{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1395 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1905<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2022 (Dava) - 12/05/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2022/174 Esas - 2022/362 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/174 Esas-2022/362 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davadışı borçlu ... arasında imzalanan ticari kredili mevduat ve ticari kredi kartı kapsamında kredi kullandırıldığını, davalı ...'ün imzalanan sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ... ve kefil davalı ...'e Aydın 4. Noterliğinin 19/07/2021 tarihli ihtarnamesi gönderilerek 3 gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalıya 03/08/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından işbu ihtarnameye cevaben 06/08/2021 tarihli ihtarname ile esas borçlu ... isimli şahsa 2011 yılında kullanmış olduğu kredi için kefil olduğunu, bu borcun ödendiğinin kendisine bildirildiğini, kefilliğinin bulunmadığını, kefilliğin üzerinden 10 yıl geçtiği bildirilerek borca itiraz edilmişse de, davalı/borçlu ile imzalanan sözleşme kapsamında 19/02/2013 tarihli kefillik beyanında açıkça belirtildiği üzere borçlu ...'ın kullandığı kredilerden doğmuş borçlarından 30.000,000 TL ile sınırlı olmak kaydıyla geçerli kefaletinin bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2021/30391 sayılı dosyasında 13/08/2021 tarihinde genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, diğer borçlu yönünden ise takibin kesinleştiğini, davalının GNGKS'nin kefalete ilişkin 9.11 bölümü ile 12.5.maddesinin tamamını okuduğuna, yükümlülüğü hakkında bilgilendirildiğine, borçlu ... tarafından kullanılan kredilerden doğan borçlardan sorumlu olduğuna ilişkin müteselsil kefil olarak imza ve onayı bulunduğunu, söz konusu kefalet sözleşmesinin TBK'nın 586/1.maddesinde belirtilen yasal şartları da taşıdığını, bu yönüyle davalının takibe yaptığı itirazın kısmi olarak iptali gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını belirterek, Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2021/30391 sayılı dosyasında başlatılan takibin 30.000,00 TL'lik kısmı için itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı/borçlu aleyhine haksız itirazı sebebiyle alacaklarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2013 yılında asıl borçlu ...'ın yanında işçi olarak çalıştığını, asıl borçlu ...'ın kredi ihtiyacı olunca müvekkilinden kefil olmasını rica ettiğini, müvekkilinin de patronu olduğu için kıramadığını ve o dönem kullanılan kredi olan 30.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kefil olmayı kabul ettiğini, müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin ticari kefillik olduğundan ve kendisine yüklediği yükümlülüklerden habersiz olduğunu, davacı banka tarafından müvekkiline bu konuda bir açıklama ve uyarı yapılmadığını, sonrasında asıl borçlu ...'ın müvekkilinin kefil olduğu borcun tamamını ödediğini ve müvekkiline borcun bittiğini bildirdiğini, müvekkilinin sonrasında asıl borçlu ...'ın ticari kredili mevduat hesabı açtığından ve ticari kredi kartı kapsamında kredi kullandığından habersiz olduğunu, mevduat hesabı ve kredi kartı sözleşmesinin iki ayrı borç doğuran bağımsız nitelikteki borçlar olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu borcun ödendiğini, cari hesabın kapatıldığını ve kefilliğinin sona erdiğini, gönderilen ihtarnamenin de usulsüz olduğunu, ihtarnamede müvekkilinin sorumlu olduğu miktar ve sorumluluk sınırının belirtilmediğini, borcun tamamı üzerinden bildirim yapıldığını, davacı bankanın kefil hakkında borcun tamamı üzerinden icra takibi yaptığı görüleceğinden müvekkilinin yaptığı itirazda haksız olmadığı ve icra inkar tazminatı ödeme yükümlülüğü olmadığının ortada olduğunu, sözleşmede de kefilin asıl borçlunun kullanılan kredi dışında diğer borçlara da kefil olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgelerle bankadan gelen evraklar ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 02.01.2013 tarihinde Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının imzalanan bu sözleşmeye 19.02.2013 tarihinde 30.000 TL tutar için müteselsil kefil olduğu, kefalet için eş rızasının alındığı, ardından dava dışı asıl borçlu ile banka arasında 09.06.2016 tarihinde ticari kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalının kefaletinin bulunmadığı, ticari kredi kartı sözleşmesi ile Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi arasında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle kefilin icra takibine konu ticari kredi kartı borcundan sorumlu tutulamayacağının anlaşıldığı, yine dava dışı asıl borçlu ile  imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin 4.4 maddesine dayanarak kredili mevduat hesabı açıldığı, bu sebeple kullanılan taksitli ticari kredi borcundan kefil olan davalının kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere sorumlu olacağı kanaatiyle kredili mevduat hesabından kaynaklı 11.141,29 TL asıl alacak (KMH), 261,44 TL işlemiş yıllık faiz, 13,07 TL temerrüt faizi, 418,56 TL noter masrafı olmak üzere toplam 11.834,36 TL bakımından  davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen kredili mevduat hesabından kaynaklı kısım itibarıyla imzalanan kredi sözleşmesinin ticari mahiyette olması ve alacağın likit oluşu dikkate alındığında 11.141,29 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair de hüküm kurulmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davalının Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2021/30391 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 11.141,29 TL asıl alacak (KMH), 261,44 TL işlemiş yıllık faiz, 13,07 TL temerrüt faizi, 418,56 TL noter masrafı olmak üzere toplam 11.834,36 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 11.141,29 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...Karara itiraz ettiklerini, müvekkilinin kefil olduğu sözleşmeye ilişkin borcun ödendiğini, kefilliğe konu olan cari hesabın kapatıldığını ve müvekkilinin kefilliğinin sona erdiğini, kefilliğe konu kredinin çekilmesi sırasında halihazırda açılmış olan bir ticari kredili mevduat hesabı bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceğini, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığını, açılan hesap ve buna ait sözleşmenin sonraki tarihli olduğunu, ticari kredili mevduat hesabının banka ile asıl borçlu arasındaki sonraki tarihli bir sözleşme ile kurulduğunu ve müvekkilinin bu sözleşmeye kefilliğinin söz konusu olmadığını, belirttikleri sebeplerle müvekkilinin ticari kredili mevduat hesabına ilişkin borçtan da sorumlu olmadığını düşündüklerini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kefile karşı yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalının, davacı banka ile davadışı asıl borçlu ... arasındaki genel kredi sözleşmesine 30.000-TL limit ile müteselsil kefil olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya ihtar tebliğinin yapıldığı, borç yine ödenmediğinden asıl borçlu ve davalı kefile karşı icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine de işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece bankacı bilirkişiden rapor alınmış olup raporda; banka kayıtları ve genel kredi sözleşmesi hükümlerinin incelenmesi neticesinde, davalı kefilin ticari kredili mevduat hesabı borcu bakımından sorumlu olup, ticari kart sözleşmesi kapsamında ise sorumluluğunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece de yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, istinafa yalnızca davalı vekilinin gelmiş olduğu gözetilerek yapılan değerlendirmede; her ne kadar davalı tarafça, kefalete konu ticari kredinin ödenip bitirildiği, kapandığı gerekçesi ile kefaletin de sona erdiği yönünde itirazda bulunulmakta ise de, anılan GKS'nin bir çerçeve sözleşme niteliğinde olup, kullanılıp ödenen bir kredinin akabinde bankaca bahse konu GKS kapsamında yeniden kredi kullandırılması halinde kefilin kefalet limiti ile yeni kullanılan kredilerden de sorumlu olacağı açık olup, nitekim bu husus taraflarca imzalanan sözleşmede de açıkça; \"... ...'ın bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerden doğmuş ve/veya doğacak borçlarına....müteselsil kefil olmakla...\" denilerek belirtilmiştir. Bu nedenlerle, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/174 Esas - 2022/362 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 808,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 202,10-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 606,30-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  18/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37aea2151a863d9e","SID":"989fa20873b894d5"}}