{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/227 <br>KARAR NO\t: 2025/12<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/03/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 08/01/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ------ davalı şirkette % 18,5 hisse ile ortak olduğu,07.03.2024 tarihinde davalı şirketin  2020-2021-2022-2023 yıllarına dair yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısının yapılmasına karar verildiği, bu suretle genel kurul daveti yapıldığı, genel kurul davetinden alınan kararlara kadar tüm sürecin her aşamada kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde davranılarak alınmış olması nedeniyle genel kurul kararların iptali gerektiğini, müvekkili ile yönetim kurulu başkanı olan ---- özkardeş oldukları ---  vefatı üzerine şirket hisselerinin müvekkiline veraset ve intikal yoluyla geçtiği, müvekkili ile --- arasında murisleri ---  terekesinden kaynaklı husumet bulunduğu,--- karşı -----. Asliye Hukuk Mahkemesi---- Sayılı dosya ile denkleştirme/tenkis/muris muvazaası iddiasına dayalı dava ikame edildiği, ve halen derdest olduğu, ---- Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- tereke nolu dosyasında muristen kalan davalı şirkete dair hisselerin bir süreliğine tereke temsilcisi tarafından yönetiltiği ---- ile müvekkilinin menfaat çatışması söz konusu olduğu, bu nedenle yönetim kurulu başkanı ile müvekkili arasında babaları muris  ----- mirasından kaynaklı husumet bulunması nedeniyle müvekkilinin davalı şirketteki haklarını kullanmasının engellendiğini, şirketten uzak tutulmaya ve denetlenebilirliğini ortadan kaldırmaya çalışıldığını, bu nedenle ne genel kurul öncesinde ne de genel kurulda müvekkilinin ortaklıktan doğan hakları kullandırılmış ne de usule uygun bir genel kurul gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle genel kurulda alınan kararların iptali gerektiğini; genel kurul davetinin usulsüz olduğunu, genel kurul toplantısının esas sözleşmeye aykırı şekilde şirket merkezinde yapılmadığını; genel kurulda TTK m 437 ve yönetmelik m 15'e aykırı şekilde müvekkilinin inceleme hakkının elinden alındığını; toplantıya yetkisiz kişilerin katıldığı, toplantı başkanlığına ---- seçilmesine rağmen toplantının mali müşavir  ---- tarafından yönetildiği itirazlara rağmen tutanağa derc edilmediğini; genel kurul toplantı tutanağındaki bilgilerin çelişkili olduğu gibi toplantı esnasında müvekkilinin gündeme dair itiraz ve şerhlerinin tutanağa derc edilmediğini, genel kurulun usule aykırı gerçekleştiğini; davalı şirket yönetim kurulu başkanı ---- şirketin aktifini azaltmak için hareket etmesi , şirketin aktif ticari hayatının bulunmamasına rağmen şirketin tek varlığı olan gayrimenkulü satması, olağan genel kurul davetinin usule aykırı yapılmış olması, toplantının seçilen toplantı başkanı ---- tarafından değil mali müşavir ---- tarafından yönetilmiş olması, olağan genel kuruldan önce müvekkilinin bilgi alma talebinin kullandırılmamış olması, toplantı tutanağının usule aykırı düzenlenmiş olması, olağan genel kurul toplantısının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde yapılmış olması nedenleriyle; 07.03.2024 tarihinde düzenlenen 2020-2021-2022 ve 2023 yıllarına dair olağan genel kurul toplantısında alınan 3 nolu bilanço ile kar/zarar hesaplarının tasdik edildiğine dair; 4 nolu yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin ibra edildiğine dair; 5 nolu ---- 3 yıllığına yönetim kurulu başkanı seçilmesine dair, 6 nolu ---  ve ---- yönetim kurulu üyesi seçilmesine dair; denetçi olarak  ---- seçilmesine dair olağan genel kurul kararlarının iptalini, iptalini talep ettikleri genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasını, yargılama giderlerinin davalı üzeride bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını ispatlayacak herhangi bir delil ortaya koymadığı, hazirun cetveline göre davacının toplantıda hazır bulunduğu, toplantı gündemindeki maddelerinin hiçbirinin müzakere gerektiren nitelikte olmadığı, kararlarla ilgili ihtirazi kayıt yada şerh düşülmediği, kar dağıtımı ile ilgili bir konunun görüşülmemesinin hukuka aykırı olmadığı, ---- ile davacı arasında salt miras hukukundan kaynaklanan hukuki ihtilaf bulunmasının davacının ortaklıktan doğan haklarının kullanmasının engellediğinin somut olarak ispatlamayacağı, dava konusu edilen olağan genel kurulu da ilgili kanun maddesinde yer alan toplantı yeter sayısıyla toplandığı ve kararların da oy çoğunluğu ile alındığı, genel kurul davetinin usule uygun yapıldığı, toplantı yerinin usule uygun olduğu, davacının genel kurula katıldığı, davacının genel kurul davetinin usulsüz yapıldığı, genel kurul toplantısının şirket merkezinde yapılmadığı, toplantıya yetkisiz kişilerin katıldığına ve toplantının mali müşavir tarafından yönetildiğine dair aykırılık iddiaları mevcut olsa dahi bu durumun genel kurul kararlarının iptali sonucunu doğurmayacağını;  bu duruma TTK md. 446/1-b maddesinde etik kuralı olarak değinildiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte toplantıya yetkisiz kişilerin katılmış olması ve toplantının --- tarafından yönetilmesi genel kurul kararlarının iptali sonucunu doğurmayacağını;  kaldı ki davacının kendisi de toplantıya oğluyla yani yetkisiz kişiyle girdiği, ---- vekaletnamelerinin usule uygun olduğunu, davacının bilgi edinme ve inceleme hakkının engellenmediğini, kaldı ki dava konusu genel kurulda davacının, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran herhangi bir karar da alınmadığını ileri sürerek davacının ihtiyati tedbir ve genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddini, davacının davaya katkı sağlamayacağı ve belli ki açmayı düşündüğü başka davalara delil toplamak amacıyla toplanmasını talep ettiğinin açıkça anlaşılan delillerinin usul ekonomisi açısından da toplanmasına muvafakatlerinin bulunmadığını,  mahkemece de toplanmamasını, davacının haksız, hukuka, yasaya ve usule aykırı davasının ve tüm taleplerinin usulden ve esastan reddini, dava masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı şirketin 07.03.2024 tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların davalı şirketin esas sözleşmesine, kanunun amir hükümlerine ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı ve bu bağlamda iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının genel kurulda usul ve yasaya uygun bir muhalefet şerhi olup olmadığı genel kuruldaki şerhinin hangi maddeler için yazılmış sayılabileceği, dava dilekçesindeki iddia ve savunmalar kapsamında genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. <br>Mahkememizce deliller toplanmış dosya alanında uzman bilirkişilere tevdii edilmiştir. Bilirkişi heyeti 26.08.2024 tarihli kök raporunda \"...1.Davalıya ait yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 183-184-185 maddeleri ve 6102 Sayılı TTK'nın 64.maddesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu, kayıtların usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, 2021 yılı yevmiye defteri noter kapanış tasdikinin gerçekleştirilmediği, diğer yıllardaki tüm defterlerin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK'nın ilgili hükümlerine uygun yasal süresi içerisinde alındığı, yer verilen tespitlere göre davalı ticari defterlerinin delil kabiliyeti ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu,<br>2.Davalı şirketin net işletme sermayesini hiçbir yılda kaybetmediği, borca batık hale gelmediği, şirketin kredi kullanmadığı, şirket mali tablolarına yansıyan personel giderinin bulunmadığı, bu itibarla şirkette çalışan istihdam edilmediği sonucuna gidildiği, şirketin 2020-2021-2022 yıllarında ana faaliyet konusu satış geliri elde ettiği, buna karşın 2023 yılı gelirinin bulunmadığı, <br>3.07.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 2.maddesinde belirtilen faaliyet ve denetçi raporlarının ibrazının istendiği, faaliyet raporlarının şirketin kurumlar vergisi beyannamesi içeriğinde olduğunun beyan edildiği, ancak niteliği ve özü itibariyle faaliyet raporlarının Kurumlar Vergisi beyannamesi içeriğinde bulunamayacağının anlaşıldığı, ayrıca ilgili beyanname içeriğinde böyle bir rapor bulunmadığı, yasal mevzuat karşısında şirketin denetim kapsamında olmaması nedeniyle denetim raporlarının bulunmadığının beyan edildiği, olmayan/bulunmayan bir raporun okunup müzakere edilemeyeceği sonucuna gidildiği, bu itibarla 2020-2021-2022-2023 yılları yıllık faaliyet raporu ve varsa denetçi tarafından verilen raporlar okundu müzakere edildi” genel kurul toplantısının 2 numaralı kararıyla ilgili iptal şartlarının oluştuğu,<br>4.Dava konusu 07.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantı davetiyesinin davacının ----- adresine 13.02.2024 tarihinde gönderildiği, 05.03.2024 tarihinde ise haber alma kartı aracılığıyla teslim edildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı dikkate alındığında davalı şirket tarafından yapılan tebligatın hukuka uygun olduğu sonucuna gidildiği,<br>5.Davalı şirket aktifinde bulunan---- sıra numaralı fatura ile 5.000.000,00 TL tutarla ------ satıldığı, satışa ilişkin herhangi bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı bulunmadığı, satıştan elde edilen gelirin bir kısmının şirket harcamaları için, 1.484.228,96 TL'sinin 331-Ortaklara Borçlar hesabında ortaklara nakden ödendiği, şirket adına yapılan harcamaların bu tutardan tenzil edildiği, böylece şirketin 2023 yıl sonunda ortaklardan 1.102.987,13 TL alacağının kaldığı, söz konusu bakiyenin ----Alacak Senetleri hesabına “ortağa senetli ödeme” açıklamasıyla virmanlandığı,<br>6.01.01.2023 tarihli bilançoya göre ortakların şirkete --Ortaklardan Alacaklar hesabında 1.373.439,38 TL borcu bulunduğu, bu tutarın 1.355.728,35 TL'sinin 31.05.2023 tarihinde 7440 sayılı Yapılandırma Kanunu kapsamında şirket kayıtlarından çıkarıldığı, işlem sonucunda şirket hesaplarından 343.359,85 TL tutarlı olmak üzere daha fazla kurumlar vergisi ödendiği, şirketin ortaklardan olan alacağını tahsil etmek yerine yapılandırma kanunundan yararlanarak bu tutarının bilançodan çıkarılarak daha fazla kurumlar vergisi ödenmesine sebep olunmasının şirket sürekliliği ve menfaatleri ile bağdaşmadığı sonucuna gidildiği, <br>7.Yukarıda 5.ve 6.sonuç maddelerinde yer verildiği üzere, davalı şirketin gayrimenkul satışı nedeniyle bir yandan ortaklara ödeme yaptığı, diğer yandan da ortaklardan olan alacağını kanun yoluyla<br>yapılandırarak bilançodan çıkardığının tespit edildiği, söz konusu işlem ile hakların başkalarına zarar vermeden veya en az zarar verecek şekilde kullanımı ilkesine aykırı şekilde davranıldığı,<br> \t8.Firmada 2020-2021-2022 yıllarında kar dağıtımı gerçekleştirilmediği, bu yıllara ilişkin 07.03.2024 tarihinde gerçekleşen genel kurul toplantısında kar dağıtımına ilişkin bir karar bulunmadığı, ancak geçmiş yıl karlarından karşılandığı anlaşılan brüt 793.620,03 TL tutarlı Avans Kar dağıtımı yapıldığı, yapılan avans kar dağıtımı için 79.362,01 TL stopaj vergisi ödendiği, davacının %18,25 hisse oranına sahip olmasına karşın avans kar dağıtımından kendisine pay verilmediği, bu noktada davalı şirketten kar dağıtım tablolarının ibrazının istendiği ancak taleple ilgili şirketin Kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan kar dağıtım tablosu dışında bir çalışmanın bulunmadığının beyan edildiği, söz konusu işlemin TTK'nın 357. Madde hükmünde geçen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, <br>\t9.Yukarıda değinilen 7.ve 8.sonuç maddelerindeki tespitler nedeniyle şirket genel kurulunun 3.ve 4.maddesinde bahsi genel kurul kararlarının iptal şartlarının oluştuğu,<br>\t10.Yukarıda yer verilen mali tespitler dikkate alındığında, gündemin 3 ve 4. Maddeleri kapsamında görüşülen bilanço ve kar/zarar hesapları ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasının onaylanmasına ilişkin kararların şirketin gerçek durumunu yansıtan tablolara dayalı olarak alınmadığı düşünüldüğü, bu tespit uyarınca gündemin 3 ve 4. Maddeleri bakımından iptal şartlarının oluştuğu...\"belirtilmiştir.<br>\tBilirkişi heyetinden alınan 24.11.2024 tarihli ek raporda özetle; \"...1. Davalı şirketin 2023 yılı faaliyet raporundaki verilerin şirketin 2023 yılı Bilanço Gelir Tablosunda yer alan verilerle örtüşmemesi nedeniyle, faaliyet raporunun TTK 515. Madde hükmünde geçen Dürüst Resim ilkesine uygun olarak hazırlanmadığı sonucuna gidildiği, <br>\t2. Davalı şirketin 2020-2021-2022 yıllarına ait faaliyet raporlarının kök rapora itiraz dilekçesi ekinde yer almadığı, bu yıllara ait faaliyet raporlarının TTK 375.maddede bahsi geçen hükmüne uygun olarak şirket ortaklarının bilgisine sunulduğuna dair tespite elverişli herhangi bir belgenin dosya içeriğinde görülemediği, şirketin 2020-2021-2022 yılları finansal tabloları arasında yer alan faaliyet raporlarının TTK 514. Madde hükmünde geçen “Hazırlama Yükümlülüğü'ne uygun olarak çıkartılmadığı ve genel kurulda müzakere edilmediği, anılan nedenlerle genel kurul toplantısının 2 ve 3 numaralı maddeleri yönünden iptal şartlarının oluştuğu sonucuna gidildiği,<br>\t3. 4. Madde kapsamında alınan ibra kararının genel kurul gündeminin 2. Ve 3. Maddelerinde görüşülen yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilanço kar zarar hesapları ile bağlantılı olduğu dikkate alındığında, 2. Ve 3. Maddelerin hukuka aykırı tespitine bağlı olarak alınan ibra kararının da iptali yönünde karar verilebileceği...\" belirtilmiştir. <br>\tGenel kurul toplantısında bizzat veya temsilci vasıtası ile hazır bulunan ve muhalefetini zapta yazdıran kimseler iptal davasını açabilirler.  Ancak TTK 446. Maddesi hükmünde aranan muhalefetin görüşmeler sırasında ve oylama sonucuna ilişkin olarak yapılması gerekmektedir.  Aynı şekilde oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi  alınan karara muhalif olunduğu anlamı taşımaz.  Dolayısı ile muhalefetin alınan karara karşı oylama sırasında yapılması gerekir. Bu \" karara peşinen muhalefet olmaz \" şeklinde açıklanabilir. ( Bkz. Yargıtay ----. HD. 01.02.2001 Tarih ----<br>Yargıtay ----. HD. 07.04.2016 Tarih -----Sayılı ilamında \".... Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilince davalı şirketin 31.05.2013 tarihinde gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talep edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 446. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Somut olayda,  davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen sermaye artırımına ilişkin 2. maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı (peşin muhalefette bulunduğu), bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından sermaye artırımına dair  2  nolu gündem maddesi ile ilgili kararın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçe ile esastan  reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK 436/son maddesi gereğince değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir. \" belirtmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ve bilirkişi raporlarının sonuç kısımları yukarıda özetlenmiş, alıntılanmıştır. Davacının genel kurulda \" Faaliyet raporları bilanço ve yönetim kurulu usulsüzlükleri nedeni ile ibra etmediğimizi beyan ederek ihtirazi kayıtla \" ibaresinin genel kurulda alınan 2,3 ve 4 numaralı kararlar için yapılmış sayılabileceği kanaati ile bu maddeler bakımından inceleme yapılmıştır. Bilirkişi heyeti her ne kadar kök raporda genel kurulda alınan 2 numaralı karar bakımından iptal şartlarının oluştuğu yönünde kanaat bildirmiş ise de genel kurulda alınan bu karar incelenmiş burada herhangi bir icrai mahiyette karar alınmadığı ortada bir karar bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle bu madde bakımından bilirkişi tespitlerine mahkememiz iştirak etmemiştir.Genel kurulda alınan 3 numaralı karar incelendiğinde bilanço kar ve zarar hesaplarının oy çokluğu ile kabul edildiği görülmektedir. Genel  kurul toplantı tutanağı incelendiğinde 2. Maddede 2020-2021-2022-2023 yılları faaliyet dönemlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı vekili dilekçesinde TTK'nın 437. Maddesinde sayılan  belgelerin genel kurul öncesinde şirket merkezinde hazır bulundurulmadığını, istemelerine rağmen kendilerine ibraz edilmediğini ileri sürmüştür.  TTK'nın 437. Maddesi finansal tabloların konsolide finansal tabloların yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetleme raporunun yönetim kurulunun kar dağıtım önerisinin genel kuruldan en az 15 gün önce şirket merkez yada şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulacağını hükme bağlamıştır. Dava  basit yargılama usulüne tabi olup 16.10.2024 tarihinde davalı vekiline genel kurulda müzakeresi ve oylaması yapıldığı söylenen 2020-2021-2022 ve 2023 yıllarına ait finsansal tablolar, kar ve zarar hesaplarını sunması hususunda kesin süre verilmiş davalı yanca bu süre zarfında sadece 2022-2023 dönemine ait faaliyet raporu ibraz dilmiştir. Genel kurulda müzakeresi ve oylaması yapıldığı söylenen önceki dönemlere ait bu belgeler ibraz edilmediği gibi davalının ibraz ettiği kısmi faaliyet raporunun da şirket kayıt ve defterleri ile uyuşmadığı ek raporda tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı yanca finansal tablolarda yer alan aktifler toplamının enflasyon düzenlemesi nedeni ile şirket kayıt ve defterleri ile uyuşmadığı ileri sürülmüş ise de genel kurulun 2013 aralık tarihinden çok sonraki sürede yapıldığı görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 514. Maddesine göre, yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmakla yükümlüdür. Faaliyet  raporunun oylanması ve kabul edilmesi nedeniyle gündemin bu maddesinin finansal tablolarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.TTK'nun 68/3. Maddesinde, yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın dürüst resim başlıklı  515. maddesi, Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını,  borç ve  yükümlülüklerini,  öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır, şeklindedir. TTK'nun 68/3. Maddesinde, yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir.Netice itibarı ile TTK'nın 437. Maddesindeki hüküm pay sahibinin genel kurulda haklarını etkin şekilde kullanabilmesi ve şirketin içinde olduğu durumu anlaması bakımından getirilmiş bir düzenleme olup  davacı bu belgelerin genel kuruldan önce şirket merkezinde hazır edilmediği gibi doğru düzgün okunmadığı müzakere edilmediğini ileri sürmüştür. Mahkememizin kesin mahiyetteki ara kararına rağmen davalı yanca bu belgelere mahkeme heyetine sunulmamış, ibraz edilen faaliyet raporunun da sadece 2022-2023 yılına ait olduğu ve şirket kayıt ve defterleri ile uyuşmadığı görülmüştür. Şayet enflasyon düzenlemesi kapsamında bir düzeltme yapıldığı ve faaliyet raporları ve bilançolarda görülen miktarların şirket kayıt ve defterleri ile bu nedenle uyuşmama durumu var ise bunun bilgisi pay sahibine verilmelidir. Öte yandan zaten genel kurul tarihinin bahsi geçen 2023 aralık ayından çok sonrasına ait olduğu bu nedenle bu iddianın da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan sunulan bu faaliyet raporu incelendiğinde şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmelik hükümlerine de aykırı olduğu, maktu evrak mahiyetinde olduğu pay sahibinin şirket hakkında yeterli bilgi almasını sağlayacak düzeyde olmadığı görülmüştür. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararın iptali şartlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.6102 Sayılı TTK'nın 436. Maddesi \"  (1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları  şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel  nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan  müzakerelerde oy kullanamaz. <br>(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler,  yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy  haklarını kullanamaz. \" belirtmiştir.---- BAM -----. HD.  ----- Sayılı ilamında \"...TTK'nın 436.maddesinde oydan yoksunluk hali düzenlenmiş olup, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında da oy hakkı kullanamayacağı açıktır. Genel kurulun 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin TTK'nın 395 ve 396.maddelerine ilişkin izin verilmiştir. Mahkemece TTK'nın 436.maddesi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmuş ve her iki kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. Belirtilen iki madde yönünden ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmede talep konusu ile ihtiyati tedbir konusunda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığına ilişkin ilk derece mahkemesi yerinde olup, mahkemece yapılacak yargılama sırasında farklı bir delil elde edilmesi veya durumun değişmesi halinde bu karar ile bağlı olmaksızın her zaman tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi  mümkündür....\" belirtmiştir. <br>---- BAM --- HD. -----. Sayılı ilamında \"...Diğer yandan TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanmışlardır. İbra oylamasına katılan yönetim kurulu üyelerinin toplam oy oranı %70 olup, davacı da olumsuz oy kullanmış olmakla, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin söz konusu karar bu yönüyle de geçersizdir. Ayrıca ibrada oydan yoksunluğa ilişkin TTK'nın 436/2 maddesi de emredici nitelikte bulunduğundan, iptal isteyen ortağın ayrıca karara muhalefetini tutanağa yazdırmasına da gerek bulunmamaktadır. ...\" belirtmiştir. Genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde 4 numaralı madde oylamasında yönetim kurulu üyeleri de oy kullanmışlardır. Yukarıda sadece bu kişilerin oyları ile alınan ibra kararlarının akıbeti anlatılmıştır. Ancak genel kurul toplantı tutanağı ve eki hazirun cetveli incelendiğinde şirketin aynı zamanda paydaşı olan yöneticilerinin oyu çıktığında  davacının  18.25 olumsuz oy oranına karşılık olumlu oy verenlerin oyunun ise 20,31 olduğu bu nedenle yöneticilerin oyu çıktığında dahi diğer paydaşların verdiği olumlu oyun davacının kullandığı olumsuz oydan fazla olması nedeni ile etkililik ilkesi gereği alınan bu kararda oylama nisapları nazara alındığında bir sakatlık bulunmamaktadır.  Davacı genel kurulda alınan 4 numaralı ibra kararının iptalini talep etmiştir. Bu madde esasen yukarıdaki maddenin iptal gerekçesinden etkilenmekte olup davalı şirketin talep edilmesine rağmen genel kuruldan önce esasen pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulması gereken belgeleri ibraz etmediği, şirketin finansal tablolarının bilançolarının şirket kayıt ve defterleri ile örtüşmediği, bir kısım yıllara ait belgelerin hiç ibraz edilmediği bu hali ile bu belgeler olmadan alınmış bir ibra kararının da usul ve yasaya uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 408/1-d maddesi gereği kar payı dağıtımı anonim şirket genel kurulunun münhasır yetkisinde olan bir husustur.Davalı şirketin 2020-2021-2022 ve 2023 yıllarında genel kurul icra etmediği, dava konusu genel kurulda da kar dağıtımına dair bir karar olmadığı halde bilirkişinin de tespit ettiği üzere davacı hariç diğer tüm ortaklara avans kar dağıtımı yapıldığı bu durumun eşitlik ilkesine de aykırı olduğu açıktır. Netice itibarı alınan ibra kararının yukarıda anlatılan nedenler ve  şirketin gerçek durumunu yansıtan tablolara dayalı olmadığı açık olduğundan genel kurulda alınan 4 numaralı kararın da iptaline karar verilmiştir. <br>Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış bu nedenle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;           <br>1-DAVANIN  KISMEN KABULÜNE,<br>a-Davalı şirketin 07.03.2024 Tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 numaralı kararların İPTALİNE, <br>b-Fazlaya dair istemlerin reddine <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 391,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 437,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 11.292,2‬0 TL yargılama giderinin yarısı olan 5.646,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine, <br>Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın  tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak  (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3521041ea96b31bc","SID":"c247984bc2ab23a7"}}