{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1375 <br>KARAR NO: 2024/1886<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/03/2021<br>NUMARASI: 2016/1225 Esas -  2021/254 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde temlik alan davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Otomotiv Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile kredi sözleşmesi yapıldığını, diğer davalılar ... ve ...'ın da bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kredinin ödenmemesi nedeniyle Bakırköy ... Noterliğinin 2016 tarih ve ... sayılı ihtarnamesini gönderdiklerini, davalıların ihtarnameye itiraz etmediklerini, davalı şirketin borcun yapılandırılmasını istediğini, borcun ödenmemesi üzerine de İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz edilmesi üzerine de itirazın iptali davası açtıklarını belirtmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Otomotiv Sanayi Ticaret Ltd. Şti. verdiği cevap dilekçesinde, davacı bankaya takip miktarı kadar borçlarının bulunmadığını, davacı tarafa 757.511,00 TL ödeme yaptıklarını, 02.12.2015 tarihli 188.859,72 TL tutarlı referans kredisi kullanılmış gibi gösterdiklerini ancak bu krediyi kullanmadıklarını, davacı bankada bulunan ve personel hesabı olarak kullandıkları hesaplarından davacı bankanın 06.08.2015 tarihinde 81.550,67 TL, 23.10.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 02.12.2015 tarihinde 95.571,54 TL ve 02.12.2015 tarihinde de 90.168,93 TL para kestiklerini, hesaplarından izinsiz aldıkları bu paraların krediden ve faizinden düşümünün de yapılmadığını, davacı banka ile aralarında promosyon anlaşması olduğunu, bu anlaşmaya göre davacı bankanın kendilerine ödemesi gereken 16.000,00 TL bedelli promosyon ödemesinin sadece 8.000,00 TL'sinin ödendiğini, kalan 8.000,00 TL'sinin ödenmediğini, bütün bunların hesaplanması durumunda davacı bankaya borçlarının kalmadığının anlaşılacağını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... verdiği cevap dilekçesinde, davaya konu kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığını, davacı bankaya borcunun bulunmadığını, davacı bankanın kendisine karşı daha öncede İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından takip yaptığını, bu takipte 16.01.2014 düzenleme tarihli, 30.05.2016 vade tarihli ve 5.000.000,00 TL bedelli bonodan ötürü 196.824,00 TL talepte bulunduğunu, bu bonodaki imzanın da kendisine ait olmadığını, bu takibin de iptal edildiğini, davacının davaya konu takiple mükerrer takipte bulunduğunu belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... verdiği cevap dilekçesinde, kullanılan kredinin ödendiğini, şirketin diğer ortakları ile anlaşmazlıklar yaşadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Hazırlanan 04.11.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı bankanın 8.000,00 TL tutarlı promosyon borcunun bulunduğu tespit edilmesi sebebiyle davacı bankadan davalı şirketle yapmış olduğu promosyon sözleşmesi varsa sunması istenilmiştir. Davacı banka 10.02.2021 tarihinde davalı şirket ile yaptığı \"Finans Maaş Sözleşmesi\" isimli promosyon sözleşmesini sunmuştur. Sözleşmenin 17'nci maddesinde \"Kurumun bu sözleşmede ve eklerindeki taahhütlerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesi şartıyla banka, kuruma 8.000,00 TL'yi KDV dahil fatura karşılığı ödeyecektir\" düzenlemesi yapılmıştır. Sözleşmenin 12'inci maddesinde de sözleşmenin bir yıllık olduğu ve fesih ihbarının olmaması durumunda da bir yıl daha uzayacağı yazılıdır. Davacı banka dosyaya davalı şirketin promosyon sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğine ilişkin bir delil sunmamıştır. Bu nedenle davacı bankanın ilk yıl için ödediği promosyon bedelinin dışında 8.000,00 TL daha promosyon bedeli bulunmakta olup davalı tarafın cevap dilekçesi ile bu bedelin düşülmesini talep etmesi 6098 sayılı TBK m. 139'a göre takas defi niteliğindedir. Takas defi en geç cevap süresi içinde ileri sürülebilir. Davalı şirkette takas defini cevap dilekçesi ile ileri sürdüğünden davalı şirketin takas definin kabulüne karar verilerek davalı şirketin kredi borcu miktarı olan 205.686,57 TL'den düşülmesi sonucunda bulunan 197.686,57 TL toplam alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. 6098 sayılı TBK m. 586'ya göre; \"Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.\" Davacı ile davalılardan Murat Baş arasındaki hukuki ilişki ise müteselsil kefalet ilişkisidir. Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmeleri incelendiğinde davalı ...'ın kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı görülmektedir. Dolayısıyla ödenmeyen kredi borcundan davalı ...'ın kefil olarak hukuki sorumluluğu bulunmakta olup bu madde kapsamında davacının kefil durumunda olan davalı ...'a yönelik olarak da icra takibi başlatmasında hukuki yararı bulunmaktadır. Bu gerekçelerle ... yönünden de 197.686,57 TL toplam alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Diğer davalı ... davaya konu sözleşme üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek 6100 sayılı HMK m. 208'e göre imza inkârında bulunmuştur. Bu sebeple kredi sözleşmesi üzerindeki imzanın davalı ...'e ait olup olmadığının tespit için 6100 sayılı HMK m. 211'e göre sahtelik incelemesine karar verilmiş ve davalı ...'in imza örnekleri mahkememiz huzurunda alınmış, uygulamaya değer imza örnekleri de ilgili yerlerden getirtildikten sonra sözleşme aslı ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Hazırlanan 19.09.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda kredi sözleşmesi üzerindeki imzanın davalı ...'e ait olmadığı tespit edilmiştir. Davalı ...'in kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamadığının tespit edilmesi sebebiyle bu davalıya karşı kefil sıfatıyla takip yapılamayacağından davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... Otomotiv Sanayi Ticaret Ltd. Şti. cevap dilekçesinde kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır. Hazırlanan 04.11.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu tamamen davalı şirketin ticari defterlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla davalı şirketin davacı bankaya ne kadar borcunun kaldığını kendi ticari defterlerine göre de bilebilecek durumda olması, kullanılmadığını belirttiği 02.12.2015 tarihli 188.859,72 TL tutarlı referans kredisinin kullanıldığının yine kendi ticari defterlerinde kaydının bulunması, davacı bankaya yaptığı dört kalem ödemenin kredi ödemesi olarak yapıldığının yine kendi ticari defterlerinde ayrıntılarıyla kayıtlı olması nedeniyle aleyhinde başlatılan icra takibinin tamamına itiraz etmesi iyiniyetli görülmeyerek davalı şirket aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Davalı ...'ın kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesinden ötürü asıl borçlu durumunda olan davalı şirketin aynı zamanda eski ortağı olması nedeniyle kullanılan kredilerin geri ödemelerinin yapılıp yapılmadığını bilebilecek durumda olması nedeniyle aleyhinde başlatılan icra takibinin tamamına itiraz etmesi iyiniyetli görülmeyerek davalı ... aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Davalı ...'in imza inkârının ancak yargılama esnasında bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecek olması nedeniyle davacı bankanın bu davalıya karşı icra takibi başlatmasında ağır kusurunun ya da kötüniyetinin varlığı tespit edilemediğinden davalı ...'in kötüniyet tazminatı talebinin reddine  dair davanın,  davalılar ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ... yönünden  kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 197.686,57-TL  üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan davalılar ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ... yönünden 197.686,57-TL üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ...'in kötüniyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı-borçlu şirket ile temlik veren ... A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış ve diğer davalılar ... ve ...'in bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredinin geri ödenmemesi sebebiyle davalı-borçlulara Bakırköy ... Noterliğinin ... yev. nolu  ihtarnamesi gönderilmiş olup davalı-borçlular ... ve ... ihtarnameyi tebliğ almalarına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, borçlu şirketin borcu kısmen kabul ederek bakiye kalan kısım ile ilgili temlik veren bankadan yapılandırma talep ettiğini, temlik veren banka tarafından kullandırılan kredinin geri ödenmemesi nedeni ile borçlular aleyhine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1117 D.iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı ibraz edilerek İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, borçluların işbu haksız itirazlarının kaldırılması talebiyle itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından davanın ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, ... yönünden ise davanın reddine karar verildiğini, mahkeme tarafından hüküm kurulurken taraflarınca ileri sürülen itirazlarının adeta görmezden gelindiğini ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, mahkeme tarafından davalı şirketinin promosyon ödemesine ilişkin takas definin kabulüne karar verilerek davalı şirketin kredi borcu miktarı olan 205.686,57 TL'den düşülmesi sonucunda bulunan 197.686,57 TL toplam alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulması hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, nitekim davalıların promosyon ödemesine ilişkin itirazlarının da yasal bir dayanağının bulunmadığını, işbu itirazların afaki beyanlardan ibaret olup yerinde olmadığını, ayrıca hükme esas alınan ATK raporu ile davalılardan ...'in borçlu olmadığı kanaatine varılmışsa da dosyaya ibraz olunan belgelerin incelenmesi ile de görüleceği üzere imzalar arasındaki farklılıkların yıllar içerisinde oluşabilecek farklılıklar olduğunu, nitekim örnek imzaların şüpheli imza ile mümkün olduğu kadar yakın tarihte atılmış olmasının şart olduğunu, imzalar arasındaki zaman farkı  düşünüldüğünde mukayese belgelerindeki imzaların rapor düzenlemeye elverişli olmadığını, hükme esas alınan ATK raporunda bilirkişinin inceleme yaptığı mukayese belgelerin 2007, 2009, 2012, 2014 ve 2017 tarihli imzaları içerdiğini, keza araştırmaların imzanın zaman içerisinde sahibinin de fark edemediği doğal bir değişime uğradığını gösterdiğini, usule, hukuka ve dosya kapsamına aykırı olarak verilen 22.03.2021 tarihli Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, istinaf ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan  ilamsız icra takibine asıl borçlu ve kefil olan davalıların  itirazının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın davalılar ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, temlik alan davacı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı ...'in imza inkarına ilişkin incelemenin usulüne uygun olup olmadığı, bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, davalı şirketin promosyon ödemesine ilişkin takas definin kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Alacağı temlik eden davacı ... A.Ş. tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlular hakkında \"kredi sözleşmesi ve ihtarname\" sebebine dayalı olarak 196.824,89 TL asıl alacak, 8.897,56 TL  işlemiş  faiz olmak üzere toplam 205.722,45 TL alacağın tahsili için 02.08.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı tarafça süresi içinde itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Temlik eden davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ...'in imza inkarı üzerine mahkemece davalının imza örnekleri toplanmış, huzurda imza örnekleri alınmış ve dosya Adli Tıp Kurumu (ATK)  Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş, düzenlenen 19.09.2018 tarihli raporda; inceleme konusu ... İkitelli şubesinin 16.01.2014 tarihli 5.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde \"...\" isim yazısı ve atfen atılı imza ile ...'in mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu isim yazısı ve imzanın mevcut mukayese yazı ve imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Rapora itiraz üzerine alınan 03.03.2020 tarihli grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda, inceleme konusu belgedeki imzalar ile ...'in karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile 16.01.2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzaların karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'in eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir. Dosyaya alınan raporlar ile davalı ...'a atfen atılan imzanın davalıya ait olmadığı açık ve net bir şekilde belirlenmiştir. Davacının bilirkişi raporuna itiraz sebeplerinin dosyadaki deliler, düzenlenen raporların içeriği dikkate alındığında sonuca etkili olmayan, yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen iddialar olduğu, birbirine doğrulayan ATK raporu ve grafoloji uzmanı bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya yeterli olduğu  anlaşılmakla davalı ... yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır. Dosya kapsamından temlik eden davacı banka ile  davalı ... Otom. San. Tic. Ltd. Şti arasında 16.01.2014 tarih 5.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'ın kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete 30.12.2014 tarihinde 210.000 TL, 06.02.2015 tarihinde 85.000 TL, 11.02.2015 tarihinde 5.000 TL kredi kullandırıldığı, 16.01.2014 tarihinde akdedilen sözleşme için davalı kefilin şirket ortağı, yönetim kurulu başkanı ve/veya yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle eş muvafakati belgesi bulunmadığı, Bakırköy ...Noterliğinin 02.06.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taksitli ticari kredi ve ticari kredi kartı borcunun 30.05.2016 tarihinde kat edilerek  ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde borcun ödenmesinin talep edildiği, kat ihtarının tebliği amacıyla davalı şirketin ve davalı ...'ın kredi sözleşmesinde belirtilen adreslerine çıkartılan tebligatların 06.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, 30.12.2014 tarihinde kullandırılan 210.000 TL kredi için davalı şirketin 06.07.2017, 06.08.2015 ve 10.08.2015 tarihlerinde toplam 114.616,00 TL geri ödemede bulunduğu ve 02.11.2015 yapılandırma tarihi itibariyle borç bakiyesinin  95.383,99 TL olduğu, davalı şirkete  85.000 TL ve 5.000 TL olmak üzere  kredi kullandırıldığı, davalı şirketin 23.10.2015 tarihinde yapmış olduğu 10.000 TL ödeme tutarından krediler için toplam 9.979,25 TL'nin tahsil edildiği, yapılandırılması talep edilen kredilerin (185.740,47 TL'nin) 30.09.2015 - 02.11.2015 kredi yapılandırma tarihi arasında %15,72 akdi faiz üzerinden hesaplanan faiz ve ferileri ile birlikte 188.859,72 TL olarak hesaplandığı, davacı bankanın, davalı şirketin talebi üzerine 02.11.2015 tarihinde 188.859,72 TL rotatif kredi tutarını  24 ay vadeli olarak yapılandırdığı, en son taksit ödeme tarihi olan 31.01.2016 itibariyle kalan anapara borç bakiyesinin 184.554,17 TL olduğu, takip tarihi itibariyle davacı banka alacağının, 196.789,01 TL asıl alacak, 10.383,82 TL işlemiş faiz , 319,19 TL BSMV olmak üzere toplam 207.692,02 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı şirketin cevap dilekçesinde yer alan davacı banka tarafından yapılması gereken promosyon ödemesinin yapılmadığı, bu bedelin hesaplanması gerektiği şeklindeki  savunması, takas defi niteliğinde olup, takas  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. Maddesinde  “iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlem olup,takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak  bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu  olması gerekir. Takas için aranan diğer koşullar, kural olarak her iki borcun muaccel olması ile  tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olmasıdır. Takas bir def’i olduğundan taraflarca ileri sürülmeden mahkemece re’sen dikkate alınamaz. Ayrıca, takas geriye etkili olarak sonuç doğurur.(Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E.,  2021/1463 K. sayılı kararı) Somut olayda, davacı banka ile davalı şirket arasında 17.09.2014 tarihinde \"Finans Maaş Sözleşmesi\" isimli promosyon sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşmenin 17. maddesinde davalı şirketin bu sözleşmede ve eklerindeki taahhütlerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesi şartıyla davacı bankanın davalı şirkete 8.000 TL'yi KDV dahil fatura karşılığı ödeyeceği düzenlenmiş olup, sözleşmenin 12. maddesinde bir yıl süreli sözleşmenin feshedilmemesi halinde bir yıl daha uzayacağı yazılıdır. Davacı banka tarafından davalı şirkete 05.11.2015 tarihinde 8.000 TL promosyon ödemesi yapılmış olup, dosya kapsamındaki delillere göre davalı şirketin finans maaş sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal ettiği ve 2016 yılı promosyon bedelinin davalı şirkete ödendiği iddia ve ispat edilmemiştir. Her ne kadar taraflar arasındaki  17.09.2014 tarihli sözleşmede ödeme tarihine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de Türk Borçlar Kanunu'nun 90. maddesinde ifa zamanı taraflarca belirlenmediğinde veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olup, takas iradesinin bildirilmesiyle her iki borç takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarında sona ereceğinden mahkemece davalı şirketin takas definin kabulü ile 2016 yılı  promosyon bedelinin, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda hesaplanan kredi borcundan düşülmesi  isabetli olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından temlik alan davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Temlik alan davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Temlik alan  davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f291966027e4bce","SID":"385828fd0aebc46c"}}