{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1730 \t\t         ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2024/1687                                              HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/06/2022<br>ESAS NO\t\t: 2020/376 E 2022/413 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 16/12/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/01/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacılar vekili; davalı ile müvekkil şirket arasında  ticari ilişki neticesinde müvekkil şirketin üstlendiği tüm edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, fatura kapsamındaki mal ve hizmetleri davalıya teslim ettiğini, ticari ilişkiden kaynaklanan ve ihtirazi kayıt konulmaksızın yahut iade edilmeksizin kabul edilmiş faturalar neticesinde davalının anapara borcunun 36.348,59 TL'ye ulaştığını, alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline,  takibin aynı koşullarda devamına dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen yargılamaya katılmadığı yapılmış ise de davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; davacının icra takip borcunun tamamı davalı tarafından ödenmesi nedeni ile dava konusuz kalmış ise de; yargılamaya devam edilerek icra inkar tazminatı hakkında karar verilmesi gerektiği,  yargılama giderleri açısından tarafların haklılık durumları tespit edilerek,  İtirazın iptaline konu icra Gölbaşı icra Müdürlüğünün takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 28.600,00 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ve ticari defter kayıtları ile anlaşılmış ise de; dava tarihi olan 16/03/2020 tarihinden  önce davacıya davalı tarafından ödeme yapıldığı ve dava tarihi itibari ile davalının davacıya 2.633,02 TL'lik borcu bulunduğu, davacının davadan önce ödeme yapılan kısım için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı,  dava tarihi itibari ile davacının davalıdan 2.633,02 TL alacaklı  olduğu ve bu kısım için davacının davasında haklı olduğu dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ile davanın konusuz kaldığı karar vermeye yer olmadığına, 526,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; icra takip tarihi itibariyle alacaklı olduklarını, bu alacağa isabet eden icra vekalet ücreti, masraf ve harcı hüküm altına almadığını, davaya konu değerin icra takibine konu alacak üzerinden belirlenmesi davadan sonra davaya konu borcun ödendiği gözetilerek davanın kabulüne ve ödemelerin infaz aşamasında gözetilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık ; dava konusu alacağın kapsam ve miktarı uyuşmazlık konusudur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava,  cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.<br>Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.<br>Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın  iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir.<br>Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme savunmasının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.<br>Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere     bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. <br>İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması  gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.<br>İtirazın iptali davasına özgü bir sonuç olan icra inkâr tazminatı, salt borca haksız şekilde itiraz edilmiş olmasının bir sonucu olduğundan ve borca haksız şekilde itiraz edilmesini önleme amacını taşıdığından, sonradan borcun kısmen veya tamamen ödenmiş olmasının, borçluyu bu tazminatı ödemekten kurtarmaması gerektiği düşünülebilir. Ne var ki, icra inkar tazminatı, niteliği gereği, ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak, hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminattır. Bu nedenle, takibe konu borcun tamamen ödenmiş olması halinde alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, açtığı dava bu gerekçeyle reddedileceği; böylesi bir davanın kısmen de olsa kabulü söz konusu olamayacağı için, icra inkar tazminatına da hükmedilemeyecektir. Bunun gibi, itirazdan sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmayacağından, ödenen miktar göz önüne alınmaksızın, borca itirazın tümüyle iptali istemiyle açılan dava, ödenen kısım yönünden reddedileceği için, bu kısım için de yine icra inkar tazminatına hükmedilemeyecektir. O halde, alacaklının icra inkâr tazminatı isteme hakkının, borçlu tarafından borca tamamen veya kısmen itiraz edildiği anda, itiraza konu  borç miktarı  yönünden kendiliğinden doğan bir hak olduğu söylenemez. Tekrar vurgulanmalıdır ki, alacaklı yararına bu tazminata hükmedilebilmesi için, mutlaka, açılıp kısmen de olsa kabul ile sonuçlanmış bir itirazın iptali davası bulunmalıdır. Eş söyleyişle bu tazminat, kendiliğinden doğmaz, bir mahkeme hükmüne ihtiyaç gösterir. O halde, itirazdan sonra ve davadan önce yapılan ödemeler düşülmek suretiyle itirazın iptali davası açılması durumunda, alacaklının ödenen kısım yönünden icra inkâr tazminatı isteme hakkının ortadan kalkacağı gibi bir gerekçeye dayanılarak, davadan önceki ödemelerin müddeabbihten düşülmemesi  gerektiği ileri sürülemez.<br>Dava itirazın iptali davası olup takip ile sıkı sıkıya bağlıdır. Alacak miktarı, icra takip tarihi itibarıyla belirlendikten sonra, icra takibinden sonra dava tarihine kadar borçlu tarafından yapılan bir ödeme var ise bu ödemenin borçtan mahsup edilerek dava açılması gerekir. Ancak dava tarihinden sonra yapılan ödemeler icra müdürlüğünce infaz sırasında dikkate alınır.<br>Somut olayda dava tarihi 16/03/2020 olup, davalı tarafından davacı adına yapılan ödeme 13/03/2020  tarihli olup, dava tarihinden önce yapılan ödeme ile takipte talep edilen alacak kısmen 25.966,91 TL olarak davalı yanca ödenmiştir. Davadan sonra 25/03/2020 tarihinde ise bakiye bedel olan 2.633,02 TL olarak ödemiştir.<br>İtirazla takibi durduran borçlu, defaten ya da farklı zaman dilimlerinde yaptığı ödemelerle borcu tamamen veya kısmen sona erdirebilir.<br>Davadan sonra yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir. Şöyle ki, davadan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur.<br>Davadan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin “infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde hüküm kurulur.<br>Davalı tarafından icra takibine itirazdan sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödeme nedeniyle davacının ödenen bu miktara ilişkin dava açmakta hukuki yararı yoktur. Mahkemece ödeme yapılan miktarla ilgili olarak hukuki yarar bulunmadığından  davanın dava şartı yokluğundan dolayı reddi gerekirken, mahkemece 25.966,98 TL ödenmiş olduğundan ödenen bu kısım yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığından bu miktar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken gerekçede bu husus açıklanmasına rağmen hüküm kısmında dava konusu yapılan bu miktar üzerinden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Dava konusu yapılan toplam alacak miktarının ödenmesi halinde davanın konusu kalmayacaktır. Ancak somut olayda dava konusu yapılan alacağın tamamının ödenmesi söz konusu olmadığından, davanın konusuz kaldığından da bahsedilemeyecektir. <br>Davacı dava tarihinde dava açmakta kısmen haklı olup, dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak takipte talep edilen asıl alacak miktarı üzerinden İ.İ.K.nın 67.maddesi uyarınca alacağın likit ve davalının icra takibine itirazında haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve dava değeri üzerinden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekalet ücreti verilmesi gerekmektedir.<br>Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, <br>2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2020/376 Esas 2022/413  Karar sayılı ve 07/06/2022 tarihli kararın HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>3-a)Takipten sonra davadan önce yapılan 25.966,98 TL ‘lik ödeme nedeniyle açılan davanın hukuki yarar bulunmadığından reddine, <br>\t\tb)Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>\tAnkara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14363  sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın\t2.633,02 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin 2633,02TL asıl alacağa  takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte  tahsili için takibin devamına,<br>\td)Davalı tarafça davadan sonra ödenen 2.633,02 TL 'nin icra müdürlüğünce  infaz aşamasında dikkate alınmasına,<br>\te)Dava tarihindeki haklılık durumu gözetilerek asıl alacağın %20’si oranında 526.60  TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tf)Davacı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 2.633,03TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tg)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80.70 TL maktu karar ve ilam  harçtan, peşin alınan 398,64-TL harcın mahsubu ile, arta kalan 317,94 -TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>ğ)Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin haklılık durumuna göre 957,00 TL'sinin davacıdan, 363,00 TL'sinin  davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>h)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı  yararına hesaplanan  2.633,02  TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,<br>ı)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 5.100,00 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,<br>İ)Davacı tarafından yapılan 54,40TL başvuru harcı, 725,00TL tebligat/posta/müzekkere masrafı, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 779,40 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 214,34 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>j)Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,<br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,    <br>7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere  16/12/2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t      <br>\t\t\t\t<br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br>Katip...<br>   e-imzalıdır<br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f055931956de665b","SID":"5d9b1b29708c7842"}}