{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2089 - 2024/1704<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2089 <br>KARAR NO\t: 2024/1704<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/205 Esas 2022/331 Karar<br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA;\t  <br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/01/2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, 09.04.2016 tarihinde davalı ...'in işleteni olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya ait ve idaresinde bulunan ... plakalı  aracın çarpıştığını, davalı sürücüsü hızlı bir şekilde sokağa girdiğinden tamamen kusurlu olduğunu, bu çarpışma sonucunda davacının başından darbe aldığını ve beyin kanaması geçirdiğini, kafa kubbesinin, kafa ve yüz kemiklerinin kırıldığını, yumuşak dokuda bozukluklar meydana geldiğini, kazadan sonra hastanede alınan ifadesinde şikayetçi olmadığından kazaya ilişkin başlatılan soruşturma dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmişse de ifadeden sonra davacının beyin kanaması geçirdiğini, davacının kaza yapmadan önce lokantacılık yaptığını, aylık gelirinin 3.000,00 TL'yi aşkın olduğunu belirterek aracından dolayı 710,00 TL maddi zarara uğradığını, iş ve güçten kalma, tedavi masrafı, aracının hasara uğraması ve değer kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere 80.000TL tazminatın, davalı sigorta şirketinden maddi tazminatın poliçe limiti üzerinden olmak üzere, davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.04.2018 havale tarihli dilekçe ile davacının çalışamaması sebebiyle iş ve güçten kalma zararı 2.500,00 TL, araç motorunun tamiri için harcanan 710.00 TL, kazadan sonra tam olarak iyileşmemiş uzunca bir süre çalışamamış ve malul olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.790,00 TL maddi tazminat olarak açıklamıştır.<br>Davalılar ... ve ... vekili, davacı tarafın dava dilekçesinde 5.000 TL maddi tazminatın ne kadarının tedavi gideri için, ne kadarı geçici ve/veya sürekli iş görememezlik için ve ne kadarımı araçta meydana gelen zarar için talep ettiğini beyan etmediğini, her bir zarar için ne kadar talep ettiğinin açıklanması gerektiğini, mahkemece davacı tarafa kesin süre verilerek bu eksikliğin tamamlanması, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi talepleri bulunduğunu, davalının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davalının sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile Şimşek Sokaktan düz devam ettiği esnada, Mimar Sinan sokak kavşağına geldiği esnada davacı tarafın sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın mimar Sinan sokaktan \" yol ver “ tabelası olması ve tali yol olmasına rağmen aracını ( motosikleti ) yağmurlu havada süratini azaltmadan ve kavşağı kontrol etmeden direk devam etmesi nedeniyle davalının aracına çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, davacının aracını sürdüğü Mimar Sinan sokağın, Şimşek Sokak İle kesiştiği noktada \"yol ver\" trafik işaret levhası bulunduğunu, yol ver işaret levhasına rağmen davacı taraf motosiklet ile seyir halinde iken ana yoldan tali yola çıkışta hızını hiç azaltmadığını, meydana gelen olayda tam kusurlu olduğunu, davacının gelirinin tespiti için serbest çalıştığına göre vergi beyannamesinin esas alınmasını, davacının vergi beyannameleri, gelir kayıtlarının getirtilmesini, davacının iş gücü kaybı olup olmadığının tespiti için ATK dan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, dava öncesinde davalıya başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ... plakalı aracın davalı şirkete 07.12.2015-07.12.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 113707706 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat limitinin kişi başı 310.000 TL olduğunu, davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet tespiti için ATK dan rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında bulunmadığını, poliçeden dolayı aracın maddi zararına ilişkin sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 29.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, araçta oluştuğu iddia edilen gerçek zararın tespiti gerektiğini, kazanç kaybı ve davacının manevi tazminat talebinin teminat kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t<br>Mahkemece, alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli  olduğu, dava konusu kazanın oluşumunda davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, davacının kazaya bağlı olarak 12 ay içinde iyileşebilecek şekilde yaralanarak iş gücü kaybı nedeniyle iyileşme dönemi maddi zararı 2.500 TL ve araç hasar tutarı 116,50 TL olmak üzere toplam 2.616,50 TL zararının oluştuğu, belirlenen kusur durumu, davacının kaza sonrası geçirdiği 12 aylık tedavi süreci, bu nedenlerle yaşadığı manevi acı ve üzüntü, tarafların ekonomik sosyal durumları gözetildiği belirtilerek, ‘Kısa kararın 2 numaralı bendinde sehven \"Birleşen mahkememizin 2018/269 Esas sayılı dosyasında, davalılar ... ve ...'e yönelik manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi 09.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine,\" şeklinde yazılmış ise de, 2018/269 Esas sayılı dosyada yalnızca davalı sigorta şirketinin taraf olduğu, diğer iki davalının bu dosyada yer almayıp, 2018/205 Esas sayılı asıl davanın davalısı oldukları ve davacı tarafın, davalılar ... ve ...'e yönelik manevi tazminat taleplerinin asıl davada yani mahkemenin 2018/205 Esas sayılı dosyasında talep edildiği, hükümdeki davacının asıl davadaki, bu davalılara yönelik manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik hüküm oluşturulur iken asıl dosya yerine birleşen dosya numarasının yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığı, bu nedenle kısa kararın 2. maddesindeki;\"Birleşen mahkememizin 2018/269 Esas sayılı dosyasında\" şeklindeki maddi hatadan kaynaklı ifadenin, \"Mahkememizin 2018/205 Esas sayılı dosyasında\" şeklinde, karar henüz taraflara tebliğ edilmediğinden mahkemece re'sen HMK'nın 304/1. Maddesi gereğince gerekçeli kararın hüküm fıkrası tashih edildiği belirtilerek Birleşen her iki dosyanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, maddi tazminat 2.616,50 TL'nin davalı sigortadan dava tarihi 28/11/2016 itibaren, davalılar ... ve ...'den kaza tarihi 09.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, mahkemenin 2018/205 Esas sayılı dosyasında davalılar ... ve ...'e yönelik manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi 09/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı tarafın kusurlu eylemi nedeniyle davacının yaralandığını, kazada davacının kusurunun bulunmadığı hükme esas aldığı kusura ilişkin rapor yanlış olduğu için maddi tazminat açısından yapılan hesaplamanın da yanlış olduğunu, raporu düzenleyen bilirkişinin makine mühendisi olup trafik alanında bir uzmanlığı bulunmadığı, kaza tespit tutanağı hiçe sayılarak ve kamera kayıtlarında tabela olmamasına rağmen ek rapor düzenlemiş olması nedeniyle de raporun hükme esas alınması mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağı ve olay yeri inceleme tutanağında açıkça davacının kusurunun bulunmadığı, uyarı levhasının bulunmadığı, kaza yerinde herhangi bir şekilde uyarı bulunmadığı daha önceden sunmuş oldukları street view görüntülerinden ve kamera kayıtlarından sabit olmasına karşın keşif yapılmadan ve olay yerini görmeyen ve incelemeyen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunun belirtildiğini, tespit tutanağı ve düzenlenen bilirkişi raporu arasında çelişki doğduğunu çelişkinin giderilmesi için taraflarınca keşif yapılması talep edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin keşif yapmadan dosya üzerinden eksik inceleme neticesinde karar verdiğini, davalı tarafın dur levhasına uymuş olması ve kavşağa aynı hızla girmemiş olsa idi kavşağa daha önceden giren davacıyı göreceğini ve söz konusu kazanın olmayacağını, kontrolsüz olarak kavşağa giren ve dur levhasına uymayan davalının %25 kusurlu olduğu belirtilerek yanlış olarak düzenlenen rapora dayanılarak hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, kaza tarihinden sonra tabela konulduğu gerekçesiyle davacının %75 kusurlu sayıldığını, bilirkişinin bu görüşü açıkça davalı tarafından sunulan kamera kayıtları ve taraflarınca sunulan google maps görüntüleri ile çeliştiğini, kaldı ki kaza tarihinden sonra kaza yerine tabela koyulması davacının kusurlu olduğunu göstermeyeceğini, her ne kadar Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen cevabı yazıda kazanın olduğu sokaktaki levhaların kazanın olduğu 09.04.2016 tarihinden öncesinde bulunduğu belirtmiş ise de söz konusu yazı cevabının yanlış olduğunu, zira dosyaya sunmuş oldukları Google Street View görüntüsünden de anlaşılacağı üzere kazanın olduğu yerde Büyükşehir Belediyesinin bahsettiği gibi bir uyarı levhası bulunmadığını, nitekim kazanın olduğu anda da böyle bir tabela bulunmadığından trafik kazası tespit tutanağında olay yeri krokisinde tabelaya yer verilmediğini, davacı tarafından sunulan kamera kayıtlarında da böyle bir tabela bulunmadığını, Büyükşehir Belediyesinin yazı cevabının yanlış olması nedeniyle (kaza anında tabela bulunmaması nedeniyle) bu yazı cevabına istinaden düzenlenen ek bilirkişi raporu ve bu rapora dayanılarak verilen hükmün de yanlış olduğunu, bilirkişi raporunda hem davalının bulunduğu Mimar Sinan sokak istikametinden davacının seyir halinde olduğu Şimşek sokağa çıkan kesişim noktasında dur levhasının bulunduğunu ve davalının durmadan aynı hızı ile kavşağa girdiğini belirtmekte sonra da davacının davalıdan sonra kavşağa girdiğini gerekçe göstererek aracın sol ön tarafına çarpması sebebiyle davacının %75 kusurlu olduğunun belirtildiğini oysa ki kavşağa önce girenin davacı olduğunu, kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere davalının davacıya çarptığını, bilirkişi açıkça trafik kazası tespit tutanağına aykırı raporuyla davalı tarafı kayırma çabası içine girdiğini, yanlış rapor doğrultusunda da davacının maddi tazminatının hesaplandığını, bu kapsamda davacının aracında meydana gelen zararın da yanlış hesaplandığını, dosyaya sunmuş oldukları faturalardan da anlaşılacağı üzere  aracında meydana gelen zarar nedeniyle 710,00 TL masraf yapmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin davacının aracında meydana gelen zarar nedeniyle  zararının 466,00 TL olarak kabul etmesi ve yine bu miktardan da %75 kusur oranına tenzilat uygulamasının hatalı olduğunu, maluliyetin bulunmadığı belirtilmiş ise de ATK raporunun yanlış olduğu, zira kaza sonrası davacının halen tam olarak iyileşmemiş beyninde oluşan baloncuklar sebebiyle de beyninde kalıcı hasar meydana gelmiş ve davacının halen beyninde bir kısım kanamaların devam ettiğini, ATK'nın davacıyı tam olarak muayene etmeden dosyadaki olaydan sonra çekilen grafilere göre rapor düzenlediğini, 12 aylık tıbbi şifa bulunacağına ilişkin görüşün de net ve kesin bir görüş olmadığını, davacının kazadan sonra ki 12 ay boyunca bir takım ameliyatlar geçirmiş olduğunu, halen de tam olarak iyileşemediğini, geçici iş göremezlik süresi açısından verilen tazminat miktarının da yanlış olduğunu, manevi tazminat miktarının da düşük olduğunu, 24 ayı aşkın süre tedavi görmüş olduğu ve beyninde kalıcı hasar meydana geldiğini, hükmedilen manevi tazminat nedeniyle davalı tarafa 5.100,00 TL vekalet ücreti olarak ödeneceğinden davacı açısından kazanılmış bir manevi tazminat miktarı da bulunmadığını, davacı lehine düşük miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, maddi tazminat açısından ise hiç bir araştırma yapmadan, bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirmeden, usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/591 E. sayılı dosyasında davalı ...' un sevk ve idaresindeki, davalı ...' in işleteni olduğu, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması ve maluliyete uğraması nedeniyle zararlarının oluştuğu iddiasıyla şimdilik 5.000 TL. maddi tazminatın tüm davalılardan, 75.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, mahkemenin 2017/488 Esas sırasına kaydedilen dosyada davalı ... Sigorta A.Ş hakkında davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... hakkında dosyanın tefrik edilerek mahkemenin 2017/558 Esas sırasına kaydedilerek görevsizlik kararı verildiği, karşı görevsizlik kararı nedeniyle dosyanın  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve 2017/1985 Esas, 2017/1590 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun belirlenerek mahkeme kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı doğrultusunda davalılar ... ve ... hakkında dosyanın mahkemenin 2018/205 Esas sırasına kaydının yapıldığı, mahkemenin 2017/488 Esas sayılı dosyasında davalı ... Sigorta AŞ hakkında verilen red kararının ise davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/2670 E., 2017/1981 K. Sayılı ilamı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesinde zarar görene seçimlik bir hak tanındığı, dava açmadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olduğu belirtilmediği, olay tarihinden sonra 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik ile zarar görenlere dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması zorunlu hale getirildiği, dava konusu olayda kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanunun uygulanması gerektiği belirtilerek kararın kaldırılarak mahkemeye gönderildiği, davalı sigorta şirketine yönelik dosyanın mahkemenin 2018/269 Esas sırasına kaydedildiği, yargılama sırasında birleştirme kararı verilerek dosyanın mahkemenin 2018/205 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, neticede mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>1-6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır.<br>HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. <br>\t10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.<br> HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.<br>Dava dilekçesinde davacı vekili, davacının trafik kazası sonucu yaralanması ve ... plakalı aracının hasara uğraması nedeniyle davalılardan maddi tazminat, işleten ve sürücü olan davalılardan ise  manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece kısa kararda birleştirilen davada manevi tazminat talebi ve davalı ... ve ...' un davalı olarak bulunmadığı halde bu kişilere karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, gerekçeli kararda ise resen tashih yapıldığı belirtilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuş olup HMK'nın 294 ve 297. Maddesine aykırı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmediğinden hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br> Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br> Davacının maluliyetinin belirlenmesi için mahkemece ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 24.02.2020 tarihli raporda, 23.10.2019 tarihli müzekkere ile davacının son durum raporunun alınması talebi yerine getirilerek, davacının tıbbi kayıtlarının incelendiği, Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin 09.04.2016 giriş 25.04.2016 çıkış tarihli epikrizinde; motosiklet kazası sonrası getirildiği, şuur bulanıklığı olduğu, yer ve zaman oryantasyonunun olmadığı, sol frontal bölgede 3 cm ve sol parietal bölgede yaklaşık 6-7 cm sütüre kesi olduğu, yer yer saçlı deride abrazyonlar olduğu, sol elde sıyrıklar olduğu, çekilen BBT de sağ frontotemporal bileşkede sfenoid kemik majör kanadında şüpheli fraktür hattı, sağ temporal skuamöz kemikte fraktür hattı ve subdural hemoraji görüldüğüi, medikal olarak takip ve tedavi edildiği, Eskişehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD’nın 17.12.2019 tarihli raporunda; 2016 yılında Trafik kazası geçirdiği, sol temporal kemikte zedelenme şikayetinin mevcut olduğu, hastanın özgeçmişinde 2016 yılında araç içi trafik kazası mevcut olduğu, Nörolojik muayenesinde bilinç açık, oryente koopere, lateralizen defisit yok, Serebellar testler normal, afazi dizatri yok, DTR'ler normaaktif, Kranial sinirler intakt, 19.11.2019 tarihli Kranial MR normal saptandığı, çekilen EEG'sinde epileptiform bozukluğa rastlanmadığı, çekilen NPT'si: SMMT 30/29 olduğu, idrar kontinansı olmadığı değerlendirilmesi ile davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiş ise de  vücut engel oranı '0' (sıfır) olarak belirlenen davacının geçici maluliyet süresinin 12 ay olarak tespit sebebinin anlaşılamadığı,  geçici maluliyetin neye ilişkin olduğu, tedavinin devam edip etmediğinin açıklanmadığı, iyileşme süresinin belirlenmediği, davacının tedavilerinin devam ettiği itirazının bulunduğu görülmekle eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Bu durumda mahkemece aynı yönetmelik hükümlerine göre davacının tedavisinin devam ettiği itirazı da dikkate alınarak tüm tedavi evraklarının getirtilerek tedavinin sona erip ermediğinin tespiti ile davacının muayenesi de yapıldıktan sonra davacının dava konusu kaza sonucu maluliyetinin oluşup oluşmadığı, yaralanması nedeniyle meydana gelen maluliyet oranının gerekçeli, açık, mahkemenin ve tarafların denetimine uygun olarak belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır.\t<br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen hususlardaki eksiklikler tamamlanarak yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine  diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. \t<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan <br>Üye  <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46ad68880ee9f001","SID":"ff59a3b87a982778"}}