{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1833 - 2025/90<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ              <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2024/1833 <br>KARAR NO\t: 2025/90<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/09/2024<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2023/430 E.-2024/913 K.<br>DAVACI\t:<br>TASFİYE MEMURU\t:\t                        <br>MÜDAHİL\t:<br><br>Müdahil ... vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı şirket Tasfiye Memuru; davacı şirketin her biri eşit pay sahibi (94425 hisse) dört ortağı bulunduğunu, ortaklarının 14.09.2020 tarihli kararı ile şirketin tasfiyesine ve oy çokluğu ile kendisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğini, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce ilan edildiğini,<br>\tBu arada tasfiye kararından önce şirket müdürü olan şirket ortağının şirketten alacağının icra marifetiyle tahsili için başlattığı icra takibine diğer üç ortağın kararı ile itiraz edildiğini ve alacaklı şirket ortağı tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/629 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, aynı ortak tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/634 E. Sayılı dosyası ile açılan genel kurulun iptali davasının reddine karar verildiğini, her iki dava da istinaf aşamasında olup kesinleşmediğini, <br>\tŞirket ortakları ile yapılan 13.02.2023 tarihli toplantıda, şirketin geriye kalan mallarının toplu bir şekilde 240.000,00 TL'ye satılmasına, davası devam eden ortakla da görüşülmesine, kendi alacakları ile ilgili ortaklar arasında bir anlaşma olmaz ise iflas yoluna gidilmesinin düşünülmesine ve bu arada yapılacak masraflara ve ödenecek ücretlere istinaden tasfiye memuruna 239.650,00 TL. ödeme yapılmasına karar verildiğini, bu ödemenin 14.02.2023 tarihinde yapıldığını, bu kararın itirazın iptali ve genel kurul kararının iptali davası açan ortağa gönderildiğini,  <br>\tTasfiye sürecinde şirketin mallarının peyderpey satılarak paraya çevrildiğini, öncelikle birikmiş olan kamu borçları ve devamında üçüncü şahıslara olan borçların ödendiğini, tüm mallar satılarak paraya çevrildikten sonra ortakların alacaklarının ödenmesine karar verildiğini, bu karar doğrultusunda alacaklarına istinaden ortaklara bir kısım ödemeler yapıldığını, <br>\tTüm ortaklara kendi alacakları hakkında ve yapılacak ödemeye dair aralarında uzlaşma sağlanması, değilse tüm mallar satılıp paraya çevrildikten sonra oluşan duruma göre iflas yoluna başvurunun zorunlu olduğunun bildirildiğini, davası bulunmayan diğer üç ortağın da son aşamada alacaklarının tahsili için icra takibi başlattıklarını, şirketin banka hesabına haciz koymak suretiyle tahsilatlar yaptıklarını, artık uzlaşma imkânı olamayacağı ve şirketin varlığının borçları ödemeye yetmeyeceği anlaşıldığından iflas yoluna müracaat etmek zorunluluğu doğduğunu, <br>\tŞirketin ticaret sicil memurluğunda kayıtlı olan adresle herhangi bir ilgisi veya irtibatı kalmadığını, zira tasfiye kararından önce ticaret sicilinde kayıtlı adresten ayrıldığını, faaliyet gösterdiği bir adresi bulunmadığın gibi tasfiye amacıyla tüm malları satıldığı için  faaliyet alanı ile ilgili malvarlığı da bulunmadığını, şirkette çalışan kalmadığını, <br>\tŞirketin halihazırdaki şirket varlığının borçları karşılamaya yetmediğini, borca batık olduğunu,<br>İleri sürerek, şirketin doğrudan iflasına karar verilmesini istemiştir. <br>Müdahil ... vekili; müvekkilinin alacaklısı, davacı şirketin borçlusu olduğu Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2021/560 E. sayılı icra takibinin derdest olduğunu, davacı şirket için yapılan hukuka aykırı ve mesnetsiz iflas başvurusuna itiraz ettiklerini belirtmiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre; varlıklarının rayiç değerleri toplamının 282.444,05 TL, borçlarının rayiç değerlerin toplamının 1.490.926,69 TL olmak üzere özvarlığının -91.208.482,64 TL olduğu, bu kapsamda 15.04.2023 tarihi itibariyle davacı şirketin sermayesini tamamen kaybettiği ve borca batık hale geldiği, dolayısıyla iflas koşullarının oluştuğu tespit edilmiştir. <br>Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacı şirketin kayıtlı sermayesini tamamen kaybetmiş olduğu ve borca batık olduğu, bu durumda İİK'nun 178 vd. maddeleri gereğince iflasa karar vermek gerektiği\" belirtilerek, davanın kabulü ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde; eksik ve kabul edilemeyecek derecede yetersiz bilirkişi raporuna ve ek raporuna dayanarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından itirazlarının incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, yeniden kapsamlı bir bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, iflas süreci öncesinde tasfiye memuru ve ortakların danışıklı olarak mevcudu eksiltme ve mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini, bu hususta İcra Ceza Mahkemelerinde davalar açıldığını, bu dosyalara dair tek bir değerlendirme yapılmadığını, Şubat ayında verilen karardan sonra diğer ortakların icra takiplerine kadar herhangi bir işlem yapılmadığını, icra takipleri yapılarak icra dosyalarına paralar ödendikten sonra iflasa ilişkin işlemler yapıldığını, normal şartlarda iflas durumu söz konusu ise ödemeler yapılmadan garameten paylaştırma yapılması gerektiğini, icra takibine konu edilen ve itiraz dahi edilmeyen tüm tutarların ödendiğini, daha sonra iflas başvurusu yapıldığını, bilirkişi raporundaki tespitin aksine tasfiye memuru tarafından haciz uygulanmadan icra dosyalarına ödemeler yapıldığını, bilirkişi rapor ve ek raporunda şirket bünyesindeki aktiflerin değerinden çok düşük gösterildiği hususunun irdelenmediğini, Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesi dosyasının da bu bakımdan değerlendirilmediğini, tasfiye halindeki şirketin E-Bilançosundan görüleceği üzere, müvekkili haricindeki tüm ortaklar da alacaklarını aldıktan sonra kalan tutarın 282.444,05 TL olarak belirtildiğini, şirket hesaplarında yaklaşık 39.000 TL'lik tutarın ortada olmadığını, bu durumun bilirkişi raporu ile teyit edildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu noktanın da incelenmediğini, huzurdaki iflas başvurusunun iflas müessesi ve hükümleri aracılığı ile hukuksuz işlemler gizlenmek amacıyla yapılmış bir başvuru olduğunu, kendilerince Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesinde açılmış olan mevcudu eksiltme davasının beklenmesinin önemli olduğunu, <br>13.02.2023 günü toplantıda alınan şirketin geriye kalan varlıklarının tamamının belirledikleri fiyatlar ile satış kararı ile şirketin iflas ettiğinin açık olduğunu, anılan toplantıda  tasfiye memuru ...'in müvekkilinin alacaklarına yönelik dava açma masrafı olarak, müvekkilinin de 4’te 1 eşit pay sahibi olduğu şirket nakdinin 75.000,00 TL'sını dava açmak üzere kendi uhdesindeki hesaba aldığını, diğer ortakların dava açma organizasyonun bu toplantı tutanağı hazırlandığı gün veya öncesinden belirlendiği hususunun, şirket ortağı ...'nin toplantının hemen sonraki günü, diğer şirket ortakları ve aslen Tasfiye Memuru ...’in müvekkilleri olan ... ve ...'nin de 2 gün sonrasında yine Tasfiye Memuru ...’in mensubu olduğu hukuk bürosunun avukatlarından bir diğeri ile icra takibi başlattıklarından anlaşılabildiğini, tasfiye memuru ...'in, şirket ortağı müvekkili ... dışında diğer ortaklar ... ve ...'nin alacaklarının %100 nü anlaşmasız olarak tüm dosya hesabı ile birlikte ödediğini, alacağından yüksek değer ile icra takibi yapan şirket ortağı ...'e ise alacaklarının %80'ini ödediğini, tasfiye memuru ...'in başvurusunun hukuk dışı işlemleri örtbas etmek ve müvekkili ...'ın kanuni alacaklarını alamamasını sağlama amacı taşıdığını, <br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, İİK'nın 179. maddesine dayalı borca batıklık sebebiyle doğrudan iflas istemine  ilişkindir. <br>\"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı\" başlıklı 179. maddesi, \"(Değişik: 28/2/2018-7101/3 md.) Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır.\" hükmünü içermektedir. <br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu şekli bir kanun olup; anılan kanun hükümlerine göre sermaye şirketleri ve kooperatiflerin varlıklarının borçlarını karşılamaması hali mutlak ve şekli bir iflas nedenidir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinin mâli verilere bakılarak değerlendirilmeleri gerekir. Borca batıklığın usulsüz ya da hileli işlemlerle oluşması bu sonucu değiştirmez. Bu haller ancak iflastan sonra yöneticiler hakkında açılacak sorumluluk ve tazminat, hileli ya da taksiratlı iflas davaları ile şirket aleyhine açılacak iptal davalarında kusurun belirlenmesi noktasında dikkate alınabilirler.<br>Dosyanın incelenmesinde şirketin borca batık halde olduğu bilirkişi rapor ve ek raporu ile anlaşıldığından şirketin iflasına karar verilmesi doğru olmuştur.<br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca,  müdahil ...  vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubuyla kalan 187,80 TL.'nin  müdahil ...'tan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Müdahil ... tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>4-Müdahil ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,     <br>29.01.2025 tarihinde, İİK'nın 164/2. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  29/01/2025\t\t\t\t<br>    <br>Başkan <br> e-imza<br>Üye <br> e-imza<br>Üye <br> e-imza<br>Katip<br>e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78658ae9f4141b68","SID":"465108927beb9cb5"}}