{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1023 <br>KARAR NO:2024/1977<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/07/2018<br>NUMARASI:2010/421 Esas -  2018/723 Karar<br>DAVA:Tespit-Tazminat ( Anonim Şirket Ortaklığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ..., davalılar ..., ... ve ...'in vekillerince temyiz edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin bir aile şirketi niteliğini taşıyan ... AŞ'de pay sahibi olduklarını, ...'in  1998'de vefatı ile  ...AŞ'deki paylarını eşi ..., çocukları ..., ... ve ...'e  intikal ettiğini, aile fertlerinin ...AŞ'de yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıdıklarını, ancak fiilen yönetim işini ...'in yerine getirdiğini, ...'de pay sahibi görünen ... Aş'nin gerçekte pay sahibi olmadığını, bu şirkete pay devri yapılmadığını, 6762 SY. TTK.nun 434/b-4.maddesi gereğince asgari nisabın sağlanması için ... AŞ'nin paydaş gösterildiğini, ... AŞ'nin %90 oranındaki payının ...AŞ'ye geri kalan  %10 luk kısmının  ise eşit oranlarda ..., ..., ... ve...'e ait olduğunu, davalı ...'in  ...Aş yöneticisi olması nedeniyle ...'i ikna ederek ... ve ...'ı yönetim kurulu üyeliğinden  azletmek sureti ile uzaklaştırdığını, ... AŞ'ye  ait olarak görünen ve ...Aş'nin toplam sermayesinin %1'ine bile denk gelmeyen  600.000 adet payın önce ... ve ... Şti.'ye  ardında da  ... aktarıldığını, 29/04/2005 tarihinde yapılan  2004 yılı olağan genel kurul toplantısı ile yönetim  kuruluna  3 yıllığına  ...'in ... AŞ temsilcisi olarak seçildiğini, oysa ...  AŞ'nin ...AŞ'nin yavru ortağı olması sebebiyle temsilen yönetim kuruluna  üye seçilmesinin  hukuken ve mantıken uygun olmadığını, bu nedenle İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının yargılamasının devam ettiğini belirterek; ...'na geçmiş gösterilen  600.000 adet payın devrine  ait işlemlerin  geçersizliğinin tespiti ve muazaranın giderilmesi, ...AŞ'nin genel kurullarında oy hakkından yoksun olduğunun tespiti, ...AŞ'nin yönetim organın bulunmadığını ve dolayısıyla  şirketin organsız kaldığının tespiti, Fazlaya  ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davalılar ... ve ...'in yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak şirkete verdikleri zararlar nedeniyle şimdilik 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ... Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont faizi ile  müştereken ve müteselsilen tahsili ve şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yasal ikametlerinin...adresi olduğunu, Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada mahkemenin yetkisiz bulunduğunu, davada İstanbul Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, ayrıca şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu,  iş bölümü itirazında bulunduklarını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davacının talepleri konusunda  yargılamanın devam ettiğini, bu nedenle derdestlik itirazı olduğunu, davacıların iddialarının zaman aşımına uğradığını, davalı  ... ve ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, verilen ihtiyati tedbir kararının haksız ve yersiz olduğunu belirterek, esas yönden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tazminatı gerektiren eylemlerin 2002 ila dava tarihi olan 2007 yılları arasında gerçekleştiği, davalı  ... in belirlenen dönemde ...AŞ nin yönetim kurulu başkanı davalı ...'in ( ... A.Ş temsilcisi olarak) ...AŞ nin yönetim kurulu üyesi oldukları bu nedenle davalı sıfatları bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasında bilirkişi ...  ve arkadaşlarının düzenledikleri 08/02/2018 tarihli ek raporda  ...AŞ nin zararı tespit edilmiştir.Raporda ayrıntısı ile açıklandığı üzere;...AŞ nin %99,99 pay sahibi olduğu ...Ltd 15.605.102,26 TL ve ... 8.242.585,73 TL olmak üzere toplam 23.847.687,99 Tl zararı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu zararın ...AŞ pay sahipleri ve ... AŞ. arasında akdedilen bir yazılı hisse devir sözleşmesine rastlanmaması itibari ile, ...  AŞ.'nin şirket pay defterine pay sahibi olarak gösterilmesinin usulüne uygun bir pay devrine dayanmadığı sonucuna,  ... AŞ.'nin ...AŞ. Nezdinde pay sahipliğinden  doğan hakları TTK.nun 389.maddesi hükmü uyarınca kullanamayacağı, dolayısıyla ...AŞ.'nin genel kurullarında alınan kararlara ilişkin yeter sayı ...  AŞ.'nin payları sağlanmış ise, gerçekte toplantı ve yeter sayıların sağlanamadığı kararların yok hükmünde olacağı, ...AŞ.'nin yalnızca pay sahiplerinden ... tarafından yönetilmesi, pay sahiplerinden ... ve ...'i şirket yönetiminden uzaklaştırması, oy hakkı bulunmayan ...'a ait paylar ile şekli anlamda çoğunluk sağlayarak ve ...'i manipüle ederek ve diğer pay sahiplerini kötü işleme maruz bırakması eylemleri sonucu gerçekleştiği, davalıların kendilerine bir kusur yüklenemeyeceğini dosya içine ibraz edilen belgeler ile kanıtlayamadıkları, bu nedenle  ... ve ... in 6762 sy TTK nun 336 maddesi gereğince şirkete verdikleri ve tespit edilen zarardan sorumlu olacakları sabit bulunmuştur. Mahkememizce  davacıların talepleri ile bağlı olmak üzere 500.000 TL tazminatın  dava tarihinden itibaren ... Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... yönünden husumet itirazının kabulü ile dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d , 115 mad gereğince davanın usulen reddine,\"  karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ... vekili, davalılar ... ve  ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın maddi olgulara ve belirlemelere usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi iken işlemlere katılımının davalılardan ...'in hilesi ile gerçekleştiğini, davacı ve annesi ... ve kardeşi ... ile birlikte müşteki sıfatıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 03/07/2008 tarih 2008/29510 e sayılı iddianamesi ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında şikayetçiler tarafından nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, şirket hakkında yanlış bilgi verme suçundan iddianame düzenlendiğini, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/92 Esas sayılı davasında davacının müşteki sıfatıyla yer aldığını, sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK 155/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2012/21815 esas sayılı dosyası ile kararın bozulduğunu, bu sefer aynı mahkemenin 2013/74 esas sayılı dosyası ile sanıklar hakkında TCK 158/1-h maddesi gereği 3 yıl hapis cezası verildiğini, bahsi geçen kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2015/14333 esas sayılı ilamı ile bozulduğunu, yargılamanın Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/330 esas dosyasında devam ettiğini, bütün bu yargılamalarda davacının katılan sıfatı ile bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılarla... ve...'ın İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/105 Esas sayılı dosyası ile ..., ... ve ... aleyhine ...A.Ş. Yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketin mal varlığına dahil olan bazı taşınmazları rayiç bedelinin altında 3. Kişilere devretmek sureti ile şirkete zarar verdikleri iddiası ile açılan tazminat davasında davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2011/7636 E numarası ile onandığını, karar düzeltme talebinin de aynı dairenin 2013/15168 E numarası ile reddedilerek kararın kesinleştirildiğini, bu durumda kesin hüküm sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, hiç ilgisi olmadığı halde Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinden tedbir kararı verildiğini, şirket yönetiminin davacılar tarafından ele geçirilmesi üzerine mahkemenin nihai kararı ile tedbirin kaldırıldığını, kararın gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, ... hakkında herhangi bir tespit yapılmadığını, ortada bir zararın mevcut olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararı incelemenin bölge adliye (istinaf) mahkemelerine ait olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararın temyiz değil, istinaf kanun yoluna tabi olduğunu,  huzurdaki davanın 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu gereği de  usulden bozulması gerektiğini, ...’in davalı sıfatı bulunmadığını, bu sebeple de davanın usulden reddi gerektiğini,  yerel mahkemenin dersdetlik itirazlarını değerlendirmediğini ve kendisinin karar vermesi gerektiği dosyada sonradan açılan davada alınan usule aykırı mahkeme kararına atıfta bulunmak suretiyle hüküm tesis ettiğini, mahkemenin İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına atıfta bulunarak karar vermesinin usul kurallarına aykırı olduğunu,  huzurdaki dosya da yazılı ve sözlü olarak mahkemeye bildirilen tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını, bu suretle anayasal hak olan  adil yargılanma hakkının kullanılmasının önüne geçildiğini,  davalı vakfın oy haklarının kullanmasını engelleyen hukuksuz tedbir kararı yerel mahkeme huzurunda daha önce verilen beyanları dikkate alınmazken, hüküm verilirken “gerekçesiz” olarak kaldırıldığını,  verilen kararın bu nedenle de usulden reddi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından davalının oy haklarının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğunu,  mahkeme kararı ile kurulmuş olan davalı vakfa özgülenen hisselerin geçişinin hukuki olup- olmadığının huzurdaki davanın konusu olmasının mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesine karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ve bilirkişi incelemesini esas alan mahkeme tarafından “Hatalı” bir karar verildiğini, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı hükme esas alınsa dahi verilen kararın usul ve yasaya aykırı olacağını beyanla, talep ve istinaf etmiştir. Davalı  ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın temyiz değil istinaf kanun yoluna tabi olduğundan, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmek üzere ilk derece mahkemesi'ne iade edilmesi gerektiğni, ...’in davalı sıfatı bulunmadığını, davacıların müvekkil ve diğer davalıdan talep ettikleri tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, cevap dilekçesinde belirttikleri zamanaşımı itirazının mahkemece değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesince tedbire muhalefet suçu ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, gerekçeli kararda bu hususa hiç değinilmediğini, aralarında menfaat çatışması bulunan davacılardan ... ile davalılardan ...A.Ş.'nin aynı vekil ile temsilinin 1136 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu  beyanla, talep ve istinaf etmiştir.Davacılar ... ve... vekili  temyize cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in temyiz dilekçesindeki beyanlarının usul ve yasaya aykırı, çelişkili ve mesnetsiz olduğunu, İstanbul 4. ATM'nin 2004/105 dosyasında görülen dava ile bu davanın konusunun aynı olmadığını, olayların farklı olduğunu, davalı ...'in diğer davalı ... ile birlikte hareket ederek şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulu kararlarında ...'in imzasının bulunduğunun kendilerince de ikrar edildiğini, İstanbul 9. ATM'nin 2011/263 esas sayılı 2014/74 karar sayılı ilamının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu karar ile davalıların şirketi haksız şekilde ele geçirdiklerinin tespit edildiğini belirterek temyiz taleplerinin reddini, mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava;  anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat, ... vakfına geçen %1 (600.000 adet) payın devrine ait işlemlerin geçersizliği ve muarazanın  giderilmesi, ...A.Ş.'nin genel kurulunda ... oy hakkından yoksun olduğunun tespiti, ...A.Ş yönetim organın bulunmadığı ve şirketin organsız kaldığının tespiti istemine ilişkindir. Birleşen Tuzla Asliye hukuk mahkemesinin 2007/541 esas dosyası ise;  2007/83 D.iş 2007/83 K. Sayılı dosyadan 03/04/2007 tarihinde verilen ek tedbir kararının uygulanması nedeniyle memur muamelesini şikayet, tedbirin infazı için yapılan işlemlerin durdurulması, diğer icra müdürlüklerine yazılan talimat işlemlerinin iptali istemine ilişkin Tuzla  icra hukuk mahkemesinin 2007/101 Esas,2007/99 K sayılı dosyası ile açılıp görevsizlik kararı verilerek asliye hukuk mahkemesine gönderilen taleplere ilişkindir.<br>İlk derece Mahkemesince: Davacı ... yönünden husumet itirazının kabulü ile dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d, 115 maddeleri gereğince davanın usulen reddine, Davacının ... vakfına geçen %1 (600.000 adet ) payın devrine ait işlemlerin geçersizliği ve muarazanın  giderilmesi, ...A.Ş.'nin genel kurulunda ... oy hakkından yoksun olduğunun tespiti,  ...A.Ş  yönetim organının bulunmadığı ve şirketin organsız kaldığının tespiti taleplerinin İstanbul 9 ATM nin 2011/263 -2014/174 sayılı ve 01/04/2014 tarihli kesinleşmiş kararı gereğince kesin hüküm nedeni ile reddine, Davalı ... in yönetim kurulu başkanı ve davalı ...'in yönetim kurulu üyesi olarak şirkete verdiği (davacının  talebi ile bağlı olmak üzere ) 500.000 TL zararın davalılarından dava tarihinden itibaren ... Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı Reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak ...A.Ş ye verilmesine, ... vekilinin 11/05/2018 tarihli dilekçesine konu ihtiyati tedbire muhalefet suçundan ... A.Ş temsilcisi ... ve ...'ın cezalandırılmasına ilişkin talebin HMK 398 koşulları oluşmadığından reddine, Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/83 D.iş sayılı dosyasında 26/03/2007 tarihli ve 03/04/2007 tarihli verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına  karar verilmiştir.Karara karşı davacı ..., Davalılar ..., ... ve ... tarafından yukarıda yazılı gerekçeler ile temyiz isteminde bulunulmuştur.İhtiyati tedbir isteyen ..., ... ve ..., karşı taraf ...A.Ş, ..., ... ve ... hakkında; ...A.Ş. Nin muris ...'in vefatı öncesi ve sonrası pay durumu hakkında bilgi vererek, ...'in vefatından hemen sonra aile bireyleri arasıda ihtilaf bulunmadığından ve TTK 277 ve 434 maddelerindeki  Anonimi ortaklığın 5 kişiden oluşması gereği nedeniyle muvazaalı olarak bir kısım payların pay defterine ... A.Ş  adına kaydedildiğini, payların senede bağlanmadığını, bu payların devrine ilişkin alacağın temliki sözleşmesi yapılmadığını, payların senede bağlanmadığını, davalı ...'in diger ortak ...'i türlü hileler ile birlikte hareket etmeye ikna ettiğini, ... A.Ş elinde görülen paylardan kaynaklanan oy haklarını da aslında bu paylar oy hakkı vermemesine rağmen hukuk aykırı şeklide kullanarak  şeklen çoğunluğu sağladığını ve ... ve ...'ı yönetim kurulundan azletmek suretiyle ...yönteminden uzaklaştırdığını, davalılar ... ve ...'in şirketi zarara uğrattıklarını, bu kapsamda ....ltd ve ... adlı İngiltere'de bulunan şirketlerin  satınalınması hususunda  16 Eylül 2002 tarihlli 21 sayılı yönetim kurulu kararı ile ...ve ... ...'e  yetki verildiğini,  ...'in ...adına bu iki şirket hisselerini satın aldığını, bu iki şirketin ...'e ait, yada dolaylı olarak sahibi olduğu ... şirketinden satın alındığını, bu yolla ...A.Ş'nin 23.847687.992.976 TL zarara uğratıldığını,  ...'in ortaklar cari hesabının bu satınalmada kullanıldığını, ...A.Ş.'nin %84,9 hissesine sahip olduğu  ... A.Ş.'nin İngiltere'de mukim farmec.com limited şirketine 4.000.000 USD iştirak ettirildiğini, bahsi geçen ... şirktenin ortakları arasıda ... şirketlerinin bulunduğunu, bu şirketin sonuç olarak tek başına ... ait olduğunu, bu şekilde ...in zarara sebep olduğunu, ...'in  ayrıca ... A.Ş., ... A.Ş.  ... A.Ş. deki kötü yönetimi lie şirketleri zarar ettirdiğini, Merkezi ... bulunan ... ile ... A.Ş. arasında distribütörlük anlaşması yapıldığını, bu işlem ile de şirketin zarara uğratıldığını iddia ederek: ...A.Ş. Yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'in yönetim yetkisini kaldırılarak idare ve temsil yetkilerinin bir yeddiadle (kayyıma) tevdiine, genel kurulun toplantıya çağrılması için mahkemece atanacak yeddiadilin yetkilendirilmesine, gerçekte ... A.Ş. Elinde bulunuyor gözüken ve hukuka aykırı işlemlerle ... geçmiş gösterilen 600.000 paydan kaynaklanan oy hakkının ...A.Ş. Genel Kurulunda kullanılmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep etmiştir.Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/83 Değişik İş, 2007/83 karar sayılı26/03/2007 tarihli kararı ile; 1-... A.Ş. elinde bulunuyor gözükür iken bir takım işlemler ile... kontrolündeki şirketler silsilesi ile ... geçmiş gösterilen 600.000 adet paydan kaynaklanan oy hakkının ... A.Ş. Genel Kurullarında kullanılmasının engellenmesine,2-...A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri ... ve ...'in yönetim yetkisinin kaldırılarak ...A.Ş. İdare ve temsil yetkilerini yeminli mali müşavir ...'ya kayyım (yeddiadil) olarak verilmesine, kayyıma şirketi genel kurula davet ve ticaret sicilinde gerekli işlemleri yapma yetkilerinin de verilmesine, kararın bir örneğinin ticaret sicile gönderilmesine karar verilmiştir.Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/83 Değişik İş,2007/83 karar sayılı 03/04/2007 tarihli kararı ile; dosya ve karar münderecatı çerçevesinde kayyımlık görevinin ...A.Ş. 'nin daha önceki yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'in idare ve temsil yetkilerini kapsamaktadır. Ayrıcı kayyım olarak ...A.Ş.'nin mal varlığını koruma görevinin layıkıyla yerine getirilebilmesi için bu varlığın esasını oluşturan ...A.Ş.'nin doğrudan ve dolaylı olarak çoğunluğuna sahip bulunduğu şirketler olan .... A.Ş., ... A.Ş. ,... A.Ş. ,... A.Ş.'nin sahip oldukları tüm gayrimenkuller üzerinde 3. Kişiler lehine ayni hak tesis edilmesine imkan vermeyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, söz konusu şirketlerin gayrimenkulleri makinaları ve tesisleri üzerinde gerçekleştirilecek her türlü kira sözleşmeleri yapılmasına ihtiyati tedbir konulmasına, söz konusu şirketlerin normal mal ticareti haricinde aktif (makine, tesis, menkul kıymet, hak .... vb.) satışı anlamına gelecek işlemlerine ihtiyati tedbir konulmasına, .... A.Ş'nin iştirakleri olan .... A.Ş. ... A.Ş.'nin hisselerinin ... A.Ş. tarafından satılmasına ihtiyati tedbir konulmasına ve bu hususta her türlü işlemi yapmak üzere kayyım (yeddi adil) ...'ya yetki verilmesine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir isteyenler Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/351 esas dosyası ile 2007/83 d.iş dosyasında verilen 26/03/2007 tarihli tedbir kararı üzerine 05/04/2007 tarihinde;  yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan 500.000 TL tazminat, ... vakfına geçen %1 (600.000 adet ) payın devrine ait işlemlerin geçersizliği ve muarazanın  giderilmesi, ...A.Ş.'nin genel kurulunda ... Vakfının oy hakkından yoksun olduğunun tespiti,  ...A.Ş yönetim organının bulunmadığı ve şirketin organsız kaldığının tespitine ilişkin dava açılmıştır.Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/04/2007 tarihli ek kararı üzerine; asıl davanın davalıları Tuzla İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yolu ile ve hasımsız olarak; infaz edilen kararın yeniden infaz edilemeyeceği, 03/04/2007 tarihli ek karar ile ilgili bir dava açılmadığından ortadan kalkmış olduğu, tedbir kararlarında hüküm altın alınmayan hususlarda icra müdürlüğünce işlem yapıldığı gerekçeleri ile icra müdürlüğü işlemlerinin durdurulması, Tuzla İcra Müdürlüğü hakkında şikayetin kabulü ve Eyüp ve Kartal icra müdürlüğüne yazılan tüm talimat işlemlerinin iptalini talep eden şikayet dilekçesi verildiği, Tuzla İcra Hukuk Mahkemesince 01/05/2007 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, 2007/541 esas numarası alan dosyada 11/06/2007 tarihinde dosyanın Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/351 esas dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmektedir. Bu dosyada; davalıların Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın görülmesi gerektiğine ilişkin iş bölümü itirazları üzerine 11/06/2007 tarihli karar ile dosyanın İstanbul Asliye Ticraet Mahkemesine gönderilmesine kararı verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11 HD'nin 2007/9483 E. 2007/13530 K. sayılı ilamıyla temyiz incelemesi yapılarak ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin bölümünün hatalı olduğu ve  Kadıköy Asliye Ticrate Mahkemesi yerine İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmesinin yanlış olduğu gerekçeleri ile kararın bozulması üzerine Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/621 esasına kaydedildiği, bu mahkemece 2008/685 Karar sayılı ilam ile 25/07/2008 tarihinde iş bölümü itirazının kabulü ile mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Kadıköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Kadıköy 4 ATM 'nin 2008/786 esas numarası ile yürütülen yargılamada; 2008/923 Karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 11. HD 2009/11089 esas 2010/3055 K sayılı, 19/03/2010 tarihli ilamıyla temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.Dosyanın İstanbul 15. ATM'nin 2010/421 esas numarasını aldığı, bu aşamada yürütülen yargılamada ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddi üzerine dosyanın Yargıtayca incelenmesi talep edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/19094 esas 2013/2629 karar sayılı ilamı ile ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararın temyizi mümkün olmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.Yine bu aşamada yargılamayı yapan hakimler hakkında reddi hakim talebinde bulunulmuş, reddi hakim talebinin reddine ilişkin verilen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/291 D.İş dosyası Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiş, 01/10/2012 tarihinde yapılan inceleme sonucunda temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.Davanın esası hakkında İstanbul 15. ATM'nin 2010/421 esas 2018/723 karar sayılı ilamının yukarıda özetlenen temyiz sebepleri ile temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmiş, davalılardan ...'in adli yardım talepli yaptığı temyiz istemi nedeniyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5112 esas 2020/3755 sayılı kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, gerekli işlemler yapılmak üzere dosya mahalline geri çevrilmiş, mahallince eksik harcın yatırılması için çıkarılan muhtıra üzerine bu davalı tarafından temyiz harçları 10/01/2021 tarihinde yatırılması üzerine dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesine yeniden gönderilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/684 esas 2021/4226 karar sayılı kararı ile sadece ihtiyati tedbire ilişkin Yargıtay 111. Hukuk Dairesi'nin  2012/19094 esas 2013/2629 karar sayılı ihtiyati tedbir kararının incelenmesine ilişkin temyiz talebinin reddine ilişkin kararının kanun yolu incelemesi bakımından herhangi bir etkiye sahip olmadığı, bahsi geçen kararın istinaf yoluna tabi olduğu gerekçesi ile dosya mahalline iade edilmiş ve bilahare istinaf incelemesi için dairemize gönderilmiştir. 6100 sayılı HMK geçici 3. Maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin  uygulanmaya devam edileceği belirtilmektedir. Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay   11. Hukuk Dairesinin görevsizlik (aidiyet) kararının temyizi üzerine verdiği 2007/9483 e. 2007/13530 K.  sayılı temyiz incelemesi, yine yetkisizlik karının temyizi üzerine aynı dairece yapılan  2009/11089 e. 2010/3055 K sayılı temyiz incelemesi, hakimin reddi kararın ilişkin 20 HD. verilen 2012/11542 e. 2012/11019 K. sayılı temyiz incelemesi, davalı ... hakkında Yargıtay 11. HD tarafından verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin 2018/5112 E.2020/3755 K. sayılı karar ile Yargıtay 11. HD'nin kararın temyiz incelemesine değil istinaf incelemesine dair  2021/684 E. 2021/4226 K. Sayılı ilamı da gözönüne alınarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davacılar ..., ..., ... ile davalı  ...  bir aile şirketi olan  ...A.Ş nin hissedarıdırlar. Davalı ... ise hissedar olmayıp  ... A.Ş. Temsilcisi olarak şirketin yönetim kurulunda bulunmaktadır. ...A.Ş. de ..., ..., ... ve  ...'in hisselerinden 19.500 er adetten toplam 78.000 adet hisse muris ...'in vefatından sonra \t... A.Ş. adına tescil edildiği, gerek ...A.Ş. gerekse ... A.Ş. hisselerinin senede bağlanmayıp çıplak pay olduğu, ... A.Ş'nin %90 hisseninin ...a.ş ye %10 hissesinin de eşit oranda ..., ..., ... Ve ...'e ait olduğu, ...A.Ş. nin %1 hissesinin ise ... A.Ş. ye ait olduğu, 6103 sayılı TTK yürürlüğü ve uygulama şekil hakkında kanunun 3. Maddesinin \"tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe  girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk ticaret kanunu hükümleri uygulanır\" düzenlemesi gereği, yavru şirket konumundaki ... A.Ş. elinde bulunan ...hisselerine ilişkin olarak 6102 sayılı TTK  379 ve 389 hükümlerince yavru ortaklığın elinde bulunan paylar yönünden ortaklık haklarını donacağı, bu paylardan kaynaklanan oy ve diğer hakların kullanılamayacağı, bu oyların kullanılması ile sağlanan çoğunluk ile alınan kararların yok hükmünde sayılacağı, 6762 sayılı TTK 334 madedesi gereği yönetim kurulu üyelerinin Anonim ortaklık ile ortaklık konusuna giren bir sözleşmeyi kendi adına veya başka bir şahsın temsilcisi sıfatıyla yapamayacağı, bu hususta yönetim kurulu üyelerine genel kurul veya ana sözleşme ile bir izin verilmediği, davacıların zarar talebi şirket malvarlığında oluşan zarara ait olup \"dolayısıyla zarar\" niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Dosyaya kazandırılan 28/08/2015 tarihli kök rapor ile 08/02/2018 tarihli ek raporun dosya içeriğine uygun denetime elverişli ve itirazları kapsar mahiyette olduğu, davacı iddiaları, davalı savunmaları ve toplanan tüm deliller ile göre; \"Davalı şirketin kayıtları üzerinde yapılan incelemede uyuşmazlık konusunu teşkil eden yurt dışında yerleşik  ... şirketlerinin muhasebe kayıtlarında toplam 23.847,687,99 TL olarak 2002 tarihinden 31/12/2016 tarihine kadar mevcut iken 31/12/2017  tarihli kayıtlarda aktiften düştüğü, yani bakiyenin sıfır olarak göründüğü, 2007 yılı kayıtları içinde bu şirket hisselerinin satışına veya satıştan elde edilen bedele ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, 2007 yılı dönem net zararının 28.705.281,42 Tl düzeyinde olduğu, bu şirketlere ait kayıtların 28/02/2007 tarihli kayıt ile birleştirilerek .... Unvanı altında toplandığı ve enflasyon farkı hesabı ile kanunen kabul edilmeyen giderler hesaplarının işletildiği, 31.12.2017 tarihi itibarıyla dava dışı ... Ltd. olarak raporlanan iştirak değerinin  11.910.622,67 TL ile sınırlı bulunduğu, diğer bir ifadeyle, söz konusu iştirak tutarları nedeniyle davalı şirketin finansal kaybı en azından (23.847.687,99-11.910.622,67) =11.937.065,32 TL düzeyinde bulunduğu, bu zararın sanayi ve ticaret bakanlığı teftiş kurulunca  düzenlenen 13.11.2008 tarihli “İnceleme Raporu” tespitleri dikkate alındığında, 28.02.2007 tarihi itibarıyla ortaya çıktığı, T.C. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/74 E. 2015/37 K., Cumhuriyet Savcılığı 2008/29510 E. sayılı ve 13.02.2015 tarihli kararında da görüldüğü üzere, dava konusu hisselerin aktiften düşürülmesinin mahsup kayıtları ile gerçekleştirildiğinin ifade edildiği,  Bu çerçevede, davalı şirketin gerek dava dışı ..., Ltd. Şti'nden, gerek davalılardan ...'den olan alacak bakiyelerinin mahsubu suretiyle aktiften düşülmüş olduğu belirtilmektedir. Diğer yandan atıfta bulunulan Teftiş Kurulu İnceleme Raporunun 17. sayfasında yer alan değerlendirmede;  ...'den, 18.09.2002 tarihinde 14.388.704 ABD Dolarına satın alınan ... unvanlı şirketlerin yerini alan İngiltere'de kurulu ... Limited'in sermayesinin 200 GBP'den (İngiliz Sterlini) ibaret olduğu, önemli herhangi bir varlığının olmadığı ve gelir getirici faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır \" Dolayısıyla, davalı şirketin birinci dava konusu iştirak tutarları nedeniyle ve en azından 31.12.2017 tarihi itibarıyla uğradığı zarar tutarının 23.847.687,99 TL olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Diğer iki zarar iddiasının ise davalı şirketin %84 oranında iştirak ettiği dava dışı ... A.Ş. ile ilgili bulunduğu; a) .... A.Ş. ile ilgili zarar iddialarından ilki çerçevesinde; ilgili dava dışı şirkete iştirak tutarının ... A.Ş. kayıtlarında 4,609.784,32 TL'nin zarar yazıldığı da dikkate alındığında, 05.12.2013 tarihi itibarıyla davalt ...A.Ş.'nin %84 oranındaki ortaklık hissesi, dolayısıyla da davalı şirkette hissedar konumundaki davacılar yönünden de hisseleri oranında zarar doğduğu sonucuna ulaşıldığı; B) İkinci iddia çerçevesinde ise, dava dışı diğer bir şirketten alacak tahsilinin şüpheli bulunduğu ve bu nedenle karşılık zararı doğduğu anlaşılmakla birlikte, söz konusu bakiyenin tamamen batık hale gelip gelmediğinin sunulu kayıt örnekleri ve belgeler ile sınırlı olarak tespitinin olanaklı bulunmadığı:İddia konusu zararlardan gerek davalı şirket nezdinde tespit edilen 23.847.687,99 TL'lik zarar, gerekse dava dışı ... A.Ş. nezdinde tespit edilen. 4.609.784,32 TL'lik zarar tutarları nedeniyle, davalılardan ilgili dönemde yönetim kurulunda görev yaptığı anlaşılan ...'in eylemleri nedeniyle sorumlu bulunduğu kanaatini bildirir rapor sunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta tazminatı gerektiren eylemlerin 2002 ila dava tarihi olan 2007 yılları arasında gerçekleştiği, davalı  ... in belirlenen dönemde ...AŞ nin yönetim kurulu başkanı davalı ...'in ... A.Ş temsilcisi olarak ...AŞ nin yönetim kurulu üyesi oldukları yine davacılardan ...'in de yönetim kurulu üyesi oldukları sabittir.Sözü edilen raporda ...AŞ nin zararı tespit edilmiştir. Raporda ayrıntısı ile açıklandığı üzere; ...AŞ'nin %99,99 pay sahibi olduğu ....Ltd 15.605.102,26 TL ve ... 8.242.585,73 TL olmak üzere toplam 23.847.687,99 Tl zararı bulunduğu tespit edilmiştir.Bu zararın ...AŞ pay sahipleri ile ... AŞ. arasında akdedilen yazılı bir hisse devir sözleşmesi bulunmadığı, ...  AŞ.'nin şirket pay defterine pay sahibi olarak gösterilmesinin usulüne uygun bir pay devrine dayanmadığı, ... AŞ.'nin ...AŞ. Nezdinde pay sahipliğinden  doğan hakları TTK.nun 389.maddesi hükmü uyarınca kullanamayacağı, dolayısıyla  ...AŞ.'nin genel kurullarında alınan kararlara ilişkin yeter sayı ...  AŞ.'nin payları ile sağlanmış ise, gerçekte toplantı yeter sayılarının sağlanamadığı, kararların yok hükmünde olacağı, ...AŞ.'nin pay sahiplerinden ... tarafından diğer davalı ... ile birlikte yönetilmesi, pay sahiplerinden ... ve ...'i şirket yönetiminde usulsüz işlemlerle uzaklaştırmaları, oy hakkı bulunmayan ...'a ait paylar ile şekli anlamda çoğunluk sağlayarak şirketi zararlandırıcı işlemlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanununun 2. maddesinde “Bu Kanunda aksi öngörülmemiş ve/veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse; a)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse o kanun hükümleri uygulanır.  b)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukuki fiiller, bağlayıcılıkları ve hukuki sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tabidir. c)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara TTK hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda dava 2002-2007 yılları arasında alınan Yönetim Kurulu kararlarına dayalı olarak yapılan işlemlere ilişkin olup, dava konusu olayların meydana gelip sonuçlarını doğurduğu tarih itibari ile yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin nazara alınması gerekmektedir. 6762 sayılı TTK 340 maddesinde ortaklara da tazminat davası açma hakkı tanınmış ve madde 336-337 ve 309'a atıf yapılmış olup, madde  309/1 uyarınca da somut olayda olduğu gibi pay sahiplerinin tazminat davası açmasına ve tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilmelerine imkan tanınmıştır. 6762 sayılı TTK'nun I - Müşterek hükümler:  1. Tazminat talebi: başlıklı 309 Maddesi  \"Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.  Şirketin iflası halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları haklar iflas idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanununun 245 inci maddesi hükmü caridir.Mesul olan kimselerin cümlesi aleyhinde şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir.Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur \"Şirketle Muamele Yapmak Yasağı\" başlıklı 334. Maddesi \"İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir. Bankalar Kanununun hususi hükümleri mahfuzdur\" Rekabet Yasağı başlıklı 335. Maddesi \"İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdit edilmemiş olan ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akit olunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidiyetini talep etmekte, serbesttir. Bu haklardan birinin tercihi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan azadan başka azalara aittir. Bu haklar, zikredilen ticari muamelelerin yapıldığını veyahut idare meclisi azasını diğer bir şirkete girdiğini sair azaların öğrendikleri tarihten itibaren 3 aylık ve herhalde vukularından itibaren bir yıllık müruruzamana tabidir.\"V - Meclis azalarının hukuki durumu 3. Mesuliyet:  a) Haller: başlıklı 336 maddesi; \" İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar.Ancak aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler 5. Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması.Beş numaralı bentte yazılı vazifelerden birisi 319 uncu madde gereğince idare meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin ancak ilgili azaya yükletilmesi lazımgelip o muameleden dolayı müteselsilen mesuliyet cari olmaz. c) Mesuliyetten kurtulma hali: başlıklı 338 maddesi \"Yukarki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucibolan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde hazır bulunmıyan aza dahi mesul değildir.\" e) Ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davasına ait diğer hükümler: başlıklı 340 Maddesi \" 336 ve 337 nci maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309 uncu madde hükmü de tatbik olunur. İbra başlıklı  380. Maddesi:  Bilançonun tasdikına dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıpların ibrasını tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilançonun tasdikıyla ibra edilmiş olmazlar.Tüm bu düzenlemeler ile öncelikle; 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında idare meclisi  üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sistemi bulunmakta olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557. Maddesi ile getirilen “farklılaştırılmış teselsül ilkesi”nin uygulama yeri bulunmamaktadır.   Yönetim kurulu üyeleri aralarında iş bölümü yapılmamış ise görevlerini kurul halinde yerine getirirler. Kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği yükümlülükleri kasten yada ihmal neticesi yerine getirmemelerinden müteselsilen  sorumludurlar.Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili ayrı bir gündem maddesi bulunmaması halinde; bilançonun onaylanmasına ya da onaylanmamasına dair kararın, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası ya da ibra edilmemesi anlamına geldiği belirtilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, zarara uğratılan şirketin açtığı sorumluluk davalarında  ibranın geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi için genel kurula sunulan bilanço, gelir-gider tabloları ile harcamalara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtması, ilgililerin sorumluluğunu doğuracak işlemler hakkında genel kurulun bilgilendirilmesi ve yapılan doğru bilgilendirme sonucu ibra kararının alınmış olması gerekir. İbraya ilişkin karar, genel kurulun bilgisi dışında kalan hususlarda veya genel kurula yanlış olarak sunulmuş gerçeği yansıtmayan belge ve bilgilere dayalı olarak verilmiş ise şeklen geçerli bir ibra kararı mevcut olsa da söz konusu karar ilgililer yönünden geçerli bir ibraya bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından ilgilileri sorumluluktan kurtarıcı bir etki yaratmayacağı kabul edilmektedir.TTK 335'deki tazminat yaptırımı TTK 336/5 maddesi kapsamında pay sahiplerinin bireysel olarak sorumluluk davası açarak tazminatın şirkete ödenmesini talep etmelerine engel oluşturmadığı doktrinde genel kabul gören bir görüştür. Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır.Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.Davalıların kendilerine bir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlayamadıkları, bu nedenle  ... ve ...  in 6762 sy TTK hükümlerince şirkete verdikleri ve tespit edilen zarardan sorumlu olacakları sonucuna ulaşılmıştır.Davalıların zamanaşımı defisi bakımından yapılan değerlendirmede zararın oluşumuna neden olan eylemlerin 2002-2007 yılları arasında gerçekleştiği, eylemlerin aynı zamanda TCK 158/1-h anlamında nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği, bu durumda uzatılmış ceza zamanaşımı da gözönüne alındığında zamanaşımı defisinin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, bu yönlere ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Davalı ...'in kesin hüküm sebebiyle davanın reddi gerektiğine ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; kesin hüküm itirazına konu kararın bir kısım taşınmazların değerinin altında satılmasından kaynaklanan tazminat davası olduğu, eldeki uyuşmazlıkla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.6762 Sayılı TTK döneminde Yönetim kurulu üyeleri arasında farklılaştırılmış teselsül bulunmadığı, yönetim kurulu üyeleri aralarında iş bölümü yapılmadığı durumlarda yönetim kurulu üyeleri meydana gelen zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumluluğun yasada düzenlenen niteliği gereği meydana gelen zarar yönetim kurulu üyelerinin herhangi birinden talep edilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda yönetim kurulu üyesi davalı ...'in bu yönlere ilişkin istinaf talebi de yerinde değildir.Davanın açılışı esnasında ...A.ş'nin organsız kaldığı, ...Aş nin genel kurulunda ...nın oy hakkından yoksun olduğunun tespiti,  ...A.Ş yönetim organın bulunmadığı ve şirketin organsız kaldığının tespiti istemlerinin bulunduğu, bu talepler hakkında verilecek kararın şirketin hukuki durumunu etkileyeceği anlaşılmakla Davalı ...A.Ş. Nin  taraf sıfatının bulunmadığına yönelik istinaf istemleri de yerine görülmemiştir.Esasında bir dava niteliğinde olmayan memur muamelesinin şikayet mahiyetindeki  birleşen talep yönünden hükümle birlikte ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmış olması da dikkate alındığında karar başlığında gösterilmemiş olması hüküm yerine düzeltilmesi mümkün olduğu anlaşılmakla eleştirilmekle yetinilmiştir. İhtiyati tedbir kararına muhalefet edildiği iddiasıyla ... ve ...  hakkında verilen cezalandırılmalarına ilişkin talebin reddine ilişkin kararın HMK 398 maddesindeki düzenlemeye uygun olduğu, ihtiyati tedbirin bu davalıların talebi üzerine konulduğu da anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemi de yerine değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ..., davalılar ..., ..., ve ...'in tüm istinaf istemlerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ..., davalılar ..., ... ve ...'in istinaf başvurularını  HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,2-Davacı ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan  8.538,75 TL harcın, alınması gerekli olan 34.155.00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 25.616,25‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4 Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan  8.538,75TL harcın, alınması gerekli olan 34.155.00 TL harçtan mahsubu ile bakiye bakiye 391,7‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.   31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbf4fc8cd16f3e9d","SID":"ae4133960d39065b"}}