{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1629 - 2025/23<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1629 <br>KARAR NO\t: 2025/23<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>KATİP\t:...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:20/06/2023<br>NUMARASI\t:2023/31 Esas - 2023/377 Karar<br><br>DAVACI\t:KERSAN KERESTE VE AMBALAJ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:ELKAP ELEKTROLİTİK KAPLAMACILIK VE MAKİNA SANAYİ İTHALAT İHRACAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:23/01/2023<br><br>KARAR TARİHİ\t:16/01/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:31/01/2025<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı ile arasında bulunan açık hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacaklı olunan bedel için başlatılan takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu, davacı tarafın sözleşme konusu malların davalının gönderdiği çizimlere uygun yapmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın kabulü ile; <br>Davanın Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10406 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 35.489,21-TL asıl alacak ve bu alacağı takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına, <br>2-Davalı itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 35.489,21-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin açık bir biçimde haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın ayıbın niteliği hakkında karar vermesinin hatalı olduğunu, davacı tarafça ayıplı olarak teslim edilen eserdeki ayıp kasten meydana getirildiğinden, ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin bu açıdan da hatalı olduğunu, davacı tarafça teslim edilen ürünlerin “aluid ifa” olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun ayıp iddialarını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte; ilk derece mahkemesinde davalının savunmalarına değer verilerek araştırma ve inceleme yapıldığını, ayıbın varlığı tespit edilememekle birlikte davalı tarafından iddia edilen hususların bulunması halinde dahi ayıbın niteliğinin ancak açık ayıp niteliğinde olabilecek olması ve açıkça tespiti yapılabilen bir hususta bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yan bulunmadığını, gerek olayın niteliğinden açıkça anlaşılabilen (ürünlerin tesliminin Mayıs ayında yapılması, süresinde ayıp ihbarında bulunulmaması, anılan kasaların davalı-borçlu tarafından dava dışı üçüncü bir firmaya mal satışında taşıma amaçlı kullanması ve Belçika ülkesine gönderilmesi) gerekse hakimin kendi bilgi ve tecrübesiyle çözümü mümkün olan konularda bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamakta olup yargılamanın makul sürede yapılmasına ve usul ekonomisini ilkesinin gözetilmesine engel nitelikteki istinaf talebinin bu yönüyle de yerinde olmadığını, davalı tarafın istinaf dilekçesindeki sandıkların kötü niyetli olarak  bilerek ve istenerek davacı firma tarafından ayıplı üretildiğine yönelik iddiası savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan muvafakat etmediklerini, davacının ''aluid ifaya'' ilişkin istinaf sebepleri savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağına aykırılık teşkil ettiğini, savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi mahiyetindeki istinaf talebine muvafakat etmediklerini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih, 2023/31 Esas - 2023/377 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça davalı ile arasında bulunan açık hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacaklı olunan bedel için başlatılan takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptalini talep ve dava etmiş, davalı taraf taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu, davacı tarafın sözleşme konusu malların davalının gönderdiği çizimlere uygun yapmadığından bahisle davanın reddini talep etmiş, Mahkemece tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiş, mali müşavir bilirkişi Levent Aysu özetle; davacının 2022 yılı tüm ticari defterlerinin açılış ve kapanış berat onaylarının zamanında yapıldığı, TTK ve VUK'a göre uygun oldukları, davacının muavin defterinin incelenmesinde 25/07/2022 tarihi ve takip tarihi olan 26/12/2022 tarihi itibariyle de davalı firmadan 35.489,21-TL alacaklı olduğu, davalı firmanın 2022 yılı tüm ticari defterlerinin açılış ve kapanış berat onaylarının zamanında yapıldığı, TTK ve VUK'a göre uygun oldukları, davalı firmanın flash bellekte kayıtlı e-defter kayıtlarına göre tarafından oluşturulan cari hesap ekstresine göre davacı firmanın borç bakiyesinin 35.489,21-TL, davacı ve davalı firmaların defter incelemeleri sonucu borç/alacak bakiyelerinin 35.489,21-TL olarak örtüştüğünün görüldüğü şeklinde rapor düzenlemiş, Mahkemece; 22.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arsında faturalara dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu, faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine dosyaya gelen BS-BA kayıtların göre tarafların uyuşmazlık konusu faturaların bildirimi zorunlu olanları vergi dairesine bildirdikleri, bu şekilde faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, davalının bunu vergi dairesine kaydettirdiği, faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği anlaşıldığından taraflar arasında takibe konu faturaya esas ticari ilişki olduğu kabul edilmiş,  davalının ayıplı mal iddiasını da dosyaya sunulan kasa fotoğrafları, davaya konu kasaların dava dışı üçüncü firmaya davalı tarafından yapılan satış davalının ayıp olduğunu iddia ettiği güçlendirme aparatı eksikliği ve boyutların anlaşmaya uygun olmaması iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, anılan güçlendirme aparatı eksikliğinin ve boyutların anlaşmaya uygun olmaması hususlarının basit bir ölçüm ve kontrolle görülüp tespit edilecek bir husus olduğu, bu nedenle iddia edilen hususların bulunması halinde dahi açık ayıp olabileceğini, davalının anılan kasaları mayıs ayında teslim aldığının ticari defter ve faturalardan anlaşıldığı, davacıya ayıp ihbarının ise Sakarya 7. Noterliğinin 19856 yevmiye ve 08.08.2022 tarihli ihtarıyla, teslimden yaklaşık 2 ay sonra yapıldığı nazara alındığında süresinde bir ayıp ihbarının bulunmadığı, kaldı ki anılan kasaların davalı tarafından dava dışı üçüncü bir firmaya mal satışında taşıma amacıyla kullanıldığı ve Belçika ülkesine gönderildiği de nazara alındığında anılan savunmalarına itibar edilmediğini, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 35.489,21-TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacı tarafından Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2022/10406 Esas sayılı dosyasında, cari hesap ilişkisine dayalı alacaklı olduğunu belirterek takip başlattığı, davalının takibe itirazda bulunduğu, davacının eldeki dava ile itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafından icra takibine dayanak belgeler incelendiğinde, taraflar arasında TTK m.89 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğunun anlaşıldığı, cari hesap ekstresinde farklı tarihli farklı bedelli faturalardan kaynaklı davacının alacağının olduğu, davalı tarafından ödemeler yapılarak bakiye 35.489,21-TL alacağı olduğu anlaşılmış, davalı tarafından, teslim edilen fatura konusu 6 adet ısıl işlemli sandığın ayıplı olduğunu savunmakla uyuşmazlığın, davacı tarafından üretilip teslim edilen fatura konusu ısıl işlemli sandıkların ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında, eser sözleşmesine, ayıp ihbarına ve ispata yönelik yasal hükümlere değinmekte fayda bulunmaktadır.<br>Eser sözleşmesine dair hükümler 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Sonradan ortaya çıkan ayıpta yani gizli ayıplarda ise TBK 477/3. maddeye göre ayıp ortaya çıktıktan sonra gecikmeksizin ayıp ihbarının yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir.<br>Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (TMK 6.md) Bu temel kuralın sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmelidir.<br>Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça, yüklenici kullanılmaya elverişli normal bir eserin kalitesinde bir eser teslim etmekle yükümlüdür. Eserin normal yapısı, onun çeşidi ve kullanım amacına göre belirlenecektir. Yüklenici, herhangi bir şekilde kullanmaya elverişli bir eser değil, somut sözleşmedeki kullanım amacına elverişli bir eser teslim etmekle yükümlüdür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2018/15-573 Esas 2020/393 Karar)<br>Kural olarak, ayıbın varlığının iş sahibi tarafından kanıtlanması gerekir. Ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar. Ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi, bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını da  gerektirdiğinden iş sahibi ayıbın varlığını ve niteliğini kanıtlama yükümlülüğü nedeniyle kendisine teslim edilen esere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılabilmesini mümkün kılacak şekilde davranmalıdır. Ayıbın varlığı her türlü delil ile bu kapsamda tanık beyanları ile de ispatlanabilir ise de tanık delilinin zayıf bir delil olması nedeni ile ayıbın varlığı ve niteliğini ispatlaması mümkün olmayabilecektir. Tanık delilindeki ispattaki güçlük, ayıbın varlığının ve niteliğinin belirlenmesinin aynı zamanda teknik bir incelemeyi gerektirecek olmasındandır. Ayıbın varlığı ve niteliği konusundaki algı kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle objektif bir bakış açısıyla değerlendirme yapılması gerektirdiğinden bu bakış açısıyla değerlendirme ancak teknik inceleme ile ortaya çıkabilir. İş sahibinin ileride ispat güçlüğü ile karşılaşmamak için; eserin sökülüp kaldırılması, yeniden yaptırılması, tamir ettirilmesi, ayıplı haliyle satılması gibi işlemlere delil tespiti yaptıktan sonra girişmesi gerekir. (M.Öztürk-Z.Gözütok, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması 4. Bsk 1077,1078 sf.) <br>Ayıplı olduğu belirlenmeyen ya da iş sahibinin teslimden sonra delil tespiti yaptırmak suretiyle tespit ettirmediği veya resmi makamlarca düzenlenen tutanaklarla tespit edilmeyen ayıplar yönünden eserin ayıplı olarak imâl edildiğinin kabulü ve buna göre hesaplama yapılması mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.11.2008 gün 2008/15-651 Esas, 2008/654 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2012 gün ve 2012/2066 Esas, 2012/7166 Karar sayılı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/624 Esas, 2015/3700 Karar sayılı ilamları)<br>Ayrıca ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve  Dairemizin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) <br>YHGK'nın 13.05.2009  tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.<br>6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri  bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK'nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.<br>HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında  ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.<br>Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.<br>O halde, yukarıdaki açıklamalardan somut olaya döndüğümüzde; ayıplı olduğu belirlenmeyen ya da iş sahibinin teslimden sonra delil tespiti yaptırmak suretiyle tespit ettirmediği veya resmi makamlarca düzenlenen tutanaklarla tespit edilmeyen ayıplar yönünden eserin ayıplı olarak imâl edildiğinin kabulü ve buna göre hesaplama yapılması mümkün olmayıp, davalı yanın 12/04/2023 tarihli dilekçesi ile belirttiği üzere dava konusu sandıklar Belçika adresine gönderildiğinden bilirkişi incelemesi yapılması da mümkün olmadığından davalı yanın bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ayıbın niteliği hakkında karar vermesinin hatalı olduğuna ve davaya konu sandıkların kasten işlediği fiillerin bir sonucu olduğuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilince,  davacı tarafça teslim edilen ürünlerin 'aluid ifa' olup olmadığının Yüksek Mahkemece denetlenmesi gerektiği ileri sürmüştür. HMK'nın 357/1.  maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu nedenle davalının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği bu savunmasının istinaf aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraflar ile vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 2.424,27-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 606,07-TL'nin mahsubu ile kalan 1.818,2-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f8d98181b9630ff","SID":"40fe2c1b3a76f631"}}