{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1654 <br>KARAR NO: 2025/32<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2024<br>NUMARASI: 2020/523 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereği malzemeleri tedarik ettiğini ve eseri yapmaya başladığını ancak davalının aniden projeyi fiilen durdurduğunu, işi zamanda yapıp bitirdiklerini, hakedişlerin ödenmediğini, cari hesaba göre de alacaklı olduklarını, şirket yetkililerinin mal kaçırma ve kaçma ihtimali olduğunu ileri sürerek davalı şirket mal varlığına tedbir konulması ile alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesi gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceği, davalıya ait malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle yasaya uygun olmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davalının hak edişlerinin sahte olduğunu ileri sürerek Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğunu, takipsizlik kararı verildigini ancak itiraz üzerine kaldırıldığını ve 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamanın devam ettiğini, mahkemece de bunun bekletici mesele yapıldığını, dava dışı alt taşeron tarafından iş sahasında bulunan ve dava tarafından yok edilen taşınırlar için dava açıldığını ve bilirkişi raporu ile haklılıklarının kanıtlandığını, ihtiyati tedbir taleplerinin sebepsiz olarak ikinci kez reddedildiğini, bilirkişi raporunun lehlerine olduğunu, uzman kişilerce yapılan tespite göre hak ediş ve alacaklarının sabit olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılması talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin ancak \"dava konusu\" üzerine konulabileceği belirtilmiştir. Sözleşme kapsamında davacı yüklenici hakediş alacağı talebinde bulunmuştur. Buna göre dava dilekçesindeki alacak talebi göz önünde bulundurulduğunda, üzerilerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen davalı malvarlığı \"dava konusu\" olarak kabul edilemeyecek olup, ilk derece mahkemesince de bu doğrultuda yapılan değerlendirme neticesinde davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24.09.2024 tarih ve 2020/523 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye  187,80 TL istinaf karar harcının  davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 09/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44996b797a10f3a6","SID":"530f119a023b060a"}}