{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2021/1608 <br>KARAR NO\t\t: 2025/36<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/189 Esas 2021/373 Karar<br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ  <br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 16/01/2025 <br> <br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/189 Esas ve 2021/373 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2020/10115 esas sayılı takip dosyası ile borçlu ...-... aleyhine \"9 Örnek\" ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu vekilinin icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçesi ile borca, yetkiye, ferilerine ve takibe itiraz ettiğini, borçlu vekilinin itirazı üzerine de takibin durduğunu, borçlu tarafın itirazlarının haksız olduğunu, davacı tarafın ipotek dosyası bakımından yetkili icra müdürlüğünün İzmir olduğunu, davalı borçlunun yetki itirazının davayı uzatmaya yönelik olduğunu, dosya borçlusu ...-... ile imzalanan Üretici Bayilik Sözleşmesi 29.madde gereği \"Taraflar arasında çıkacak her türlü ihtilafların halli ve ipoteğin paraya çevrilmesine İzmir Mahkemeleri, İcra Daireleri ve mercilerinin selahiyetini şimdiden kabul ederim\" şeklinde beyanı ve kabulünün mevcut olduğunu, davalı  ...-... firmasının gerek kendi adına düzenlediği senetler, gerek borçlu şahsa kendi ticari müşterilerinden geçen senetlerinden nihai ciro yolu ile yetkili hamil sıfatıyla müvekkili şirkete geçen kambiyo senetlerinden müvekkilin şirketin alacağı doğduğunu, müvekkilinin sattığı PVC, profil malzeme mal karşılığı verilen ve müvekkiline teslim edilen kambiyo senetleri ve cari hesap bakiye alacağı borçluya müşteri/bayi modu açılarak tutulan müvekkili ticari defterlerdeki hesaplarda kayıtlı olduğunu, vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen bu şahsi ve cirolu borçlu senetleri bakımından borçlu hakkında icra takipleri açıldığını, icra takip dosyalarından borcun kapanmasına ilişkin tahsil yapılamadığını, borçlu davalının İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2020/10115 esas sayılı dosyasına dayanaksız olarak yapmış olduğu takibe ilişkin itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %40 dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, takibe itirazında haksız olduğundan kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden davacı şirket, müvekkili ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açmış olduğu davada talep ettiği alacaklar konusunda haksız ve kötü niyetli olduğunu, takip borçlusu olarak görülen davalı müvekkilinin adresinin ''... Mah. ... Sk.No:.../... .../...'' olup, aynı zamanda ipoteğe konu olan taşınmazın yine  Çekmeköy/İstanbul Tapu Müdürlüğüne bağlı olan ... .../... adresinde bulunduğundan dolayı, yargı alanına bağlı olarak yetkili icra dairesi ve mahkemelerin İstanbul Anadolu İcra müdürlüğü ve mahkemeleri olduğunu, icra takibinin yetkili olmayan İzmir adliyesine bağlı İzmir icra Müdürlüğünde açıldığını, bu nedenle öncelikle yetkiye itiraz ettiklerini, her ne kadar borçlu taraflar arasında sözleşme olduğu iddia edilmiş ise de takibe dayanak yapılan söz konusu sözleşmeden değil sözleşmeden bağımsız bir taşınmaza ilişkin olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte yetkili icra dairesi İcra İflas Kanunu'nun 50.maddesi yanında, taşınmazın bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğunu, taraflar arasında tanzim edilen bayilik sözleşmesinde takibe konu  taşınmaza ilişkin açıkça atıf bulunmadığını, davacının sözleşmeden doğan borçların ifası amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna müracaat ettiğini ileri sürmekte olup, takip dayanağı olarak sözleşmeyi değil, ipotekli taşınmazı gösterdiği için taraflar arasında mevcut sözleşmede yazılı yetki şartına göre yetkili icra dairesinin belirlenemeyeceğini, bu nedenlerle müvekkili aleyhine başlatılan takibe ilişkin ödeme emrine, yetkiye, icra takibine, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itirazımızın kabulü ile haksız davanın reddine karar verilerek dosyanın yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü/Mahkemelerine gönderilmesine, yargılama masrafı ile avukatlık vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10115 esas sayılı takip dosyasının bir sureti UYAP sistemi üzerinden getirtilmiş, incelenmesinde; alacaklı ... Şirketi tarafından borçlu ... aleyhine 02/12/2020 tarihinde 256.370,38 TL asıl alacak, 41.131,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 297.502,02 TL üzerinden  ... ili, ... Mahallesi ... Mah. ... ada ... parsel .../...  arsa paylı 7765 sahife, 79 cilt, 2. Kat 9 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibe girişildiği, borçluya ödeme emrinin tebliğine müteakip süresi içerisinde borçlu vekilinin 13/01/2020 tarihli dilekçesi ile, ödeme emrine, yetkiye, icra takibine, borca, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz oranına ve diğer ferilerine itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. <br>Somut olayda, davanın İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2020/10115 esas sayılı dosyası ile alacaklı davacı şirket tarafından borçlu davalı adına ... ili, ... Mahallesi ... Mah. ... ada ... parsel 120/5760  arsa paylı 7765 sahife, 79 cilt, 2. Kat 9 nolu bağımsız bölüm nedeni ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen takibe davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine dayalı olup, davalının takip dosyasında icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunduğu, İİK'nun 50. maddesi delaletiyle HMK'nun 6.maddesinde genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak düzenlendiği, davalı ...'nın  yerleşim yeri adresinin Üsküdar/İstanbul ili olduğu, davaya konu takibe ilişkin ipotekli gayrimenkulün ... ili, ... Mahallesi ... Mah. ... ada ... parsel .../...  arsa paylı 7765 sahife, 79 cilt, 2. Kat 9 nolu bağımsız bölümde kayıtlı olduğu, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapıldığı dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmedeki yetki şartının yetkili icra dairesini belirleyemeyeceği, bu nedenlerle davaya konu takipte İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu kanaatine varılmakla, İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2020/10115 esas sayılı dosyasında girişilen takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olduğunun anlaşıldığı...\" gerekçesi ile; Davaya konu takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olmasına nazaran DAVANIN USULDEN REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ilişkiye her türlü ticari riske teminat olmak üzere iş bu ipoteği tesis ettiğinden sözleşmesel yetki şartını kabul ettiğini, dosya borçlusu ...-...  ile  imzalanan Üretici Bayilik Sözleşmesinin 29. maddesinde, taraflar arasında çıkacak her türlü ihtilafların hallinde İzmir Mahkemeleri, İcra Daireleri ve mercilerinin yetkisinin kabul edildiğini, Üretici Bayilik Sözleşmesi  21. maddesinde Bayilik Teminatı Gereği; Üretici bayi iş bu sözleşme ve uygulanmasından mütevellit doğacak muhtemel her tür borçları için ..banka teminat mektubu Gayrimenkul ipoteği , menkul rehni, vermeyi kabul ve taahhüt eder.  Üretici bayi verdiği tüm senetlerin ve teminatların bu sözleşme ile ilgili olduğunu peşinen kabul eder. Rehin veya ipotek verilmesi haciz/iflas yoluyla takibe engel değildir, ... hak ve alacakların takip ve tahsili hususunda dilediği yolu tercih hakkına sahiptir.'' hükmüne haiz olduğunu, ipotek sözleşmesinin, davacı müvekkili ile davalı tacirin imzaladığı üretici bayilik sözleşmesinin bir parçası, onun ferisi olduğundan taraflar arasındaki sözleşmedeki yetki şartının geçerli bulunduğunu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığını yine yerel mahkeme kararında  hükmedilen zorunlu arabuluculuk  gideri olarak hükmedilen 1.320,00.TL tarife gereğinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava,  ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. Borçlu, icra dairesinin yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İİK nın 50/2.maddesi gereğince yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılmalıdır. Davalı (borçlu), süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ederken, icra dairesinin yetkisine itirazını bildirmemiş ise; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır.<br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun  esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine  karar vermesi gerekmektedir.<br>İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinin düzenlendiği İİK'nın 148. maddesinde “Taşınmaz ipotek alacaklısı, yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneğini ibrazla alacağın miktarını bildirir ve 58 inci maddeye göre takip talebinde bulunur.” hükmü yer almaktadır. <br>İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'nın yetkiye dair hükümleri icra takipleri hakkında kıyas yoluyla uygulanır. <br> İİK'nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra daireleri ve mahkemeleri ile bonoda öngörülen ödeme yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. TTK m.777/3 maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenleme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden bononun düzenleme yerindeki ayrıca çekte de muhatap bankanın bulunduğu icra dairesi ve mahkemeleri yetkilidir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir\"<br>HMK'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. Uyuşmazlık konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenebilir. Ancak bu durumda alacaklı para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir.  Öte yandan TBK'nın 89. maddesinin uygulanabilmesi için, akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.<br>Ayrıca HMK'nun 17. maddesine göre; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.''<br>Kesin yetki kuralı olmadığı durumlarda HMK'nın  19.  maddesinde belirlenen  süre  ve  yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri  Kanununun \"Yetki itirazının ileri sürülmesi\" başlıklı 19/2. maddesinde; \"Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.\" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde \"Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazını \"ilk itiraz\" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; \"İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.\" hükmünü içermektedir. Son olarak; \"Cevap dilekçesini verme süresi\" başlıklı 127/1. maddesi ise; \"Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.\" şeklinde düzenleme getirmektedir.<br>Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede (icra dairesinde) açarsa, o zaman seçme hakkı davalıya geçer. <br>Genel haciz yolu ile takipte borçlunun yasal sürede yapmış olduğu itiraz, İİK'nun 66. maddesi gereğince icra takibini durduracağından, alacaklı itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açıp takibin devamı yolunda bir karar almadıkça takibe devam edemez. (Bknz. Yargıtay 12.HD'nin 2016/11977 Esas-2017/4018 Karar sayılı ilamı)<br>Tacir kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanmış olup bu hükme göre;  bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişi tacirdir. Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 2. fıkrası tacir sayılan kişileri, 3. fıkrası ise tacir gibi sorumlu olan kişileri düzenlemiştir. <br>\tTüzel kişileri düzenleyen Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde; Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nun tacir olarak tanımladığı gerçek ve tüzel kişiler ile mevzuatın tacir olarak belirlediği kişiler yetki sözleşmesi yapabileceklerdir. <br>\tDiğer taraftan tacir olmayan kişilerin ticari iş sayılan hallerde yetki sözleşmesi yapabilmeleri de 17. maddenin açık düzenlemesi karşısında mümkün değildir. Zira, 17. madde ilgili tarafların kanunen tacir olmasını aramakta, işin ticari iş olmasını aramamaktadır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması tacir olmayan taraflara yetki sözleşmesi yapma imkanını vermemektedir.<br>Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında imzalanan ve geçerli olan üretici bayilik sözleşmesinin 29. maddesine göre, iş bu sözleşme sonucunda doğabilecek ihtilafların hallinde İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından davacı şirket lehine ipoteğin taraflar arasındaki üretici bayilik sözleşmesi gereğince verildiği, ipotek sözleşmesinin, taraflarca imzalanan üretici bayilik sözleşmesinin bir parçası, fer'isi niteliğinde olduğu, tacir olan taraflar arasında üretici bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan yetki şartının HMK'nun 17 maddesi gereğince geçerli olduğu, davacı şirket tarafından üretici bayilik sözleşmesinden doğan borcun tahsili yönünden taraflar arasındaki yetki sözleşmesine uygun olarak tacir olan davalı aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10115 Esas sayılı icra dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinde bulunulduğu gözönünde bulundurularak işin esasına girip hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde usulden red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. <br>Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile yerel mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-4. maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2021/189 Esas 2021/373 Karar sayılı hükmünün, HMK'nın 353/(1).a.4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi tarafa iadesine,<br>5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3994e2510e6a0b90","SID":"0323d7f4b72817b7"}}