{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1726 Esas<br>KARAR NO: 2025/107 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2020<br>NUMARASI: 2016/869 E.  -  2020/277 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı dava dilekçesinde;  kendi adına yapılan sahte senetlerin davalı bankaya sunulduğunu, davalı bankanın aldığı senetleri alıp tahsil edemediğinden dolayı İstanbul ... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasında takibe konan 26/01/2013 vadeli 15.000,00 TL bedelli bonodaki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını, ancak bahse konu takibe sorunları sebebiyle gerekli itirazda bulunamaması nedeniyle takibin kesinleştiğini, senedin sahteliği nedeniyle icra merci hakimliğinde açılan davanın süre yönünden reddine karar verildiğini, bu sebeple mağdur olduğunu, diğer senetlerle ilgili senet altındaki imzaların kendisine ait olmadığına dair açılan davalarda, İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/848 Esas sayılı dosyası ve İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/847 Esas sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile imzaların kendisine ait olmadığının kanıtlandığını, davaya konu olan senette de aynı durumun olduğunu, tarafına yapılan takibin de bu durumda geçersiz sayılması gerektiğini belirterek, icra takibinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı usulüne uygun tebligata rağmen  davaya cevap vermemiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2022 tarihli 2016/869E. - 2020/277K. sayılı kararıyla; \"...Alınan 10/06/2020 tarihli son heyet raporunda ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, ilk raporlar arasındaki çelişkiyi giderir inceleme yapıldığı anlaşılmakla, hükme esas alınmıştır. İmza inkarı mutlak def'i olmakla herkese karşı dermeyan edilebileceği, bono sahibinin imzalamadığı ve keşide etmediği bir kambiyo evrakından dolayı yasal müracaat hakkından bahsedilemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki şekilde davanın kabulüyle davacının dava konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın KABULÜ ile,Davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasında takip konusu yapılan 10/07/2012 keşide tarihli, 15.000,00-TL bedelli, 26/01/2013 ödeme tarihli bono nedeniyle (tüm takip alacak kalemleri dahil) davalıya borçlu olmadığının tespitine,\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; bilirkişi  raporlarına süresinde yapılan itirazlarında da belirttikleri üzere;   bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığını,  dosyada detaylı bir şekilde inceleme yapılması gerektiğini, zira dosyaya detaylı rapor sunulmadığını, bu nedenle rapordaki çelişkiler ve eksiklikler gözönüne alınarak raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bu sebeple verilen kararın esas yönünden yasaya aykırı olup, düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesinin zorunlu olduğunu, Ayrıca dosyanın 26.12.2016 tarihli duruşmasına ve 03.05.2019 tarihli duruşmasına davacı tarafından herhangi bir mazeret gösterilmeden katılınmadığını, dava dosyasının 26.12.2016 tarihli duruşmasına davacı tarafından mazeretsiz  iştirak edilmemiş olması sebebi ile ilgili duruşmada HMK.'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, davacı tarafın müracaatı ile davanın tekrar işleme konulduğunu,  Yine davacı tarafından 03.05.2019 tarihindeki duruşmaya tekrar mazeretsiz katılınmadığını,  mahkemece davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, ancak HMK.'nın 150. maddesi gereğince \"İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır\" denilmesine rağmen, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın işlemden kaldırılmış olmasının usule ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, gerekçeli kararın usul yönünden de bozulup davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/869 E.- 2020/277 K. Sayılı 17.07.2020 tarihli kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, öncelikle davanın usulden reddine karar verilerek açılmamış sayılmasına karar verilmesine, aksi takdirde davanın esastan reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: İstanbul ..İcra Dairesinin ... E takip dosyası incelendiğinde; keşidecisi davacı görünen 10/07/2012 keşide tarihli, 26/01/2013 ödeme tarihli, 15.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak işlemiş faiz ve komisyon alacağı da eklenerek  15.228,33 TL alacak için davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibe itirazının ise İstanbul 24.İcra Hukuk Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli 2013/789 E., 2014/177 K. sayılı kararla süreaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, takibin bu suretle kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosya incelendiğinde tarafların davayı takip etmemeleri nedeniyle 26/12/2016 ve 03/05/2019 tarihlerinde iki kez davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının talebi üzerine dava yenilenerek yargılamaya devam edildiği tespit edilmiştir. Takibe konu bono örneği incelendiğinde; lehtarının ..., keşidecinin ..., keşide tarihinin 10/07/2012, ödeme tarihinin 26/01/2013 olduğu, 15.000,00 bedelli bononun bedelinin malen ahzolunduğunun yazıldığı, bono arkasında ...'ın cirosunun mevcut olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince grafolog bilirkişi Dr. ...'dan alınan 23/03/2018 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; tetkik konusu senet aslındaki borçlu ... ismine atfen atılı imzaların belirtilen belgelerdeki mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığına dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu'ndan alınan  22/10/2019 tarihli  raporda;  tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu senetteki imzalar ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince adli bege ve sahtecilik inceleme uzmanları ..., Dr. ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 10 Haziran 2020 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; inceleme konusu, borçlusu ..., alacalısı ... olan 10.07.2012 düzenleme 26.01.2013 (okunur) ödeme tarihli “15.000-Onbeşbin TL” tutarlı senette, ... adına atılmış borçlu imzaları ile ...'a ait mevcut mukayese imzalar arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu borçlu imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığına dair görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, İİK’nun 72. maddesi uyarınca imza inkarı nedeniyle açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebi incelenmiştir. Dosya incelendiğinde tarafların davayı takip etmemeleri nedeniyle 26/12/2016 tarihinde HMK’nın 150/1. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının süresinde yenileme talebinde bulunması üzerine dosyanın yeniden işleme alındığı, bu kez 03/05/2019 tarihinde tarafların davayı takip etmemesi üzerine yine HMK’nın 150/1. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yine davacının süresinde yenileme talebinde bulunması üzerine yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. HMK’nın 320/4. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabii davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirse de, davanın açıldığı tarihte davanın yazılı yargılama usulüne tabii olduğu, Mahkemece de yargılamanın yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesine karar verildiği, ancak yargılama sırasında 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanunun 61. maddesi uyarınca TTK’nun 4/2. maddesinde yapılan değişiklikle davanın basit yargılama usulüne tabii hale geldiği, davanın ilk olarak 15/03/2018 tarihinden önce takipsiz bırakıldığı, ikinci kez takipsiz bırakıldığı tarih 15/03/2018 tarihinden sonraysa da, bu davada HMK’nun 320/4. maddesinin uygulanamayacağı, HMK’nun 150/6. maddesindeki koşulların da mevcut olmadığı, bu nedenle Mahkemece davaya devam edilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; gerek İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan, gerekse de diğer iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gideren bilirkişi heyet raporunun denetime uygun ve yeterli olduğu, davaya konu bononun tanzim tarihinin öncesi ve sonrasındaki yakın tarihlerde düzenlenen yeterli sayıda belge aslının incelendiği, bilirkişi raporlarında senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığına dair görüş bildirildiği, imza inkarının herkese karşı ileri sürülebileceği, bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 956,34 TL nispi harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 528,74 TL eksik harcın  davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 350,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 29/01/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"983f747c1cd9f024","SID":"1fe1209b1ecdbd66"}}