{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/888 Esas<br>KARAR NO:2025/154<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/03/2023<br>NUMARASI:2022/61 Esas, 2023/97 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1973 yılında kurulan müvekkili şirketin \"...\" ibareli markasının ... tescil numarası ile tescilli olduğunu,  yapılan araştırma sonucu müvekkili firma ile davalı şirketin aynı alanda ticari faaliyet yaptığını, \"...\" ibaresinin davalı şirkete ait \"...\" isimli sitesinde kullandığını, davalı şirketin müvekkili şirketin unvanı olan \"...\" ın direkt olarak site adı olarak kullandığı ve internet sitesinde müvekkilinin marka şekline ve ibaresine de tecavüz ettiğini, internet sitesinin içeriğindeki ürünlerin müvekkili şirket ürünleriyle iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, ayrıca unvanında da \"...\" ibaresini kullanmakta olduğunun açıkça görüldüğünü ileri sürerek, davalı şirketin müvekkili şirketin markasına ve ticaret unvanına gerek unvanı ile gerek internet sitesi ile tecavüz ettiğinin tespitine, söz konusu tecavüzün önlenmesi, haksız rekabet ve tecavüz teşkil eden işlem ve eylemlerinin durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkin ettirilmesinini ve/veya ticaret unvanına müvekkili şirketle iltibasa sebep olmayacak şekilde ayırt edici bir ek eklenmesine, davalı şirketin internet sitesinin kapatılması veya içeriğindeki... logosunun ve ürünlerin ve alan adının değiştirilmesine, davalı aleyhine şimdilik 5.000- TL maddi ve 5.000-TL manevi tazminata hükmedilmesine, \"...\" ibaresinin davalı şirket unvanından çıkarılmasını ve müvekkili ile iltibas yaratmayacak ayırt edici ekin ticaret unvanına eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılında kurulduğunu ve halen de aynı unvan ile faaliyetine devam etmekte olduğunu, davacı ile müvekkili şirketin aynı yıllar içerisinde farklı bölgelerde kurulmuş iki firma olduğunu, bu açıdan tanınırlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının marka başvurusuna konu tescil edilen marka ve logo ile müvekkili şirketin kullanmakta olduğu logonun gerek yazı tipi gerekse de renk bakımından taban tabana zıt iki logo olduğunu, müvekkili şirketin logo olarak unvanının baş harfleri olan \"...\"yi kullanmasının hayatın olağan akışına uygun ve gerekli olduğunu, davacının logosunun ise \"...\" olup, müvekkili şirket tarafından \"...\" şeklinde kullanıldığını, taraflar arasındaki tek benzerliğin unvan olduğunu, hiçbir suretle ayırt ediciliği bulunmayan bu unvanlara ilişkin SMK anlamında bir ihlalin varlığının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına ve kanuna aykırı olduğunu, açılan davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, somut olayda davalının 04/08/2015 tarihinde \"...\" adresini kayıt ettirdiği o tarihten beri aktif kullandığı 05/08/2015-14/08/2022 tarihleri arası 82 adet ... kaydının bulunduğu internet adresinde tecavüz iddiasına konu markasal kullanımların en eski 07/10/2015 tarihli olarak tespit edildiği; davalının ticari unvanını 17/12/1996 yılında tescil ettirdiği, davacı yanın ise 27/12/2021 tarihli ihtarnameye kadar bu kullanıma sessiz kalarak hak kaybına uğradığı kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;-Davalının savunmada dahi bulunmadığı bir konuda, davanın reddine dair karar verilmesini kabul etmediklerini, -Uzun süre sessiz kalmanın, huzurdaki davada uygulanamayacağını,  müvekkili şirketin davalı şirketin kullanımını bilmediğini, 2021 tarihli ihtarnamenin tanzimi ile birlikte öğrendiğini, -Bilirkişi raporlarında marka hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiğini,-Bilirkişi raporu tanziminde de eksik ve hata söz konusu olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, markaya, ticaret unvanına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi tazminat  talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,davalının ticaret unvanını 17/12/1996 yılında tescil ettirdiği; davalı tarafın \"...\" alan adını 05/08/2015 tarihinden itibaren kullandığı, davacının; davalının ticaret unvanın kullanıma ve internet sitesindeki ticaret unvanının markasal kullanımına  27/12/2021 tarihinde keşide ettiği  ihtarnameye kadar sessiz kaldığı, somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğundan, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının yerinde olduğu, yasal dayanağı TMK’nın 2. maddesi olan sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunmanın bir def’i olmayıp itiraz olduğu, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınması gerektiği, (Emsal YHGK'nın 2017/11-27 E-2020/225 K sayılı kararı)  taraflar aynı sektörde olduğundan, davacının davalının markasal kullanımlarından haberdar olması gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60b796a060c64d54","SID":"6c2cd7957cfeffbe"}}