{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/2190 - 2024/2106<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/2190   <br>KARAR NO\t: 2024/2106<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/222 E.  -  2021/32 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet<br><br>\tDairemizce verilen 15/06/2023 tarih ve 2021/937 Esas 2023/846 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2024 tarih ve 2023/5160 Esas 2024/7072 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2007/71094 sayılı ve \"...\" ibareli markanın sahibi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından 2007 yılından bu yana SMK'nın 9. maddesi anlamında eylemli olarak kullanıldığını, davalının, müvekkilinin tescilli markasını taşıyan ürünleri pazarladığını tespit ettiklerini, davalı kullanımlarının marka hakkı ihlali ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, marka ihlali ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, ref ve men’ine, davalının kullanımlarına konu ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin marka ihlali ve haksız rekabet yaratmayacak şekilde değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde imhalarına, davalının marka ihlali ve haksız rekabetle ilgili belgeleri SMK'nın 150/3 maddesi uyarınca mahkemeye sunmasına ve kararın masrafı davalıdan alınarak Türkiye genelinde yayımlanan üç ayrı gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak, dava konusu ürünlerin üreticisinin ve davalıya satıcısının ... firması olduğunu, davacının hak iddia ettiği ürünler için uluslararası marka tescilinin bulunduğunu, , davacının kötü niyetli olduğunu, davacının 2007 yılında marka başvurusunda bulunup tescil almışsa da anılan tarihten bu yana markayı kullanmadığını, uluslararası kozmetik devi L’oreal firması tarafından üretilen ürün ile davacının kendi ürününün aynı olduğunu iddia etmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davalıda bulunan ürünlerin süresi dolup imhalık hale gelmiş olmasından dolayı Antalya Gümrük Müdürlüğü tarafından 07.12.2017 tarih ve 26800017-117 sayılı işlem ile imha edildiğini, davacının marka hakkını ihlal ettiğini iddia ettiği herhangi bir ürünün davalı şirketin mağazasında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava tarihinden önceki son 5 yıllık süre içerisinde davacının 2007/71094 sayılı \"...\" ibareli markasını “temizlik amaçlı maddeler, parfümeri; kozmetik ürünleri kişisel kullanım amaçlı koku vericiler ve sabunlar” emtiaları üzerinde Türkiye'de pazar payı oluşturacak derecede ve ciddi surette kullandığının alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu, davacı tarafça yaptırılan noter vasıtasıyla yaptırılan tespite göre,  davalı şirket adına ÜTS’de kayıtlı olan  dava konusu parfüm ürünlerinde, \"... ...\" ibaresinin yer aldığı, ilgili tüketicinin davalıya ait kullanımlarda yer alan ... ibaresini, ... isimli parfümlerin bir türü olarak algılayabileceği gibi (ambalajlardaki yerleşimin etkisiyle) ... isimli parfümlerin ... olarak adlandırılan bir türü ile karşı karşıya olduğunu da düşünebileceği dolayısıyla davalı fiillerinde ... ibaresinin markasal etki yarattığı, davalının bu kullanımlarının davacının 2007/71094 sayılı markasına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği, SMK m.7/3-c hükmüne göre; salt işareti taşıyan malın ithal edilmesi eylemi de tescilli marka hakkının ihlaline sebebiyet verdiğinden, davalının davacıya ait tescilli \"...\" markası ile benzer işareti taşıyan davaya konu parfümeri ürünlerini ithal etmesi eyleminin, davacıya ait marka hakkının ihlaline sebebiyet verdiği, diğer yandan davacı SMK'nın 150/3 maddesi uyarınca davalının gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabetle ilgili belgeleri mahkemeye sunmasına karar verilmesini de istemişse de, davacı tarafça işbu davada davada herhangi bir tazminat talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından, davalının gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabetle ilgili belgeleri mahkemeye sunması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eylemlerinin haksız rekabet ve davacının 2007/71094 sayılı marka hakkına ihlâl oluşturduğunun tespitine, davacıya ait 2007/71094 sayılı markanın ve/veya ayırt edici gücü yüksek \"...\" ibaresinin kozmetik ürünler yönünden markasal olarak kullanılıp taklit edilmesinin, kısmen veya tamamen taklit edilmiş ürünlerin satılmasının, dağıtılmasının, satışa sunulmasının, bu amaçla sunumunun ve/veya sergilenmesinin, ithalinin, ihracının ve benzeri şekilde her nasıl olursa olsun ticaret mevkiine konulmasının önlenip durdurulmasına, davalının haksız rekabet eylemlerinin men'ine ve ref'ine, davalının gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabete konu \"...\" ibaresini markasal olarak taşıyan tüm kozmetik ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına, el konulan ürünlerin marka ihlali ve haksız rekabet yaratmayacak şekilde şekillerinin değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde imhalarına, davalının gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabetle ilgili belgeleri mahkemeye sunması talebinin reddine, karar kesinleştiği takdirde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye ölçeğinde yayın yapan üç ayrı gazetede ilan edilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili, SMK'nın 150/3 maddesine dayalı taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, davalı aleyhine işbu davada tespit edilen ihlallere dayalı olarak tazminat davası şartları olan zorunlu arabulucuk süresinin başlatıldığını ancak sonuç alınamadığını, işbu davadaki talepleri ile birlikte delil tespiti talep edilmesinin mümkün olduğunu, SMK'nın 150/3 maddesi ile söz konusu belgelerin sunmasını isteme hakkının dava açılmadan önce dahi hak sahibine tanındığını, ayrıca anılan taleplerinin reddi nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve  yasaya uygun olmadığı gibi hakkaniyetli de bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin açıklanan yönden kaldırılmasını ve SMK'nın 150/3 maddesine dayalı taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir<br>Davalı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin  uyuşmazlık konusunda uzman olmadıklarını,  davalının dava konusu ürünleri sattığı mağazanın gümrüksüz satış mağazası olması ve davalının marka sahibi bulunmaması hususlarının yanlış değerlendirildiğini, dava konusu ürünlerin müvekkili tarafından ithal edilmediğini, ürünün üreticisi ...  firması olduğundan, işbu davada davalıya husumet yöneltilemeyeceğini,  dava konusu ürünlerin üreticisi olan ve davalıya satan ... firmasının davacının hak iddia ettiği ürünleri için uluslararası marka tescil belgesi bulunduğunu, müvekkilinin bu belgeye dayanarak ürünleri satın aldığını ancak kendisi satışa sunmadan imha edildiğini, diğer yandan davacının dayanak markasını kullandığını ispatlayamadığını,\"...\" ibaresinin \"iyi\" anlamına geldiğini ve sektörel baz da kullanıldığını, dava konusu ürünlerde yer alan ... ibaresinin süsleme ve eklem biçimi olduğunu, diğer yandan da davanın ara buluculuk dava şartı tüketilmeden açıldığını, yetki itirazının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 15/06/2023 tarih ve 2021/937 Esas 2023/846 Karar sayılı kararıyla, dosyaya sunulan belgelerden, davalı tarafından ithal edildiği anlaşılan dava konusu ürünlerde yer alan \"... ...\" ibarelerinin, davacı adına tescilli olan ve uyuşmazlık konusu parfüm malları bakımından kullanıldığı usulüne uygun olarak ispatlanan 2007/71094 sayılı \"...\" ibareli markayla iltibas  yaratacak derecede benzer olduğu, davalının söz konusu markasal kullanımının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı tarafından Türkiye'de, davacı markasından daha eski tescilli bir markaya dayanılmadığından, davalının ithal ettiği  ürünlerin, tüm dünyada satılmasının, davacı ürününden daha tanınmış olmasının ya da daha eski bulunmasının, davalı eylemini hukuka uygun hale getirmediği, öte yandan markaya tecavüz  eyleminin varlığı için kusurun da aranmadığı, yine SMK'nın 7/3-c maddesinde salt işareti taşıyan malın ithal edilmesi eylemi tescilli marka hakkını ihlal ettiğinden, davalının ithal edilen dava konusu ürünleri satmadığı yönündeki savunmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği, ayrıca markaya tecavüz istemli işbu davada davacının yerleşim yeri mahkemesi SMK'nın 156/3 maddesi uyarınca yetkili bulunduğundan, ilk derece mahkemesince davalının yetki itirazının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi davanın niteliği gereği zorunlu arabuluculuk dava şartına da tabi olmadığı, diğer taraftan SMK'nın 150/3 maddesine göre, hak sahibinin, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini isteyebileceği, davacının işbu davada tazminat talebi bulunmadığından ilk derece mahkemesinin davacının bu isteminin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine, ancak davacının SMK'nın 150/3 maddesine dayalı istemi  feri nitelikte olduğundan, sırf bu talebin reddi nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin  istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br><br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN  03/10/2024 TARİH VE 2023/5160 ESAS 2024/7072 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının,  taraf vekillerinin temyizi üzerine, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasında hak sahibinin, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebileceğinin düzenlendiği, anılan fıkradaki  “tazminat davası açmadan önce” ibaresi nazara alındığında hak sahibinin henüz tazminat isteminde bulunmadan marka hakkının ihlalinin tespitini talep ettiği işbu davada  zarar miktarının belirlenebilmesi için delil tespiti niteliğinde sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini isteyebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davacının tazminat talebinin bulunmadığı gerekçesiyle anılan istemin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı  gerekçeyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, SMK'nın 150/3 maddesi uyarınca davalının dava konusu kullanımları ile ilgili belgeleri mahkemeye sunması ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  03/10/2024  tarih 2023/5160  esas  2024/7072 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, Dairemizin yukarıda bahsi geçen ilamı, sadece davacının SMK'nın 150/3 maddesi dayalı talebinin reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulduğundan Dairemizin bahsi geçen ilamı diğer yönlerden kesinleşmiştir.<br> Davacının SMK'nın 150/3 maddesine dayalı isteminin incelenmesine gelince, Dairemizce uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının henüz tazminat isteminde bulunmadan marka hakkının ihlalinin tespitini talep ettiği işbu davada, zarar miktarının belirlenebilmesi için delil tespiti niteliğinde sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini isteyebileceği anlaşıldığından davacının bu talebinin de yerinde olduğu kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davanın KABULÜ ile davalının dava konusu eylemlerinin haksız rekabet  ve davacının 2007/71094 sayılı marka hakkına ihlâl oluşturduğunun TESPİTİNE,<br>\t2-Davacıya ait 2007/71094 sayılı markanın ve/veya ayırt edici gücü yüksek \"...\" ibaresinin kozmetik ürünler yönünden markasal olarak kullanılıp taklit edilmesinin, kısmen veya tamamen taklit edilmiş ürünlerin satılmasının, dağıtılmasının, satışa sunulmasının, bu amaçla sunumunun ve/veya sergilenmesinin, ithalinin, ihracının ve benzeri şekilde her nasıl olursa olsun ticaret mevkiine konulmasının ÖNLENİP DURDURULMASINA,<br>\t3-Davalının haksız rekabet eylemlerinin MEN'İNE ve REF'İNE,<br><br>\t4-Davalının gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabete konu \"...\" ibaresini markasal olarak taşıyan tüm kozmetik ürünlere Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde EL KONULMASINA, el konulan ürünlerin marka ihlali ve haksız rekabet yaratmayacak şekilde şekillerinin DEĞİŞTİRİLMESİNE, bunun mümkün olmaması halinde İMHALARINA,<br>\t5-Davalının dava konusu sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgeleri işbu dava dosyasına sunmasına,<br>\t6-Karar kesinleştiği takdirde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye ölçeğinde yayın yapan üç ayrı gazetede İLAN EDİLMESİNE,<br>\t7-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t8-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 918,21-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 250,00-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, temyiz aşamasında yapılan 1.330,20-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.460,51-TL yargılama giderine, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.549,31-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>10-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>12-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğine ve talebi halinde davacıya iadesine,<br>13-Davalıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>14-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davacı şirket temsilcisi, davalı şirket, vekilinin yüzlerine karşı,  yapılan açık yargılama sonucunda 25/12/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2025     <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5168aacb8decb92","SID":"993d684c29baac5e"}}