{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1383 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1989<br>KARAR TARİHİ\t: 07/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/08/2024 Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI\t\t: 2024/370 Esas<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/11/2024<br><br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati haciz talebinde bulunan vekili ihtiyati haciz dilekçesinde özetle; \"Mahkemenizce ihtiyati haciz talebimizin reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17. Hukuk Dairesince verilen kararda; malın teslimine ilişkin belge sunulmadığı ve ara kararın değerlendirildiği deliller uyarınca Mahkemenizce verilen kararın yerinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemenizin 22.05.2024 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararı sonrası dilekçelerin teatisi aşamasında, cevaba cevap dilekçemizin ekinde sevk irsaliyeleri, kargo bilgileri ve davalıların borcu kabul ettiğine ilişkin evrakları sunmuştuk. Sunulan bu deliller sonrası mal ve hizmetin teslim edildiği ispat edilmiştir. İhtiyati haciz de de malumunuz yaklaşık ispat kuralı geçerlidir. Bu nedenle istinaf değerlendirmesi sonrasında somut hale gelen uyuşmazlıkla alakalı alacağın temini için ihtiyati haciz talebimizin tekrar değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Şöyle ki; Dava konusu alacak muacceldir. Dava konusu alacak faturadan kaynaklanmaktadır. Müvekkil tarafından düzenlenen faturalar e-fatura olarak düzenlenmiş ve bu faturalara karşı yasal süresi içerisinde davalıların murisi tarafından bir itiraz yapılmamıştır. TTK md.21/2  “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Hükmü uyarınca, davalıların murisi sağlığında fatura içeriğine itiraz etmeyerek faturayı kabul etmiştir. Kaldı ki, dava konusu faturalar incelendiğinde, RTR2022000000360 nolu faturanın vadesinin 12.12.2022 tarihi olarak ve RTR2022000000392 nolu faturanın vadesinin de 23.12.2022 olduğu görülmektedir.  Yine ekte yer alan irsaliye ve kargo ekran görüntülerine göre, faturaya konu mallar ...’a gönderilmek üzere kargolanmış; kargolar 18.03.2022 ve 28.03.2022 tarihlerinde teslim edilmiştir. Böylece TTK md. 1530/4 hükümleri uyarınca da faturanın davalılara ulaşması, malın teslim edilmesi, malın gözden geçirilmesi gibi hususları üzerinden otuz (30) günlük süre geçmiştir. Aşağıda kanun hükmünün tümüne yer vermekteyiz. TTK 1530/4:Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda. d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.Dava konusu alacağın dayanağı faturalar ve kanun hükümleri uyarınca, faturadan kaynaklanan alacakların vadesinin gelmiş olduğu açıktır. Bu nedenle, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçesini İİK md.257 hükmüne dayandırması gerekirken, dava içeriğine uygun değerlendirme yapmamıştır. İİK md.257İhtiyati haciz şartları:“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. “Yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiştir. Müvekkil icra takibine dayanak belge olarak ve dava dilekçesinin ekine alacak konusu faturalar sunulmuş olup, fatura konusu malların da davalıların murisi tarafından de teslim alındığı sabittir.  Yine dava konusunun ticari bir alacak olduğu da tartışmasızdır. sunulan  ve müvekkil firmanın bağımsız denetim kuruluşu aracılığıyla borçlu ile yaptığı mutabakat sonucunda borcu da kabul ettiği de görülmektedir. Dava konusu alacağa ilişkin faturaya konu mallar davalılar tarafından teslim alınmış, davalılar müvekkile olan borcunu kabul etmiş iken, icra dosyasına itiraz ederek alacağın tahsilini kötüniyetli olarak geciktirmek isteyerek murislerinden kendilerine intikal eden mal varlığını borçtan kurtulmak için elden çıkarma, mal kaçırma girişiminde bulunabilir. Dava sonucunda müvekkilin alacağını tahsili imkansız hale gelme ihtimali bulunduğundan, müvekkilin alacağını garanti altına almak için kararlaştırılacak teminat karşılığında, davalıların taşınır ve taşınmaz malları için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebimiz, yukarıdaki kararlar uyarınca da hukuk devleti ilkesinin gereği olup, kanunun koyulma amacına uygundur.  Yukarıda açıkladığımız ve Dairenizce resen gözetilecek nedenlerle; mal ve hizmetin sunumuna ilişkin sunulan deliller ve istinaf değerlendirmesi nazara alınarak uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz talebimizin kabulüne karar  verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz. \" şeklinde talepte bulunmuştur.  <br>MAHKEMECE: \"..., Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı vekili tarafından 10/05/2024 tarihli dava dilekçesi ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, 22/05/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yolunun açık olduğundan  ara kararın 29/05/2024 tarihinde istinaf edildiği,istinaf talebinin esastan ret edildiği, 31/07/2024 tarihli dilekçe ile yeniden ihtiyati  haciz talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, ihtiyati haciz talebi hakkında mahkememizce daha önce karar verilmiş olmakla  talep hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile; Davacı vekilinin 31/07/2024 tarihli dilekçesi ile talep etmiş olduğu ihtiyati haciz hususunda mahkememizce daha evvel karar verilmiş olmakla yeniden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin, 22.05.2024 tarihli, ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin ara kararının taraflarınca istinaf edildiğini, ve İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 2024/1002 E. 2024/1423 K. Sayılı dosyasında verilen kararda \"...22/05/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesinin ekinde e-fatura örnekleri ve hesap ekstresi sunulduğu, malın teslim alındığına ilişkin delil sunulmadığı görülmüştür. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine,...\" gerekçesiyle istinaf taleplerinin reddine karar verildiğini, malın teslim edildiğine ilişkin kargo bilgileri, irsaliyeler ve borç kabul belgesinin önceki istinaf dilekçelerinin ekinde sunmuş olduklarından yerel mahkemenin 22.05.2024 tarihli ara kararına konu değerlendirmede bu delillerin mevcut olmadığını, istinaf incelemesinde bu hususa dikkat çekildiğini, bu nedenle; kargo bilgileri, irsaliyeler ve borç kabul belgesinin taraflarınca yerel mahkemenin bilgisine sunularak 31.07.2024 tarihinde yeniden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, fakat yerel mahkemenin 02.08.2024 tarihli ara kararla \"ihtiyati haciz talebi hakkında mahkememizce daha önce karar verilmiş olmakla talep hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına\" şeklinde karar vererek taleplerini  reddettiğini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacağın muaccel olduğunu, dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığını, müvekkili tarafından düzenlenen faturaların e-fatura olarak düzenlendiğini ve bu faturalara karşı yasal süresi içerisinde davalıların murisi tarafından bir itiraz yapılmadığını, TTK md. 1530/4 hükümleri uyarınca da faturanın davalılara ulaşması, malın teslim edilmesi, malın gözden geçirilmesi gibi hususları üzerinden otuz (30) günlük süre geçtiğini, dava konusunun ticari bir alacak olduğunun da tartışmasız olduğunu, dava konusu alacağa ilişkin faturaya konu malların davalılar tarafından teslim alındığını, davalıların müvekkile olan borcunu kabul etmiş iken, icra dosyasına itiraz ederek alacağın tahsilini kötü niyetli olarak geciktirmek isteyerek murislerinden kendilerine intikal eden mal varlığını borçtan kurtulmak için elden çıkarma, mal kaçırma girişiminde bulunabileceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Talep,  ticari satımdan kaynaklı  ihtiyati haciz istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebi hakkında daha önce karar verilmiş olmakla  talep hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiş, karara karşı  talep eden vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;\" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.<br>İİK.'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\"<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.   <br>Talep konusu somut olayda; davacı ihtiyati haciz talep eden karşı tarafa  mal teslim edildiğini ödeme yapılmadığını iddia ederek malın teslimine ilişkin kargo teslim tutanakları ve mutabakat mektubu örneği  sunduğu,  ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağı,  talep edenin  teslime ilişkin sunduğu kargo teslim yazıları ve mutabakat mektubu içerikleri değerlendirildiğinde bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, yeni delil sunulması durumunda geçici hukuki korumalara her zaman karar verilebileceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince  fatura bedelleri olan 1.660.596,55 TL  üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde \"karar verilmesine yer olmadığına\"  karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Bu itibarla, ihtiyati haciz talep eden  vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun  kabulü ile mahkemece verilen ara kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM  :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/370 Esas sayılı dosyasında verilen 02/08/2024 tarihli KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine, <br>3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1-İhtiyati haciz talep eden yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile,<br>2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/borçlular ... (TC No: ...), ... (TC No:...), ... (TC No:...)'un 2.106.738,04 TL alacağı karşılayacak takdiren  haczi caiz  motorlu taşıtlar  ve taşınmaz mallarının 1.660.596,55 TL  TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE,  <br>3-Davalı/borçlular ... (TC No: ...), ...  (TC No:...), ... (TC No:...)'un ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 1.660.596,55 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 249.089,48-TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin talep eden vekiline verilmesine,<br>4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>7-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"592c713572ff2fe3","SID":"7837b607eee35285"}}