{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1811 <br>KARAR NO\t: 2024/2089<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/113 E.  -  2022/148 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Kullanmama Nedeniyle Marka İptali    <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/113 E. - 2022/148 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin “...” markasının 05.03.1997 tarihinde 169841 tescil sayısı ile 43.sınıfta tescil edildiğini, markanın 1958 yılından beri ..., restoran işletmeciliğinde kullanıldığını ve “... ...” olarak tanındığını, davalının 2016 80916 tescil sayılı markasının müvekkil markası ile benzer bulunduğunu, dava konusu markanın logosunun müvekkilinin logosuyla tıpatıp aynı olduğunu, ayrıca internet üzerinde yaptıkları araştırmada da görüldüğü gibi davalının tescil ettirdiği marka ismini internette aradıklarında müvekkilin tescilli markasına ait restoranın çıktığını, dava konusu marka ile müvekkilinin markası arasında iltibas koşullarının oluştuğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/80916  sayılı markanın 43. sınıf bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>   Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin davaya konu markayı 09.08.2019 tarihinde devir aldığını, markanın devir alındığı ... firmasının “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olup uzun yıllardır anılan markayı kullandıklarını, davacı tarafından bu kullanımlara ve müvekkilinin devir aldığı marka başta olmak üzere sair tescillere sessiz kaldığını, müvekkilinin dava konusu markayı devraldığı ... şirketinin kurulduğu günden bugüne halihazırda şirket adresi olan “...” adresinde faaliyetini sürdürdüğünü, bu firmanın sahibi ...’un uzun yıllardır Ankara ilinde yerleşik ve köklü bir çok restoranın et tedarikçisi olduğunu, en hacimli müşterilerinden birinin de davacı yanın markasının önceki sahibi ... Restaurant İşletmeleri Turizm San. ve Tic. A. Ş. olduğunu, yıllar içerisinde ... A. Ş. firmasının müvekkiline olan borçları çoğalınca ... A. Ş. tarafından ... A. Ş. Balgat Şubesinin “...” adresindeki iş yerinin tüm markasal hakları ile birlikte ...’a devir edildiğini ve bugüne kadar da aynı adreste ... markası ile faaliyetlerine devam ettiklerini, ... A. Ş. tarafından ... ve kurucu ortağı olduğu ... Restoran’a devredilen iş yerine ait şubenin kapanışının 20.09.2016 tarihinde gerçekleştirilerek Ticaret Sicil Gazetesinde 05.10.2016 tarihinde ilan edildiğini, müvekkilinin markasını devir aldığı ... şirketinin kurulduğu günden beri aynı adreste ... markası ile faaliyetlerine devam ettiğini, bundan markanın o tarihteki hak sahibi ... A. Ş.’nin haberdar olduğunu, ... şirketinin markanın o dönemdeki sahibi ... A. Ş.nin bilgisi dahilinde “...” ibaresinin içeren birden çok marka başvurusunda bulunduğunu, ayrıca müvekkilin markasını devir aldığı ... şirketine, davacının  markasının önceki hak sahipleri ... Ltd. Şti ve ... A. Ş firması tarafından muvafakat, lisans ve yetkilendirme belgeleri gibi birçok iznin verilmiş olabileceği yönünde bilgiler mevcut olduğunu, bu hususta araştırmalarının devam ettiğini, bu konuda yazılı deliller elde edildiğinde sunulacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili, davalı adına tescilli 169841 sayılı markanın davalı tarafından hiçbir surette kullanılmadığını, davalının kullanma kastının da bulunmadığını,  kullanmadığı halde dava konusu markaya dayanarak ikame ettiği davalarla müvekkilini baskı altına almayı amaçladığını ileri sürerek, dava konusu markanın iptal şartlarının ilk oluştuğu tarihten itibaren geçmişe etkili hüküm doğacak şekilde kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davalı vekili davaya süresinde cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, birleşen davaya konu markanın kullanıldığının birleşen davada davalı tarafından kanıtlanamadığı, asıl davada dava konusu marka ile asıl davada mesnet marka arasında iltibas koşulları oluşsa da, asıl davada mesnet markanın birleşen davada asıl davanın açıldığı tarihi de etkileyecek şekilde  09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde iptali koşulları oluştuğunun kabul edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine,  birleşen davanın kabulü ile davalı tarafa ait 169841 sayılı markanın 09/04/2021 tarihi öncesi itibariyle kullanılmaması nedeniyle iptaline, (iptal kararının 09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde iptal hükümlerinin uygulanmasına) karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı birleşen davada  davalı vekili,  birleşen davada davacının asıl davada davalı olmamasına rağmen, birleşen davada verilen iptal hükmünün asıl davada davalı yararına geçmişe etkili olarak yürütülmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, diğer taraftan birleşen davanın davacısının, müvekkilinin cebri icra yolu ile aldığı dava konusu markayı müvekkilinin devir aldığı tarihe kadar markanın önceki sahibi ile aralarındaki lisans sözleşmesine göre kullandığını, buna rağmen dava konusu markanın kullanılmadığı iddiasıyla dava açmasının iyi niyet ve dürüstülük kurallarına aykırı olduğu hususlarının nazara alınmadığını, kötü niyet ve dürüstülük kuralına aykırılığın mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu  markayı cebri icra yoluyla aldığı 12.03.2021 tarihinde sonra bizzat kullanmadığını, ancak daha öncede belirtikleri gibi Cebeci'de bulunan bir restaurantta markanın kullanılmasına izin verdiklerini, birleşen davada davacının dava konusu markanın önceki sahipleri ile yaptığı lisans sözleşmesi ile markayı kullandığını, bizzat birleşen davada davacının kendi kullanımı ile kullanma şartının gerçekleştiğini, müvekkili tarafından birleşen davada davacıya karşı açılan Ankara 5. FSHHM'nin 2021/106 e sayılı dosyasında birleşen davacı tarafından sunulan beyan ve lisans sözleşmesi ile müvekkilinin bu durumdan haberdar olduğunu, 17/05/2021 tarihli dilekçeleri ekinde bu lisans  sözleşmesini sunduklarını, yine aynı dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinin de bahsi geçen dilekçe ekinde sunduklarını,  Ankara 1 FSCM'nin 2021/393 esas sayılı dava dosyasında birleşen davada davacı şirket yetkilisi hakkında markanın önceki sahibi şirket tarafından açılan ceza davsında önceki marka sahibi şirket yetkilisinin birleşen davada davacı şirkete lisans verildiğinin beyan edildiğini, buna ilişkin duruşma tutanağının da 17.05.21 tarihli dilekçesi ekinde sunduklarını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını birleşen davanın reddini ile asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t:Asıl dava, marka hükümsüzlüğü, birleşen dava ise kullanmama nedenine  dayalı marka iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>                        Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere birleşen davada  davacı taraf, dava konusu 169841 sayılı markanın kullanılmadığını ileri sürerek, dava konusu markanın iptal şartlarının ilk oluştuğu tarihten itibaren geçmişse etkili hüküm doğuracak şekilde kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince de dava konusu markanın birleşen davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde, tescilli olduğu 43. sınıf hizmetler yönünden kullanıldığının birleşen davada davalı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde birleşen davanın  kabulüne karar verilmiştir. <br><br>6769 sayılı SMK'nın 26/1-a maddesindeki atıf uyarınca SMK'nın 9/1. maddesine göre, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. 6769 sayılı SMK'nın 26. maddesi uyarınca kullanmama nedeniyle markanın iptali yetkisi Türk Patent ve Marka Kurumuna ait ise de, bu hükmün SMK'nın 192/1. maddesi uyarınca kanunun yayım tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği için, 6769 sayılı SMK'nın geçici madde 4. maddesi uyarınca, SMK'nın 26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisinin mahkemeler tarafından kullanılacağı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da bileşen dava tarihi 06/10/2021 tarihinde açıldığına göre, işbu davada iptal yetkisinin mahkemeye ait bulunduğu açıktır. <br>Birleşen dava tarihi 06/10/2021 olduğundan dava konusunu oluşturan zaman diliminin 06/10/2016 ve 06/10/2021 tarihlerinin arası olduğu, SMK'nın 9. maddesi uyarınca markasını kullanma külfeti altında bulunan davalının somut uyuşmazlık açısından  06/10/2016 ve 06/10/2021 tarihleri arasında bu kullanımını ispat etmesi gerekmektedir.<br>\t6769 sayılı SMK'nın 9. maddesinde belirtildiği üzere, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.<br>                           Somut olayda da, birleşen davada davalı vekili, dava konusu markanın önceki sahipleri ile birleşen davada davacı ile yapılan lisans sözleşmesi ile bizzat birleşen davacının kullandığını ileri sürmüş ve bu kapsamda birleşen davada davacı ve yetkilisi aleyhine açılan dava dosyalarına delil olarak dayanmışsa da, mahkemece birleşen davalının bu yöndeki savunması ve delilleri değerlendirilmeden, dava konusu markanın kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere marka sahibinin markayı bizzat kendisinin kullanması gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır ve  markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Bu durumda, birleşen davada davalının dava konusu markanın  önceki sahipleri ile birleşen davada davacı ile yapılan lisans sözleşmesi ile bizzat birleşen davacının kullandığı savunması yönünden bildirdiği tüm deliller toplanıp, gerektiğinde bu hususta bilirkişi incelemesi de yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile dava konusu markanın kullanıldığının kanıtlamadığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, birleşen davada davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>Öte yandan kabule göre de, mahkemece  iptal kararının etkili olduğu tarihin  net olarak belirtilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak biçimde iptal kararının 09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır. <br>Bu itibarla Dairemizce,  asıl davada davacı birlşen davada davalı vekillinin  yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 gün ve 2021/113 E. - 2022/148 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>                        2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 80,70'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde asıl davada davacı birleşen davada davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2025         \t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39d17d39f24f3afa","SID":"b038ad93341f256a"}}