{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1690 <br>KARAR NO:2025/83<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2024/615 <br>KARAR NO:2024/610<br>KARAR TARİHİ:04/09/2024<br>DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:29/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin özel güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava dışı işçi ...'ın 19/09/2014-23/03/2018 tarihleri arasında davalı ... A.Ş. yanında davalı Milli Savunma Bakanlığına bağlı ... Orduevinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, bir süre işten çıktıktan sonra tekrar aynı firma tarafından işbaşı yaptırıldığını, 17/06/2017-31/01/2018 tarihleri arasında çalışmasını sürdürdüğünü, adı geçen işçinin ... Orduevine ait 2018-2019 yılı güvenlik ihalesinin müvekkili şirket tarafından kazanılmasından sonra davalı... A.Ş'nin talimatı gereğince ara verilmeksizin 01/02/2018 tarihinden 30/08/2018 tarihlerine kadar yine ... Orduevinde müvekkili şirkete bağlı olarak çalıştığını, dava dışı işçinin davalı Milli Savunma Bakanlığı ile müvekkiline karşı işçilik alacaklarının tahsili davası açtığını, adı geçen işçinin müvekkili şirket nezdinde çalıştığı dönemde ... ve fazla mesaisine ilişkin tüm alacaklarının kendisine ödenmesi, işçinin müvekkili şirkette çalışma süresi 7 ay olduğu için kıdem tazminatına hak kazanamaması ve yıllık izin hakkı olmamasına rağmen mahkemece kararında bu hususların nazara alınmadığını ve kısmen kabul kararı verildiğini, dava dışı işçinin bu karara istinaden ... sayılı dosyasıyla ilamlı icra takibi başlattığını, müvekkili şirket borçlu olmamasına rağmen 54.078,05 TL ödemek zorunda kaldığını, davalıların bu nedenle sebepsiz zenginleştiğinden bahisle, haksız ödenen 54.078,05 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak işçi alacağının rücu'en tahsili istemine ilişkindir.Dava dışı işçinin, işçilik alacakları nedeniyle davacı aleyhine açmış olduğu dava neticesinde davacı tarafından yapılan 54.078,05TL-TL işçilik alacağının dava dışı işçiye ödendiği, davacının bu ödeme nedeniyle taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayanarak dava dışı işçiye ödemiş olduğu alacak kalemlerinin davalıdan rücuen talep ettiği anlaşılmıştır.Davaya konu uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen mutlak ticari dava anlamında bir uyuşmazlık niteliğinde olmadığı gibi, davacı tacir ise de davalının tacir sıfatının bulunmadığı, taraflar arasında dosya kapsamı itibariyle bir ticari faaliyetin bulunmadığı, davalının tacir sayılacak bir vergi kayıtlarının bulunmadığı, bu haliyle nispi ticari dava ölçüleri yönünden de ilgili şartların oluşmadığı, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi mümkün olmayıp 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/2 maddesi gereğince görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır...\" gerekçesiyle görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Somut olayda  her ne kadar davalı ... Ordu Evi Müdürlüğü'ne karşı açılan davada, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olsa da diğer davalı şirket yönünden Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, her ikisine birlikte dava açılmış olması karşısında, iş bu davada görevli mahkemenin özel görevli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabulü gerektiğini, zira aynı davada bir kısım davalılar yönünden genel mahkemenin, diğer davalılar yönünden ise özel mahkemenin görevli olması halinde, davaların ayrılmasını gerektiren nedenler mevcut değil ise özellikle dava konusu olayda olduğu gibi davanın hukuki sebebinin aynı maddi vakıaya ilişkinse ve davalılardan biri yönünden verilecek olan karar, diğer davalıyı da doğrudan ilgilendirecek ise uyuşmazlığın çözümünde özel mahkemenin görevli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve işbu dosyanın İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/605 E. dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.Davacı tarafından, eldeki dava Milli Savunma Bakanlığı izafeten ... Orduevi Müdürlüğü ile... A.Ş.'ye karşı açılmış, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/605 E. sırasına kaydedilmiştir. Mahkemenin 03/09/2024 tarihli tensip tutağının 13.maddesinde \"Milli Savunma Bakanlığı İzafeten ... Orduevi Müdürlüğü yönünden açılan davanın tefrikine, ayrı bir esasa kaydına, yargılamanın yeni esas üzerinden yapılmasına\" karar verilmiş, tefrik edilen dosya 2024/615 E. sırasına kaydedilmiş ve yukarıda yazılı gerekçelerle dava, görev dava şartı yokluğundan usulden reddedilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır.TTK'nın 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, ...öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır...\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir.Somut olayda davalı Milli Savunma Bakanlığı kamu kurumu, davacı ve asıl dosyada davalısı ... A.Ş. tacirdir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2015 tarihli 2015/3803 E. 2015/7929 K. sayılı kararı; \"...Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise, ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir. O halde, gerek davalı gerçek kişiler ve gerekse de davalı sigorta şirketinin sorumluluğu aynı maddi olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olmakla, davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesince çözüme kavuşturulması gerekir. Nitekim davacı taraf, tüm davalılara karşı aynı dava dilekçesiyle dava açmıştır. Mahkemece, birlikte görülmesi gereken davaların sonradan tefrik edilmesi, göreve ilişkin kuralları değiştirmez...\" (Yargıtay 20. Hukuk  Dairesi'nin 18/12/2017 tarihli 2017/10685 E. 2017/10685 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir.)Yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/6185 E. 2017/89 K. sayılı 10/01/2017 tarihli kararı; \"...Aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden özel mahkeme, bir kısmı yönünden de genel mahkeme görevli ise davaya bakmaya tümüyle özel mahkeme görevlidir. Davanın diğerine tabaen tümüyle özel mahkmede görüleceği ilkesi, yargısal uygulamalarda kararlılıkla kabul edilip sürdürülmektedir. (Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2015 T. 2013/13-2232 E. 2015/1232 K. Sayılı ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 20.12.2010 T. 2010/11737 E. 2010/17269 K. Sayılı kararları) Davada bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden farklı özel mahkemeler görevli ise davanın açıldığı mahkeme bu özel mahkemelerden biri ise davaya o mahkemede bakılmalıdır. Dava genel mahkemede açılmış ancak birden fazla özel mahkeme görevli ise ağırlıklı hukuki ilişkiye göre görevli mahkeme olan özel mahkemede dava görülmek üzere görevsizlik kararı verilmelidir. Davadaki talepler hem asliye hukuk mahkemesinin hem de sulh hukuk mahkemesinin görevine girmekte ise dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir...\"Somut olayda ise davalı Milli Savunma Bakanlığı kamu kurumu olup bu davalı yönünden asliye hukuk mahkemesi görevli ise de davacı ve asıl dosyada davalı ... A.Ş.'nin tacir olduğu, işbu davanın davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla açıldığı, taraflar yönünden özel görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden davanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/615 E.  2024/610 K. sayılı 04/09/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b961da14c1deaea7","SID":"3b2c951a899a9450"}}