{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/1194 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1902<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/10/2019 (Dava) - 08/04/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/214 Esas - 2022/217 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Rücuen Tazmin İstemli)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/214 Esas-2022/217 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davadışı ... San ve Tic. Ltd. Şti'nin, işyerini ve araçlarını müvekkili sigorta şirketine ... Poliçesi ile sigortalattığını, 06/08/2012 tarihinde sigortalıları ... Ltd.Şti'ye ait iş makinesini davadışı ... kullanmakta iken, davalı ...'e ait ... iş yerinde çalışmakta olan davadışı ...'nin ayak parmaklarını koparmak suretiyle iş kazasının meydana geldiğini, meydana gelen iş kazası ile ilgili olarak Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nin 2013/29 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda sigortalının ve sürücünün toplam %30 kusuru olduğunun tespit edildiğini, davalı ...'in %50 kusuru olduğu ve iş kazası geçiren ...'nin ise %20 kusurlu olduğunun kabul edildiğini, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/16334 Esas-2018/2905 Karar sayılı kararı ile ilgili mahkeme kararının onandığını, icrası için müvekkili sigorta şirketi ve diğer davalılar aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17040 sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıldığını, ilk derece mahkemesinin kararı müştereken ve müteselsilen olduğundan tüm dosya borcunun müvekkili şirketçe 23/07/2018 tarihinde ödendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 62/2.maddesinde; \"Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur\" şeklinde belirtildiği üzere, müvekkili sigorta şirketinin tüm dosya borcunu ödeyerek rücu hakkına sahip olduğunu, sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü talep ve dava haklarının müvekkili şirkete intikal ettiğini, ödenmiş olan tazminatların, davalı ...'den kusuru oranında rücuen tahsili gerektiğini, iş kazası geçiren ...'nin kendi kusur oranı çıkarılınca %80 kusur oranı üzerinden maluliyete dayalı 89.749,00 TL tazminat ödenmesine hükmedildiğini, müvekkili sigorta şirketinin 23/07/2018 tarihinde tüm dosya borcu olarak 170.250,00 TL'yi ödediğini, davalı ...'in kusuru oranında sorumluluğu olduğu miktar olan 106.406,25 TL'nin ve bu miktara ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizinin tahsili gerektiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile tamamlandığını, alacakları TTK'nın sigorta hukukuna ilişkin hükümlerine dayalı kanundan doğan bir ticari alacak niteliğinde bulunduğundan, alacağın muaccel olduğu ödeme gününden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 106.406,00 TL tazminat alacağının ödeme günü olan 23/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait olan ...  firması tarafından inşa edilen betonarme bina inşaatında çevre düzenlemesini yaptırmak amacıyla davacının sigortalısı olan dava dışı ... San ve Tic. Ltd. Şti'ye ait ekskavatörü 06/08/2012 tarihinde kiraladığını, anılan iş uzmanlık gerektirdiğinden kiralanan mezkur iş makinesinin yine davacının sigortalısı ... Ltd. Şti'nin çalışanı olan dava dışı ... tarafından kullanıldığını, ...'un sevk ve idaresindeki ekskavatör ile büyük kütleli taşları kırmaya başladığını, bu esnada müvekkiline ait ... firmasının çalışanlarından ...'nin, betonarme binanın 1.katının balkon kısmında ekskavatörün çalışmasını kontrol ettiğini, ekskavatörün bom kısmının ... isimli işçinin ayağının uç kısmına çarpması sonucu mezkur kazanın meydana geldiğini, kaza ile ilgili Menemen 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/87 Esas sayılı dosyası ile ceza yargılaması ve Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nin 2013/29 Esas sayılı dosyası ile tazminat talebine ilişkin hukuk yargılaması başladığını, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasındaki 05/11/2012 tarihli raporda müvekkilinin tali kusurlu olduğu tespitinin yapıldığını, kovuşturma aşamasında iş güvenliği uzmanları tarafından tanzim edilen 19/04/2013 tarihli raporda, kusur dağılımının yine aynı şekilde belirlendiğini ve ceza dosyasının 09/01/2014 tarihinde 2014/16 Karar sayılı ilam ile karara çıkmış olup kararın 24/01/2014 tarihinde kesinleştiğini, Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nin 2013/29 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin ikame edilen davada ise kusur durumunun tespitine yönelik iki adet bilirkişi raporu tanzim edildiğini, 06/03/2015 tarihli ilk raporda iş kazası olarak tanımlanan mezkur kazada, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile İş Kanunu kapsamında sorumlulukların ve kusur oranlarının belirlendiğini, müvekkiline %50, ...'a %25, ... Ltd. Şti'ye %5 kusur izafe edildiğini, 27/05/2015 tarihli ikinci bilirkişi raporunda anılan şahıslar ile ilgili aynı sorumluluk sebeplerine gidildiğini ve aynı kusur oranlarının takdir edildiğini, müvekkiline izafe edilen kusurun, iş sağlığı ve güvenliği hükümleri nedeniyle kazazede işçiye karşı gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kusurunun, hem ceza hem de hukuk yargılamasında, iş makinesini sevk ve idaresinde bulunduran ve kazayı gerçekleştiren sürücünün kusurunu bertaraf edecek veya hafifletecek şekilde illiyet bağını kesebilecek ağır kusur mahiyetinde olmadığını, dikkat çekmek istedikleri bir diğer önemli hususun; davacının sorumluluğunun belirlendiği poliçe ve mahkemede görülmekte olan rücu davasına dayanak yapılan poliçenin farklı olmaları olduğunu, 27/05/2015 tarihli bilirkişi raporunun 3.sayfa, 5.maddesinin g bölümünde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinde iş makinesinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından sigorta ettirildiğinin belirtildiğini, kaldı ki yargılama aşamasında davacının hem ZMMS poliçesini hem de kobi paket poliçesini sunduğunu, ancak kobi paket poliçesinin ne mahkemede ne temyiz aşamasında dikkate alındığını, davacının rücu davasına dayanak gösterdiği Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nde görülen davada, davacının sakatlanma ve ölüm halinde 225.000,00 TL teminat limitli ZMMS poliçesinden sorumlu tutulduğunu, ancak ikame edilen rücu davasında davacının, mezkur davada sorumlu tutulmadığı kobi paket poliçesine dayanarak rücu talebinde bulunduğunu, her ne kadar davacı dava dilekçesinde TBK'nın müteselsil sorumluluk maddelerine ve TTK'nın halefiyete ilişkin 1742.maddesine atıfta bulunmaktaysa da gidilecek kanun maddelerinin bunlar olmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi, esasa girilmesi durumunda ise esastan reddi gerektiğini, dava dilekçesinde tüm dosya borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasında bulunulduğunu, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, zira davacının 23/07/2018 tarihinde dosya borcuna istinaden 170.250,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 25/07/2018 tarihinde 23.750,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, 13.956,28 TL'lik kısmının da 25/07/2018 tarihinde diğer davalı ... tarafından ödendiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Tüm dosya içeriği ve delillerin, özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda:\tYargıtay 21. HD. 2016/16334 E - 2018/2905 K sayılı dosyası ile onanan Karşıyaka 2. İş Mahkemesinin 2013/29 Esas-2015/355 Karar sayılı ilamı ile  sabit olduğu üzere, ...' nin davalılardan ...'e ait ... işyerinde çalıştığı esnada ... Ltd. Şti' ne ait ve diğer davalı ...'un kullandığı ... marka ... plakalı iş makinesinin ayak parmaklarını kopartması sonucu iş kazası meydana geldiği, ...'nin %11,3 oranında malul kaldığı, hükme esas alınan kusur raporuna göre; davalı ...'in %50, davalı ...'un %25, davalı ... Ltd Şti % 5, kazazede ... 'nin %20  kusurlu olduğu, maddi zararın 89.749,00 TL'sinin kaza tarihi olan 06.08.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ..., ..., ... Ltd. Şti., ... Şirketi' nden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davacı sigorta şirketi tarafından eldeki davada ödeme nedeni inşaat malzemeleri satış yeri faaliyet gösteren ... isimli ve dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... AŞ arasında ... numaralı ... Sigorta Poliçesi ile 17.03.2012 ile 17.03.2013 tarihleri arasında sigorta sözleşmesi gösterilmiş ise de, bu poliçenin işyeri ile ilgili yangın sigortası poliçesi olduğu, Karşıyaka 2. İş Mahkemesinin 2013/29 Esas-2015/355 Karar sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda; 'iş makinesinin ZMMS poliçesi mevcut ise de, ... AŞ'nin cevap dilekçesinde ... numaralı ... Poliçesi mevcut olmadığından ve ... AŞ tarafından gerçek sigortalının kim olduğu konusunda tatmin edici bir cevap dilekçesi verilmediğinden, davalı ... AŞ' nin ... Poliçesi yönünden sorumluluk limiti belirlenememiştir. Dava dilekçesine eklenen ZMMS poliçesine göre kazaya neden olan iş makinesinin maliki ... San, ve Tic, Ltd. Şti. olup, kaza halinde poliçe limiti ölüm ve sakatlanma halinde kişi başı 225.000,00-TL' sı olup, ... AŞ' nin sözkonusu limitle sınırlı olarak dava konusu zarardan sorumlu olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır' şeklinde rapor düzenlendiği ve İş Mahkemesi hükmünün ZMMS poliçesine dayanılarak kurulduğu, iş makinesinin neden olduğu yaralanma zararının giderimi bakımından zorunlu mali mesuliyet -trafik- sigortası teminatlarının kullanılması gerektiği, kazanın oluşumunda sürücüsü % 25 ve işleteni % 5 kusurlu olmakla toplamda % 30 kusurlu olan ... Marka ... plakalı iş makinesinin ... AŞ tarafından ... numaralı poliçe ile 07.07.2012-2013 tarihleri arasında geçerli süre içinde ZMM Trafik Sigortası teminatları altına alındığı, davacı %30 kusura ilişkin bedelin ödenmesinden sorumlu olmakla beraber %80 kusura isabet eden 170.250,00 TL ödediği, davalı ...'in %50 kusur oranına isabet eden 106.406 ,00 TL' yi ödemekle yükümlü olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; DAVANIN KABULÜ İLE, 106.406,00 TL' nin ödeme tarihi olan 23/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; \"....usul ve esasa aykırılık teşkil eden kararın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin kendisine ait olan ... firması tarafından inşa edilen betonarme bina inşaatında çevre düzenlemesini yaptırmak amacıyla davacının sigortalısı olan dava dışı ... Tic.Ltd. Şti'ye ait ekskavatörü 06/08/2012 tarihinde kiraladığını, iş uzmanlık gerektirdiğinden iş makinesinin yine davacının sigortalısı ... Ltd Şti'nin çalışanı dava dışı ... tarafından kullanıldığını, bu esnada müvekkiline ait ... firmasının çalışanlarından ...'nin betonarme binanın 1.katının balkon kısmında ekskavatörün çalışmasını kontrol ettiğini, ekskavatörün bom kısmının, 1.kat balkonunda bulunan ... isimli işçinin ayağının uç kısmına çarpması sonucu mezkur kazanın meydana geldiğini, öncelikle Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/3950 sayılı soruşturma dosyasında, iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından 05/11/2012 tarihli bilirkişi raporu tanzim edildiğini, ilgili raporda, müvekkilinin tali kusurlu, ...'nin tali kusurlu, ekskavatör operatörü ...'un ise asli kusurlu olduğu tespitinin yapıldığını, kovuşturma aşamasında iş güvenliği uzmanları tarafından kusur dağılımının yine aynı şekilde belirlendiğini, ceza dosyası 09/01/2014 tarihinde karara çıkmış olup kararın 24/01/2014 tarihinde kesinleştiğini, Karşıyaka 2. İş  Mahkemesi'nin 2013/29 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin ikame edilen davada ise kusur durumunun tespitine yönelik iki adet, tazminat miktarının belirlenmesine yönelik ise bir adet bilirkişi raporu tanzim edildiğini, iş güvenliği uzmanları tarafından oluşturulan 06/03/2015 tarihli ilk raporda iş kazası olarak tanımlanan mezkur kazada Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile İş Kanunu kapsamında sorumlulukların ve kusur oranlarının belirlendiğini, müvekkiline %50, ...'a %25, ... Ltd Şti'ye %5 kusur izafe edildiğini, 27/05/2015 tarihli ikinci bilirkişi raporunda aynı sorumluluk sebeplerine gidildiğini ve aynı kusur oranlarının takdir edildiğini, belirtildiği üzere, ceza yargılamasında müvekkiline tali kusur, iş makinesini sevk ve idaresinde bulunduran ...'a asli kusur izafe edilmişken, hukuk yargılamasında kusur oranlarının anılan şekilde belirlenmesinin, İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında yapılan sorumluluk değerlendirmesinin sonucu olduğunu, müvekkiline izafe edilen kusurun iş sağlığı ve güvenliği hükümleri nedeniyle kazazede işçiye karşı gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kusurunun, hem ceza hem de hukuk yargılamasında sürücünün kusurunu bertaraf edecek veya hafifletecek şekilde illiyet bağını kesebilecek ağır kusur mahiyetinde olmadığını, davacının sorumluluğunun belirlendiği poliçe ve mahkemede görülmekte olan rücu davasına dayanak yapılan poliçelerin farklı poliçeler olduğunu, bilindiği üzere 2918 sayılı KTK'nın 3.maddesinde 17/10/1996 gün 4199 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle iş makinelerinin motorlu araçlar kapsamına alındığını ve yol inşaat makineleri ile benzeri tarım, sanayi, bayındırlık, milli savunma ile çeşitli kuruluşların iş ve hizmetlerinde kullanılan iş amacına göre üzerine çeşitli ekipmanlar monte edilmiş, karayolunda insan, hayvan, yük taşınmasında kullanılmayan motorlu araçlar biçiminde tanımlandığını, iş makineleri ve traktörler için mali sorumluluk sigortası yaptırılmasının zorunlu olduğunu, kaldı ki yargılama aşamasında 09/08/2016 tarihinde davacının mezkur dosyaya hem ZMMS poliçesini hem de kobi paket poliçesini sunduğunu, ancak kobi paket poliçesinin ne mahkemede ne temyiz aşamasında dikkate alındığını, davacının rücu davasına dayanak gösterdiği Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nde görülen davada, davacının sakatlanma ve ölüm halinde 225.000,00 TL teminat limitli ZMMS poliçesinden sorumlu tutulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin dava konusu kazada, iş makinesinin hiçbir suretle işleteni sıfatında olmadığını, işleten sıfatının halen davacının sigortalısında bulunduğunu, sürücü ...'un da işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişi olduğunu, bununla birlikte kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin illiyet bağını kesecek ve işletenin sorumluluğunu ortadan kaldıracak mahiyette ağır herhangi bir kusurunun da bulunmadığını, ZMMS'deki rücu hakkının ve bu hakkın kullanılacağı rücu davasının esasının, halefiyet prensibi olduğunu, olayda davacının sorumluluğuna gidilen poliçenin ise iş makinesinin trafik poliçesi olmasından bahisle KTK'nın 95/2.maddesi ile ZMMS genel şartlarının B.4.maddesi olduğunu, rücu davasında sigorta şirketinin davacı olabilmesi için sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkı bulunması gerektiğini, sigortacının; zararın belirtilen şartlardan biri nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle kendisinin bu zarara ilişkin kanuni sorumluluğu yerine getirdiğini, ancak zarar ZMMS B.4.maddesindeki durumlardan biri içerisinde doğduğu için zarara neden olana rücu hakkının bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, dava konusu olayda ise sigortacının rücu imkanını doğuran B.4.maddede sayılı hallerden hiçbirinin gerçekleşmediğini, davacı her ne kadar kobi paket poliçesine istinaden rücuen tazminat talebinde bulunmaktaysa da yapılan ödemenin ... Poliçesi kapsamında yapıldığına ilişkin de herhangi bir ibare bulunmadığını, icra dosyasında da bu hususta herhangi bir açıklama bulunmadığını, ödemenin kobi paket poliçesi teminat limitinden karşılandığı düşünülse dahi bu durumda da davacının trafik poliçesine rücu etmesi gerektiğini, ki bu ihtimalde muhatabın yine kendisi olduğunu, tüm dosya borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasında bulunulmuşsa da bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, zira davacının 23/07/2018 tarihinde 170.250,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, akabinde müvekkilinin 25/07/2018 tarihinde 23.750,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, davacının ilgili dosyada sorumluluğunun trafik poliçesinden olmasından bahisle manevi tazminata ilişkin ödemenin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, icra dosyasının bakiye borç miktarı olan 13.956,28 TL'lik kısmının da 25/07/2018 tarihinde diğer davalı ... tarafından ödendiğini, defaatle belirttikleri şekilde, Karşıyaka 2. İş Mahkemesi'nin dosyasında davacının sakatlanma ve ölüm halinde 225.000,00 TL teminat limitli ZMMS poliçesinden sorumlu tutulduğunu ve hüküm altına alınan maddi tazminat taleplerinin, mezkur trafik sigortasından karşılandığını, kazanın da karayolunda meydana gelmediğinin ifade edildiğini, bununla birlikte kazanın iş makinesinin kara yolunda hareketi esnasında kara yolu üzerinde bulunan yayaya çarpması şeklinde olmadığını, inşaat alanında çalışan iş makinesi bomunun işçinin ayağına çarpması sonucu meydana geldiğini, bu sebeple iş kazası olarak değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, işbu davada kusur durumunun KTK ve KTK Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, makine mühendisi bilirkişisi tarafından tanzim olunan raporun davanın açıklığa kavuşması bakımından hukuki yararı bulunmadığı ifade edilerek sigorta hukukunda uzman bilirkişilerden rapor alınması talep edilmişse de taleplerinin reddedildiğini ve itirazlarının değerlendirilmediğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>KATILMA YOLUYLA DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Her ne kadar yasal faiz ile birlikte ödeme yapılmasına karar verilmişse de bu kararın hatalı olduğunu, çünkü alacakları, TTK'nın sigorta hukukuna ilişkin hükümlerine dayalı kanundan doğan bir ticari alacak niteliğinde bulunduğundan alacağın muaccel olduğu ödeme gününden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, faiz türü bakımından hatalı karar verilmiş olması sebebiyle katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davanın kabulü yönünde verilen karara karşı yapılmış olan istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tazminat bedelini ödemekle mukavele şartlarına ve TTK'nın 1472.maddesi hükmüne göre sigortalısının yerine kaim olduğunu ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü talep ve dava haklarının müvekkili şirkete intikal ettiğini, müvekkilinin ödenmiş tazminatın davalı ...'den kusuru oranında rücuen tahsili hakkına sahip olduğunu, kusur oranlarının netleştirildiğini, müvekkili şirket ve diğer davalılar aleyhine başlatılan icra dosyasında, müştereken ve müteselsilen borçlu olunduğundan tüm dosya borcunun müvekkili şirket tarafından ödendiğini, manevi tazminat hariç tüm dosya borcunun müvekkili şirket tarafından ödendiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, iş makinesinin sebep olduğu zararın sigorta şirketi tarafından ödenmesi akabinde müteselsil sorumluluk hükümleri uyarınca  iç ilişkiye dayalı rücu istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davadışı ...'nin iş kazası nedeniyle yaralanması akabinde davadışı Karşıyaka İş Mahkemesi'nin 2013/29 E. sayılı dosyasından açtığı maddi/manevi tazminat davasında, işbu davanın davacısı olan sigorta şirketi ve davalısı ...'in birlikte davalı konumunda oldukları, yapılan yargılama sonucunda bahse konu iş kazasında davalı ...'in %50, davacının sigortalısı olan davadışı şirket ve işçisinin %30, mağdurun da %20 kusurlu olduğu belirlenerek, oluşan %11,3 oranındaki maluliyete istinaden toplam 89.749-TL maddi tazminatın tüm davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen kazazedeye ödenmesine karar verildiği, buna istinaden başlatılan ilamlı icra takibinde davacı sigorta şirketinin tüm maddi tazminat toplamı ve fer'ilerini ödedikten sonra, arabuluculuk sütrecinde de anlaşma olmaması üzerine işbu dava ile rücuen davalının kusuru olan %50 oranındaki tazminatın iadesini talep ettiği, davalı tarafça ise davanın reddinin savunulduğu anlaşılmaktadır.<br>2-İş Mahkemesi'nde her iki tarafın da davalı konumunda bulunduğu, sözkonusu dosyada belirlenen kusur oranlarına göre hesaplanan tazminat tutarlarına yönelik verilen kararın Yargıtay (kapatılan) 21. HD'nin  2016/16334 E.-2018/2905 K sayılı ilamıyla onanmış olduğu anlaşılmıştır. İşbu davada ise, mahkemece davacının, diğer müteselsil borçlu olan davalıya yönelttiği rücu isteminin koşullarına dair bilirkişi raporu da alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmüş, karara karşı her iki tarafın da istinaf isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>3-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; her ne kadar ceza soruşturması ve davası sırasında kendilerine tali kusur atfedildiği itirazında bulunulmuş ise de, ceza mahkemesinin kusur tayininin hukuk hakimini bağlamayacağı açık olduğu gibi, ceza davası sonucunda HAGB şeklinde hüküm tesis edildiği de görülmekle davalı tarafın bu itirazının kabulü mümkün görülmemiş, davalıya ait kusurun %50 olarak belirlenmiş olması karşısında TBK 62/2.maddesi uyarınca tüm maddi tazminatı fer'ileriyle ödemiş bulunan davacının, davalıya iç ilişkiye dayalı rücu isteminde bulunduğu işbu davada, davalı tarafın iş makinesinin işleteni sıfatına sahip olmadığından bu davanın kendisine açılamayacağına dair itirazının da reddi gerekmiştir. Zira burada, davacı, davalının değil, davadışı iş makinesinin sahibi olan şirketin sigortacısı olup, davacının rücu sebebi, sigortacının kendi sigortalısına rücusuna dayalı bir durum olmayıp, bizzat davalı tarafın bahse konu iş kazasındaki kendi kusur payına dayalı olarak müteselsil sorumluluk uyarınca (ödeme yapan davadışı sigortalı şirketin sigortacısı olan davacının rücu hakkı kapsamında) iç ilişkideki sorumluluğuna dayanmaktadır. Sigorta poliçelerine yönelik itirazların da; iş makineleri için de ZMM yaptırılması zorunluluğu olmasına, iş mahkemesinin kararında dayanak olarak ZMM poliçesinin esas alınmasına ve bizzat davalı tarafın yargılama sırasında sunduğu 05.08.2021 tarihli itiraz dilekçesinde \"iş makinesinin neden olduğu yaralanma zararının gideriminin 225.000-TL'ye kadar ZMM poliçesi teminatları kapsamında olduğu tespitini kabul etmekteyiz\" şeklindeki kabul beyanının yanısıra, dosyaya sunulan diğer bir poliçe olan ... Sigorta Poliçesi içeriğindeki \"işveren mali sorumluluk\" teminatı kapsamında da kalmakta olmasına göre, davacı sigorta şirketinin sonuç olarak mahkeme ilamı uyarınca ödediği tutarın diğer sorumlunun payına düşen kısmını talep etmekte olduğu da gözetildiğinde, bu itirazın da reddi gerekmiştir. Yine, iş mahkemesi kararında davalı ve davadışı sigorta şirketinin ayrıca manevi tazminattan ve bunun fer'ilerinden de sorumlu tutulmuş oldukları anlaşılmakta olup, bu kapsamda icra dosyasına yaptıkları ödemelerin işbu davaya konu maddi tazminata dair rücu istemine etkisi bulunmadığı açık olmakla, bu yöndeki itirazın da reddi gerekmiştir. <br>4-Davacı vekili ise, dava konusu alacağın sigorta hukukuna dayalı ticari bir alacak olup hükmedilen faizin yasal faiz olmaması gerektiği itirazı ile istinafa gelmiş olup, dava dilekçesinde faiz türü açıklanmaksızın \"temerrüt faizi\" denildiği gibi, istinaf dilekçesinde dahi \"temerrüt faizi\" denilmekte olup, açıkça avans ya da reeskont faiz istenilmediği sürece hükmedilecek faizin yasal faiz olacak olmasından ötürü bu itirazın da reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/214 Esas - 2022/217 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>b-Davalıdan alınması gereken 7.268,59 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 1.844,70 TL'nin mahsubu ile kalan 5.423,89 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-Taraflarca karşılanan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  18/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa4e1f986f4d4e06","SID":"82b8597d8a7f296f"}}