{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1411 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2274<br>KARAR TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/552 Esas 2024/555 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  \"Davalılardan ... A.Ş. Unvanlı bayi ile davacı şirket arasında ek-1 de yer alan 16/03/2023 tarihli sözleşme akdedilmiş, bu sözleşme gereği ... kamyon tipi aracın 5 adet olacak şekilde, bunlardan 3 adedini 2023 yılı Nisan ayında geriye kalan 2 adedini ise 2023 temmuz ayında teslim edilmesi taahhüt edilmiştir. Söz konusu sözleşmenin akdedilmesi ile birlikte davacı şirket davalı bayi hesabına 750.000,00 TL peşinat bedeli ödemiş ve nisan ayı içinde teslim edilmesi taahhüt edilen 3 aracın teslimi davacı şirket tarafından beklenmeye başlanmıştır. Davalı bayi tarafından nisan ayı içinde 3 adet aracın teslimi beklenmekte iken, iki aracın teslime hazır olduğu diğer aracın ise teslime hazır olmadığı bilgisi verilmiş, teslime hazır hale getirilen iki aracın kararlaştırılan bedeli ivedi olarak 10-11/05/2023 tarihlerinde bayi hesabına aktarılmış olmasına rağmen, bu iki araçta ödeme tarihinden sonra 17/06/2023 tarihinde bir tanesi İzmir Bayisinde diğeri ise Aksaray Bayisinde (sözleşmede kararlaştırılmadığı halde) davacı şirkete teslim edilmiştir. Diğer son araç ise hiç bir aşamada teslim edilmemiştir. Sözleşme yükümlülüklerine uygun hareket edilmemesinden ötürü davacı şirket bu satış sözleşmesi dolayısıyla büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Öncelikle nisan ayında teslim taahhüdünde bulunulan ve hiç bir aşamada davacı şirkete  teslim edilmeyen 1 adet ... kamyon tipi araç, davacı şirketin tüm iş planlamasını bozmuş, davacı şirket tarafından bu araçların zamanında teslim edileceği düşünülerek alınan siparişler davacı şirketin satış yaptığı ilgililere sevk edilmemiş ve bu suretle büyük bir gelir kaydı oluşmuştır. Bu gelir kaydı dava tarihi itibariyle de devam etmektedir. 2023 Nisan ayı içersinde teslim taahhüdünde bulunulan hiç bir aşamada teslim edilmeyen 1 adet ... kamyon tipi araçla ve 10-11/05/2023 tarihinde ödeme yapılmış olmasına rağmen 17/06/2023 tarihinde teslim edilen 2 araçla ilgili olarak konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik teslim edilmesi gerekli olan tarihten bugüne kadar geçen süreye ilişkin araç başına aylık 150.000,00 TL +KDV olarak şekilde gelir kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerekmektedir. Sözleşmede yer almadığı halde İzmir Şubede teslim alınması gereken aracın Aksaray şubede davacı şirkete teslim edilmesi ile ilgili olarak  konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik sevkiyat, nakliye vb. Gibi zarar kalemlerine karşılık olarak 50.000,00 TL zarar bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerekmektedir. İki aracın hazır olduğu ve ödemesinin beklendiği belirtilmiş, davacı şirket tarafından bu iki araçla ilgili olarak 10-11/05/2023 tarihlerinde olacak şekilde toplam 7.720.000,00 TL ödeme yapılmış, ancak bu iki araç 17/06/2023 tarihinde teslim edilmiştir. Sözleşmeye aykırı hareket edilmesinden ötürü söz konusu araç satışları euro kuru üzerinden TL ye çevrilerek yapılmakta, kurda meydana gelen değişiklik müşteriye kur farkı olarak yansıtılmakla ve araç satış bedeline eklenmekte olduğu sabit olduğundan, sözleşmenin feshi ve devamının mümkün olmaması nedeniyle bu geçen sürede kur farkından kaynaklı olarak davacı şirketin zararı oluşmuştur. Bu aradan geçen sürede ise davacı şirket tarafından yatırılan 7.720.000,00 TL davalı bayi tarafından bekletilmiş ve bu bedel bayi tarafından kullanılmıştır.2 aracın 17/06/2023 tarihinde teslim edildiği ortada iken, 10-11/05/2023 tarihleri ile 17/06/2023 tarihleri arasında geçen sürede davacı şirket tarafından ödenen 7.720.000,00 TL nin 11/05/2023-17/06/2023 tarihleri arasında konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik 75.000,00 TL oluşan kur farkından kaynaklı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 226.549,14 TL zararımızın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont iskonto faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ncelikle yetki itirazında bulunmuştur. Devamında dava dilekçesinde bulunması gereken unsurları saymakla, davacının kaşe imzasını içeren sipariş teyit formunun 7. Maddesi ile üretici ithalatçı tarafından yapılacak fiyat değişikliklerini davacının kabul ettiğini, hal böyle iken davacının diğer  davalı-ithalatçı ... A.Ş.'nin fiyat güncellemesi ile belirlediği siparişe konu araçların Temmuz 2023 güncel fiyatlarının üzerinde anlaştıkları fiyat olmadığı iddiası ile kabul etmeyerek araç alımından vazgeçmesinin sözleşmenin müvekkili şirket tarafından değil davacı tarafın ihlali olduğunun, dava konusu taahhütname kapsamında davacının değil müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacının iddia ve taleplerinin tamamen gerçek dışı ve hukuken dayanaksız olduğunu, davacının aynı konuda hem geç teslimden ötürü kazanç kaybı hem paranın değer kaybı kaynaklı tazminat talebinde bulunmasının HMK hükümlerine aykırı olduğunu beyan ederek; davanın öncelikle yetkiden reddini, esastan reddini, mahkeme  masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava, sözleşmeye dayalı ticari satım sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. <br> Davacı tarafından, Davalı ... ile birlikte Davalı ... Şirketi aleyhine açılan  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/889 Esas sayılı dosyasında, davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın tefrik edilerek öncelikle Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/95 Esasına kaydı yapılarak İzmir Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. <br>  6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6.maddesininin 1.fıkrasına göre; \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. \"7. maddesinde ,\" davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.\" denilmektedir. <br>Davalılardan ... A. Ş şirketinin adresi Esenyurt/ İstanbul,  diğer davalı ... A. Ş şirketinin adresi Gaziemir/ İzmir'dir. <br>Yukarıda da açıkça ifade edildiği üzere birden fazla davalı olması durumunda davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açılabilir. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde dosyanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilebilmesi için kanundaki şart \" davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.\" şeklindedir. <br> Kaldı ki  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde \"ihtiyari dava arkadaşlığına\" yer verilmiş, 166/4. maddesinde \"davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı\" hükme bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde davacının taleplerinin aynı sebebe ilişkin olduğu ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak hüküm kurulmasını talep ettiği, davalılardan birinin üretici, diğerinin bayi olduğu, bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkememizin Yetkisizliğine,  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğu anlaşılmakla karşı yetkisizlik kararı vermek gerekmiştir,\" gerekçesi ile;<br> \"Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,<br>Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde Mahkememiz ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında olumsuz Yetki uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini için HMK.'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için Yetkisizlik kararı veren Mahkemeler Farklı Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresinde bulunduğundan Dosyanın Re'sen Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine gönderilmesine ,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, davacı tarafından, diğer davalı ... ile birlikte davalı müvekkili ... Anonim Şirketi aleyhine açılan  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/889 Esas sayılı dosyasında, davalı müvekkili aleyhine açılan davanın tefrik edilerek öncelikle Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/95 Esasına kaydı yapılarak İzmir Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiğini, bu karar üzerine tefrik edilen dosyaya ilişkin olarak, İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  19/07/2024 tarih 2024/552 E - 2024/555 K sayılı kararı ile: \"....yetkili mahkemenin Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden Reddine, Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde Mahkememiz ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında olumsuz Yetki uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini için HMK.'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için Yetkisizlik kararı veren Mahkemeler Farklı Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresinde bulunduğundan Dosyanın Re'sen Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine gönderilmesine....\"şeklinde karar verildiğini,  İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin \"....Birden fazla davalının bulunduğu hallerde dosyanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilebilmesi için kanundaki şart \" davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.\" ifadelerini bu kararına gerekçe olarak gösterdiğini, ancak, mahkemenin kararı ile kararına dayanak teşkil eden gerekçe arasında çelişki olduğunu, zira, davacının müvekkili şirkete verdiği dava konusu taahhütnamenin 5. maddesi ile, taahhütnameden kaynaklı uyuşmazlıklarda İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkili kılınmış olması ve  müvekkil şirketin de İzmir'de faaliyet gösteriyor olması,  davacının, müvekkili şirket ve diğer davalı aleyhine Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/889 E sayılı dosyası ile açmış olduğu davayı,  sırf müvekkili kendi faaliyet merkezi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açtığının kanıtı olduğunu, bu bakımdan Bakırköy 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin müvekkili yönünden davanın İzmir Asliye Ticaret mahkemelerinde açılması gerektiğine ilişkin kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu, ancak İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/07/2024 tarih 2024/552 E - 2024/555 K sayılı kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini <br>istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan  tazminat istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde  \"Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.<br>HMK'nın  “Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları” başlıklı 18 inci maddesi  ise:<br>(1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.<br>(2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.<br>” şeklindedir.<br>Somut uyuşmazlıkta ; yetkinin kamu düzeninden olmamasına, davalının  usulüne uygun yetki itirazında bulunması nedeniyle dosyanın yetkisizlik kararı ile gönderilmiş olmasına, her iki taraf tacir olup, taraflar arasında imzalanan Taahhütnamenin 5. maddesindeki \"..... İş bu taahhütnamenin tatbikinden dolayı taraflar arasında herhangi bir ihtilaf vukuu bulunması halinde İzmir Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir....'' şeklinde yetki düzenlemesi <br>bulunması karşısında davanın esasına girilip taraflarca gösterilen deliller değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar tesisi gerekirken davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/07/2024 Tarih, 2024/552 Esas ve 2024/555 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın esasa ilişkin istemleri inceleyip karara bağlamak üzere görevli bulunan ve kararı kaldırılan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>5- İstinaf yargılama giderlerinin esas karar ile birlikte değerlendirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a bendi uyarınca kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.17.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a36faa53b6a02112","SID":"df3bf4cd747719ee"}}