{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1781 Esas<br>KARAR NO: 2025/129<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/869 Esas, 17/10/2024 tarihli ara karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatıldığını,  Senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması ve müvekkilin alacaklı olduğu iddia edilen kişilere borcu bulunmaması sebebi ile İstanbul 14.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/429 E. Sayılı dosyası ile imzaya itiraz edildiğini, konu ile ilgili olarak  İstanbul Cumhuriyet Savcılığına 2021/66027 Soruşturma sayılı dosya ile de suç duyurusunda bulunulduğunu, Devam etmekte olan 14. İcra Hukuk mahkemesinde gerek mahkemece ve gerekse HMK 293 kapsamında  raporlar alındığını, tüm bu raporlarda imza incelemesi yapıldığını; 3 adet raporda imzanın müvekkiline ait olmadığı beyan edildiğini, son olarak Adli Tıp kurumundan alınan raporda imzanın müvekkilin olduğu söylendiğini, 14. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından imzanın müvekkile ait olduğu gerekçesi ile davanın reddedildiğini, ancak kararın İstinafa taşınmış olmakla henüz kesinleşmediğini, Ancak söz konusu senet, pek çok açıdan tartışmalı olmakla müvekkili ile hiç bir bağı  ilişkisi olmayan kişiler lehine bu şekilde bir senet verilmiş olması mümkün olmadığını, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosya üzerinden müvekkillin mal varlığın üzerinden haciz işlemleri devam ettiğini, alacaklı olduğu iddia edilen şahsın bu doğrultuda müvekkile ait gayrimenkulün satışı cihetine gitmeye çalıştığını, dava sonuna kadar icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı  ... vekili 13/08/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Senet üzerindeki metin, yazı ve imzanın müvekkile ait olmadığını,  senet üzerindeki imzanın nasıl alındığını, imzanın kime ait olduğunu, kim tarafından doldurulduğunu,  ne zaman alındığını ve ne şekilde alındığını dahi bilmediğini, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 02/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda imzanın müvekkile ait olup olmadığı konusunda herhangi bir saptamaya gidilemediği yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, Bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirmede ortada iken borç ikrarı niteliği taşımayan senede ve kime ait olduğu tespiti yapılamayan senet üzerindeki yazıya, imzaya dayanılarak müvekkile takip başlatılması, haciz işlemlerinin yapılması ve müvekkilin borçlu sayılması hukuka aykırı olduğundan müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. Maddesi \"Yazı veya imza inkârının sonucu MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.\" şeklinde olmakla müvekkili tarafından işbu huzurdaki davada sahtelik ve tahrifat iddiası ile beraber  metin, yazı ve imza inkar edilerek bu hususlara da itiraz edildiğini,  Dosyaya son olarak sunulan 02/07/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde metin, yazı ve imzanın müvekkile ait olduğu hususunda herhangi bir saptamaya gidilemediği tespiti yapılmış olup, dava dilekçelerindeki  iddiaları işbu rapor ile doğrulandığını, İşbu huzurdaki davanın açılması ve yargılamanın devamı sırasında davalı / alacaklı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde icrai işlem niteliğindeki haciz işlemleri yapılmaya devam edilerek müvekkilin gerçekte ve hukuken borçlu olmadığı, sorumlu olmadığı, sorumlu tutulamadığı takip nedeniyle müvekkili mağdur edildiğini, hukuka aykırı şekilde yapılan hacizler ve baskılar nedeniyle müvekkili işletmesini kapatmak zorunda kaldığını ve bu aşamada hiçbir ticaret yapamadığı gibi hiçbir yerde çalışamadığını, icra dosyasında yapılan hacizler nedeniyle de tüm malvarlığı hacizli ve blokeli durumda olduğunu, dosyaya  gelen bilirkişi raporunda gerekse soruşturma dosyasına gelen bilirkişi raporunda hem senedin sahteliğine ilişkin yapılan tespitler hem de metin, yazı ve imzanın müvekkiline ait olup olmadığına ilişkin saptamaya gidilemeyeceği yönünde yapılan tespitler müvekkilin haklılığını ve bu senet nedeniyle borçlu olmadığını ispatlar nitelikte olduğunu belirterek, Müvekkilin daha fazla mağdur olmaması, ileride telafisi güç veya imkansız zararların doğmaması adına HMK'nın 209. Maddesi uyarınca; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyasının dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın gerçek dışı beyanlarla kötü niyetli olarak açıldığını, daha önce kendi adına kasap dükkanı işletirken ... ile abisi ... vasıtası ile tanıştığını, ...'ın kendini veteriner olarak tanıttığını, besi çiftliği kurmak istediği beyan ettiğini, bundan dolayı ortak iş yapmak amacıyla kendisine aralıklarla 600.000 civarında para verdiğini, ağabeyinin kendisinden çok daha fazla para verdiğini, ağabeyinin de canlı hayvan ticareti yapmakta olduğunu, ancak ağabeyi ile şu an konuşmadıklarını, senet alacaklısı kendi olmasına rağmen senedi doğrudan ... dan almadığını, bunun yerine abisi ... vasıtasıyla senetleri verdiğini, ...'ın devamlı kar ettiklerini beyan etmesine rağmen paralarını vermediğini, senetteki ciro imzası hariç diğer imzaların kendisine ait olmadığını, paralarını ...' dan geri alamayıp çiftlik işi olmayınca senedi ağabeyine cirolayarak geri verdiğini, ...'ın senedi ...'a neden verdiğini hangi borca karşılık verdiğini bilmediğini, abisinin imzanın borçluya ait olduğunu söylediğini, Davacının kötü niyetli olduğunu, çelişkili davalar açtığını, davanın reddini, %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin 14.08.2024 Tarihli ara kararında; \"..Davacı taraf dosyaya İstanbul CBS nin 2021/66027 soruşturma sayılı dosyasında alınan Dr. ..., Dr. ... ve ...'nun düzenlediği 06/05/2024 tarihli bilirkişi raporunu sunmuştur. Mahkememiz dosyasında Adli Tıp uzmanı Prof Dr ...in düzenlediği 04/07/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.Mahkememizce İstanbul CBS nin 2021/66027 sor sayılı dosyası uyap üzerinden getirtilmiştir. Dosya kapsamı deliller, bilirkişi raporu ve davacı tarafça dosyaya ibraz edilen İstanbul CBS nin 2021/66027 sor sayılı dosyası bilirkişi raporu sonucu; menfi tespit istenen bono üzerindeki davacıya ait imza, bu imzanın senet üzerine pencere sistemi ile alınmış olduğuna dair tespit, senet üzerindeki yazı ve rakamlarda oynama ve değiştirme yapıldığına dair bilirkişi raporu tespitleri dikkate alındığında HMK md 209 koşullarının oluştuğu, HMK md 389 gereğince yaklaşık ispatın gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir uygulanması talebinin kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin tedbiren durdurulmasına\" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 17/10/2024 Tarihli ara kararı: \"...Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının HMK 389 ve 209 md koşullarının gerçekleştiği, kararda usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığı, davalı  vekilinin ihtiyati tedbire itirazının yerinde olmadığı anlaşıldığından; -Davalı ... vekilini mahkememizin tedbir kararına itirazının reddine\" Şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı ... vekili istinaf isteminde özetle; Borçlu ...'ın ilk başta imzanın kendisine ait olmadığı ve imzasına benzemediği iddiasıyla icra mahkemesi nezdinde imza itirazında bulunduğunu,  İcra mahkemesi nezdinde yapılan incelemeler sonunda davacıların gerçek dışı iddialarda bulunduğu ortaya çıkınca icra işlemlere başlandığını, Davacı borçlu tarafından tarafımıza dört milyon kadar ödeme teklifinde bulunulduğunu, kabul edilmeyince mesnetsiz iddialarda bulunulduğunu, dosyada açıkça olan rapora rağmen sözde yeni rapor talep edildiğini ve dosyada mantığa ve bilimselliğe uymayan rapor adı altında ısmarlama bir belge savcılık dosyasına sunulduğunu, raporun tarafsız olmadığını, itiraz edildiğini, Mahkemenizce verilen ara kararın dosyada alınan heyet raporu ile İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesince alınan 3 tane heyet ve adli tıp raporuna ve İİK. ,TTK. ve HMK. Katti düzenlemelerine açıkça aykırı olduğundu, mahkemece alınan ve karara gerekçe yapılan 02.07.2024 Tarihli Prf. Dr. ...'in raporunda da \"...Bononun matbu senet formunda olduğu, bononun pencere yöntemi ile elde edildiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı...\" net olarak tespit edildiğini,  sonuca etkili olmayan ve sadece bir tane harfin düzeltilmesi şeklindeki durumun aleyhe kabul edilerek tebliğ yapılmadan tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu,  takibe konu senedin tahrifata uğramadığının açık olduğunu,  İmzanın borçluya ait olduğuna dair kesin Adli Tıp raporu ve UKB raporu olduğunu, keşidecisinin gelen  sirküleri ve tapudaki imza örneklerine çıplak gözle bakıldığında, imzalar uzman istenmeyecek kadar benzer ve hatta birebir aynı olduğu açıkça ortaya çıktığını, Raporda senedin katlanmış olması pencere usulü uygulandığına karine ve delil gösterildiğini, Bu hususun hukuktaki izahını ve bilimsel olarak izahı olmadığını, seentlerin  icra dairesinde kasaya alındığını, hiç kimsenin bir senedi tam sayfa olarak klasör içerisinde saklamadığını, senet ön yüzü üzerindeki keşideci imzasının yanında yapıştırıcı sebebiyle tahrifat olduğu iddiasının da bilirkişilerin uzmanlıktan uzak kurgusundan ibaret olduğunu, tahrifatın varlığı dahi şaibeli iken sadece senetteki küçük bir noktada var olduğu iddiası da sözde tahrifatın varlığının dahi şüpheli olduğunu gösterdiğini, Senet üzerinde yapışkan izi olduğu iddiası bilirkişilerce türetilmiş bir iddia olduğunu, Bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, Dosyaya daha önceden İcra Hukuk Mahkemesi dosyasına sunulmak üzere T.C. Dış İşleri Bakanlığı - Türkiye Akreditasyon Birliği tarafından akredite edilmiş ve Avrupa Akreditasyon Birliği tarafından tanınan tarafsız ve bağımsız Ulusal Kriminal Bürotarafından senetteki imza ve beyan edilen diğer imza örnekleri üzerinde incelemeler yaptırıldığını,  Söz konusu bu resimlerde söz de bilirkişilerin bahsi geçen tahrifat hiç bir şekilde görülmediğini, bu dava ile icra takibinin teminatsız durdurulmasının İİK. ve TTK. Gereğince mümkün olmadığını, asıl alacağın %20 sini karşılar teminat yatırılması halinde tedbiren durdurma verilebileceğini, davacı tarafın müvekkilini defalarca tehdit ettiğini belirterek mahkemece kurulan teminatsız tedbiren durdurma ara kararını kaldırılmasını, tedbir kararı verilecekse kanuni sınırlar çerçevesinde en az % 115  oranda olacak şekilde bir teminatla tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacının şikayeti hakkında İstanbul CBS 2021/66027 Soruşturma sayılı dosyasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan  06.05.2024 tarihli raporda; \"...Senet ön yüzü üzerindeki keşideci imzasının yanında yapıştırıcı sebebiyle meydana gelen bir tahrifat olduğu ve katlanama izlerinin \"Pencere Sisteminin\" varlığına işaret etmesi sebebi ile senet üzerinde pencere sahteciliğinin kullanıldığı...\" yönünde tespitte bulunulmuştur. Bu durumda HMK 209, 389 ve 392/1.maddesi, 2.cümlesi de dikkate alındığında, mevcut delil durumu, soruşturma dosyasına göre davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde olup durum ve koşulların değişmesi halinde mahkemece yeniden değerlendirme yapılabileceğinden bu aşamada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dace8b1595f73448","SID":"700ec30f1e8c4cfa"}}