{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1380 Esas 2024/1673  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1380 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1673<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/457 Esas 2022/326 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br><br>DAVA\t: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 14/07/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/01/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde 18/07/2003 tarihinden önce işçinin iş akdinin haksız feshedilmesi nedeniyle kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ihbar tazminatı ve ikramiye alacağı talebiyle açılan davalar sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 95.905,91 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.    <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, ... ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, özelleştirme modeli gereği hisse devri aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı tarafından devre esas mizan düzenlendiğini ve bu mizan kayıtları esas alınarak devre esas  bilanço belirlenmiş olup bu işlemler sonucunda geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden davacı şirketin geçmiş yıllara ilişkin olarak müvekkili kurumdan herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın İHDS kapsamında davacı şirket tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından dava dışı kişilere fazla ödeme yapıldığını, fazla ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, müvekkilinin ancak dayanak davada hükmedilen bedelden sorumlu tutulabileceğini, alacağın avans faiziyle birlikte tahsilinin istenemeyeceğini, müvekkiline takibe ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin yapılan ilişkin diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalının işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi gereğince, davacı tarafından dayanak mahkeme ilamı uyarınca  ödediği tüm tutardan sorumlu olduğu, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinin  7.2 maddesine göre dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilafların derhal ihbarı gerekli olup eldeki davanın dayanağı ihtilafın mülkiyetten kaynaklanmadığı gibi sözleşmenin imza tarihinden önceki bir olaya dayalı olup, davanın zaten davalı aleyhine açıldığı, rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan ve davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 95.905,91 TL alacağa 22/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın ihds kapsamında talep edilemeyeceğini, işçi alacaklarıyla ilgili ihtilaflardan kaynaklanan davalarda üçüncü kişi zararı bulunmadığını, devre esas mizanların kesinleştiğini, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştiğini, hükmedilen faizin başlangıç tarihi ve türünün kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ancak dayanak davada hükmedilen bedelden sorumlu tutulabileceğini, müvekkili lehine ve aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDiyarbakır 1. İş Mahkemesi'nin 2012/68 Esas 2012/284 Karar (bozma öncesi 2003/585 Esas 2009/172 Karar) sayılı dosyanın davacısı ..., davalısı ... ... olup, dava tarihi olan 18/07/2003 tarihinden önce iş akdinin haksız feshedilmesi nedeniyle kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ihbar tazminatı ve ikramiye alacağı talebiyle açılan davada verilen kısmen kabul kararına karşı davacı vekilinin temyiz yoluna başvurduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin davacı vekilinin temyiz isteminin temyiz kesinlik sınırı nedeniyle reddine karar verdiği, anılan davacı tarafından Diyarbakır 1. İş Mahkemesi'nin 2012/926 Esas sayılı ek davanın açıldığı, 2013/264 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, verilen kararın Diyarbakır 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5178 sayılı dosyası ile ... aleyhine icra takibine konulması sonucu davacının icra dosyasına 22/05/2014 tarihinde 95.905,91 TL ödediği anlaşılmıştır.<br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; 18/07/2003 tarihinden önce işçinin iş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla açılan tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın icra takibine konulması sonucu davacının icra dosyasına 22/05/2014 tarihinde 95.905,91 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Diyarbakır 1. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyasına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin tamamını davalıdan talep edebileceği gözetilerek ödenen miktarın davalıdan tahsiline hükmedilmesi isabetlidir. <br>\tDavalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan harç ve vekalet ücretinde herhangi bir hata bulunmadığı gibi davacı tarafından yapılan ve dosya içerisinde belgeli olan giderler gözetilerek hüküm altına alınan yargılama gideri miktarında da herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 6.551,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.637,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.913,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024<br><br>Başkan -               Üye -                     Üye -              Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f53c746d2ee5827","SID":"bd340bb698c2595c"}}