{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/149 Esas  - 2024/1559 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/149 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1559<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 27/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2016/410 Esas 2022/480 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br><br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 28/04/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin Ankara ... adresinde ... isimli işyerinin işletmeciliğini yaptığını, yanında çalıştığı ...'ün ilgili banka şubesinden kendisinin bilgisi olmadan hesap açtırdığını, hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında 2015/136384 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini,  müvekkiline ait işyerinde POS hesabının açıldığını ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu zararın tazmini gerektiğini, 2012 yılında müvekkilinin yanında getir-götür işlerine bakan dava dışı ...'ün davalı bankanın ... Şubesinde müvekkili adına hesap açtırdığını, söz konusu hesabın sahte imza ve sahte kimlik bilgileri ile şube yetkilileri tarafından açıldığını, müvekkilinin bu konuda herhangi bir yetki vermediğini, ilgili şube yetkililerinin salt müşteri amaçlı müşteri olsun da ne olursa olsun düşüncesiyle yetkisiz bir kişi tarafından sahte imza kullanmak suretiyle ve sahte kimlik bilgileri ile hesap açıldığını, hesap kartının dava dışı şahsa verildiği gibi birde müvekkiline ait işyerinde kullanılsın diye POS cihazı verildiğini, müvekkilinin bunlardan haberi olmadığını, ancak POS cihazının işyerinde kullanıldığını, bu hususların 2015 yılı Eylül ayında öğrenildiğini, ilgili bankaya 29.09.2015 tarihinde ihtar çekildiğini ve zararın tazmininin talep edildiğini, yine müvekkili adına açılan hesap üzerinden yapılan işlemlerin işaretlendiğini, kaldı ki bu hesap üzerinden müvekkilinin haberi olmadan yapıldığını, müvekkilinin zamanla işlerin kötü gittiğini, iş yapmasına rağmen belirtilen hesaba aktarılan paralar sebebi ile iflasın eşiğine geldiğini ve işyerini kapatmak zorunda kaldığını, tüm bu sebeplerle tespit edilen 97.796.82 TL'lik bir zarar gündeme geldiğini, müşteri-banka sırrı ile ilgili bankanın yapılan usulsüz işlemlerinden sorumluğu nedeniyle anılan bu miktardan bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 97.769.82 TL'nin işleyecek ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde davanın esas konusu olan ve yine davacının bilgi, talep ve imzası ile edindiği POS cihazının davacıya ait işyerinde bir şekilde kullandığının ifade edildiğini, bu durumun maddi gerçekliğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi TTK hükümlerince de kurulan bir ticari işletmenin yasal sorumlulukları ile de uyuşmadığını, davacının müteaddit defa bankacılık işlemleri yapmış olmasından yola çıkarak ve basiretli bir tacir sıfatı ile bankacılık işlemlerine hakim olması gerekliliği göz önüne alınarak dava konusu POS cihazı ve buna bağlı hesapları sözleşme tarihi olan 06.09.2012 tarihinden hesap kapatma tarihi olan 23.07.2013 tarihine kadar aktif olarak kullandığını, davacının hesabı kapatırken harcama itirazında bulunmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aradan 26 ay geçtikten sonra şikayet ettiğini, bu olaylardan sonra Banka Teftiş Kurulu'nun bankayı teftiş ettiğini, bu olay konusunda davacının arkadaşı olan ...'ü bu işlerden daha iyi anlar düşüncesiyle işin başına getirdiğini, daha sonra ise bu şahsın bel boy olarak gösterdiğini, dolayısıyla davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacı ile yanında çalıştırdığı kişi ile aralarında ne gibi olay geçtiğinin bilinemediğini, çelişkili, muğlak ve gerçeğe aykırı iddialara dayalı davanın reddi gerektiğini, davacının bilgisi dahilinde imzalı onayı ile yaptığı işlemlerden dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; her ne kadar davacı tarafça davacının ... adlı iş yerini işlettiği sırada yanında çalışmakta olan ... adlı şahsın davalı bankanın ... şubesinde müvekkilinin sahte imza  ve kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle hesap açtırılıp POS cihazı alınarak, bununda kendi bilgisi ve onayı olmaksızın iş yerinde kullanılması suretiyle zarara uğradığını ileri sürülerek, banka sırrı ve ilgili bankanın yapılan usulsüz işlemlerden dolayı  davalı bankadan 97.796,82-TL zararının tazmini istemli olarak iş bu dava açılmış ise de; Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yargılanan ve beraat eden sanık ...'ün beyanları ile beraat kararı gerekçesi incelendiğinde; sanık ...'ün banka ve vergi dairesine borcunun olması nedeniyle iş yerini müşteki / davacı ... adına açtığı, iş yerinin fiilen sanık ... tarafından işletildiği ve buna karşılık olarak da davacıya günlük olarak ücret ödendiği, söz konusu işlemlerin ve alınan POS cihazının müştekinin bilgisi dahilinde alındığı ve iş yerinde kullanıldığı, daha sonra taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca sanığın iş yerini müştekinin üzerinden alarak başka bir şahıs üzerine devrettiği, buna göre söz konusu işlemlerin müşteki/...'ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği, bu vakıaların kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği,  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkiminin kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı olduğu, yine Mahkememizce alınan 06/07/2017 tarihli bilirkişi raporu ile de; davacı taraf, her ne kadar davalı banka tarafından davacı adına açılan hesaptan ve sözleşmeden haberinin olmadığını ileri sürse de; davacının tacir olduğu ve basiretli olarak davranma yükümlülüğünün bulunduğu, POS cihazının bağlandığı söz konusu hesabın 06.09.2012 tarihinden 23.07.2013 tarihine kadar aktif olarak kullanıldığı, yaklaşık bir yıl kullanıp da hesabın kapatıldığı tarihte herhangi bir itiraz etmediği, davacının 26 ay geçtikten sonra dava dava açtığı, ayrıca söz konusu hesaba ilişkin banka kayıtları ile belirlenen ve dökümü yapılan EFT miktarlarından davacının haberdar olmamasının mümkün olmadığı,  yine  bir yılı aşkın süre bu POS cihazından işlem yapıldığı ve her ay sonu itibariyle yapılan satış işleminden KDV doğduğu vs. işlemler düşünüldüğünde davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığını, müvekkili tarafından dava dışı ...'e yetki ve vekaletname verilmediğini, dava konusu işlemlerin sahte kimlik ve imza ile yapıldığını, POS cihazının yine aynı yöntemle alındığını, tüm bu hususların 2015 yılı Eylül ayında öğrenildiğini, öncesinde müvekkilinin bu işlemlerden haberdar olmadığını, uğranılan zarar nedeniyle üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; bankacılık işleminden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHesap ekstreleri, davacı tarafından davalıya hitaplı ihtarname, taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, POS cihazı verilmesine ilişkin belgeler, bilirkişi raporu, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/164 Esas 2018/563 Karar sayılı kararı  ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/164 Esas 2018/563 Karar dosyasının incelenmesinde; dosyamız davacısının eldeki dava konusu iddialar ile dava dışı ... hakkındaki şikayeti üzerine bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davasında mahkemece; ''Her ne kadar sanığın suç tarihinde müştekinin yanında ofisboy olarak çalıştığı, bu dönemde sanığın ... Şubesine giderek müşteki adına hesap açtırdığı ve banka adına kayıtlı iş yerinde kullanmak üzere post cihazı aldığı, ayrıca bankada açtırdığı hesap üzerinden kredi kartı aldığı ve bu şekilde 300 bin TL borçlandığı bu eylemlerle sanığın özel evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; işyerinin gerçekte müştekiye ait olmayıp sanığa ait olduğu, sanığın banka ve vergi dairesine borcunun olması nedeniyle işyerini müştekinin adına açtığı fiilen sanık tarafından işletildiği ve buna karşılıkta müştekiye günlük olarak ücret ödendiği, söz konusu işlemlerinin ve alınan pos cihazının müştekinin bilgisi dahilinde alındığı ve iş yerinde kullanıldığı daha sonra taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca sanığın iş yerini müştekinin üzerinden alarak başka bir şahıs üzerine devrettiği, sanık savunması, müşteki ve tanık beyanı, ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla söz konusu işlemlerin müştekinin bilgisi dahilinde gerçekleştiği göz önüne alındığında sanığın üzerine atılı suçların unsurlarının oluşmaması nedeniyle müsnet suçlar yönünden ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. '' gerekçesi ile beraat kararı verildiği, karara karşı dosyamız davacısı olan katılan tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 23/03/2022 tarih 2019/655 Esas 2022/322 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve bu suretle kararın 23/03/2022 tarihinde kesinleştiği  anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yanca, davacının ... adlı iş yerini işlettiği sırada yanında çalışmakta olan ... adlı şahsın davalı bankanın ... şubesinde müvekkilinin sahte imza  ve kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle hesap açtırılıp POS cihazı alınarak, bununda kendi bilgisi ve onayı olmaksızın iş yerinde kullanılması suretiyle zarara uğradığını ileri sürülerek, banka sırrı ve ilgili bankanın yapılan usulsüz işlemlerden dolayı  davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu iddia edilerek eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince  davacının dava konusu iddialarla yaptığı şikayet üzerine dava dışı ... hakkında Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi  2017/164 Esas 2018/563 Karar sayılı dosyasından açılan kamu davası sonucunda mahkemece sanık ...'ün banka ve vergi dairesine borcunun olması nedeniyle iş yerini müşteki / davacı ... adına açtığı, iş yerinin fiilen sanık ... tarafından işletildiği ve buna karşılık olarak da davacıya günlük olarak ücret ödendiği, söz konusu işlemlerin ve alınan POS cihazının müştekinin bilgisi dahilinde alındığı ve iş yerinde kullanıldığı, daha sonra taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca sanığın iş yerini müştekinin üzerinden alarak başka bir şahıs üzerine devrettiği, buna göre söz konusu işlemlerin müşteki/...'ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği gerekçesiyle verilen ve kesinleşen beraat kararındaki maddi vakıaya ilişkin ceza mahkemesi tespiti esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tUyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 74.maddesi gereğince ceza hakiminin beraat kararı ile bağlı değil ise de, ceza davasında tespit edilen maddi vakıalar ile bağlı olup, kesinleşen Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin  2017/164 Esas 2018/563 Karar sayılı dosyasında tespit edildiği üzere;  işyerinin gerçekte davacı  ...'a ait olmayıp dava dışı ...'e ait olduğu, ...'ün  banka ve vergi dairesine borcunun olması nedeniyle işyerini davacı  ... adına açtığı fiilen ... tarafından işletildiği ve buna karşılık da davacı ...'a günlük olarak ücret ödendiği, söz konusu işlemlerinin ve alınan POS cihazının davacının bilgisi dahilinde alındığı ve iş yerinde kullanıldığı daha sonra taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca ...'ün iş yerini davacının üzerinden alarak başka bir şahıs üzerine devrettiği, dolayısıyla davacının dava dışı ...'ün yaptığı tüm işlemlerden haberdar olduğu, yine POS cihazının bağlandığı söz konusu hesabın 06.09.2012 tarihinden 23.07.2013 tarihine kadar aktif olarak kullanıldığı, yaklaşık bir yıl kullanıp da hesabın kapatıldığı tarihte herhangi bir itiraz etmediği, davacının 26 ay geçtikten sonra dava dava açtığı, ayrıca söz konusu hesaba ilişkin banka kayıtları ile belirlenen ve dökümü yapılan EFT miktarlarından davacının haberdar olmamasının mümkün olmadığı,  yine  bir yılı aşkın süre bu POS cihazından işlem yapıldığı ve her ay sonu itibariyle yapılan satış işleminden KDV doğduğu vs. işlemler düşünüldüğünde davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığı ve ispatlanamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı  tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024<br><br><br>Başkan-              Üye -                Üye -                    Zabıt Katibi -<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10286b3d09c7b205","SID":"60143b14587d2505"}}