış olduğu urünlerden değil, binanın oturması, deprem etkileri, vasıfsız  işçilik gibi nedenlerden kaynaklandığını açıkça gösterdiğini, binanın deprem yönetmeliğine uygun inşa edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, duvar malzemelerinin inşaatlarda separatör olarak kullanılıp, taşıyıcı özelliğinin bulunmadığını, bilirkişinin tespitine göre duvar bloklarındaki çatlamaların ... ürünlerindeki kusurdan kaynaklandığının kabulünün mümkün bulunmadığını, 1.5 metre uzunluğundaki çıkmaların duvar bloklarını çatlatmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkiline ait tesislerin, üretim süreci ve ürünlerinin her yıl Türk Standartları Enstitüsü tarafından denetlendiğini, raporda standartlara uygun sıva filesinin uygulanıp uygulanmadığına dair bir inceleme yapılmadığını, bilirkişinin nihai görüşünü kabul etmelerinin mümkün bulunmadığını, ... ürünlerinde görüldüğü iddia edilen çatlakların sebep değil, binanın oturması, deprem ve bina mimarisindeki çıkma kirişlerin  bir sonucu olduğunu,  pencere altlarında ne tür ... malzemesi kullanıldığının ve duvar örümünü yapan personelin zorunlu mesleki yeterlilik belgelerinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bilirkişinin seçtiği çekiçle kırma yönteminin inşaat mühendisliği biliminin gerekleri ile uyuşmadığını, bilirkişi tarafından incelemenin  ne zaman ve nasıl açıldığı belli olmayan bir oyukta yapıldığını, betonarme duvar bileşenlerinin nasıl yapıldığının açıklanmadığını, duvarlarda çatlamaya neden olabileceği belirtilen ve raporda yer verilen teorik bilgilerin şikayete konu olan inşaatta nasıl uygulandığına dair hiçbir bilgi verilmediğini, bilirkişinin dolgu duvarların taşıması gereken niteliklerine ilişkin  şartname ve yönetmeliklerin hangileri olduğunu izah etmediğini, bilirkişi raporunun kendi kendiyle çelişmekte olup, bilimsellikten uzak olduğunu ve yeterli inceleme yapılmadan hazırlandığını, bilirkişinin varmış olduğu görüş ve kanaatlerinin eksik incelemeye dayandığını, ...ta kullanılan ürünlerde herhangi bir sorun çıkmadığının tespit edilmesinin savunmalarını destekler mahiyette olduğunu, tüm ürünlerin aynı prosedürde ve standartta üretilmekte olup ... inşaatında kullanılan ürün ile ... inşaatında kullanılan ürünün aynı özelliklere sahip bulunduğunu, ürünün ayıplı üretildiği düşünülecek olsa bile bu durumda ... inşaatında kullanılan ürünün de aynı şikayetleri vermesinin bekleneceğini, somut olayda böylesi bir durumun vuku bulmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalarda yazılı ürünlerin, davaya konu ürünlerin kullanıldığı inşaat için satın alındığının belli olmadığını bildirmiş, davanın zamanaşımı ve esas  yönünden reddine, davacı hakkında HMK'nun 329(2).maddesinin uygulanmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... Şirketi tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı ayrıca davalı ...Şirketi vekilinin duruşmadaki açıklama ve istemlerinde; davanın reddine karar verilmesini talep ettiği belirtilmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...Dava, davalı şirketlerin üreticisi ve satıcısı olduğu ve davalı üretici şirketin garantörlüğünde satıldığı iddia edilen bims duvar elemanlarında, davacı şirketin yaptığı inşaatın tamamlanıp, ikametin başlamasından sonra ortaya çıkan ayıba bağlı olarak davacının ayıbın giderilmesi amacıyla yapacağı işçilik ve vinç kiralama masrafları ile yeniden yapılacak tadilatta kullanılacak bims duvar elemanları nedeni ile oluştuğu iddia edilen zararının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.<br>Davalı ... Şirketi vekili, cevap dilekçesinde müvekkilinin, davaya konu malzemelerin imalatçısı ya da ana satıcısı olmadığı,  ürüne ilişkin hiçbir garanti vermediği, davacı yanla satım sürecinde görüşmesinin dahi söz konusu olmadığı, müvekkilinin imzası bulunan tek bir sözleşme ya da belgenin bulunmadığı nedenleri ile müvekkiline husumet yöneltilemeyeceği iddiasında bulunmuş ise de, dosyada toplanan tüm deliller, özellikle fatura örnekleri ve bilirkişi raporunda yapılan tespitlerle davalı ... Şirketi tarafından üretilen bims duvar elemanlarının diğer davalı şirketler adına faturalandırılarak davacı şirkete satıldığı, ticari satım sözleşmesinin yazılı yapılmasının zorunlu bulunmadığı göz önünde tutulduğunda; davacı tarafın davalı ...Şirketine husumet yöneltmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla davalı ....Şirketi vekilinin aksi yöndeki iddiasında haklılık görülmemiştir. <br>Dosyada toplanan tüm deliller ile; davalı satıcı ... Şirketi ve  ... Şirketinin, davalı üretici .....Şirketinin ürettiği bims duvar elemanlarını  davacı tarafa davaya konu faturalar ile sattıkları, davacı tarafın ticari ürünleri ... ve ... ünvanlı inşaatlarında kullandığı, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi ... ada ... parsel ve ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda yapılan inşaatın, 2017 yılında tamamlanması ile birlikte her iki etapta tüm bağımsız bölümlere ait mülkiyete ilişkin devirlerin yapılarak üçüncü kişilerin ikamet etmeye başladıkları, bir süre sonra davaya konu ticari ürünlerin kullanıldığı inşaat yalıtımında sorunların ortaya çıktığı, taşınmazların bulunduğu yerde site yönetiminin kurulduğu, ...  Sitesinin 16/06/2019 tarihinde yapılan 2019 yılı olağanüstü genel kurul kararında duvarlardaki ses geçirgenliği konusunda tespit davası açılarak bilirkişi tespiti yaptırılmasına, yönetimin, tüm kat malikleri adına dava açma ehliyetinin bulunmadığı belirtilerek isteyen kat maliklerinin şahsen dava açabileceğinin kat maliklerine bildirilmesine, tespit davası kararına bağlı olarak bireysel dava açmak isteyen kat maliklerine toplanan ek ödemelerle yapılan ve yapılacak olan harcama faturalarının fotokopilerinin verilmesine ve bina dış cephesinde meydana gelen dökülmeler için tespit davası açılarak bilirkişi tespiti yaptırılmasına oy birliği ile karar verildiği, mahkememizce alınan rapor ve ek raporda ayrıntıları gösterildiği üzere sorunların davalı şirketler tarafından davacı şirkete satılan bims duvar elemanlarındaki gizli ayıptan kaynaklandığının belirtildiği, davacı tarafça ayıp bildiriminin yapıldığı ihtarnamenin davalılara 02/07/2019 tarihinde keşide edildiği, davacı şirket yetkilileri ile bazı kat malikleri, arsa sahibi ve yönetici arasında, aralarında dava konusu ticari ürünlerle ilgili yapılan işlemleri de içerir inşaattaki birçok eksik ve ayıpların giderilmesi konusunda düzenlenen tarihsiz protokol ile davacı tarafın bazı eksik ve ayıpları gidermeyi  üstlendiği, ... Sitesinin 19/01/2020 tarihinde yapılan 2020 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının on beşinci maddesinde yüklenici davacı şirket ile ilgili imzalanan protokol sonrasında kat maliklerinin bilgilendirildiğinin ve davacı şirketin malzeme firmaları ile devam eden davalarının sonucuna göre karar alınmasına  oy birliği ile karar verildiği belirlenmiştir. <br>Davacı, yüklenicisi olduğu inşaatı tamamlayıp, tapu kayıtlarında adı geçen hak sahiplerine teslim etmiş, inşaatın yapıldığı taşınmazlarda ikametin başlamasından sonra dava konusu bims duvar elemanlarının kullanıldığı binaların yalıtımı ile ilgili ortaya çıkan sorunların davalıların üreticisi ve satıcısı olduğu bims duvar elemanlarındaki gizli ayıptan kaynaklandığı iddiası ile ortaya çıkan bu ayıbın giderilmesi amacıyla yapılacak bims duvar elemanı bedeli ile işçilik ve vinç kiralaması nedeniyle oluşacak zararını talep etmektedir. Bir başka deyişle davacı tarafından, dava konusu edilen tazminat istemi, iddia olunan gizli ayıp nedeniyle davacının oluşan zararı için yaptığı harcamaların tazmini değil, yapacağı muhtemel işlemlere bağlı harcamalar nedeniyle oluşacak zararının tazmini istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle davacının yüklenici olması ve inşaatın hak sahiplerine teslim edilmiş olması nedeniyle taşınmazlarda ortaya çıkan hasardan doğan zarar ile bu zararı talep etme yetkisi taşınmaz sahiplerine aittir. Bir başka deyişle davacının dava tarihi itibariyle inşaatta kullandığı ayıplı malzeme nedeni ile ortaya çıkan zararı taşınmaz sahipleri veya kendi adına doğrudan talep hakkı yoktur. Davacının zararı talep edebilmesi için ayıplı imalatı gidermiş olması ve bu nedenle dava tarihi itibariyle zararının somutlaşmış ve istenebilir olması zorunludur. Dosyada toplanan delillerle belirlendiği üzere davacı, dava tarihi itibariyle ve sonrasında dahi dava konusu ettiği ayıbı gidermemiş, bu ayıp konusunda taşınmaz sahiplerine bir ödeme yapmamış ve buna bağlı olarak bu konuda bir zararı oluşmamıştır. Davanın, davacı tarafça ayıp giderilmeden ve davacı yönünden bir zarar oluşmadan erken açılmış olması nedeni ile tarafların diğer iddia ve savunmaları incelenmeksizin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2022 tarih 2017/(19)11-392 esas ve 2022/1555 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere erken açılan davanın dava şartı olan hukuki menfaat yokluğu ile ilgili olup, buna bağlı olarak verilen kararın esastan değil, usulden davanın reddine ilişkin nitelikte bir karar olduğu dikkate alınarak davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı .....Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf hakkında HMK'nun 329.maddesinin uygulanmasını talep etmiş ise de; davacı tarafın yukarıda açıklanan gerekçelerle hiçbir hakkı olmaksızın dava açmadığı gibi kötü niyetli olarak dava açtığına ilişkin dosyada bir delil toplanmaması yanında davalı şirketin bu yöndeki iddiasını kanıtlayamadığı göz önünde tutularak davalı .....Şirketi vekilinin aksi yöndeki iddiasında haklılık görülmemiş ve davacı hakkında  HMK'nun 329.maddesinin uygulanması yoluna gidilmemiştir. \" gerekçesi ile;         <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:<br>1-Davanın, erken açılmış olması nedeni ile usulden REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki bilirkişi raporları ile müvekkiline teslim edilen malzemelerin gizli ayıplı olduğunun sabit olduğunu, bu hususun yerel mahkemece kabul edildiğini, müvekkilinin ayıplı mal nedeniyle davalı şirketlerden semen indirimi talebinde bulunabileceğinin aşikar olduğunu, yerel mahkemece ayıbın giderilmediğinden bahisle davanın erken açılması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ancak, davalarında hem ayıptan kaynaklanan tazminatın hem de ayıbın giderilmesi için gereken masrafın talep edildiğini, ayıptan kaynaklanan tazminat yönünden reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: ayıplı mal satışına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;  davacının müteahhitliğini yaptığını ileri sürdüğü taşınmazlarda kat irtifakı kurulmuş olmasına, davacının iddia ettiği ayıpları giderdiğine veya masraf yaptığına ilişkin bir delil sunmamış olmasına, ayıpların giderilmesine ilişkin masraf yapmış olması veya kat maliklerine ödeme yapmış olmasını belgelendirdikten sonra dava açabilecek olmasına  göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/10/2023 tarih ve 2021/427 Esas 2023/778 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın resen taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a064cfab747d4b9d","SID":"497d4e2f54831eb4"}}