{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1482 Esas<br>KARAR NO:2025/109<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:27/12/2023<br>NUMARASI:2021/446 Esas, 2023/1105 Karar<br>DAVA:İflas (İflasın Açılması)<br>KARAR TARİHİ:16/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının pasif malvarlıklarının aktif malvarlıklarının çok üzerine çıktığını, borçlarını ödeyemeyecek durumda olan davacının iyi niyetle ödemeleri yapmaya çalıştığını fakat yaşadıkları son kriz nedeniyle tıkanma noktasına geldiğini, davacının bütün alacaklılarına eşit davranılmasını sağlayabilmek ve kanuni yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla doğrudan doğruya iflasını isteme kararı aldığını belirterek müvekkili şirketin aczi nedeniyle doğrudan iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Müdahiller yazılı ve sözlü beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2018 ve 2019 kayıtlarını sunmaması nedeniyle davacı şirketin son mali durumunun ve mevcut durumda borca batık olup olmadığının tespitini imkansız kıldığı, davacı vekili tarafından Vergi beyannamesinde -1.208.380,14 TL borcun mevcut olduğu belirtilerek şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmişse de, vergi beyannamesinin şirket tarafından bildirilen ve dayanakları bakımından sorgulanmaya muhtaç, tek başına borca batıklık tespitinde yetersiz bir belge olduğu, bir kısım araçlar satılmış ise de bunların plakaları bildirilmeden, satışa ilişkin evraklar olmadan şirket yetkilisinin beyanının da teyide muhtaç olduğu, müdahil ortak ..., şirketin... Bankasına olan borçların bir kısmına kefil olması sebebiyle ödediği, bankaya yazılan müzekkere cevabına göre 2016-2019 yılları arası şirketin hesabından bir miktar paranın da ortağın hesabına havale olduğu, bu havalelerin şirketin malvarlığını azaltmak amacıyla yapılmadığı ve davacı şirketin iflasını talep ederken kötüniyetli olmadığı hususlarında mahkemede yeterli vicdani kanaatin oluşmadığı, davacı tarafça sunulması gereken belgelerin sunulmadığı, icra dosya numaralarının bildirilmesi ve vergi beyannamesinin sunulması ile yetinildiği, bu nedenlerle borca batıklığın yöntemince ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN 10/06/2021 TARİHLİ 2021/611 ESAS 2021/732 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI\t\"Somut olayda, davacı vekilinin  iflas talebi dilekçesine, şirketin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemediği, yargılama sırasında da davacı vekiline bu belgeleri ibraz konusunda kesin sürenin verilmediği anlaşılmıştır.Yine iflas ilanlarına ilişkin gazeteler dosya kapsamında bulunamadığı gibi ilanların yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır. Bu sebeple mahkemece  davacı vekiline şirketin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını ibraz konusunda kesin süre verilmesi, ibrazı halinde borçlunun iflas talebinin yasada öngörüldüğü şekilde ilanı ile iflas dosyasına müdahale ile iflas talebine itiraz eden alacaklıların itirazlarının değerlendirilmesi ve aciz halinin ispat edilip edilmediğinin belirlenmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklindedir.<br>KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; kaldırma kararı sonrasında davanın İİK. nun 166. maddesindeki usulle ilanı yapılarak ...ve ... ilan suretlerinin dosyaya takıldığı, davacı vekiline defaten şirket kayıtları ile malvarlığını gösteren defter ve belgeleri sunması için süre verildiği, bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisinin verildiği, davacı şirketin müflisin 2018-2019 yıllarına ait defterlerini mahkemeye sunamadığı, bildirilen mahkemelerdeki dosyalarda (İstanbul Anadolu 7. ACM 2019/128 E. , İstanbul BAM 34. CD. 2021/649 E.)  yerinde inceleme yapan bilirkişilerin müflisin defter ve kayıtlarına ulaşamadığı, bu nedenlerle borca batıklık iddiasının değerlendirilemediği, 01/07/2022 ve 30/01/2023 tarihli ek raporların da  bu yönde olduğu, davacı vekili tarafından bildirilen icra dosyalarının celp edildiği, önemli bir kısmının davacı ile ilgisiz olduğu, borca batıklık iddiasında olan davacı şirketin, dava tarihine göre beş yıldan fazla süren yargılamada defaten süre verilmesine rağmen bunu tevsik eden bilgi ve belgeleri mahkemeye sunmadığından bir tespitin yapılamadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Davacı şirket tarafından sunulan vergi mükellefine ait belgelerde (29.04.2019 onay tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesi) davacı şirketin borca batık olduğunun açıkça belirtildiğini, vergi beyannamesi sunan vergi yükümlüsü şirketin ilk görünüş karinesi uyarınca ayrıca bu belgelerin doğruluğunu ispat yükü altında olmadığını, bu açıdan da davacı şirket tarafından sunulan belgeler sonucunda borca batıklık durumunun ispat edildiğini, bu hususun dikkate alınmamasının hukuken doğru olmadığını, yerel mahkemenin dosyadaki tüm delilleri incelemeden karar verdiğini, şöyle ki davacı şirket tarafından, iflas durumunu ortaya koymak amacı ile şirketin borçlu olduğu icra dosyalarının numaraları dava dilekçesinde belirtilerek -akabinde sehven yanlış yazıldığı tespit edilen dosyaların doğru numaraları da bildirilerek- celbinin talep edildiğini, ancak bir kısım dairelerce (Bakırköy İcra Dairesi ve İstanbul ... İcra Dairesi) ilgili dosyaların gönderilmediğini, bu dosyaların hiç incelenmediğini, icra dosyaları değerlendirilmeden karar verildiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, maddi gerçeğe ulaşılması için gerekli olan deliller toplanmadan karar verildiğini, bilirkişi tarafından talep edilen belgelerle ilgili olarak şirket ortağı tarafından bilirkişiye atılan mailde, kalem kalem şirketin malvarlığında yer alan emtiaların satıldığı/şirket borçlarına mahsuben verildiği yerlerin bildirildiğini, ayrıca davacı şirket tarafından 30.10.2018 tarihli dilekçe ile tüm alacaklılarının isim ve adresleri bildirilerek mal beyanında bulunulduğunu, tüm bunlara rağmen bildirdikleri bu hususların da mahkemece araştırılmadığını, 12.10.2022 tarihli duruşmada bilirkişilere İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/128 Esas sayılı dosyasında mevcut olduğu ileri sürülen 2018-2019 defterleri üzerinde inceleme yetkisi verildiğini, ancak bilirkişilerin bu incelemeyi yerine getirmediklerini, taraflarınca davacı şirketin tüm banka hesapları üzerinde haciz olduğu bildirilmesine rağmen mahkemece banka hesaplarının tamamının incelenmediğini, davacının yalnızca ... Bankası'ndaki hesap hareketlerinin incelendiğini, şirketin tek bir bankadaki hesap hareketlerinin incelenmesinin müvekkilinin kötü niyetli olup olmadığının ispatı açısından yeterli olamayacağını, ... Bankası hesap hareketlerinde görünen havalelerin, şirket ortağının şirket adına yaptığı ödemelerin karşılığından ibaret olduğunu, kesinlikle şirketin malvarlığını azaltmaya yönelik olmadığını, zira bahse konu şirket ortağının, aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olması nedeniyle zaman zaman özellikle 2017'de şirketin maddi durumu kötüleşmeye başladıktan sonra kendi şahsi malvarlığından şirket adına ödemeler yaptığını ve yapılan bu ödemelerin daha sonrasında şirket hesabından kendisine geri yollandığını, 2017 yılında iflas talebi ile dava ikame eden şirketin, sadece tek bir yıla (2019) ait ticari defterlerini maddi imkansızlıklar nedeniyle sunmadığı için yerel mahkemece bu durumun \"şirketin son mali durumunu ve mevcut durumda borca batık durumda olup olmadığı tespitini imkansız kıldığı\" şeklinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin daha detaylı ve eksiksiz bir inceleme yapması halinde borca batıklık durumunu tespit edilebilecek konumda olduğunu, davacı şirketin imkanı dahilinde sunabildiği tüm belgeleri sunduğundan iflas durumunun tespiti için gerekli inceleme ve araştırmanın mahkemece re'sen yapılması gerektiğini, Nitekim bu hususun Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/1093 E., 2014/4501 K. sayılı kararı ile de \"...Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.\" şeklinde belirtildiğini, yine somut olaya benzer bir olayda Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/7876 E., 2014/1680 K. sayılı kararının \"...davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki açıklamaları da gözetilerek ve dava sırasındaki gelişmeler de dikkate alınarak, gerekli inceleme ve araştırmanın re'sen yapılması, bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen eksik bilgi ve belgelerin diğer kurumlardan temine çalışılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın mevcut delillere göre davasını ispat edemediği yönündeki bilirkişi kurulu görüşüne itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.\" şeklinde olduğunu, ancak yerel mahkemece somut olaya ilişkin gerekli araştırma ve incelemenin re'sen yapılmadığını, tespit edilen eksik bilgi ve belgelerin diğer kurumlardan teminine çalışılmadığını, davacı şirket tarafından bildirilen hususların dahi araştırılmadığını, HMK. nın 31. maddesinin \"hakim, aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil isteyebilir.\" şeklinde olduğunu, bu durum her ne kadar zorunluluk olarak ifade edilmemişse de somut olayın aydınlatılması ve doğru karar tesisi için hakimin bu yollara başvurması gerektiğini,HMK 353/l-a-6. maddesinde, ilk derece mahkemesince \"tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, esasa ilişkin inceleme yapılmadan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verileceğinin\" düzenlendiğini, yerel mahkemenin dosyadaki tüm delilleri değerlendirmeden karar verdiğini, delillerinin ve davaya ilişkin iddialarının yeterince incelenmediğini, somut olay detaylı bir şekilde araştırılmadan deliller toplanılmadan karar verilmesinin mevzuata ve içtihatlara aykırı olduğunu, mahkemenin kararını dayandırdığı gerekçeleri açık ve anlaşılır bir şekilde belirtmesi gerektiğini, mahkeme tarafından yazılan gerekçeli kararın matbu olduğunu, hüküm detaylarını gerekçelendirme hususunda eksik kaldığını, kararda yetersiz gerekçe bulunduğunu, bu durumun adil yargılama hakkının ihlali olduğunu, 18.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda müvekkilinin borca batık olduğunun açıkça belirtildiğini, bu hususlar değerlendirildiğinde iflas durumunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 178. maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.İİK'nun 154/son maddesi uyarınca, iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer Ticaret Mahkemesi'nde açılır. Avukatın vekaletnamesinde bu konuda özel yetkininde bulunması gerekir. Davacı şirketin muamele merkezinin Ataşehir/İstanbul adresi olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde özel yetkinin bulunduğu anlaşılmıştır.\"İİK'nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) borçlu kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler.\" (Yargıtay 23. HD. 2013/1607 E. 1904 K. sayılı ilamı) Mahkemece, davacının adli yardım talebi kabul edilmiştir.Mahkemece makine bilirkişisinden alınan 13/11/2019 tarihli raporda; davacı şirketin varlıklarının toplam değerinin rapor tarihi itibariyle 2.600,00 TL olduğu tespit edilmiştir.Davacı şirket yetkilisi ...'nün 11/02/2020 tarihli bilirkişi heyetine gönderdiği e-mailde; şirketin 15/07/2017 tarihinden itibaren ödeme güçlüğü içine düştüğünü, 2019 yılında defter açılışı ve tasdikinin yapılmadığını, 30/09/2019 tarihli envanter dökümü ve amortismana tabi duran varlıkların listelerinde mevcut olmadığını, 2017 yılına kadar olan defterlerin İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/128 E. Sayılı dava dosyasında bulunduğunu, şirkete ait mevcut varlıkların satıldığını bildirmiştir.Davacı şirket muhasebecisinin 12/02/2020 tarihli bilirkişi heyetine gönderdiği e-mailde; şirketin 2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin şirketin kendisinde olduğunu bildirmiştir.Mahkemece alınan 18.02.2020 tarihli 3 lü bilirkişi heyeti raporunda; dosya kapsamında davacı şirkete doğrudan ve dolaylı olarak açılan 6 adet icra takibinin bulunduğu, icra takip dosyalarına göre davacı aleyhine asıl alacak yönünden I43.520,99 TL'lik takip başlatıldığı, şirketin 2019 yılına ait defter tasdikinin mevcut olmadığı, bu yönde davacı şirket yetkilisinin e-posta yolu ile beyanının mevcut olduğu, 2018 yılına ait defter ibrazında bulunulmadığından davacı şirketin 2018 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi kapsamında tespitler yapıldığı, şirketin kaydi değerlere göre 31.12.2018 tarihi itibariyle (-) 4.481.776,51 TL borcu batık olduğu, şirketin TTK'nun 376. md. uyarınca borca batık olup olmadığının saptanabilmesi için şirket aktiflerin muhtemel satış değerleri üzerinden oluşturulacak bilançonun değerlendirmeye alınması gerektiği, şirket bilançosunun incelenmesinde aktif değerler içinde muhtemel satış değerlerine göre yeniden değerlenmesi gereken kaydi değer stok, tesis, makine cihaz, demirbaş gibi kalemlerin mevcut olduğu, ancak davacı şirket yetkilisi ...’nün ilettiği e-posta yazışmalarında şirketin aktifinde görülen tesis, makine, cihazlar, stoklar ve demirbaşların nakil güçlüğü sebebi ile satıldığı ve aktifinde duran varlığının bulunmadığı yönünde bilgi verildiği, her ne kadar 2018 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre davacı şirketin (-) 4.481.776,51TL borca batık olduğu ve dosya muhteviyatındaki icra dosyalarından dolayı  I43.520,99 TL borçlu olduğu anlaşılsa da, 2018 ve 2019 ticari defterlerinin incelemeye sunulmaması nedeniyle davacı şirketin son durumunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı, doğrudan iflas şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin ispat yükünün davacı tarafından yerine getirilmemiş olduğu belirtilmiştir.Ceza dosyasından alınan 14/10/2019  ve 15/06/2020 tarihli mali bilirkişi raporlarında; davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 31/12/2016 tarihi itibariyle sanık ...nün uhdesinde 1.199.460,56 TL kaldığı tespit edilmiş olup, bu tespite dayalı olarak sanığın hapis ve adli para cezası ile cezalandırıldığı, kararın istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır.Ticaret sicil kayıtlarına göre, ...'nün şirketteki payının %61, ...'nın %34, ...'in %5 olduğu anlaşılmıştır. Müdahil ... Şti vekili 19.12.2017 tarihli dilekçesinde, davacı şirketin hakedişleri tahsil ettiği halde müvekkiline ait taşeron sözleşmesinden kaynaklı ödemeleri yapmadığını ve davanın kötüniyetli açıldığını belirtmiştir. Yine şirket ortağı ... müdahale dilekçesinde, şirketin inşaat faaliyetlerinin devam ettiğini davanın kötüniyetle açıldığını iddia etmiştir.Davacı vekili 13.02.2019 tarihli beyan dilekçesinde, davacı şirketin  aktiflerinin ve pasiflerinin kaydının bulunduğu defterlerin davaya müdahil olan şirket ortağı ...'de bulunduğunu, ortağın Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınin 2018/22476 Soruşturma dosyasında bu yönde beyanının bulunduğunu belirtmiştir.Daha sonra sunduğu 05/07/2022 tarihli  beyan dilekçesinde, şirket defterlerinin İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/128 E. Sayılı dava dosyasındaki beyanına göre şirket yetkilisi ...'de olduğunu beyan etmiştir.Kaldırma ilamı sonrasında alınan 29/06/2022 havale tarihli 3 lü bilirkişi heyeti ek raporunda; dosya kapsamında sunulan icra dosyaları, müzekkereler, 2017/980 E. sayılı dosyada sunulan evrakların incelenmesinde, davacı şirket aleyhine 261.252,65 TL tutarında 5 adet icra takibi başlatıldığı, Davacı şirketin 114.941,20 TL tutarında SGK borcunun, 583.369,39 TL vergi borcunun bulunduğu, davacı şirketin aktif ve pasifleri ile alacaklıların sunduğu beyan dilekçesinde, dava dışı şirketlerin alacaklarına ilişkin dayanak evrak sunulmadığı, işbu beyan dilekçesinde “şirketin fiilen herhangi bir mal varlığı ve/veya parası bulunmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunulduğu, 2017/980 E. sayılı dosyada sunmuş olduğumuz bilirkişi raporlarında da izah edildiği üzere iflasını talep eden şirketin 31/12/2018 bilançosuna göre, (-)4.481.476,51 TL borca batık olduğu; ancak 2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerin incelenmesi ile İİK 178'e göre doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda somut bir tespit yapılabileceği, mevcut durumda şirketin son mali durumunun tespit edilemeyeceği, bu kapsamda ispat yükünün iflasını talep eden davacı şirkete ait olduğu izah edilen nedenlerle 2017/980 E. sayılı dosyasında sunmuş olduğumuz 18.02.2020 tarihli bilirkişi raporumuzdaki görüşümüzü değiştirecek bir hususun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Kaldırma ilamı sonrasında alınan 30/01/2023 havale tarihli 3 lü bilirkişi heyeti ek raporunda; mahkemenizin 12.10.2022 tarihli duruşma tutanağında yapılan görevlendirme neticesinde, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/128 Esas sayılı dosya kapsamında bulunduğu beyan edilen ticari defterlerde inceleme yapılmak için ilgili mahkeme ile görüşme sağlanmış dosyanın bütün evrakları ile birlikte İstinafa gönderildiği bilgisi verilmiştir. Alınan bu bilgi neticesinde Davacı şirket vekilinden istinaf başvuru formu talep edilmiş ve alınan formla birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesi'ne inceleme yapmak için başvuruda bulunulmuştur. 24.01.2023 tarihinde yapılan incelemede dosya ekinde bir mavi klasör olduğu bu klasör içindeki evraklarında davacı şirkete ait ticari defterler olmadığı görülmüştür. Yapılan incelemeye dayanak tutanak iş bu rapor ekinde de mevcuttur. İzah edilen nedenlerle 2018 -2019 yılı defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. Kök ve ek raporumuzdaki görüşümüzü değiştirecek bir husus bulunmamaktadır.Borçlu, kendi iflasını (ticaret mahkemesinden) bir dilekçe ile ister. Borçlu, iflas talebi dilekçesine, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemek zorundadır (m.178/I c.2). Bu belge (mal beyanı) ticaret mahkemesine ibraz edilmedikçe, iflasa karar  verilemez (m.178,I c.3).Borçlunun (kendi) iflas talebini alan ticaret mahkemesi, hemen (ilk önce), borçlunun iflas talebinin (yani, borçlunun kendi iflasını istediğini) ilan eder (m.178,II c,m1, m.166,II).Borçlunun alacaklıları, iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde, ticaret mahkemesindeki iflas dosyasına (asli) müdahale ve itiraz ederek, borçlunun  iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek, ticaret mahkemesinden borçlunun iflas talebinin reddini isteyebilirler (m. 178,II c.2). Alacaklılardan biri veya bir kaçı, onbeş gün içinde iflas dosyasına müdahale ile iflas talebine itiraz ederse, ticaret mahkemesinin, duruşma açarak, itiraz eden alacaklıları duruşmaya davet etmesi ve gelen alacaklıları duruşmada dinlemesi gerekir.Borçlunun kendi iflasını istemesi (İİK m.178), başlangıçta bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m.382/2-f/2). Ancak, borçlunun iflas talebinin ilanından (İİK m.178, II) itibaren 15 gün içinde, bir (veya birden fazla) alacaklı borçlunun iflas talebine itiraz ederse, borçlunun kendi iflasını istemesi, çekişmesiz yargıdan çıkıp, çekişmeli yargıya girer.Ticaret mahkemesi, iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflas doyasına müdahale ile iflas talebine itiraz eden alacaklıları duruşmada dinledikten sonra, borçlunun, iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığı kanısına varırsa, borçlunun (kendi) iflas talebinin reddine karar  verir.Ticaret mahkemesi, onbeş gün içinde iflas dosyasına müdahale ile iflas talebine itiraz eden alacaklıların itirazlarını reddeder veya onbeş gün içinde hiçbir alacaklı iflas dosyasına müdahale ve itiraz etmemiş ise ve borçlu aciz halinde bulunduğunu (b.178,I) ispat ederse, borçlunun iflasına karar verir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/5632 E. 2013/7281 K. Sayılı ilamı) Kaldırma ilanı sonrasında, mahkemece iflas talebi gazete ilanı ile ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir.Kaldırma ilamı sonrasında tensiple birlikte davacıya kesin süre verilmesine rağmen  şirketin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanının dosyaya sunulmadığı, yine kaldırma ilamı sonrasında 2. celsede kesin süreli ihtarat yapılarak şirketten alacaklı olanların alacak miktarlarının dayanaklarıyla birlikte dosyaya bildirilmesi istenilmiş ise de sadece alacak miktarını gösteren yeni bir listenin dosyaya sunulduğu, dayanak belgelerin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.Yine davacı vekili tarafından davanın başından itibaren dava dilekçesiyle ayrı bir icra dosyası listesi, 30/10/2018 tarihli dilekçeyle ayrı bir icra dosya listesi, 29/07/2021 tarihinde  ayrı bir icra dosya listesi ve 09/02/2021 tarihinde ayrı bir icra dosya listesi dosyaya sunulmuştur. Ancak hiç bir zaman davacı şirketin alacaklarına ve borçlarına ait liste dayanaklarıyla birlikte dosyaya sunulmadığı gibi davacı şirkette olduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlar da mahkeme incelemesine sunulmamıştır.Vergi dairesine verilen 29.04.2019 onay tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile diğer beyannamelerin sunulması ise kanunun aradığı manadaki belgelerin ibrazı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla davacı şirketin kanunun aradığı belgeleri eksiksiz olarak dosyaya sunmaması nedeniyle mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davacı şirketin gerçek ve güncel aktif ve pasif durumu tespit edilememiştir.Somut olayda, davacı vekilinin  iflas talebi dilekçesine, şirketin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemediği, yargılama sırasında da davacı vekiline bu belgeleri ibraz konusunda kesin süre verilmesine rağmen kanunun aradığı manada mal beyanının dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davacı şirket aciz halini ispat edemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Yukarıda açıklandığı üzere; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/446 Esas, 2023/1105 Karar sayılı ve 27/12/2023 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdf0ac3ad48acf4a","SID":"1f1f9310787471a3"}}