{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3.HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/09/2024<br>DAVANIN KONUSU: MENFİ TESPİT-MUARAZANIN GİDERİLMESİ<br>İSTİNAF TALEP TARİHİ: 15/10/2024<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2025<br>KARARIN YAZIM TARİHİ: 17/01/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların adi ortaklık şeklinde muz serası işlettiklerini, muz serasında  kullanılmak üzere elektriğe ihtiyaç duyduklarını, daha önce defalarca davalı şirkete abonelik için başvuruda bulunmalarına rağmen yeni bir trafo kurulması gerektiği yönündeki gerekçeyle taleplerinin reddedildiğini, oysa davacıların serasının bulunduğu alandaki direklerden yeterli miktarda elektrik gücünü karşılar bir aboneliğin tesis edilebileceğini, davacıların muz serasının elektrik ihtiyacını  uzun süre jeneratör ile karşılamaya çalıştığını, davalı kurumun davacılardan .... hakkında 18/04/2024 tarihinde kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle tutanak düzenleyip son ödeme tarihi 29/04/2024 olan 1.416.342,99 TL'lik fatura tahakkuk ettirdiğini, ancak yapılan bu tahakkukun hem kaçak süresi hem de sarf edilecek elektrik enerjisi bedeli yönünden yönetmelik ve muz  serasının ihtiyaçlarıyla uyuşmadığını, davacıların jeneratörünün bozulması üzerine seradaki bitkilerin  kurumaması için sera önünde bulunan direkten kısa süreliğine enerji tedariki yoluna gittiklerini, daha öncesinde davacıların reel bedelli tahakkuk ettirilen faturaları ödediklerini, ancak en son tahakkuk ettirilen faturanın gerçeği yansıtmadığını, fatura bedelinin muz serasının enerji ihtiyaçlarının üstünde kaldığını, muz serasında tüketilecek enerji miktarının çok düşük olduğunu, nitekim komşu seralara gönderilen faturalarda aylık tüketim bedellerinin 3.000,00 TL'yi aşmadığını belirterek, davacıların işlettiği muz serasına elektrik enerjisi sağlanması yönünde davalı şirket tarafından abonelik tesis edilmesine, davacı .... hakkında düzenlenen tutanağa istinaden tahakkuk ettirilen 1.416.342,99 TL bedelli fatura yönünden davacı yanın borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi bulunduğunu, bu yüzden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kaçak elektrik tutanağının davacı .... hakkında düzenlendiğini, bu yüzden diğer davacının dava açmasındaki hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafa abonelik tesis edilebilmesi için yeni bir  trafo tesisi gerektiğini, kaçak elektrik tutanağı ve faturanın Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine uygun şekilde düzenlendiğini, kaçak kullanım sebebiyle reel kullanımdan kaynaklı fatura oluşturulmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI: Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas, ... Karar sayılı 27/09/2024 tarihli kararı ile; \"davanın 6100 sayılı HMK nun 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\" şeklinde karar  verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesi ile;  davacıların adi ortaklığının Türk Ticaret Kanununda düzenlenen tacir kapsamında bulunmadığını, bu yüzden davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu ve davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi tutulamayacağını, kaldı ki mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını ve buna ilişkin uzlaşamama tutanağının dosyaya sunulduğunu, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına ve hukuka uygun olmadığını belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava; elektrik aboneliği tesisine ilişkin muarazanın giderilmesi  ve kaçak elektrik bedeli tahakkuku yönünden davacı yanın borçlu olmadığının tespiti istemlidir. <br>Dava ilk olarak Manavgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde .... Esas sayılı dosya ile açılmış, adı geçen mahkemece ... Karar sayı ve 01/07/2024 tarihli karar ile davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan bahisle görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın kesinleşmesini müteakip dosya, gönderildiği Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinde .... Esas numarasını almıştır.   <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; \"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi uyarınca davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi bulunduğu , 6325 sayılı yasanın 18/A maddesine göre arabuluculuğa yapılan başvurunun sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, arabuluculuğa başvurulmadan davanın açılması halinde herhangi bir işlem yapılmadan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiğinin aynı yasa maddesinde düzenlendiği, davanın 25/04/2024 tarihinde açıldığı, arabuluculuğa başvuru tarihinin ise davanın açılmasından sonraki tarih olan 23/07/2024 olduğu, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan davanın yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğu, aksi yönde bir hükmün de bulunmadığı, bu sebeple  zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden davanın açıldığının kabulü gerektiği \" yönündeki gerekçeyle \"davanın 6100 sayılı HMK nun 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\" şeklinde karar verilmiş, karar süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.  <br>Türk Ticaret Kanunun 5.maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile  diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.<br>Türk Ticaret Kanununa eklenen 01/01/2019 tarihli \" dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı ve  28/3/2023 tarihli  7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile değişik  madde 5/A'de;\"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan,konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" denmektedir. <br> 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na  \"dava şartı olarak arabuluculuk\" başlıklı 18/A maddesi eklenmiştir.Bahsi geçen yasa maddesinde, \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Son dönem istikrar kazanan Yargıtay uygulamasında; görevsizlik kararı üzerine dosyanın görevli mahkemeye kaydı öncesinde dava şartı olan arabuluculuk koşulunun yerine getirilmesi durumunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2023/4643 Esas, 2024/2797 Karar sayı ve 07/10/2024 tarihli emsal içtihadı)     <br>Somut olayda; davacılardan ... in Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yanıtı ile vergi beyannamelerine göre tacir olduğu, davalı şirketin de ticari şirket olması hasebiyle tacir konumunda bulunması sebebiyle davanın nispi ticari dava niteliği  taşıdığı ve yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın ilk olarak görevsiz mahkemede açıldığı, görevsiz mahkemece görevsizlik kararı verilmesinden sonra ve dosyanın görevli mahkemeye kaydedildiği 26/09/2024 tarihinden önce davacı tarafça 23/07/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 25/07/2024 tarihinde görüşme sonunda anlaşamama yönünde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, bu haliyle zorunlu arabuluculuk dava şartının eldeki dava yönünden yerine getirildiğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Hal böyleyken ilk derece mahkemesince arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. <br>Tüm bu nedenlerle;  davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile  HMK'nun 353/1.a-4.maddesi uyarınca  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>2-HMK'nun 353/1.a-4 maddesi uyarınca Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi 27/09/2024 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,    <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,  <br>4-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,<br>5-İstinaf başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,<br>6-İstinaf eden davacıların istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine,<br>7-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 17/01/2025<br>...<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"977f90d8be8d277e","SID":"aa219b04336858b9"}}